karbonhidrat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
karbonhidrat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Şubat 2017 Cumartesi

Kilo aldırmayan makarna nasıl olur?

Beslenmeden makarna, ekmek, bulgur gibi karbonhidratların tamamen çıkarılmasının doğru olmadığına vurgu yapan diyetisyenler, diyetlerde gereksinim doğrultusunda karbonhidrat tüketilmesini öneriyor. Dikkat edilecek en önemli nokta ise tüketilen karbonhidratın miktarı.

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü, Türkiye Makarna Sanayicileri Derneği, Obezite Diyetisyenliği Derneği ve Türkiye Diyetisyenler Derneğince "Hastalıklarda Beslenme Sempozyumu: Karbonhidrat Sayımı" düzenlendi.
Diyetisyenlere, diyabet tedavisinde etkin şekilde uygulanan karbonhidrat sayımı yöntemi ile ilgili temel prensiplerin ve güncel bilgilerin uygulamalı olarak aktarıldığı sempozyumda, doğal, besleyici ve sağlıklı bir besin olarak tanımlanan makarnanın sofralarda ve diyetlerde ne şekilde yer alması gerektiği anlatıldı.
Sempozyuma katılan yaklaşık 300 diyetisyen, kremasız, bol sebze ve domates sosuyla hazırlanmış makarnaların tadına bakarak, sağlıklı beslenmenin ipuçlarını verdi.
"TAHIL GRUBUNU YEMEZSENİZ, ZAYIFLAYAMAZSINIZ"
Sempozyumda gazetecilere açıklama yapan Obezite Diyetisyenliği Derneği Başkanı Prof. Dr. Nevin Şanlıer, yeterli ve dengeli beslenmede karbonhidratların çok önemli bir yer tuttuğunu ifade etti.
Bir kişinin günlük enerjisinin yüzde 50-60'ının karbonhidratlardan elde edildiğini anlatan Şanlıer, bu nedenle besinler içinde karbonhidratların en çok kullanılan yiyecekler arasında yer aldığını söyledi.
Şanlıer, karbonhidratların bir gramının 4 kalori enerji verdiğini dile getirerek, bunların içine ekmek, tahıl grupları, makarna, pilav, eriştenin girdiğini belirtti.
“DİYETİNİZDEN MAKARNA, BULGUR VE EKMEĞİ TAMAMEN ÇIKARMAYIN”
Diyetler içinde de karbonhidratların mutlaka olması gerektiğine dikkati çeken Şanlıer, "Bizim ana besin kaynağımız olduğu için günlük öğünlerimizden ya da diyetimizden tamamen makarna, ekmek, pilav ve bulgurun çıkarılması olmaz. Bunların, mutlaka diyetlerimizde her gün olması gerekiyor. Bilimsel çalışmalar da gösteriyor ki günlük olarak da karbonhidrat tüketiminin yetişkin bir bireyde 130 gramın altına düşmemesi gerekiyor" diye konuştu.
“EKMEK VE MAKARNA OLMADAN ZAYIFLANMAZ”
Ekmek, makarna olmadan zayıflamanın da mümkün olmayacağını vurgulayan Şanlıer, "Zayıflama diyetlerinde de poliklinik çalışmalarımızda da mutlaka tahıl grubunu kullanıyoruz. Bunun içinde, makarna, ekmek, pilav ve unlu çorbalar bulunuyor. Ben, danışanlarımıza da 'Tahıl grubunu yemezseniz, zayıflayamazsınız' diyorum" değerlendirmesinde bulundu.
PROTEİN ARTINCA DOYMUŞ YAĞ ORANI DA ARTAR
Bazı uzmanların, "Ekmek yemeyin" şeklindeki önerilerinin hatırlatılması üzerine Şanlıer, "Doğru bulmuyorum çünkü protein miktarını da ne kadar artırırsanız aynı zamanda doymuş yağ oranını yükseltiyorsunuz. Yağ oranın artırılması demek de başta kalp damar hastalıkları olmak üzere pek çok hastalığın oluşumuna neden oluyor" yanıtını verdi.
MAKARNA NASIL YENMELİ?
Şanlıer, sağlıklı bir beslenmede makarnanın nasıl tüketilmesi gerektiğini anlatarak, pişirirken yağ oranının yükseltilmesi ve kremalı soslarla sunulmasının uygun olmadığını, bunun yerine bol sebzeli, domatesli, yoğurtlu ya da kıymalı şekilde yapılabileceğini ifade etti.
Kişinin gereksinimi kadar tüketim yapılması gerektiğini belirten Şanlıer, bunun sadece karbonhidratlar için değil, tüm gıdalar için geçerli olduğunun altını çizdi.

10 Mart 2016 Perşembe

Karbonhidrat kanser yapıyor

Yapılan araştırmalarda, hamur işinin sigara gibi akciğer kanserine yol açtığını ortaya koydu.



ABD’deki Teksas Üniversitesi’nin yaptığı araştırma, hamur işinin sigara gibi akciğer kanserine yol açtığını ortaya koydu. Bilim insanları, karbonhidrat açısından zengin yiyecekler tüketen insanların, akciğer kanserine yakalanma riskinin yüzde 49 arttığını belirledi.

20 Şubat 2016 Cumartesi

Makarna ile sağlıklı beslenmek mümkün

Kalori ve yağ oranlarına dikkat ettiğiniz takdirde makarna, sağlıklı beslenme veya kilo verme sürecinizin vazgeçilmez bir parçası olabilir...

Yeni Asır'da yer alan habere göre dünyanın hemen hemen her mutfağında makarna, en tercih edilen yemekler arasındadır, yapılışı kolay, süslemesi eğlenceli, yemesi de oldukça keyiflidir.

Lezzetlidir ama sanıldığının aksine, "Lezzetli olan her şey sağlığa zararlıdır" düşüncesini doğrulayan besinlerden biri değildir.

Porsiyonlarınızın büyüklüğüne dikkat edin

Sağlıklı bir yemek hazırlamak için öncelikle hangi makarna çeşidini kullanacağınızı seçin ve makarnanın 100 gramının 369 kalori ve 12,5 gram protein içerdiğini unutmayarak porsiyonlarınızın büyüklüğüne dikkat edin.

Makarnanızı sebzelerle süsleyin 

Günlük kalori dağılımınıza göre porsiyonunuzu belirledikten sonra, makarnanız pişerken farklı zevklere göre istenen kokuyu ve lezzeti yakalamak için kaynayan suya sarımsak, defne yaprağı, fesleğen, çeşitli baharatlar, tarhun, dereotu, kişniş otu veya soğan koyabilir ya da sonrasında makarnanızı kurutulmuş domates, ıspanak, soğan, biber, kabak, patlıcan, bezelye, mantar gibi sebzelerle donatarak daha renkli, daha besleyici hale getirebilirsiniz.

Yağsız proteinlerden yararlanın

Protein ile beslenmeyi tercih edenlerdenseniz, makarnanızı muhteşem bir ana yemeğe dönüştürmek için yağsız proteinler ekleyebilirsiniz. Örneğin, derisiz tavuğu dilimleyebilir, ızgarada pişirebilir, fırına verebilir ya da soteleyip makarnanızın üzerine koyabilirsiniz.

Makarna sosunu kalori şölenine çevirmeyin

Makarnanızda hazır sos kullanacaksanız, sosunuzu seçerken kalori ve yağ miktarına bakmayı ihmal etmeyin ya da kendi sosunuzu hazırlamayı tercih edin. Domatesleri rendeleyin, içine fesleğen, kekik gibi taze bitkiler atın ve pişirin. Canınız, domates soslu makarna istemiyorsa, biraz zeytinyağı, sarımsak, baharat, tavuk suyu ve biber püresi ile kendi sosunuzu kendiniz yaratın.

17 Aralık 2015 Perşembe

Zayıflamayı engelleyen diyet hataları!

Sağlıklı ve düzenli bir diyet sayesinde rahatlıkla kilo verebilmeniz mümkünken yaptığınız diyet yanlışları kilo vermenizi engellediği gibi daha çok kilo almanıza bile sebep olabilmektedir. Bu nedenle sağlıklı bir diyet uygulamasını sürdürmek kadar önemli olan diyet yanlışlarını bilmek kilo verme sürecinizde sizlere birçok artı kazandıracaktır.

Sağlıklı ve düzenli bir diyet sayesinde rahatlıkla kilo verebilmeniz mümkünken yaptığınız diyet yanlışları kilo vermenizi engellediği gibi daha çok kilo almanıza bile sebep olabilmektedir. Bu nedenle sağlıklı bir diyet uygulamasını sürdürmek kadar önemli olan diyet yanlışlarını bilmek kilo verme sürecinizde sizlere birçok artı kazandıracaktır. 

Diyet Listelerinden Karbonhidratı Silmek


Bir zayıflama programında yapılabilecek en büyük diyet yanlışlarından biri olan karbonhidratı diyet listenizden kaldırmak oldukça yanlıştır. Unutmayın ki vücudunuzun bütün besin değerlerine ihtiyacı vardır ve önemli olan sadece yeterli miktarda bunları tüketebilmektir. Özellikle yaz aylarına girdiğimiz dönemlerde birçok kişiden diyete başladıklarını ve bu nedenle ekmeği, makarnayı ve pilav gibi karbonhidrat içeren besinleri yemediklerini duyarsınız. En çok yapılan diyet hataları arasında olan karbonhidratı kesmek belli bir süre sonra kişide kas kaybının, yorgunluğun, sinirsel bozukluğun, bitkiliğin ve ani tatlı krizlerinin oluşmasına sebep olabilmektedir. Bütün bunların yanında oldukça önemli olan diğer bir etkisi ise beynin ihtiyaç duyduğu glikoz miktarının karşılanmaması takdirde düşünsel fonksiyonlarda gerileme söz konusu olacaktır. Bu nedenle bu gibi diyet yanlışları yapmamak için sağlıklı bir diyet listesinde bulunması gereken karbonhidratı tam buğday ekmeği, bulgur pilavı, kepekli makarna, meyve, çorba gibi kompleks besinlerden rahatlıkla sağlayabilirsiniz. Diyabet hastalarının beslenme programlarında bile günlük olarak bulunan karbonhidrat sağlıklı bir insanın hayatında günlük en az 50 gram olmak üzere bulunmalıdır. 

Bitki Çaylarını Yanlış Bir Şekilde Tüketmek


Karşılaştığımız diğer diyet yanlışları içerisinde olan bitki çaylarının yanlış bir şekilde tüketilmesi bazı olumsuzluklara neden olmaktadır. Bitki çayları zayıflama sürecinde yardımcı olarak tüketilmekte, kilo kaybı sağladığı gibi bazıları vücuttaki ödemlerin atılmasında ve vücudun rahatlamasında oldukça etkilidir. Ancak bitki çaylarının diyet hataları başlığı altında olmasının sebebi bilinçsiz ve fazla tüketilmelerinden kaynaklanmaktadır. Vücudun ihtiyacı olan suyun idrar ile dışarı atılması veya bağırsakların hızlı çalışarak ishale yol açması gibi nedenler bazı bitki çaylarının yan etkileri olabilmektedir. Bilinçsiz bir şekilde fazlaca tüketilen bitki çayları ise kalp ritminde meydana gelen düzensizliğe, tansiyonda meydana gelen değişimlere, karaciğerde toksik etkinin oluşmasına, böbreklerde meydana gelen hasarlara yol açmaktadır. Her şeyin fazlasının zarar olduğunu neredeyse bilmeyenimiz yoktur, bu nedenle zayıflama sürecinde yardımcınız olan bitki çaylarını fazlaca tüketip aksi yönde etki göstermesine izin vermeyin.

 Ünlülerin Adıyla Çıkan Diyetleri Yapmak

Oldukça önemli diyet hataları arasında olan ünlülerin adıyla insanlara sunulan diyetleri uygulamak insanlarda yanlış uygulamalara sebep olabilmektedir. Son dönemlerde sanal ortamlarda veya televizyonlarda duyduğumuz, Rihanna Diyeti, Madonna Diyeti olarak adlandırılan diyetler her bünye için aynı etkiyi göstermeyebilir. Bu maddenin diyet yanlışları bölümünde yer almasının sebebi kişiye ait diyet listeleri olmalarından kaynaklanmaktadır. Şöyle ki her insanın yaşayış tarzı, beslenme şekli, görüntüsü veya kilosu farklı olduğu gibi zayıflarken uygulayacağı uygulamalarda farklılık göstermektedir. Rihanna’nın uyguladığı ve oldukça olumlu sonuçlar aldığı bir diyet programı başka bir insanda zararlı sonuçların yaşanmasına sebep olabilir.

İnsan Vücudu İçin Gerekli Olan Besinleri Yasaklamak


Yapılan diyet hataları özellikle beslenme konusunda yapılmaktadır. Eğer diyet listenizikendiniz hazırlıyorsanız kulaktan dolma bilgilerle kilo aldıracağını düşündüğünüz patates, muz, havuç, bezelye ve mısır gibi besinleri diyet listenizden çıkartmakla büyük bir yanlış yapıyor olabilirsiniz. Unutmayın ki hiçbir besin yeteri miktarda kullanıldığında kilo aldırmaz. Ancak bir besinin tamamen listeden çıkartılması ve uzun süre tüketilmemesi vücudun o besine duyduğu ihtiyacın artmasına sebep olacaktır. Amacınız her zaman her besinden sadece vücudunuzun ihtiyaç duyacağı kadar yeterli miktarda beslenmek olmalıdır. 

Gereğinden Fazla Spor Yapmak


Spor yapmak zayıflama sürecinde her zaman önerdiğimiz ve zayıflama sürecinin hem daha sağlıklı hem de daha hızlı ilerlemesi için tercih edilen yöntemlerden biridir. Bu maddenin diyet yanlışları kısmında ne işi var diyebilirsiniz. Şöyle ki eğer düzenli olarak spor yapıyorsanız diyet listenizde spor öncesi ve spor sonrası beslenme bölümünü oluşturmanız gerekmektedir. Yeterli karbonhidrat ve protein alımı olmadan yapılan sporlar kas kaybına ve metabolizmanın yavaşlamasına sebep olmaktadır. Bunun yanında daha önce düzenli olarak spor yapmayan ve fazla kiloya sahip olan kişilerin bu süreçte zor ve uzun süren spor aktiviteleri yapmaları eklem sorunlarının oluşmasına neden olabilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre haftada 150 dakika spor yapmak idealdir ancak birkaç güne sıkıştırmamak kaydıyla bu süreyi zamana yayarak artırmak mümkündür. Bu doğrultuyu yakaladıktan sonra kilo verme sürecini hızlandırmak için daha fazla spor yapılması gerektiği bilgisini bir uzmandan alabilirsiniz 

Meyve Tüketimini Sınırsız Hale Getirmek


Diyet yanlışları listemizde diğer maddemizde de belirttiğimiz gibi meyveyi listeden tamamen çıkartmak gibi sınırsız bir şekilde tüketmek de büyük bir yanlıştır. Mevsim mevsim farklılık gösteren meyvelerin her biri besin değeri yüksek ve birçok vitamin içeren besinlerdir. Bunların yanında aynı zamanda içerdikleri früktoz nedeniyle gereğinden fazla tüketildiğinde göbek bölgesinde meydana gelen yağlamanın en büyük sebeplerinden biri olabilirler. Bu gibi diyet hatalarından korunmak için özellikle meyvelerinizi listenizde yer alan porsiyonlara göre tüketmeye dikkat etmelisiniz.(diyetlerim)

26 Kasım 2015 Perşembe

'Kahvaltıdan aşırı dolu mide ile kalkmayın'

Uzmanlar, kahvaltı yaparken kendinizi zorlamadan sofradan lüzumsuz aşırı dolmuş bir mide ile kalkılmaması uyarısında bulundu.
Beden Aklıyla Zayıfla kitabının yazarı ve aile hekimi Dr. Fevzi Özgönül zayıflama için öneriler verdi ve sağlıklı bir kahvaltı için şunları söyledi, "Beden aklınızı kullanıyorsanız kahvaltı sonrası asla rahatsızlık hissetmiyor olmanız gerekir. Eğer kahvaltıdan sonra sofradan kalktığınızda rahatsızlık hissediyorsanız, bir yerde yanlış yapıyorsunuz demektir." dedi.
Dr. Fevzi Özgönül, kahvaltıda tüketilecek 8 besini şöyle sıraladı:


1- KARBONHİDRAT
Kahvaltınızda mutlaka günlük enerjiniz için gerekli olan karbonhidrat olmalı. Fakat bunu daha çok tam tahıllı bir dilim ekmek veya malzemesi bol olan bir dilim börek olarak veya çok seviyorsanız yarım simit ile almanızda yarar var. Eğer bal ve reçel tercih ederseniz çok aşırı şeker yüklendiğinizden dolayı sindirim sisteminizi tembelliğe devam ettirirsiniz. Amacımız sindirim sisteminizi güçlendirmek ve yediğiniz her gıdayı sindirebilecek vaziyete getirmektir.

2- SÜT ÜRÜNLERİ
Kahvaltınızda mutlaka peynir gibi bir süt ürünü bulundurmalısınız. Nasıl bir inşaatta kum ve çimento yanında kirece de ihtiyaç varsa kahvaltıda da diğer kahvaltılıklar yanında süt ürünlerine de ihtiyaç vardır. Peynir miktarı kişinin ihtiyacına göre ve zevkine göre farklılıklar gösterebilir. Bu nedenle miktara ve çeşide bağlı kalmaksızın sizin için önemli olanın bir çeşit peynirin de kahvaltı sofranızda yerini almasıdır.

3- ZEYTİN
 Zeytin de kahvaltıda önemli bir yiyecektir. Zeytinin de çeşidi ve miktarı tamamen kişiye özeldir. Hatta kişinin zaman içerisinde isteğine bağlı da değişebilir. Fakat benim önerim her kahvaltı masasında mutlaka olması gereken bir yiyecek maddesidir.

4-YUMURTA
Yumurta ise yine olmaz ise olmazlarımız arasında yer alır.Eğer göbek ve basenlerimizden kurtulmak istiyorsak öncelikle bedenimizin yapısının sağlamlaşması gerekir. Bu nedenle beden yapı taşı olan protein önemlidir. Yumurta ise kahvaltı sofranızdaki en önemli protein kaynaklarından birisidir. Yumurtayı ister rafadan ister haşlama isterseniz de yağda kızartma olarak yapabilirsiniz. Çok çeşitli şekilde yumurtayı tüketebilirsiniz. Omlet yapmanızdan tutun da menemen dahi yapabilirsiniz. Hatta çılbır gibi çok farklı pişirme yöntemlerini de kullanarak farklı bir tat yakalayabilirsiniz.

5-KURU KAYISI
Kahvaltıda kuru kayısı ,kuru incir veya hurma yemenizi de öneriyoruz. Eğer kabızlık gibi bir probleminiz varsa bu saydıklarımdan her sabah 2-3 adet yiyebilirsiniz. Fakat kabızlık probleminiz yoksa 2-3 günde bir yeseniz de olur. 

6- YEŞİLLİK
Kahvaltıda yeşillikler de hem hazmın kolaylaşmasını hem de ekstra vitamin ve mineral ihtiyacının karşılanması için önemlidir. Unutmayın yeşil sebzelerde de bitkisel proteinler ve karbonhidrat kaynağı da vardır. Kahvaltımızı ne kadar çeşitlendirirsek hem hazmını kolaylaştırır hem de daha çeşitli besin maddeleri almış olmamızdan dolayı bedenin kendisini yapılandırmasını kolaylaştırmış oluruz.

7-MEYVE
Mevsim Meyveleri kahvaltının bir bakıma olmaz ise olmazlarından birisidir. Her türlü mevsim meyvesini iyice yıkadıktan sonra kabukları ile birlikte yememizde hiç bir sakınca yoktur. Meyveler vitamin ve mineral deposu olarak anılsa da içerdikleri yüksek oranda lif ile sindirim işlevini de rahatlatırlar. Bu nedenle kahvaltı masamızda az da olsa meyveye yer açmamız sağlıklı beslenmemiz açısından önemlidir. Zaten bir avuç dolusu meyveden daha çok yememenizi de tavsiye ediyorum.

8- BADEM, FINDIK VE CEVİZ
 Badem, fındık ve ceviz sizin tekrar küçülmenizde bebeklerdeki anne sütü kadar önemlidir. Bu yağlı tohumların içerdiği fito kolesterol kaynağı hem kan kolesterol düzeyini dengeleyecek hem de kolajen ve elastin fibiril üretimine katkıda bulunacaktır. Aynı zamanda yüksek enerji içerdiği için az yediğimiz ekmek hamur işi türü gıdaların da eksiğini kapatarak tatlı ve hamur işi isteğimizi engelleyecektir. 

14 Kasım 2015 Cumartesi

Karbonhidratla kilo verin

Kış aylarında tüketimi artan makarna, erişte, sıcak çikolata, sahlep, kestane ve boza gibi yüksek karbonhidrat depoları günlük beslenmede fazla miktarda olursa, azalan fiziksel aktiviteyle birlikte kilo alımına da sebep oluyor. Diyetisyen Kübra Bal, doğru karbonhidrat tüketimi ile nasıl kilo verileceğini 1 haftalık beslenme programı ve sağlıklı nohut salatası tarifi ile anlatıyor. Kış mevsimi ile birlikte vücudumuzun ısınmak için yağ depolama eğiliminde bulunuyor. Yağa en kolay dönüşebilen besinlerin başında ise fazla tüketilen karbonhidratlar yer alıyor. Doğru tüketim ile tehlike olmaktan çıkan karbonhidrat tüketimi vücudumuzun gün içerisindeki enerji ihtiyacı için en temel besin öğesidir.

Sağlıklı ve Sağlıksız Karbonhidratlar
Sağlıklı karbonhidratlar, rafine işlemi görmemiş, glisemik indeksi düşük ve orta, lif içeriği yüksek gıdalardır. Kuru bakliyatlar, bulgur, meyve ve sebzeler ve bal bu kategoridedir. Sağlıksız karbonhidratlar ise rafine işlemlerinden sonra soframıza gelen beyaz un, pirinç, erişte, makarna, şeker, reçel, marmelat gibi yiyeceklerdir. Bu yiyeceklerin lif içeriği düşük, glisemik indeksleri yüksek, yağa dönüşme hızları daha fazladır. Besinler rafineleştikçe vücuda verdiği zararlar artarken, içerdiği vitamin ve minerallerin miktarı azalır. Örneğin, tam buğday unu beyaz una dönüştürüldüğünde içerdiği B vitaminleri %80 oranında kaybolur. B vitamini, sinir sistemi sağlığı , özellikle uykusuzluk ve depresyon oldukça önemlidir.

Kış Aylarında Doğru Karbonhidrat Tüketin
Tam buğday ekmeği, bulgur, kuru fasülye, yeşil mercimek, nohut, barbunya, yulaf, bal mutfağımızdan eksik etmememiz gereken besinlerken, beyaz ekmek, kek, pasta, kurabiye, şerbetli tatlılar, pirinç, mısır gevrekleri,reçel, mümkün olduğunca az tüketilmeli, diyabet, obezite gibi sağlık sorunları yaşayan kişilerin ise hiç tüketmemeleri gerekiyor. Kış aylarında kuru bakliyatlar haftada 1-2 gün soframızda olmalı, bir gece önceden ıslatılmalı, pişirme suları dökülmemelidir. Pirinç pilavı, makarna ve erişte yerine, bulgur pilavı ve esmer makarna pişirilmelidir. Kahvaltıda reçel ve marmelat yerinde 1-2 tatlı kaşığı bal yenebilir. Patates içerdiği yüksek karbonhidrat nedeni ile, yanı sıra başka karbonhidrat tüketilmeden yenilebilir. Çorbalara pirinç, şehriye ve un yerine, tam buğday ve bulgur katılmalıdır.

Kış aylarında kilo aldırmayan 1 haftalık karbonhidrat ağırlıklı beslenme listesi
Pazartesi
Kahvaltı, tam buğday ekmekli peynirli tost
Öğle Yemeği, 1 tabak kurufasülye, 1 kase yoğurt
Ara Öğün, 1 adet yeşil elma
Akşam Yemeği , 6 kaşık bulgurlu pırasa yemeği, 1 kase yoğurt

Salı
Kahvaltı, 1 kase süt, 4 kaşık kuru meyveli müsli
Öğle Yemeği, ızgara köfte, ayran, salata
Ara öğün, sütlü kahve
Akşam Yemeği, 100 gram kepekli, peynirli makarna

Çarşamba

Kahvaltı, 1 bardak süt, 2 hurma, 3 ceviziçi
Öğle Yemeği, Ton balıklı salata, esmer ekmek
Ara Öğün, 1 avuç leblebi
Akşam Yemeği, 6 kaşık bulgurlu ıspanak, yemeği, 1 kase yoğurt

Perşembe
Kahvaltı, 2 dilim tam buğday ekmeği, 2 dilim peynir, domates kurusu
Öğle Yemeği, Tam buğdaylı salata, 1 kutu ayran
Ara Öğün 4 adet kestane
Akşam Yemeği Etli, bulgurlu kuru biber, patlıcan dolması, 1 kase yoğurt

Cuma
Kahvaltı, 1 bardak kefir, 10 iç badem, 2 gün kurusu
Öğle Yemeği, 1 porsiyon etli nohut yemeği, 1 kase yoğurt
Ara Öğün, 1 kupa sıcak çikolata
Akşam Yemeği, Izgara balık, esmer ekmek, salata

Cumartesi

Geç Kahvaltı, 2 yumurtalı yulaf kepekli omlet, 2 dilim çavdarlı ekmek, 2 dilim peynir, 5 zeytin, roka, maydanoz, kaypa biber, 1 greyfurt, 1 tatlı kaşığı bal
Ara Öğün, 1 bardak boza
Akşam Yemeği, 120 gr ızgara et, 4 kaşık bulgur pilavı, salata

Pazar
Geç Kahvaltı, 2 yumurtalı menemen, 2 dilim çok tahıllı ekmek, 2 dilim peynir, 5 zeytin, roka, maydanoz, kapya biber, 1 portakal, 1 tatlı kaşığı bal
Ara Öğün, 1 kupa sahlep
Akşam Yemeği, 1 tabak karnabahar-brokoli-brüksel lahanası haşlaması, esmer ekmek, 1 kase yoğurt

(Porsiyonlar kişiden kişiye göre değişmektedir, diyetisyen kontrolünde ayarlanmalıdır.)

(Kaynak:elle.com.tr

7 Haziran 2015 Pazar

Tülin Şahin'den Fit olmanın 11 yeni basit yolu

Düzenli spora gidiyor, detoks yapıyor, pizzadan, hamurişinden uzak duruyorsunuz. Ama hâlâ istediğiniz sonuçlara ulaşamıyorsunuz. Metabolizmanız yavaş mı? Su içseniz yarıyor mu? Spor yapıyor ama eriyemiyor musunuz? Sorun sizde değil, doğru bildiğiniz yanlışlarda. Bir bilene danışın: Top model Tülin Şahin ‘Her Daim Fit’ adlı yeni kitabıyla modellerin güzellik ve spor rutinlerini anlatıyor. Vaatleri büyük: Top modele, mantıları, çikolataları götürüp manken gibi görünmenin yollarını sorduk. “Neymiş bu mucizevi yöntemler” diyorsanız, buyurun...


1.DETOKS İÇECEKLERİNE DİKKAT

Taze sıkılmış mevye ve sebze sularını tüketmek çok moda. Hesapta sağlık adına yapıyoruz. Ama günde üç öğün bunları tüketirseniz metabolizmanız yavaşlayabilir. En önemlisi şeker deposunu mideye indirmiş olabilirsiniz.


2.DETOKS İÇECEKLERİNE DİKKAT

Taze sıkılmış mevye ve sebze sularını tüketmek çok moda. Hesapta sağlık adına yapıyoruz. Ama günde üç öğün bunları tüketirseniz metabolizmanız yavaşlayabilir. En önemlisi şeker deposunu mideye indirmiş olabilirsiniz.



3.SNOB DİYETİ

En iyi şampuanı, kremi kullansanız da midenize çöplük muamelesi yapıyorsanız olumlu sonuç beklemeyin. Çünkü bedeninizi besleyen kana abur cubur yediriyorsunuz. Snob diyetinin felsefesi her besinin en iyi, rafine ve kalitelisini, istediğimiz kadar tüketmek. Uzmanlar, bu yöntemle kilo alma oranımızın düşeceğini söylüyor. Ayrıca kaliteli yiyecekler beş duyumuza hitap ettiğinden vücut tatmin oluyor. Bu da kilo alma riskinizi düşüyor.



4.ÖĞLE SALATAYA SON

Bana “Formunuzu nasıl koruyorsunuz” diye soranlara cevabım ‘öğle salata yemeyerek’ oluyor. Kahvaltıyı kral gibi, öğle yemeğini prens gibi akşam yemeğini de fakir gibi yiyeceksin. Öğle saatlerinde vücudun enerjiye ihtiyacı var, ne yerse acıkıyorsunuz. Büyük hata!


5.SİHİRLİ NUMARA 21

Birçoğumuz diyete pazartesi başlar. Haftasonları da bozar. Büyük hata! Çünkü bedenin hafızası sandığınızdan kuvvetli: İstediğiniz kadar hafta içi sağlıklı beslenin, beyniniz daha cuma sabahından hafta sonu istediğinizi yiyeceğinizi bilir. Metabolizmanızı şaşırtın: Rutininizi değiştirin. Pazartesi-Cuma istediğinizi yiyin, hafta sonu sağlıklı beslenin. Ama bedeninizi uzun süre bu ritimde de tutmayın. Çünkü bedenin kendini yenilemesi 21 gün sürüyor yani her değişikliğe 21 günde bir alışıyor.

6.HAMBURGER, MANTI SERBEST!

Bazı yemekler haksız yere kötü üne sahip. Pizza, hamburger ve mantı. Hamburgerde sosu ve miktarı abartmayıp, kızarmış yerine fırında patates yerseniz sorun yok. Pizzada kritik nokta hamurunun ince, malzemelerinin de az yağlı olması. Mantı da hamuru kalın değilse ve kızartılmamışsa gayet masumdur.

7.MODELLER HANGİ BALIĞI YER?

Öyle her balığın eti yenmez! Bu konu, biz modeller için kuaförümüz, makyözümüz kadar önemlidir. Tüm modeller somon ya da ton balığı yer. Özellikle kuzey denizlerinden gelen somon en iyisi çünkü eti daha yağlı. Ama bu yağ, doğru yağ. Korkmaya gerek yok!


8.KALÇA İÇİN ALTIN FORMÜL: 45X30

Düzenli spora gidiyor, hâlâ istediğiniz sonuçlara ulaşamıyorsanız bazı şeyleri yanlış yapıyorsunuz demektir. 45 dakika- 1 saat kardiyo ve 30-40 dakika ağırlık çalışması kalçadaki fazlalık sorununu rahatça çözer.

9.SU DEĞİL BUZ

İlginç ama gerçek: Modeller hep buzlu su içer. Hatta buz yer. Neden mi? Çünkü vücut buzu ısıtmak için fazladan kalori yakar.

10.ELMA TESTİ

İştesiniz, açlık baş gösterdi. Durumu hemen bir elmayla test edin. Birinci ısırıktan sonra yiyemiyorsanız, o zaman acıkmamışsınızdır. Hissettiğiniz strestir. Dışarı çıkıp 10 dakika yürüyüş yapın. Daha iyi hissedeceksiniz.


11.DİZİ İZLERKEN FORM TUTUN

Akşam eve geldiniz, en sevdiğiniz dizi başladı. Ekranın önüne mat serin, başlayın kolları, bacakları ve kalçayı çalıştırmaya. Her bölgeyi 3 tur 10 kez çalıştırın. Kısa sürede forma kavuştuğunuzu göreceksiniz.

HER LOKMAYI 22 KEZ ÇİĞNE

Böylece iyice sindirip mideyi yormadan yersiniz. Üstelik beyne ‘doydum’ sinyali yemek yedikten 20 dakika sonra gidiyor. İkinci tabağa da yönelmezsiniz.

(hürriyet.com.tr)

3 Nisan 2015 Cuma

Popüler diyetlerden uzak durun

Medipol Üniversitesi Hastanesi Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Dyt. Sanem Avcı, diyet yanlışlarına karşı sağlıklı beslenme için önerilerde bulundu.


Kadın erkek farkı olmadan kişilerin estetik kaygısının ve tüm dünyada ciddi bir sağlık sorunu olan obezitenin artması ile günümüzde zayıflama adı altında yüzlerce popüler Diyet gündeme gelmiştir. Bu diyetler; farklı isimlerle anılan proteinden zengin diyetler, düşük kalorili diyetler, açlık diyetleri, yada tek tip beslenme şeklinde yapılan diyetlerdir. Peki bu diyetler sağlıklı mı ve gerçekten kilo kaybettiriyor mu?

Medipol Üniversitesi Hastanesi Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Dyt. Sanem Avcı, diyet yanlışlarına karşı sağlıklı beslenme için önerilerde bulundu.

Pek çok kişi birden kilo vererek sahip olduğu kilolardan kurtulmanın peşindedir. Bunun içinde her geçen gün bir yenisi daha eklenen ve sadece kilo verdirmeye yönelik sosyal medyada yer alan 3 gün, 1 hafta, 15 gün gibi kısa süreler için planlanmış hazır diyetler en az bir kez denenmektedir. Diyet kişinin biyokimyasal bulgularına, yaşına, boyuna, kilosuna, cinsiyetine, fiziksel aktivite düzeyine ve beslenme alışkanlıklarına göre farklılık gösterir. Unutulmamalıdır ki; DİYET KİŞİYE ÖZELDİR…

Hızlı zayıflamayı vaat eden, ulaşmanın kolay olduğu bu popüler diyetlerin cazibesine günümüzde sadece bayanlar değil artık baylarda kapılıyor. Evet bu diyetler kilo verdiriyor, tartıda görülen rakamlar kişileri mutlu ediyor fakat bunun sağlıklı zayıflama olmadığını, bu diyetler bırakıldığında fazlasıyla geri alınan kilolar ve diyet sırası ve sonrasında yaşanan sağlık sorunları gösteriyor. Fazla kilolardan kurtulmak için yapılan yanlış diyetler kısa süreli kilo kayıplarını sağlarken, amacınızın tersine obezitenin artmasına neden olmaktadır.

Zayıflama diyeti sırasında kişinin ayda 4-6 kilo kaybetmesi sağlıklı ve kalıcı kilo kaybettiğini gösterir. Popüler diyetler ise haftalık hatta bir günde bu rakamlarda kilo kaybını garantilemektedir. İnsan vücudu yağlar, kaslar, kemikler ve sudan oluşur.

Kilo kaybı sırasında vücutta fazla olan yağ hücrelerinden kaybedilmesi sağlıklı ve kalıcı kilo kaybı olduğunu gösterir. Bu diyetlerle genellikle kas ve su kaybı görülür bu da vücudumuzun direncinin düşmesine, vücudun asit baz dengesini bozarak beynin zarar görmesine, bayanlarda adet düzensizliğine ve gelişme çağında ki çocuklarda büyüme ve gelişmenin engellenmesine sebep olabilmektedir.

Mucize vaat eden popüler diyetler sizi tek yönlü, yanlış, düzensiz ve sağlıksız beslenmeye yönelterek kilo verdirir. Birazda popüler diyetlerin özellikleri ve sakıncalarından bahsedelim.

Protein ağırlıklı diyetler (Dukan, karatay, İsveç, Taş DevriDiyeti vb.)

Protein ağırlıklı diyetlerde karbonhidrat ve yağlar kısıtlanır, bol miktarda et ve hayvansal gıdalar tüketilir. Beyin enerji kaynağı olarak karbonhidratları kullanmaktadır. Beynin iyi çalışabilmesi için günde en az 50-100 gram karbonhidrata ihtiyacı olduğu unutulmamalıdır. Düşük glisemik indeksli karbonhidratların tüketilmesi faydalıdır ancak karbonhidratların tamamen yasaklanmasının anlamı yoktur.

Diyette karbonhidratın azaltılması zayıflamaya neden olur fakat bu diyetlerde protein kaynağı olarak tüketilen besinlerden alınan hayvansal yağ, kan kolesterol düzeyinin yükselmesine ve bu nedenle kalp hastalıkları riskinde artışa neden olmaktadır. Aynı zamanda yüksek protein alımı kemiklerden kalsiyum çekilmesine ve dolayısıyla osteoporoz riskinde artışa neden olabilmektedir. Proteinin arttırılması diyetle posa alımını azaltarak barsak problemlerine neden olur.

Düşük karbonhidratlı diyetler (Atkins, Hollywood, Ketojenik, Stillman Diyeti vb.)

Diyette karbonhidratın kısıtlanarak, protein ve yağ miktarının arttırıldığı diyetlerdir. Protein ağırlıklı diyetlerde olduğu gibi bu diyetlerinde doymuş yağ ve kolesterol oranı yüksektir ve koroner kalp hastalığı açısından risk taşımaktadır. Sıvı ve elektrolit dengesinde bozukluk, yine protein ağırlıklı diyetlerde olduğu gibi kalsiyum atımının artmasına sebep olur.

Karbonhidrat ve proteinin birlikte tüketilmediği diyetler (Montignac Diyeti)

Bazı popüler diyetler karbonhidrat ve proteinin birlikte tüketilmesinin zararlı olduğunu ve kilo kaybına engel olduğunu iddia eder. Oysa birlikte tüketilmesi değil ihtiyaçtan fazla tüketilmesi zararlıdır. Sağlıklı beslenmede tüm besin gruplarının ana öğünlerde birlikte tüketilmesi gerekir. Bu tür diyetlerdeki beslenme şekli mide ve barsak sistemini bozmakta hatta ülsere sebep olabilmektedir.

Tek tip besine yönelik diyetler (Karpuz, Lahana, Üzüm, Patates Diyeti vb.)

Genellikle karbonhidrat oranı yüksek, protein ve yağ oranı düşük olan diyetlerdir. Protein bakımından yetersiz olması kişinin kas kaybına neden olabilir. Bu diyetler pek çok vitamin ve mineral yönünden yetersizdir. Sağlık açısından kemik erimesi, böbrek hastalıkları, kansızlık, dikkat azalması, yorgunluk ve sindirim problemlerine sebep olabilir.

Düşük kalorili diyetler (Açlık, Prenses, Simeons Diyeti vb.)

Yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırmaktan uzak, kişinin günlük besin ihtiyacını karşılamayan 800 kcal’den daha düşük kalorili ve genellikle sıvı ağırlıklı beslenilen diyetlerdir. Hızlı kilo kayıplarıyla bazal metabolizma hızının %20 oranında azalmasına, kas ve su kaybının fazla olmasına sebep olur ve kişi diyeti bırakıp eski beslenmesine geri döndüğünde vücuttaki yağ oranının daha fazla artmasına neden olur.

Popüler diyetler yeme bozukluklarına neden olabilir!

Yorgunluk, baş ağrısı, baş dönmesi, kansızlık, konsantrasyon eksikliği, sinirlilik, ishal, kabızlık, bulantı, kusma, saç dökülmesi, tırnaklarda çabuk kırılma, kardiyovasküler hastalıklar, safra taşları, böbrek hastalıkları, osteoporoz popüler diyetlerin olası yan etkileridir.Bu diyetlerin bilinçsiz bir şekilde yapılması kişiyi psikolojik olarak da etkilemektedir. Sık sık tekrarlanan düşük kalorili bu diyetler özellikle gençlerde daha sık görülen yeme bozukluklarının ortaya çıkmasına neden olabilir.

Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Sanem Avcı, “tartıda kısa sürede gördüğünüz kilo kayıpları sizi mutlu edebilir fakat sadece kilo verdirmeye yönelik olan, kişisel farklılıkları göz ardı ederek hazırlanmış popüler diyetlerin sağlığınız açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu unutmayın. Kilo kaybederken amacınız sağlıklı ve yeterli beslenmeyi sağlayarak vücut yapınızı bozmadan kilo vermek ve bu beslenme şeklini hayat tarzınız haline getirmek olmalıdır. Her kişinin metabolizması kendine özgüdür ve diyetin bu konuda uzman biri tarafından kişiye özgü hazırlanması gerekir.Estetik kaygılarınız sağlığınızın önüne geçmesin.” diyerek tavsiyelerde bulundu. (milliyet.com.tr)

20 Şubat 2015 Cuma

Karbonhidrat bağımlılığından kurtulun

Tatlı ve şekerlemelere dayanamıyorsanız, bir dilim çikolatadan sonra paketi bitiriyor ve iştahınızı frenleyemiyorsanız, kontrol edemediğiniz ve kontrol etmeye çalıştıkça güçlenen bir yeme isteğiniz varsa karbonhidrat bağımlısı olabilirsiniz.


Bu bağımlılık sigara, alkol, uyuşturucu bağımlılığı gibi belirtilerle karşımıza çıkıyor, durdurulamayan bir iştah ve kontrol edilemeyen yeme isteği oluyor. Bazı araştırmalar şekerin kokainden daha etkili bağımlılık oluşturduğunu gösteriyor. Karbonhidrat Bağımlılığı ile ilgili araştırmalar yapan Dr.Richard Heller’e göre de, kilo problemi olan kişilerin %75'i karbonhidrat bağımlısı. Fazla karbonhidrat tüketimi, kan şekerini yükselterek, pankreasın insülin hormonu salgılamasına neden oluyor. Bu hormon kandaki şekerin hücre içine girmesini ve enerji için kullanılmasını sağlıyor. Fakat şeker kullanımı artarak devam ediyorsa insülin de aşırı salgılanıyor, hücreler ise artık insüline duyarsızlaştığı için insülin direnci ortaya çıkıyor,  bu da vücuttaki yağlanmayı arttırarak, diyabet ve kalp hastalıkları riskini arttırıyor.  Bu yazımda karbonhidrat bağımlılığından kurtulmanızın, daha kolay ve kalıcı olarak nasıl kilo vereceğinizin bütüncül olarak bedensel, zihinsel ve ruhsal yollarını anlatacağım.

California Üniversitesi’nden Dr.Robert Lustig, şekerin kokain kadar zararlı olduğunu, uyuşturucu maddeler gibi bağımlılık yaptığını söylüyor. Yine Fransa’da fareler üzerinde yapılan bir araştırma şekerin kokainden daha güçlü bir bağımlılık haline dönüştüğünü ortaya koymuştu. Madde bağımlısı haline getirilen fareler, tercihlerini kokain yerine şekerli gıdalardan yana yapmıştı. Uzmanlar, şekerin beyinde çok güçlü bir ödüllendirme sinyali uyandırdığı ve irade mekanizmasını etkisizleştirdiği üzerinde duruyorlar. Hastalar ise şekerin geçici bir tatmin duygusu verdiğini, sonrasında daha çok tüketme isteği doğurduğundan bahsediyorlar. Bu daha sonra kişide suçluluk, değersizlik duygusu oluşturup daha fazla kilo almalarına neden olabiliyor.

Karbonhidrat bağımlılığını yenmenin yolları:

Bu konuya bedensel, zihinsel ve ruhsal olmak üzere bütüncül olarak bakmalıyız:

Bedensel:

1- Aşırı insülin hormonu salgılanmasına yol açan besinler daha az tüketilmelidir. Bunların en başında şekerli, nişastalı besinler, meyve suları, gazlı içecekler geliyor. İyi de bunu nasıl yapacağız. Yapmak için bilinçli aklın bilmesi yetmiyor, bilinçaltının da ikna edilmesi gerekiyor. İşte burada hipnoterapi,nefes çalışmaları, meditasyon, yaratıcı imgelem gibi bilinçaltı çalışmaları çok işe yarıyor. Yazının sonundaki hipnotik meditasyon yardımcı olacaktır.

2- İnsülin direncini kırmanın en etkili yolu, daha fazla hareket etmektir. Yürüyüş gibi yapılan egzersizler, hücrelerin insülin hormonuna daha kolay cevap vermesini sağlar.

3-Krom pikolinat destekleri insülin direncini azaltarak karbonhidrat bağımlılığına yardım edebilir.

4- Omega-3 yağ asitleri içeren besinler (balık, ceviz, keten tohumu avokado) ,yağların enerji kaynağı olarak kullanılmasına yardımcı olabilir.

5- Sabah kalktığınızda dinlenmiş hissettiğiniz kaliteli uyku,stresi azaltarak şeker bağımlılığında size yardım edebilir.

Zihinsel ve ruhsal olarak:

Karbonhidrat bağımlılığını tetikleyen asıl neden, bilinçaltındaki olumsuz mesajlar, sık tekrar edilen olumsuz düşünceler, duygular ve strestir. Stresli zamanlarınızda canınız tatlı çekiyor ve bu isteği zorlasanız da durduramıyorsanız, bilinçaltı eğitimi ile bunu çözebilirsiniz. Önce bilinçaltını biraz tanıyalım. Bilinçaltı, içimizde konuşan öteki tarafımız, bizi çoğunlukla sabote eden ses. Yunus Emre’nin ‘’Bir ben var benden içeru ’’dediği, Mevlana’nın ‘’Sen düşünceden ibaretsin, geri kalan et ve kemiksin. Gül düşünürsen gülistan olursun, diken düşünürsen dikenlik olursun’’ dediği bilinçaltı. Bilinçli aklın bilmesi yetmiyor, bilinçaltını da ikna edip ikisi birlikte kol kola girmeli. Birçok şeyi biliyor olabiliriz ama neden yapamıyoruz çünkü bilinçaltı bu konuda farklı düşünüyor. Örneğin bilinçli aklının, ’’çok şişmanladım, bağcıklarımı bağlayamıyorum’’ dediğini ve bilinçaltı aklının da ‘’çikolatanın lezzetini, güzelliğini, o görüntüyü ‘’hatırladığını düşünün. Hangisi daha etkilidir? Sonuç belli. Kararları her zaman bilinçaltı alır, bilinç buna katılır. Böylece kararları biz alıyormuşuz gibi hissederiz.

Kontrolsüz yemenin en büyük nedenleri genellikle duygusal nedenlerdir ve bilinçaltında gizlidir. Bazıları yemekle bu olumsuz duyguları bastırmaya çalışır. Stres, gerginlik, endişe, suçluluk, kızgınlık gibi olumsuz duygular aşırı karbonhidrat tüketmeye neden olabilir.

Kişi Hipnoterapi, Duygusal Özgürleşme Teknikleri(EFT), meditasyon, dua, olumlamalar, af seansları, fitoterapi (bazı bitkisel destekler), nefes tekniklerini gibi bilinçaltı çalışmaları ile gevşemeyi, stresini azaltabilmeyi bir uzman kontrolünde öğrendiğinde şekerli gıdalara ihtiyaçları azalır,kontrolsüz yemenin zihinsel ve duygusal nedenlerini çözdükleri için de kilo verirler.

Şeker, tatlı,çikolata bağımlılığını aşmanız  ve ideal kilonuza inip ömrünüzce orada kalmanız dileğiyle hoşçakalın…

Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Dr. Ender Vardar

doktorsitesi.com

21 Ocak 2015 Çarşamba

Simit kilo aldırır mı?

Kilo aldırmaz sandığımız simit aslında bir fast food mu?


Eskiden evde yapılan tencere yemeklerinin yerini beş dakikada kapımıza gelen ucuz hızlı yemekler aldı.

Evden işe giden sefer tasları unutuldu, iki dakikada hızlı bulabileceğimiz hamburgerler, pizzalar hepimizin baş tacı oldu.  Ancak, iç hastalıkları uzmanı Dr. Ayça Kaya, genelde hafif bir öğün diye tercih edilen simit ve tostun da hamburger, pizza, patates kızartması kadar kilo aldırabileceğine dikkat çekiyor.

Simit de kilo aldırır

Pek çoklarının bir tane yedim, bu öğünü hafif atlattım diye tercih ettiği simit, sandığımız kadar masum  değil.  Bir simit yaklaşık 40 gr olmasına rağmen, 250 ile 300 kalori arası değişen enerji miktarına sahiptir. Bu yüksek enerji üzerindeki susamdan gelir, yağlı bir besin olan susam, simidin kalorisi artırır.  1 tane simit, yaklaşık olarak dört dilim ekmeğe eşdeğerdir. Bu nedenle simit tüketirken dikkat.

Yağa dikkat

Hızlı tüketilen bu hazır gıdaların en büyük ortak özelliği çok fazla yağ içermelerdir. Örneğin bir hamburgere baktığımızda iki dilim ekmek arasında 1 dilim köfte vardır. Hamburgeri kötü bir yemek haline getiren bunlar değil, içindeki ve beraberindeki yüksek yağ içeren yiyeceklerle birlikte servis edilmesidir. Hamburgerin içine koyulan köfte yağlı etten yapılan bir kıymadır. İçine ayrıca mayonez konur, bu da bir çeşit yağdır. Yanında yağda kızartılmış patatesle servis edilir. Patates kötü bir yiyecek değildir. Ancak yağın içine girdiğinde işte o zaman kötü hale gelir. Bir de yanında şekerli bir içecekle içildiğinde kalori bombası olur. Kan şekerimizi ve kan yağlarımızı hızlı yükseltir. Uzun vadede sürekli tüketilirse damarlar üzerine çok zararlı etkileri olur.

Etli pizza kolesterol bombası

Mesela bir dilim pizzayı incelediğimizde, 1 dilim ekmek üzerine koyulan yağlı bir peynir, üzerine yağlı bir sos ve üzerine yağ oranı yüksek şarküteri ürünleri koyulur. Bu aslında yine bir nevi kolesterol bombasıdır. Bir insan oturduğunda en az iki-üç dilim pizzayı şekerli bir içecekle birlikte tüketir. Bu da aynı şekilde sürekli  tüketim halinde, kan yağlarını yükseltir ve damarlar üzerine harap edici etkisi olur.

En sağlıklı mutfak

Beslenme ile ilgili araştırmalar arttıkça otuz yıl önceki mutfağın en sağlıklı mutfak olduğunu görüyoruz. Genetiği değiştirilmemiş, hormon kullanılmamış sebzeler-meyveler, doğada otlayarak büyüyen hayvan etleri, yumurtaları, sütleri, mahalle bakkalları, annelerimizin tencerede yapığı yemekler ve bu yemeklerin sefertasları içinde işyerlerine götürülmesi… Kendi yiyeceğimizi kendimiz pişirelim ve hazır gıdaları çok sık tüketmemeye çalışalım. (PembeNar)

5 Ocak 2015 Pazartesi

Makarnayı böyle yerseniz kilo aldırmıyor

Makarnadan bir türlü vazgeçemeyenlere müjde. Makarnayı soğuduktan sonra tekrar ısıtıp yemek, normalden daha az kilo almayı sağlıyor.

Yüksek karbonhidrat değerlerine sahip makarnanın şişmanlattığı algısı oldukça yaygındır. Ancak yapılan son araştırmalar pişirildikten sonra soğumaya bırakılan makarnanın vücut tarafından lifli gıdalar gibi algılandığını gösteriyor.

Normalde makarnadaki karbonhidrat vücuttaki enzimler tarafından moleküllere ayrılıp şeker haline getiriliyor. Bunun sonucunda da kandaki şeker seviyesi yükseliyor. Şeker seviyesini tekrar normale indirmeye çalışan vücut da insülin salgılıyor ve tüm bu süreç vücudu yorup acıkma hissinin çok kısa sürede geri dönmesine yol açıyor.

Soğutulmuş makarnanın faydaları Son araştırmalar ise piştikten sonra soğumaya bırakılan makarnanın molekül yapısının değiştiğini ve 'dirençli nişasta' olarak tanımlanan bir yapıya büründüğünü gösterdi. 'Dirençli nişasta' enzimler tarafından parçalanamıyor ve glükoza dönüşmüyor. Böyle olunca hem vücut daha az yoruluyor hem de kandaki şeker değerleri yükselmiyor.

Soğutulmuş makarnanın faydalarını keşfeden İngiltere'deki Surrey Üniversitesi'nden Denise Robertson "Eğer makarnayı pişirdikten sonra soğutup yerseniz vücudunuz bunu aynı lifli gıdalar gibi algılayacaktır. Daha az glükoz üreteceksiniz ve bağırsaklarınızdaki faydalı bakteriler de destek görecek" diyor.

Soğutulan makarnanın kalorisi de daha düşük Makarnayı soğuk yemeyi tercih eder misiniz? Bu soruya genelde alınan cevap 'Hayır' olur.

University College London'ın medyatik doktoru Chris Van Tulleken, makarnanın soğuduktan sonra tekrar ısıtıldığında 'dirençli nişastanın' faydalı özelliklerini koruyup korumadığını merak etti.

Seçilen deneklere haftanın üç farklı gününde aç karnına makarna yedirildi. Servis edilen makarnalar gelişigüzel biçimde sıcak, soğuk ya da yeniden ısıtılmıştı. Denekler her öğünden sonra iki saat boyunca her 15 dakikada bir kan örneklerini verdiler. Çıkan sonuç ise şaşırtıcıydı: Tekrar ısıtılan makarnanın soğuk makarnadan bile daha sağlıklı hale geldiği görüldü.

Yeniden ısıtılan makarnayı yiyenlerde kana karışan şeker oranı yüzde 50 azaldı. Dr. Chris van Tulleken, makarnanın yeniden ısıtılmasıyla birlikte 'daha da dirençli' bir nişasta türünün elde edildiğini söylüyor.

8 Aralık 2014 Pazartesi

Makarna ve ekmek olmadan diyet olmaz!

Her dönemde kısa sürede kilo verdirmeyi vaat eden, değişik isimler altında protein gibi tek besin tüketmeye dayalı ve çok düşük kalorili diyet listeleri elden ele dolaşır. Doğruyu söylemek gerekirse, kısa sürede vücut ağırlığını azalttıkları da doğrudur.  Ancak vücuttan atılanın yağ mı, su mu, kas mı olduğu bu noktada önemlidir. Tartıda göreceğiniz eksilen kilonuz eğer vücudun tutmuş olduğu su ise beraberinde vücudunuz için gerekli mineralleri de kaybetmişsinizdir. Ya da metabolizmanızın daha hızlı çalışmasını destekleyen kas dokunuzdan eksilmiştir.

Diyelim ki karbonhidratları ya da yağları beslenmenizden çıkardınız veya tek besine dayalı düşük kalorili beslenmeyi seçtiniz. Üstelik kilo da verdiniz. Vücudunuz şimdi hangi risklerle karşı kaşıya biliyor musunuz? Yüksek ürik asit problemleri, t3-t4 dönüşümüne bağlı tiroid problemleri, kalpte aritmi, mutsuzluk, depresyon eğilimleri, bitkinlik, karbonhidratlara adeta aş erercesine düşkünlük, vücutta sarkma, yüzde çökme, saç dökülmesi, vücudun alınan düşük kaloriler ile kıtlık sendromuna girmesi ile metabolizmanın daha yavaş çalışması, vitamin eksikleri… Kısa süre içinde de verdiğiniz kiloları fazlası ile geri almanın getirdiği kırılmışlık ve başarısızlık duygusu da cabası.
“Diyet, parmak izi gibi özgün olmalıdır”

Lütfen, moda diyetleri uygulamayı bırakın! Kişilerin yaşamlarına uymayan diyetleri sürdürmeleri hemen hemen imkansızdır. Diyetiniz aynen parmak iziniz gibi size özgü olursa sorununuzu çözersiniz. Programınız, yaşam tarzınıza uygun olarak düzenlenmelidir. Çalışma koşullarınız, yemek saatleriniz, listedeki yiyeceklerin kolay hazırlanabilir ve ulaşılır olmasının yanı sıra damak zevkinize hatta bütçenize uygun olması da önem taşır. Beslenme programınızın sağlıklı olması için dengeli olması ve her besin grubunu içermesi ve sizin için yeterli olan kaloriyi sağlaması gerekir. Ayrıca, çeşitlilik içermeli, sizi bıktırmamalıdır.

Karbonhidratsız diyet olmaz. Yoğun protein ağırlıklı diyetlerde, karbonhidrat içeriği yok denecek kadar düşüktür ve kısa sürede  kilo kaybını sağlar. Bu özelliği ile kilo verme programlarında belli bir mantık çerçevesinde kısa süreli periyotlar halinde ve bilinçli olarak uygulandığında başarılı olur. Sorun, bunun süreli bir diyet olarak benimsenmesi ve sürdürülmesidir. Oysa ki kilo verme programlarında uzun dönemli başarı hedeflemeli, vücudun çeşitli besin gruplarından beslenmesine dikkat edilmeli, vücut hiçbir zaman yoksunluk yaşamamalı, yasaklar listesi yerine esnek kısıtlılık tercih edilmelidir.

Protein diyeti, kolon kanserine varan riskler taşıyor. Eğer bir beslenme programı belli besin gruplarına ağırlık veriyor, belli yiyecekler hiç yer almıyorsa doğru olmaz. Vücut, enerji ihtiyacının hemen hemen yarısını karbonhidratlardan, geri kalanının yaklaşık %30’unu yağlardan, %20’sini ise proteinlerden alırsa optimum dengede olur. Protein diyetinde bu denge protein lehine değiştiğinden metabolizma sağlıklı çalışamaz. Proteinler et ağırlıklı olarak karşılandığında ise kanda toksik maddeler artıyor bunlardan kurtulmak için karaciğer ve böbrekler daha fazla çalışıyor. Yine etler içinde bulunan yağlar kan değerlerini arttırıyor, damar sertliği, kalp damar hastalıklarına eğilim artıyor. Hele ailede kalp şikayetleri öyküsü varsa sağlık ciddi olarak tehlikeye giriyor.
Sağlık risklerini biraz daha detaylandırmak istersek şu tablo ile karşılaşırız: Proteinler yoğunlukla tüketildiklerinde kan değerlerinde kolestrol ve trigliserid artışına neden olur.  Eksik lif tüketiminin yine kolesterol ve özellikle de sindirim üzerinde olumsuz etkileri olur. Kabızlık sıklıkla karşılaşılan bir sorundur, kolon kanserine yakalanma riski artar. Kanda ürik asit yükselir, böbrek hastalıkları ve gut hastalığına yakalanma riski artar. Yine aşırı protein tüketimi bazı minerallerin emilimini etkiler, diyet bırakılıp normal beslenmeye geçildiğinde kilo artışı olur.

7 Aralık 2014 Pazar

Kızartma ve hamur işleri kilo aldırmıyor

Medikal Estetik Dr. Fevzi Özgönül ezber bozan açıklamalar yaptı.

Özgönül, kızartma ve hamur işlerinin kilo aldırmadığını söyledi.
 Birçok diyetisyen ve beslenme uzmanını aksine “diyetlerin saçma olduğunu ve ağır sporun zayıflamaya yol açmadığını dile getiren Dr. Özgönül, TGRT haber TV'de yayınlanan “Ercan Gürses'le Haftasonu” programında ezber bozacak açıklamalarda bulundu.

“Zayıflamanın çaresi olarak iştah kapatmanın değil, iştahı daha da açmak olduğu “iddiasında bulunan Özgönül, bunları söyledi:

>Diyetler insan vücuduna yapılan en büyük ihanettir..

> Bütün diyetler terk edilmelidir.

> Zayıflamak için ağır spor vücuda büyük zarar verir.

> Bizi şişmanlatan yemek değil, sindirememek.

> İştahınızın açık olması iyi bir şey, sakın onu kapatmaya çalışmayın.

> İştah artışı normaldir ve şişmanların normal bedene dönme arzusudur.

> Her şeyden doyana kadar yiyin, ama sindirebildiklerinizi yiyin.

> Zayıflama ilaçlarından uzak durulmalı.

> Kilo almak isteyen de vermek isteyen de ekmek yemesin.

> Kepek ekmek aldatmacadır, sindirimi çok zordur.

> Mide operasyonu çok riskli ve sakıncalı.

> Kızartma ve hamur işleri kilo aldırmaz.

> Sakın kalori hesabı yapmayın, tartıları yok edin.

> Tatlı da yiyin ama ölçülü.

> Ara öğün lafı aldatmacadır. Normali üç öğündür.

> Acıkmadan yemeyin, doyana kadar yiyin

> Büyük tuvalete çok giden sevinmesin, üzülsün. Çünkü yediklerini sindirmeden dışarı atıyor.

1 Kasım 2014 Cumartesi

Taylan Kümeli: 'Ekmek düşmanlığı saçmalıktır!'

Beslenme ve Diyet Uzmanı Prof. Dr. Taylan Kümeli, sağlıklı yaşama ve sağlıklı beslenme tavsiyelerinde bulundu.

Türkiye Gazetesi'nde yer alan habere göre Kümeli, ekmek tartışmalarına katılarak, “Ekmek düşmanlığı saçmalıktır” dedi. TGRT Haber'in konuğu olan Kümeli, bütün ünlü diyet listelerini bir kenara atarak, “Öncelikle diyet düşüncesini hayatımızdan çıkarmalıyız ve sağlıklı yaşama alışkanlıkları kazanmalıyız” dedi.

"DİYET YOK; SAĞLIKLI YAŞAMAK VARDIR"

'Dukan, Atkins, Sentez, protein diyetleri... Hangisi faydalıdır?' sorusunu cevaplayan Kümeli, "21'inci yüzyılda artık, en başta; 'diyet' sözcüğünü bir kenara bırakıp 'sağlıklı yaşam' demeliyiz... Hep bir zaman dilimi içerisinde algılıyoruz beslenmenin düzeltilmesini; hâlbuki, hayata yayılmış, doğru beslenme alışkanlıkları kazanmalıyız" dedi.

"DİYETLER, 'PARMAK İZİ' GİBİ OLMALI"

Kümeli, popüler kültürün insanları sonuç odaklı yaşamaya ittiğini belirterek, "Atkins Diyeti, Beverly Hills Diyeti, bikini diyeti, zon diyeti ve bir sürü diyet türleri, dünyanın her yerine aynı olan genelgeçer beslenme doğrularından çok; sadece insanların verdikleri kiloya şartlanmış. 3 kilo, 5 kilo, 10 kilo, 20 kilo verdiren diyetler konuşuluyor. Oysa 'Sentez Diyeti' adı altında ele aldığımız öğünler bütünü; sağlıklı beslenmeyi hayatımıza en doğru şekilde geçirmeyi öneriyor. Öncelikle insanların, obezitenin artış oranının farkına varmasını sağlamalıyız. Her 100 kişiden 30'u fazla kilo problemi yaşamaktadır. Obezite, dünyanın en ciddi problemlerinden biri olarak algılanıyor. Sentez Diyeti'nde kişilerin biyokimyasal özelliklerini kenara bırakmamalarını sağlayan bir norm ile kilo verilmesini amaçlıyoruz. Karbonhidrattan, proteinlere; yağdan, hormonlara ve enzimlere kadar kişinin vücut haritasından yola çıkıyoruz. Nasıl glikozunuz var, insilüniniz ne alemde, demir minareliniz nasıl, üre ve ürik asitiniz nasıl, bunları öğreniyor; kendi vücudunuz tanıyorsunuz. Parmak izleri gibi; herkesin ayrı bir diyeti olması gerekiyor" değerlendirmesinde bulundu.

"EKMEK DÜŞMANLIĞI SAÇMALIKTIR"

'Diyet yapmanın da bir felsefesi olmalı' diyen Taylan Kümeli, pragmatik diyetlerden uzak durulması tavsiyesinde bulunup, "Akdeniz ikliminden etkilenen insanlar olarak 12 maddelik bir Akdeniz tarzı beslenme önerebiliriz. Bu diyetin en önemli özelliği, günlük ihtiyacınız olan kaloriyi; sebze, meyve, kurubaklagil, ekmek, badem, fındık, ceviz gibi yağlı tohumlardan edinmenizi sağlar. Elbette kırmızı et var; ama haftada iki kez... Elbette katı; yani doymuş yağlar vardır; ancak beslenmenizin yüzde 20'sinde... Esas öz; bütün beslenmenizi hazırlarken, zeytinyağı kullanmaktır. Peynir ve süt ürünleri kullanılacaksa, az yağlı olanları tercih edilmelidir. Mümkün olduğunca; balığa öğünlerde yer verilmelidir. Sağlıklı beslenmek varken; hayvansal gıdalara sabitlenmek tehlikelidir. Bu arada ekmek, enerji kaynağının özüdür. Ekmek düşmanlığı da saçmalıktır. Akdeniz beslenmesi, yüzde 65 karbonhidrat, yüzde 30 protein, yüzde 5 yağ kaynaklıdır. Dolayısıyla ekmek, olmazsa olmaz diyet öğesidir. Ekmeksiz, sağlıklı beslenme olamaz" dedi.

"BÜTÜN BEYAZLAR TEHLİKE SAÇIYOR"

Sağlıklı Beslenme ve Diyet Uzmanı Kümeli, "Vücudumuz çok mükemmel organize edilmiş bir mekanizma... Vücudumuz ne kadar doğal ürün ile karşılaşırsa, o kadar rahat hareket ediyor. Eğer biz, vücudumuza alacağımız herhangi bir besini ne kadar işlenmiş olarak alırsak; o kadar zararlıdır. Buğdayı işleyip işleyip beyazlatırsanız, o ölçüde tehlike saçar. Şeker de öyle... O yüzden beyaz ekmek yenmesin! Beyaz ekmek, çok hızlı kana karışarak, tokluk hissinin daha çabuk gitmesine ve acıkmamıza yol açıyor. Beyaz ekmek tukaka değil; ama onun yerine çok tahıllı ekmek daha faydalıdır" tavsiyesinde bulundu.

"YEMEYİ DÜŞÜNMEKTEN VAZGEÇİN"

'Kendini yemekten alıkoyamayanlara' uyarılar yapan Kümeli, "Önce yemeyi düşünmekten vazgeçmek ile başlayabilirsiniz. Elbette hepimiz boğazımı doyurmak üzere hareket ediyoruz, 'ekmek parası için çalışmak' diye bir de deyim bile var. Hepimiz için beslenmek, doymak, tokluk hissetmek mutluluk kaynaklarından bir tanesi; ama en önemlisi hayatımızı yemek dışında başka pencereler de açmak gerekir. Yemek yemenin dışında hayatta daha güzel şeyler olduğunu; sağlıklı olmanın, daha iyi görünmenin, vücudun hareket ederken daha rahat olduğunu hissetmeyi fark etmeliyiz. Aç karnına alışveriş yapıyorsanız, sakız çiğneyin yoksa zarar edersiniz. Doymuş yağdan uzak durun ve posalı gıdalarla beslenin" diye konuştu.

30 Ekim 2014 Perşembe

Zayıflarken hangi ekmeği yemeli?

Zayıflarken ekmek yiyelim ama hangisini tercih edelim?

Yüzyıllardan beri en temel besin maddesi olan ekmek yemekten artık korkar olduk. Biraz şehir efsanesi şeklinde olan bu bilgi kulaktan kulağa yayıldı ve rejime başlayan diyete giren herkesin ilk vazgeçtikleri temel yiyecek maddesi ekmek oldu.

Ancak son yıllarda yapılan bir çok araştırma bunun tersini gösterdi ve ekmek aklandı.

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayça Kaya’nın hastalarında gözlemlediği yemeğin yanında pilav, makarna, börek yerine ekmek tercih edenler daha iyi ve daha nitelikli kilo kaybı sağlıyorlar.

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayça Kaya diyette ekmek tüketimi ile ilgili bilgi veriyor. 

Ekmeğin kökeni buğdaydan gelir. Buğday öğütülerek un elde edilir ve bu undan ekmek elde edilir. Ortaya çıkan un bazen ayrıştırılır beyaz ekmek olur, bazen tam buğdaydan ayrıştırılmadan yapılır tam buğday ekmeği olur, bazen ayrıştırılan beyaz una kepek ilave edilir kepekli ekmek olur, bazen çavdardan yapılır çavdar ekmeği olur, bazen mısırdan yapılır mısır ekmeği olur, bazen ekmeğin ruşeymi özel olarak eklenir ruşeymli ekmek olur, bazen tam buğday ununun içine çavdar, yulaf, kepek ve yağlı tohumlar katılarak ekmeğin besin kalitesi yükseltilir o zaman da çok tahıllı ekmek olur.Çocukların ekmek tüketiminde ise hepsinden dönüşümlü olarak kullanmak gerekiyor. Yine de en çok tercih edilebilecek olan tam buğday ekmeği,  çok tahıllı ekmek ve çavdarlı ekmeği oluyor.

Buğdayın yapısı incelendiğinde üç bölümden oluşuyor. İlk bölüm buğday tanesinin kabuğu lifin ve posanın depo edildiği yer, ikinci bölüm buğdayın içinde buğdayın kendi beslendiği yer olan buğdayın özü anlamına gelen ruşeymi burada bütün vitaminlerin özellikle B vitaminler ve başta kalsiyum, demir, magnezyum, çinko, selenyum, krom gibi minerallerin de depo edildiği yer burası oluyor, buğdayın üçüncü bölümü de buğdayın içi yani endosperm denilen yeri oluyor. Burada da daha çok nişasta daha ve az protein içeren bölümüdür.

Işte buğday ayrıştırılırken kabuğu ve özü atıldığı için geriye, buğdayın içi olan daha çok nişasta ve daha az protein içeren bölümü kalıyor ve bundan beyaz ekmek yapılıyor. Buğdayın kabuğunda yer alan lifler atıldığı için tok tutucu özelliği azalıyor. Ruşeymi atıldığı için buğdayın tüm vitaminleri ve minerelleri kaybedilmiş olunuyor. Geriye sadece kalori içeren bölümü kalıyor. Hem daha vitaminsiz bir ekmek oluyor hem de daha az tok tutan daha çabuk acıktıran bir ekmek ortaya çıkıyor. Halbuki buğday ayrıştırılmadan tam kullanıldığında yani tam buğday ekmeği olarak yapıldığında buğdayın hem kabuğu hem özü kaybedilmemiş oluyor. Bu durumda ekmek daha besleyici ve daha tok tutucu özellik gösteriyor.

Bazen de beyaz una yani ayrıştırılmış una kepek ilave ediliyor ve ortaya diyetlerin vazgeçilmez efsanesi olan kepekli ekmek çıkıyor. Bu ekmekte ise; evet diyet lifi beyaz ekmeğe göre daha çok oluyor ancak vitamin ve mineral açısından tam buğday ekmeğinden daha fakir bir ekmek oluyor. Bir de kepek ekmek yemek demir eksikliği yapar, kalsiyumu düşürür gibi bir şehir efsanesi bilgisi var. Bu ekmeğin içindeki kepeğin yiyecekle birlikte vücudumuza giren demiri bağladığı ve vücuttan tarafından kullanılmaz hale getirildiği söyleniyor ancak son yıllarda yapılan araştırmalarda, kepekli ekmek mayalanarak yapıldığı zaman, mayalanma sırasında kepeğin bu demiri, kalsiyumu bağlayıcı özelliği olan fitatların parçalandığını ve kepek ekmeğinin bu özelliğinin de çok azaldığını artık biliyoruz. Tam buğday ekmeği kadar besleyici olmasa da kepek ekmeğinin de tok tutucu özelliğini göz önünde bulundurmakta fayda var.


İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayça Kaya günlük yaşamda  beyaz ekmek yerine esmer ekmeği tercih etmenin faydalarını sıralıyor: 

1.      Zayıflarken çok yardımcıdır. Çiğnemesi beyaz ekmeğe göre daha zordur, çiğneme duygusunu tatmin edeceği için daha az yemeye neden olur.

2.      Esmer ekmek daha zor çiğnendiği için daha çok çiğnemek gerekir. Bu çiğneme sürecinde de leptin hormonu görevini tam yapar Nöropeptid Y düzeyini azaltır. Bu yollada iştahı baskılar.

3.      Posa bakımından zengindir. Posa mide bağırsak sisteminde şişerek daha çok doygunluk oluşturur. Aynı zamanda bu posa bağırsak da hacim oluşturduğu için bağısaklarda süpürge etkisi yapar ve bağırsak kanserine karşı koruyucu etki gösterir.

4.      Esmer ekmeğin içindeki bu posa diğer yiyeceklerin ve kendisinin içerdiği şekerin kana karışmasını yavaşlattığı için daha uzun süre tokluk sağlar. Bu nedenle kişi çabuk acıkmaz.

5.      Ruşeymli ekmeğin ve tam tahıl ekmeğinin içindeki B gurubu vitaminler özellikle çocuklarda öğrenme ve kavrama fonksiyonunu geliştirir.

6.      Günlük tuz tüketimi konusunda dikkatli olunmalıdır. Çünkü günlük tükettiğimiz tuzun %32’si ekmekten geliyor. 100 gram ekmek, 1,5 gram tuz içeriyor. Günlük ortalama 4-6 gram arasında tuz tüketmek yeterli vücut için. Fazlasının kemiklerimiz için, damarlarımız için ve böbreklerimiz için zararlı olduğunu biliyoruz. O nedenle beraberinde ekmek tüketilen öğünlerde mümkünse yemeyi tuzsuz tercih etmek daha doğru olur. Bununla beraber tansiyon, kalp ve damar hastalarının, böbrek hastalarının ekmek yerken dikkatli olması gerekiyor. Mümkünse tuzsuz esmer ekmek seçmeleri daha doğru olur. (milliyet.com.tr)

Ketojenik diyet nedir?

Karbonhidrat bakımından fakir diyetlerden olan ketojenik diyet, birçok hastalığın iyileşmesinde de etkili.

Özellikle kanser hastalarının bu diyete uymaları halinde birçok olumlu sonuçla karşılaşıldığını belirten Medicana Hastaneler Grubu Onkoloji Koordinatörü Doç. Dr. Mutlu Demiray, “Diyetin en önemli özelliği de kanda yüksek şeker düzeyinin engellenmesi…Diyete uyan kanser hastalarında kanserli hücrelerin büyümesi ve metastaz yapmasının yavaşladığı gözlemleniyor. Ayrıca kemoterapi ve radyasyon tedavisinin daha etkili olması da söz konusu” diyor.Ketojenik diyet, son dönemlerde düşük karbonhidrat diyetlerinin tiryakileri sayesinde oldukça gündemde. Ketojenik diyetin tek özelliği karbonhidrat bakımından fakir diyetlerden olması değil. Tek amacı zayıflama olmayan bu mucize diyet birçok hastalığın iyileşmesine de yardımcı oluyor. Araştırmalar, özellikle kanser hastalarının bu diyete uymaları halinde birçok olumlu sonuçla karşılaşıldığını ortaya koyuyor. Ketojenik diyete uyan kanser hastalarında kanserli hücrelerin büyümesi ve metastaz yapmasının yavaşladığının gözlemlendiğini belirten Medicana Hastaneler Grubu Onkoloji Koordinatörü Doç. Dr. Mutlu Demiray, diyetin ayrıca kemoterapi ve radyasyon tedavisinin daha etkili olması gibi sonuçları beraberinde getirdiğini söylüyor.

Eğer kilo almak istiyorsanız, yağ miktarını özelliklede MCT miktarını arttırmanız,  kilo vermek istiyorsanız da yağ miktarını azaltmanız gerektiğini belirten Demiray,  “Ketojenik diyetin en önemli noktası; glukoz yani karbonhidrat tüketimini etkin bir şekilde kısıtlarken (maksimum 50 gram/gün), sağlıklı yağları ve proteinleri yeterli düzeyde almak.

Daha fazlasına ihtiyacınız yok. En önemli değişikliği, tabağın karbonhidratlarla doldurduğumuz tarafında yapıyoruz. Patates, pirinç, makarna, bal, pekmez, ekmek, pasta, börek ve her türlü unlu mamullerden uzak duracağız. Bunların yerine; düşük karbonhidratlı besinleri koyacağız” diye anlatıyor.

Ketojenik diyete uyum sağlamanın tahmin edilenden daha kolay olduğunu ve vücudun çok hızlı adapte olduğunu belirten Demiray,  “Yiyecekleri seçerken azıcık dikkat en önemli aşama. En önemli nokta vitamin ve mineraller açısından vücudun, eksiklik yaşamaması…” diye ekliyor.

DİYET NELER İÇERİYOR?

Ekmeksiz olur mu?

Bütün mesele ezberlerimizi bozmak. Yemeklerinizi ekmek olmadan tüketmeye başladığınızda çok daha lezzetli olduğunu fark edecek, yiyecekleri gerçek tatlarıyla alacaksınız.

Yağ, iyi kullanıldığında güçlü bir silaha dönüşür

Yüksek kalitede soğuk sıkılmış bitkisel yağlar, ketojenik diyette çok önemli yer tutar. Bu yağlar; en temel yağ asitlerini (özellikle omega-3) ve yağda eriyen vitaminleri (vitamin D) sağlarlar. Kenevir yağı, keten yağı, kolza tohumu yağı ve balık yağı en nitelikli olanlarıdır. Bu yağlar hava almamalı ve ısıtılmamalı. Salatalarda, özellikle lor peyniriyle, günlük besinlerinizi tatlandırmak için tüketebilirsiniz. Diyetinizde günde 4-6 gram omega-3 bulunmalı.

Süt şekerine dikkat edin

Günlük besinlerinizi seçerken süt şekerinin düşük olmasına dikkat ediniz. Özellikle yoğurt, lor peyniri ve türevlerinde, düşük kalorili yani yağı azaltılmış olan popüler adıyla “light” ürünlerde daha fazla süt şekeri ve şeker ilavesi vardır. Bu nedenle diyet ürünleri değil, normal yağ içerikli ürünleri tercih ediniz.

Kahvaltı da önemli

Peynir seçiminde tam yağlı olanları, eski kaşar ve alp peynirlerini tercih edin. Bunlarda karbonhidrat miktarı düşüktür. Özellikle meralarda beslenmiş hayvanların sütlerinden yapılmış olanlar, omega-3 ve vitamin-D açısından zengindir. Keçi peyniri, koyun peyniri ve tam yağlı krem peynirler diyet için iasebetli seçimlerdir. Düşük karbonhidratlı peynirlerden istediğiniz kadar yiyebilirsiniz. Soya ürünleri de iyi bir protein kaynağıdır. Soyalı ürünlerdeki karbonhidrat miktarına dikkat etmenizde yarar var.

Öncelikli tercihiniz et olmalı

Et alışverişlerinizde özellikle meralarda, serbest olarak beslenmiş hayvanların etlerini tercih etmeye çalışın. Bu hayvanların etleri hem lezzet, hem de pişme süresi yönünden çok farklı olması yanında, omega-3 açısından da oldukça zengindir. Hazır aldığınız salam, sosis gibi şarküteri ürünlerinde lezzetini arttırmak için şeker ilavesi kullanılır. Ürünlerin uzun raf ömrüne sahip olmaları adına kullanılan koruma maddeleri, sağlık yönünden zararlıdır. Mümkün oldukça bu tip ürünlerden kaçınınız.

Biraz da denizden gelen sağlığa mutfakta yer açın!

Yağlı, soğuk su balıkları; ringa, sardalye, uskumru, somon özellikle de çiftlik olmayanları, omega-3 açısından oldukça zengindir. Ketojenik diyet esnasında tüm et ve balık çeşitlerinden, ekmek katksına ihtiyaç duymadan tüketebilirisiniz. Bu etleri lezzetlendirmek ve besin değerini arttırmak için üzerlerine kolza tohumu yağı, zeytin yağı, palmiye yağı veya hindistan cevizi yağı gezdirebilirsiniz.


Minik atıştırmalıklar iyi gelir


Kabuklu kuru yemişler (ceviz, brezilya fındığı, macadamia cevizi gibi) ve yağlı tohumları (çekirdek, keten tohumu, kenevir tohumu, susam gibi) diyetinize ekleyebilirisiniz. Bunlar hem lezzet olarak farklılık sağlarken, kaliteli yağ asitleri açısından zengin oldukları için çok yararlıdırlar. Ancak tüm kuru yemişleri aynı kategoride değerlendirmeyiniz. Özellikle Kaju bu gruba girmez ve yüksek oranda karbonhidrat içerir. Keten ve kenevir tohumları özellikle omega-3 açısından zengindirler.

Sebzeleri keşfedin

Yeşil sebzeler (brokoli, ıspanak, kuşkonmaz, kabak, salatalık, lahana, ve yeşil fasulye) domates, çiğ havuç, tatlı olmayan biber ve tüm marul çeşitleri, etlerin yanında enfes ve son derece sağlıklı garnitürlere dönüşür. Nişastalı sebzeler mesela pişmiş havuç, bezelye, kuru fasulye, mercimek ve mısır kan şekerinizi çok yükseltir. Bu nedenle bu grup gıdalardan kaçınmalısınız.

Renkli, mayhoş meyvelere; evet! 

Meyveler, çok lezzetli ve vitamin deposu olmalarına rağmen dikkatli seçim yapmalısınız. Çünkü yüksek oranda glukoz ve früktoz ihtiva ederler. Ancak çilekgiller yani, çilek, böğürtlen gibi meyveler, hem düşük karbonhidrat içeriği hem de kanserle savaşan özellikleri nedeniyle çok önemlidir. Her gün az miktarda çilek ve benzerleri ile birlikte meyve tüketebilirsiniz. Ancak her porsiyon 6 gramı geçmeyecek şekilde olmalıdır. Konserve meyvelerden de kaçınmakta yarar var. Çünkü hem vitamin değerleri azalmıştır, hem de tatlandırılmışlardır. Ancak dondurulmuş meyveler tatlandırılmadığı için iyi bir tercihtir. Kuru üzüm, her türlü kuru yemiş ve meyve sularından kaçınmalısınız. Çünkü bunlarda konsantre şeker bulunur.

Çikolata yok mu?

Tamamen uzaklaşmanız gerekmez. Bitter çikolatalardan küçük parçalar halinde, haftada bir gün 3-4 gramı geçmeyecek şekilde yiyebilirsiniz. Çikolatanızı seçerken kakao oranı en az %80 olanlarını tercih ediniz.

Bol bol su içmek diyetin olmazsa olmazı

Günlük içtiğimiz su miktarı çok önemli. Böbreklerin sağlıklı olması, böbrek taşlarından korunmak ve oluşan ketonları uzaklaştırmak için günde 2-3 litre sıvı tüketilmeli… Sıvı tercihi özellikle su olmalı. Bitki çayları ve yeşil çay da olabilir. Fakat suyun yerine hiçbir şey konulamaz. Bitki çayları ile birlikte şeker kullanılmamalı.

Hangi içecekler tercih edilmeli?

Hazır satılan meyve sularını tüketmemelisiniz. Her türlü alkolsüz içecek, ice tea, limonataya izin yok. Alkol tüketmek istediğinizde, ki mümkünse alkol kullanmayınız, özellikle yüksek karbonhidrat içeriği nedeniyle biradan uzak durunuz. Kırmızı şarap tercih edebilirsiniz. Kırmızı şarap fitokimyasallar içerdiği için tercih edilebilir.