Karlie Kloss, Youtube kanalında paylaştığı pudding tarifi ile "modeller tatlı yemez" sözünü ortadan kaldırıyor.
Bir seneden beri "Klossy" adlı Youtube kanalı üzerinden hayatından anlar paylaşarak şu zamana kadar 500 binden fazla aboneye sahip olan güzel model, en son yayınladığı chia tohumlu vanilyalı ve çikolatalı puding tarifi ile takipçileriyle lezzet dolu bir video paylaştı.
Karlie Kloss'un videosunda anlattığı puding tarifi;
Vanilyalı Chia Puding (1 servis)
İçindekiler:
- 1/2 bardak chia tohumu
- 3/4 bardak badem sütü
- 1 çay kaşığı vanilya
- Bir çimdik deniz tuzu
- 1 paket stevia tozu
Yapılışı:
1. Badem sütü, vanilya, deniz tuzu ve stevia tozunu küçük bir kabın içinde karıştırın.
2. Kabın içine chia tohumunu da ekleyerek bütün malzemeleri karıştırın.
3. Karışımı buzdolabında üç saate yakın soğumaya beklettikten sonra servis yapabilirsiniz.
Çikolatalı Chia Puding (1 servis)
İçindekiler:
- 1/2 bardak chia tohumu
- 3/4 bardak badem sütü
- 1 ya da 2 yemek kaşığı kakao tozu
- Bir çimdik deniz tuzu
- 1 ya da 2 yemek kaşığı akçaağaç şurubu
Yapılışı:
1. Badem sütü, vanilya, kakao tozu, deniz tuzu ve akçaağaç şurubunu küçük bir kabın içinde karıştırın.
2. Kabın içine chia tohumunu da ekleyerek bütün malzemeleri karıştırın.
3. Karışımı buzdolabında üç saate yakın soğumaya beklettikten sonra servis yapabilirsiniz.
tatlı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tatlı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
14 Ocak 2017 Cumartesi
2 Mart 2015 Pazartesi
Trend diyetlerde doğru sanılan 6 yanlış
Hisar Intercontinental Hospital Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Karacanoğlu’ndan popüler diyet mitlerini öğrendik.
Sosyal medya kanalları artmaya başladıkça Diyetler de çeşitlenmeye, kişiye özel diyetler yerini ‘arkadaşım yapmış, inanılmaz kilo vermiş’ diye kulaktan dolma bilgilerle yapılan ve yanlışlar içeren diyetlere bırakmış durumda...
Sakın atıştırma! İştahın bozulacak.
Aslında ara atıştırmalar sağlıklı tercihler yapıldığı sürece çok doğru bir hareket olacaktır. Kan şekerinizi düşürmeden ceviz, badem, fındık, meyve gibi sağlıklı atıştırmalıklarla diyetinizi daha doğru yürütebilirsiniz.
Tabağınızdaki tüm yemeği bitirin!
Yediğiniz yemek kadar bu yemeğin porsiyonu da önemlidir. Özellikle dışarıda yemek yiyorsanız küçük porsiyonları içeren tabakları tercih edin.
Egzersiz öncesi yemek yersen, kramp yaşayabilirsin!
Aç karnına yapılan egzersiz vücudu ciddi anlamda yorar. Bu nedenle egzersiz yapmayı planlıyorsanız, egzersizin yoğunluğu ve cinsine göre, en az yarım saat ya da 1 saat önce yemeğinizi yemiş olun.
Sebze ağırlıklı beslenin.
Diyet sadece sebze yemek değildir. Sadece sebze ağırlıklı beslenmek vücudunuzun ihtiyaçlarını da göz ardı etmek anlamına gelir. Bu nedenle düşük yağlı, protein ağırlıklı beslenmeyi tercih edin.
Hızlı yemek yiyin.
Yemek yerken acele ederseniz vücudunuz doyma sinyalini alana kadar planladığınızdan ve ihtiyacınız olandan daha fazla yemek yemiş olursunuz. Bu nedenle en az yarım saat süren bir yemek saatiniz olsun.
Bugün tatlıyı hak ettim!
Ödül olarak yiyecek kullanmak istiyorsanız en son seçeneğiniz tatlı olmalı. Onun yerine arkadaşlarınızla bir kahve içme ya da sinemaya gitme gibi bir aktiviteyi tercih edebilirsiniz. (PembeNar)
Sosyal medya kanalları artmaya başladıkça Diyetler de çeşitlenmeye, kişiye özel diyetler yerini ‘arkadaşım yapmış, inanılmaz kilo vermiş’ diye kulaktan dolma bilgilerle yapılan ve yanlışlar içeren diyetlere bırakmış durumda...
Sakın atıştırma! İştahın bozulacak.
Aslında ara atıştırmalar sağlıklı tercihler yapıldığı sürece çok doğru bir hareket olacaktır. Kan şekerinizi düşürmeden ceviz, badem, fındık, meyve gibi sağlıklı atıştırmalıklarla diyetinizi daha doğru yürütebilirsiniz.
Tabağınızdaki tüm yemeği bitirin!
Yediğiniz yemek kadar bu yemeğin porsiyonu da önemlidir. Özellikle dışarıda yemek yiyorsanız küçük porsiyonları içeren tabakları tercih edin.
Egzersiz öncesi yemek yersen, kramp yaşayabilirsin!
Aç karnına yapılan egzersiz vücudu ciddi anlamda yorar. Bu nedenle egzersiz yapmayı planlıyorsanız, egzersizin yoğunluğu ve cinsine göre, en az yarım saat ya da 1 saat önce yemeğinizi yemiş olun.
Sebze ağırlıklı beslenin.
Diyet sadece sebze yemek değildir. Sadece sebze ağırlıklı beslenmek vücudunuzun ihtiyaçlarını da göz ardı etmek anlamına gelir. Bu nedenle düşük yağlı, protein ağırlıklı beslenmeyi tercih edin.
Hızlı yemek yiyin.
Yemek yerken acele ederseniz vücudunuz doyma sinyalini alana kadar planladığınızdan ve ihtiyacınız olandan daha fazla yemek yemiş olursunuz. Bu nedenle en az yarım saat süren bir yemek saatiniz olsun.
Bugün tatlıyı hak ettim!
Ödül olarak yiyecek kullanmak istiyorsanız en son seçeneğiniz tatlı olmalı. Onun yerine arkadaşlarınızla bir kahve içme ya da sinemaya gitme gibi bir aktiviteyi tercih edebilirsiniz. (PembeNar)
20 Şubat 2015 Cuma
Karbonhidrat bağımlılığından kurtulun
Tatlı ve şekerlemelere dayanamıyorsanız, bir dilim çikolatadan sonra paketi bitiriyor ve iştahınızı frenleyemiyorsanız, kontrol edemediğiniz ve kontrol etmeye çalıştıkça güçlenen bir yeme isteğiniz varsa karbonhidrat bağımlısı olabilirsiniz.
Bu bağımlılık sigara, alkol, uyuşturucu bağımlılığı gibi belirtilerle karşımıza çıkıyor, durdurulamayan bir iştah ve kontrol edilemeyen yeme isteği oluyor. Bazı araştırmalar şekerin kokainden daha etkili bağımlılık oluşturduğunu gösteriyor. Karbonhidrat Bağımlılığı ile ilgili araştırmalar yapan Dr.Richard Heller’e göre de, kilo problemi olan kişilerin %75'i karbonhidrat bağımlısı. Fazla karbonhidrat tüketimi, kan şekerini yükselterek, pankreasın insülin hormonu salgılamasına neden oluyor. Bu hormon kandaki şekerin hücre içine girmesini ve enerji için kullanılmasını sağlıyor. Fakat şeker kullanımı artarak devam ediyorsa insülin de aşırı salgılanıyor, hücreler ise artık insüline duyarsızlaştığı için insülin direnci ortaya çıkıyor, bu da vücuttaki yağlanmayı arttırarak, diyabet ve kalp hastalıkları riskini arttırıyor. Bu yazımda karbonhidrat bağımlılığından kurtulmanızın, daha kolay ve kalıcı olarak nasıl kilo vereceğinizin bütüncül olarak bedensel, zihinsel ve ruhsal yollarını anlatacağım.
California Üniversitesi’nden Dr.Robert Lustig, şekerin kokain kadar zararlı olduğunu, uyuşturucu maddeler gibi bağımlılık yaptığını söylüyor. Yine Fransa’da fareler üzerinde yapılan bir araştırma şekerin kokainden daha güçlü bir bağımlılık haline dönüştüğünü ortaya koymuştu. Madde bağımlısı haline getirilen fareler, tercihlerini kokain yerine şekerli gıdalardan yana yapmıştı. Uzmanlar, şekerin beyinde çok güçlü bir ödüllendirme sinyali uyandırdığı ve irade mekanizmasını etkisizleştirdiği üzerinde duruyorlar. Hastalar ise şekerin geçici bir tatmin duygusu verdiğini, sonrasında daha çok tüketme isteği doğurduğundan bahsediyorlar. Bu daha sonra kişide suçluluk, değersizlik duygusu oluşturup daha fazla kilo almalarına neden olabiliyor.
Karbonhidrat bağımlılığını yenmenin yolları:
Bu konuya bedensel, zihinsel ve ruhsal olmak üzere bütüncül olarak bakmalıyız:
Bedensel:
1- Aşırı insülin hormonu salgılanmasına yol açan besinler daha az tüketilmelidir. Bunların en başında şekerli, nişastalı besinler, meyve suları, gazlı içecekler geliyor. İyi de bunu nasıl yapacağız. Yapmak için bilinçli aklın bilmesi yetmiyor, bilinçaltının da ikna edilmesi gerekiyor. İşte burada hipnoterapi,nefes çalışmaları, meditasyon, yaratıcı imgelem gibi bilinçaltı çalışmaları çok işe yarıyor. Yazının sonundaki hipnotik meditasyon yardımcı olacaktır.
2- İnsülin direncini kırmanın en etkili yolu, daha fazla hareket etmektir. Yürüyüş gibi yapılan egzersizler, hücrelerin insülin hormonuna daha kolay cevap vermesini sağlar.
3-Krom pikolinat destekleri insülin direncini azaltarak karbonhidrat bağımlılığına yardım edebilir.
4- Omega-3 yağ asitleri içeren besinler (balık, ceviz, keten tohumu avokado) ,yağların enerji kaynağı olarak kullanılmasına yardımcı olabilir.
5- Sabah kalktığınızda dinlenmiş hissettiğiniz kaliteli uyku,stresi azaltarak şeker bağımlılığında size yardım edebilir.
Zihinsel ve ruhsal olarak:
Karbonhidrat bağımlılığını tetikleyen asıl neden, bilinçaltındaki olumsuz mesajlar, sık tekrar edilen olumsuz düşünceler, duygular ve strestir. Stresli zamanlarınızda canınız tatlı çekiyor ve bu isteği zorlasanız da durduramıyorsanız, bilinçaltı eğitimi ile bunu çözebilirsiniz. Önce bilinçaltını biraz tanıyalım. Bilinçaltı, içimizde konuşan öteki tarafımız, bizi çoğunlukla sabote eden ses. Yunus Emre’nin ‘’Bir ben var benden içeru ’’dediği, Mevlana’nın ‘’Sen düşünceden ibaretsin, geri kalan et ve kemiksin. Gül düşünürsen gülistan olursun, diken düşünürsen dikenlik olursun’’ dediği bilinçaltı. Bilinçli aklın bilmesi yetmiyor, bilinçaltını da ikna edip ikisi birlikte kol kola girmeli. Birçok şeyi biliyor olabiliriz ama neden yapamıyoruz çünkü bilinçaltı bu konuda farklı düşünüyor. Örneğin bilinçli aklının, ’’çok şişmanladım, bağcıklarımı bağlayamıyorum’’ dediğini ve bilinçaltı aklının da ‘’çikolatanın lezzetini, güzelliğini, o görüntüyü ‘’hatırladığını düşünün. Hangisi daha etkilidir? Sonuç belli. Kararları her zaman bilinçaltı alır, bilinç buna katılır. Böylece kararları biz alıyormuşuz gibi hissederiz.
Kontrolsüz yemenin en büyük nedenleri genellikle duygusal nedenlerdir ve bilinçaltında gizlidir. Bazıları yemekle bu olumsuz duyguları bastırmaya çalışır. Stres, gerginlik, endişe, suçluluk, kızgınlık gibi olumsuz duygular aşırı karbonhidrat tüketmeye neden olabilir.
Kişi Hipnoterapi, Duygusal Özgürleşme Teknikleri(EFT), meditasyon, dua, olumlamalar, af seansları, fitoterapi (bazı bitkisel destekler), nefes tekniklerini gibi bilinçaltı çalışmaları ile gevşemeyi, stresini azaltabilmeyi bir uzman kontrolünde öğrendiğinde şekerli gıdalara ihtiyaçları azalır,kontrolsüz yemenin zihinsel ve duygusal nedenlerini çözdükleri için de kilo verirler.
Şeker, tatlı,çikolata bağımlılığını aşmanız ve ideal kilonuza inip ömrünüzce orada kalmanız dileğiyle hoşçakalın…
Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Dr. Ender Vardar
doktorsitesi.com
Bu bağımlılık sigara, alkol, uyuşturucu bağımlılığı gibi belirtilerle karşımıza çıkıyor, durdurulamayan bir iştah ve kontrol edilemeyen yeme isteği oluyor. Bazı araştırmalar şekerin kokainden daha etkili bağımlılık oluşturduğunu gösteriyor. Karbonhidrat Bağımlılığı ile ilgili araştırmalar yapan Dr.Richard Heller’e göre de, kilo problemi olan kişilerin %75'i karbonhidrat bağımlısı. Fazla karbonhidrat tüketimi, kan şekerini yükselterek, pankreasın insülin hormonu salgılamasına neden oluyor. Bu hormon kandaki şekerin hücre içine girmesini ve enerji için kullanılmasını sağlıyor. Fakat şeker kullanımı artarak devam ediyorsa insülin de aşırı salgılanıyor, hücreler ise artık insüline duyarsızlaştığı için insülin direnci ortaya çıkıyor, bu da vücuttaki yağlanmayı arttırarak, diyabet ve kalp hastalıkları riskini arttırıyor. Bu yazımda karbonhidrat bağımlılığından kurtulmanızın, daha kolay ve kalıcı olarak nasıl kilo vereceğinizin bütüncül olarak bedensel, zihinsel ve ruhsal yollarını anlatacağım.
California Üniversitesi’nden Dr.Robert Lustig, şekerin kokain kadar zararlı olduğunu, uyuşturucu maddeler gibi bağımlılık yaptığını söylüyor. Yine Fransa’da fareler üzerinde yapılan bir araştırma şekerin kokainden daha güçlü bir bağımlılık haline dönüştüğünü ortaya koymuştu. Madde bağımlısı haline getirilen fareler, tercihlerini kokain yerine şekerli gıdalardan yana yapmıştı. Uzmanlar, şekerin beyinde çok güçlü bir ödüllendirme sinyali uyandırdığı ve irade mekanizmasını etkisizleştirdiği üzerinde duruyorlar. Hastalar ise şekerin geçici bir tatmin duygusu verdiğini, sonrasında daha çok tüketme isteği doğurduğundan bahsediyorlar. Bu daha sonra kişide suçluluk, değersizlik duygusu oluşturup daha fazla kilo almalarına neden olabiliyor.
Karbonhidrat bağımlılığını yenmenin yolları:
Bu konuya bedensel, zihinsel ve ruhsal olmak üzere bütüncül olarak bakmalıyız:
Bedensel:
1- Aşırı insülin hormonu salgılanmasına yol açan besinler daha az tüketilmelidir. Bunların en başında şekerli, nişastalı besinler, meyve suları, gazlı içecekler geliyor. İyi de bunu nasıl yapacağız. Yapmak için bilinçli aklın bilmesi yetmiyor, bilinçaltının da ikna edilmesi gerekiyor. İşte burada hipnoterapi,nefes çalışmaları, meditasyon, yaratıcı imgelem gibi bilinçaltı çalışmaları çok işe yarıyor. Yazının sonundaki hipnotik meditasyon yardımcı olacaktır.
2- İnsülin direncini kırmanın en etkili yolu, daha fazla hareket etmektir. Yürüyüş gibi yapılan egzersizler, hücrelerin insülin hormonuna daha kolay cevap vermesini sağlar.
3-Krom pikolinat destekleri insülin direncini azaltarak karbonhidrat bağımlılığına yardım edebilir.
4- Omega-3 yağ asitleri içeren besinler (balık, ceviz, keten tohumu avokado) ,yağların enerji kaynağı olarak kullanılmasına yardımcı olabilir.
5- Sabah kalktığınızda dinlenmiş hissettiğiniz kaliteli uyku,stresi azaltarak şeker bağımlılığında size yardım edebilir.
Zihinsel ve ruhsal olarak:
Karbonhidrat bağımlılığını tetikleyen asıl neden, bilinçaltındaki olumsuz mesajlar, sık tekrar edilen olumsuz düşünceler, duygular ve strestir. Stresli zamanlarınızda canınız tatlı çekiyor ve bu isteği zorlasanız da durduramıyorsanız, bilinçaltı eğitimi ile bunu çözebilirsiniz. Önce bilinçaltını biraz tanıyalım. Bilinçaltı, içimizde konuşan öteki tarafımız, bizi çoğunlukla sabote eden ses. Yunus Emre’nin ‘’Bir ben var benden içeru ’’dediği, Mevlana’nın ‘’Sen düşünceden ibaretsin, geri kalan et ve kemiksin. Gül düşünürsen gülistan olursun, diken düşünürsen dikenlik olursun’’ dediği bilinçaltı. Bilinçli aklın bilmesi yetmiyor, bilinçaltını da ikna edip ikisi birlikte kol kola girmeli. Birçok şeyi biliyor olabiliriz ama neden yapamıyoruz çünkü bilinçaltı bu konuda farklı düşünüyor. Örneğin bilinçli aklının, ’’çok şişmanladım, bağcıklarımı bağlayamıyorum’’ dediğini ve bilinçaltı aklının da ‘’çikolatanın lezzetini, güzelliğini, o görüntüyü ‘’hatırladığını düşünün. Hangisi daha etkilidir? Sonuç belli. Kararları her zaman bilinçaltı alır, bilinç buna katılır. Böylece kararları biz alıyormuşuz gibi hissederiz.
Kontrolsüz yemenin en büyük nedenleri genellikle duygusal nedenlerdir ve bilinçaltında gizlidir. Bazıları yemekle bu olumsuz duyguları bastırmaya çalışır. Stres, gerginlik, endişe, suçluluk, kızgınlık gibi olumsuz duygular aşırı karbonhidrat tüketmeye neden olabilir.
Kişi Hipnoterapi, Duygusal Özgürleşme Teknikleri(EFT), meditasyon, dua, olumlamalar, af seansları, fitoterapi (bazı bitkisel destekler), nefes tekniklerini gibi bilinçaltı çalışmaları ile gevşemeyi, stresini azaltabilmeyi bir uzman kontrolünde öğrendiğinde şekerli gıdalara ihtiyaçları azalır,kontrolsüz yemenin zihinsel ve duygusal nedenlerini çözdükleri için de kilo verirler.
Şeker, tatlı,çikolata bağımlılığını aşmanız ve ideal kilonuza inip ömrünüzce orada kalmanız dileğiyle hoşçakalın…
Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Dr. Ender Vardar
doktorsitesi.com
9 Ocak 2015 Cuma
Tatlı krizini tarçınla bastır!
Diyet yaparken de, normal beslenme düzeninde de tükettiğiniz besinlerin kalitesi çok önemli. Sizi gün boyu ayakta tutacak ve öğünler arasında açlık krizine sokmayacak besinler, hayatınızı da diyetinizi de kolaylaştırır.
YUMURTA
En önemli protein kaynaklarından biri olan yumurtanın uzun süre tokluk hissi verdiği ve kalorisinin düşük olduğu bilimsel araştırmalarla kanıtlandı! Sabah kahvaltılarında bir adet haşlanmış yumurta ya da az tereyağıyla yapılmış sahanda yumurtayla hem açlık hissinden kurtulabilirsiniz hem de günlük protein ihtiyacınızı sağlıklı yoldan karşılamış olursunuz.
YEŞİL ÇAY
Vücudunuzun zehirli maddelerden temizlenmesini, hücrelerinizin yenilenmesini sağlayan yeşil çay; vücudunuzun çalışma hızını artırıyor, yağ yakımını sağlıyor ve uzun süre tok hissetmenize yardımcı oluyor. Günde 1-2 fincan yeşil çay içerek hem enerjik hissedebilir hem fazla kilolardan kurtulabilir hem de tokluk hissedebilirsiniz.
BADEM
Vitamin, mineral, lif açısından zengin kuruyemişlerden biri olan badem; tok kalmanızı, sağlıklı cilt ve saçlara sahip olmanızı sağlıyor ve omea-3 yağ asitleri sayesinde kalbinizin sağlığını koruyor. Bilimsel araştırma sonuçları, düzenli olarak günde 5-6 adet badem tüketen kadınların, tüketmeyenlere göre daha kolay kilo verdiğini göstermektedir.
SİRKE
Vücut sağlığından güzelliğe, kilo vermeden ev temizliğine kadar birçok konuda mucizeler sağlayan sirke; iştah kesmeye ve uzun süre tok hissetmenize de yardımcı oluyor! Sirkenin içinde bulunan asetik asit, midenin sindirim hızını yavaşlatıyor ve bu sayede daha uzun süre tok hissetmenizi sağlıyor. Salatalarına, yemeklerinize sirke ekleyerek hem lezzet hem sağlık katın!
TARÇIN
Nefis kokusuyla duyularınızı harekete geçiren ve enerji veren tarçın, bilim adamlarının ilgisini çekti ve üzerinde detaylı incelemeler yapıldı! Bilimsel araştırma sonuçlarına göre tarçın, açlık hissine sebep olan kan şekerinin hızlı yükselip düşmesini dengeliyor ve buna bağlı olarak uzun süre tok hissetmenizi sağlıyor. Birkaç dilim elmanın üzerine tarçın serpip, ara öğünlerinizde ve açlık hissettiğinizde çekinmeden yiyin; hem tok kalacak hem kilo vereceksiniz.
YUMURTA
En önemli protein kaynaklarından biri olan yumurtanın uzun süre tokluk hissi verdiği ve kalorisinin düşük olduğu bilimsel araştırmalarla kanıtlandı! Sabah kahvaltılarında bir adet haşlanmış yumurta ya da az tereyağıyla yapılmış sahanda yumurtayla hem açlık hissinden kurtulabilirsiniz hem de günlük protein ihtiyacınızı sağlıklı yoldan karşılamış olursunuz.
YEŞİL ÇAY
Vücudunuzun zehirli maddelerden temizlenmesini, hücrelerinizin yenilenmesini sağlayan yeşil çay; vücudunuzun çalışma hızını artırıyor, yağ yakımını sağlıyor ve uzun süre tok hissetmenize yardımcı oluyor. Günde 1-2 fincan yeşil çay içerek hem enerjik hissedebilir hem fazla kilolardan kurtulabilir hem de tokluk hissedebilirsiniz.
BADEM
Vitamin, mineral, lif açısından zengin kuruyemişlerden biri olan badem; tok kalmanızı, sağlıklı cilt ve saçlara sahip olmanızı sağlıyor ve omea-3 yağ asitleri sayesinde kalbinizin sağlığını koruyor. Bilimsel araştırma sonuçları, düzenli olarak günde 5-6 adet badem tüketen kadınların, tüketmeyenlere göre daha kolay kilo verdiğini göstermektedir.
SİRKE
Vücut sağlığından güzelliğe, kilo vermeden ev temizliğine kadar birçok konuda mucizeler sağlayan sirke; iştah kesmeye ve uzun süre tok hissetmenize de yardımcı oluyor! Sirkenin içinde bulunan asetik asit, midenin sindirim hızını yavaşlatıyor ve bu sayede daha uzun süre tok hissetmenizi sağlıyor. Salatalarına, yemeklerinize sirke ekleyerek hem lezzet hem sağlık katın!
TARÇIN
Nefis kokusuyla duyularınızı harekete geçiren ve enerji veren tarçın, bilim adamlarının ilgisini çekti ve üzerinde detaylı incelemeler yapıldı! Bilimsel araştırma sonuçlarına göre tarçın, açlık hissine sebep olan kan şekerinin hızlı yükselip düşmesini dengeliyor ve buna bağlı olarak uzun süre tok hissetmenizi sağlıyor. Birkaç dilim elmanın üzerine tarçın serpip, ara öğünlerinizde ve açlık hissettiğinizde çekinmeden yiyin; hem tok kalacak hem kilo vereceksiniz.
13 Aralık 2014 Cumartesi
Yemekten önce tatlı ye, zayıfla
İngiliz bilim adamları tatlının ana yemekten önce yenmesinin zayıflatabileceği açıkladı.
“Tatlı yersem iştahım kapanır şimdi yemek yicem zaten…” diyenlerdenseniz ve bir de zayıflamak istiyorsanız bir kez daha düşünün. Belki de o tatlı sizi zayıflığa götürecek olan tatlı bir tekliftir.
İngiliz bilim adamlarının fareler üzerinde yaptığı araştırma, yemeğe tatlıyla başlamanın iştahı kestiğini, dolayısıyla kilo vermeye yardımcı olabileceğini gösterdi.
Beyindeki glikokinaz enziminin ne kadar glikoz alındığını izlediğini belirten ilim insanları, fareleri 24 saat aç bıraktı. Aç kalan farelerde glikokinaz enziminin çok daha etkin hale geldiği görüldü.
Beyin glikozu algılıyor
Glikoz düzeyi azsa beynin tene daha fazla şekerli madde yenmesi sinyali gönderdiğini açıklayan ilim insanları, öncelikle tatlı yiyeceklerin yenmesinin beynin yeterince glikoz alındığını anlamasını sağlayacağına dikkati çekti.
Tatlı, ana yemeğin sonunda yendiğinde ise beynin glikoz limitinin dolduğunu anlamasının vakit aldığı vurgulandı.
Bu durumun ayrıca, bazı kişilerin tabii olarak daha fazla glikokinaz üretmesi nedeniyle tatlı yiyeceklere diğerlerden daha az direnebilmesini açıkladığı ifade edildi.
Araştırmanın sonuçları “Journal of Clinical Investigation” dergisinde yayımlandı.
“Tatlı yersem iştahım kapanır şimdi yemek yicem zaten…” diyenlerdenseniz ve bir de zayıflamak istiyorsanız bir kez daha düşünün. Belki de o tatlı sizi zayıflığa götürecek olan tatlı bir tekliftir.
İngiliz bilim adamlarının fareler üzerinde yaptığı araştırma, yemeğe tatlıyla başlamanın iştahı kestiğini, dolayısıyla kilo vermeye yardımcı olabileceğini gösterdi.
Beyindeki glikokinaz enziminin ne kadar glikoz alındığını izlediğini belirten ilim insanları, fareleri 24 saat aç bıraktı. Aç kalan farelerde glikokinaz enziminin çok daha etkin hale geldiği görüldü.
Beyin glikozu algılıyor
Glikoz düzeyi azsa beynin tene daha fazla şekerli madde yenmesi sinyali gönderdiğini açıklayan ilim insanları, öncelikle tatlı yiyeceklerin yenmesinin beynin yeterince glikoz alındığını anlamasını sağlayacağına dikkati çekti.
Tatlı, ana yemeğin sonunda yendiğinde ise beynin glikoz limitinin dolduğunu anlamasının vakit aldığı vurgulandı.
Bu durumun ayrıca, bazı kişilerin tabii olarak daha fazla glikokinaz üretmesi nedeniyle tatlı yiyeceklere diğerlerden daha az direnebilmesini açıkladığı ifade edildi.
Araştırmanın sonuçları “Journal of Clinical Investigation” dergisinde yayımlandı.
12 Ekim 2014 Pazar
"Ne kadar baklava o kadar brokoli"
Bayram tatlılarının cazibesine kapılıp yedikçe yediniz mi? Sorun değil, toksik asitlerden alkali beslenerek kurtulabilirsiniz.
Bayramda eş-dost ziyaretlerinde, ikramları reddedemeyip kilo mu aldınız? Bol tereyağlı, cevizli baklavaları reddetmek hiç de kolay değil. Üstelik asidik yiyecekler sadece kilo aldırmakla kalmıyor, çok tüketilmesi durumunda karaciğer ve böbreklere de zarar veriyor. Ama çaresi kolay: Alkali besinler. Bu yiyecekler, vücuda alınan bazı besinlerin oluşturduğu potansiyel toksik olan asitleri dengelemeye yardımcı oluyor. Böylelikle organ sağlığını destekleyip vücut ağırlığının dengesini sağlıyor. Genel beslenme tarzı, kandaki asit derecesini arttırmaya meyilli olan et ve süt ürünleri gibi besinlerden oluşur.
Son zamanlarda yapılan bir araştırma asit oranını arttıran besinleri çok fazla tüketmenin böbrek ve karaciğerinize zarar verebileceğini, hatta diyabet riskinizi arttırabileceğini öne sürüyor. Fakat vücudun alkali dengesini destekleyecek besinler tüketerek asidin vücuttaki negatif etkilerini azaltabilirsiniz. Genel olarak meyve ve sebzeler alkali, et ve süt ürünleri gibi proteinler ise asidiktir. Yani aldığınız asidik besinlere karşı, sebze-meyve ağırlıklı alkali besinler tüketerek sağlığınızı korursunuz.
Aşağıdaki besinlerden ne kadar çok tüketirseniz organ sağlığı ve vücut ağırlığınızı o kadar desteklemiş olursunuz.
- Kuşkonmaz
- Brokoli
- Maden suyu
- Karpuz
- Elma
- Kabak
- Fındık
- Taze fasulye
- Domates
- Kiraz
- Kırmızı turp
- Karnabahar
- Patates
- Kayısı
- Havuç
- Kereviz
- Muz
- Ispanak
- Kuru üzüm
Vücudunuzda potansiyel toksik asit oluşturan besinlerden gereğinden fazla tüketiyor olabilir misiniz? En sevdiğiniz besinler vücutta en fazla asit oluşumuna yol açan 25 besin listesi arasında olabilir mi? Aşağıdaki listeye bakıp anlayabilirsiniz. Eğer en sevdiğiniz besinler bu listedeyse bu, onları hayatınızdan tamamen çıkarmanız gerektiği anlamına gelmiyor. Dengelemeniz yeterli olabilir.
1. Zeytinyağı (natürel)
2. Az yağlı yoğurt
3. Tam yağlı süt
4. Tereyağı
5. Haşlanmış mercimek
6. Beyaz ekmek
7. Tam buğday makarnası
8. Sade simit
9. Kavrulmuş yerfıstığı
10. Ceviz
11. Sosisli sandviç
12. Tavuk
13. Sucuk
14. Yağsız biftek
15. Pişmiş alabalık
16. Haşlanmış katı yumurta
17. Yulaf
18. Esmer pirinç
19. Pişmiş somon
20. Konserve ton balığı
21. Mozarella
22. Konserve sardalye
23. Pişmiş hindi pastırması
24. Cheddar peyniri
25. Parmesan peyniri
Dr. Mehmet Öz
Bayramda eş-dost ziyaretlerinde, ikramları reddedemeyip kilo mu aldınız? Bol tereyağlı, cevizli baklavaları reddetmek hiç de kolay değil. Üstelik asidik yiyecekler sadece kilo aldırmakla kalmıyor, çok tüketilmesi durumunda karaciğer ve böbreklere de zarar veriyor. Ama çaresi kolay: Alkali besinler. Bu yiyecekler, vücuda alınan bazı besinlerin oluşturduğu potansiyel toksik olan asitleri dengelemeye yardımcı oluyor. Böylelikle organ sağlığını destekleyip vücut ağırlığının dengesini sağlıyor. Genel beslenme tarzı, kandaki asit derecesini arttırmaya meyilli olan et ve süt ürünleri gibi besinlerden oluşur.
Son zamanlarda yapılan bir araştırma asit oranını arttıran besinleri çok fazla tüketmenin böbrek ve karaciğerinize zarar verebileceğini, hatta diyabet riskinizi arttırabileceğini öne sürüyor. Fakat vücudun alkali dengesini destekleyecek besinler tüketerek asidin vücuttaki negatif etkilerini azaltabilirsiniz. Genel olarak meyve ve sebzeler alkali, et ve süt ürünleri gibi proteinler ise asidiktir. Yani aldığınız asidik besinlere karşı, sebze-meyve ağırlıklı alkali besinler tüketerek sağlığınızı korursunuz.
Aşağıdaki besinlerden ne kadar çok tüketirseniz organ sağlığı ve vücut ağırlığınızı o kadar desteklemiş olursunuz.
- Kuşkonmaz
- Brokoli
- Maden suyu
- Karpuz
- Elma
- Kabak
- Fındık
- Taze fasulye
- Domates
- Kiraz
- Kırmızı turp
- Karnabahar
- Patates
- Kayısı
- Havuç
- Kereviz
- Muz
- Ispanak
- Kuru üzüm
Vücudunuzda potansiyel toksik asit oluşturan besinlerden gereğinden fazla tüketiyor olabilir misiniz? En sevdiğiniz besinler vücutta en fazla asit oluşumuna yol açan 25 besin listesi arasında olabilir mi? Aşağıdaki listeye bakıp anlayabilirsiniz. Eğer en sevdiğiniz besinler bu listedeyse bu, onları hayatınızdan tamamen çıkarmanız gerektiği anlamına gelmiyor. Dengelemeniz yeterli olabilir.
1. Zeytinyağı (natürel)
2. Az yağlı yoğurt
3. Tam yağlı süt
4. Tereyağı
5. Haşlanmış mercimek
6. Beyaz ekmek
7. Tam buğday makarnası
8. Sade simit
9. Kavrulmuş yerfıstığı
10. Ceviz
11. Sosisli sandviç
12. Tavuk
13. Sucuk
14. Yağsız biftek
15. Pişmiş alabalık
16. Haşlanmış katı yumurta
17. Yulaf
18. Esmer pirinç
19. Pişmiş somon
20. Konserve ton balığı
21. Mozarella
22. Konserve sardalye
23. Pişmiş hindi pastırması
24. Cheddar peyniri
25. Parmesan peyniri
Dr. Mehmet Öz
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





