içecek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
içecek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Haziran 2016 Perşembe

Sıcak içecekler kanserojen olabilir

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) kanser kurumunun, tüm "çok sıcak" içeceklerin büyük ihtimalle kanserojen olabileceğini duyurması bekleniyor. Kurum geçen yıl da işlenmiş etlerin tamamının kanserojen olduğunu açıklamıştı.


Reuters’ın haberine göre, Uluslararası Kanser Araştırma Kurumu (IARC) daha önce kahveyi “muhtemelen kanserojen” kategorisine almasına rağmen daha sonra fikrini değiştirdi. Kurum bugün son araştırmalarında “kanserojen etkiye dair kesin delil bulunamadığını” açıklayacak.

Fakat aynı zamanda diğer bilimsel bulguların yaklaşık 65 derece veya üzerinde su, kahve, çay ve diğer içecekler de dahil çok sıcak içkilerin tamamının kanserojen etki yaratabileceği sonucuna vardığı açıklanacak.

GEÇEN YIL ‘İŞLENMİŞ ET’ AÇIKLANMIŞTI

Geçtiğimiz yıl işlenmiş etin kansere yol açabileceğini açıklamasıyla manşetlerde kendisine yer bulan Dünya Sağlık Örgütü’ne bağlı IARC, sonuçlara insan ve hayvanlar üzerinde binden fazla araştırmanın ardından ulaştı. Kahvenin kanserojen olup olmadığına dair yeterli kanıt bulunamadı. Sözcü

7 Haziran 2015 Pazar

Tülin Şahin'den Fit olmanın 11 yeni basit yolu

Düzenli spora gidiyor, detoks yapıyor, pizzadan, hamurişinden uzak duruyorsunuz. Ama hâlâ istediğiniz sonuçlara ulaşamıyorsunuz. Metabolizmanız yavaş mı? Su içseniz yarıyor mu? Spor yapıyor ama eriyemiyor musunuz? Sorun sizde değil, doğru bildiğiniz yanlışlarda. Bir bilene danışın: Top model Tülin Şahin ‘Her Daim Fit’ adlı yeni kitabıyla modellerin güzellik ve spor rutinlerini anlatıyor. Vaatleri büyük: Top modele, mantıları, çikolataları götürüp manken gibi görünmenin yollarını sorduk. “Neymiş bu mucizevi yöntemler” diyorsanız, buyurun...


1.DETOKS İÇECEKLERİNE DİKKAT

Taze sıkılmış mevye ve sebze sularını tüketmek çok moda. Hesapta sağlık adına yapıyoruz. Ama günde üç öğün bunları tüketirseniz metabolizmanız yavaşlayabilir. En önemlisi şeker deposunu mideye indirmiş olabilirsiniz.


2.DETOKS İÇECEKLERİNE DİKKAT

Taze sıkılmış mevye ve sebze sularını tüketmek çok moda. Hesapta sağlık adına yapıyoruz. Ama günde üç öğün bunları tüketirseniz metabolizmanız yavaşlayabilir. En önemlisi şeker deposunu mideye indirmiş olabilirsiniz.



3.SNOB DİYETİ

En iyi şampuanı, kremi kullansanız da midenize çöplük muamelesi yapıyorsanız olumlu sonuç beklemeyin. Çünkü bedeninizi besleyen kana abur cubur yediriyorsunuz. Snob diyetinin felsefesi her besinin en iyi, rafine ve kalitelisini, istediğimiz kadar tüketmek. Uzmanlar, bu yöntemle kilo alma oranımızın düşeceğini söylüyor. Ayrıca kaliteli yiyecekler beş duyumuza hitap ettiğinden vücut tatmin oluyor. Bu da kilo alma riskinizi düşüyor.



4.ÖĞLE SALATAYA SON

Bana “Formunuzu nasıl koruyorsunuz” diye soranlara cevabım ‘öğle salata yemeyerek’ oluyor. Kahvaltıyı kral gibi, öğle yemeğini prens gibi akşam yemeğini de fakir gibi yiyeceksin. Öğle saatlerinde vücudun enerjiye ihtiyacı var, ne yerse acıkıyorsunuz. Büyük hata!


5.SİHİRLİ NUMARA 21

Birçoğumuz diyete pazartesi başlar. Haftasonları da bozar. Büyük hata! Çünkü bedenin hafızası sandığınızdan kuvvetli: İstediğiniz kadar hafta içi sağlıklı beslenin, beyniniz daha cuma sabahından hafta sonu istediğinizi yiyeceğinizi bilir. Metabolizmanızı şaşırtın: Rutininizi değiştirin. Pazartesi-Cuma istediğinizi yiyin, hafta sonu sağlıklı beslenin. Ama bedeninizi uzun süre bu ritimde de tutmayın. Çünkü bedenin kendini yenilemesi 21 gün sürüyor yani her değişikliğe 21 günde bir alışıyor.

6.HAMBURGER, MANTI SERBEST!

Bazı yemekler haksız yere kötü üne sahip. Pizza, hamburger ve mantı. Hamburgerde sosu ve miktarı abartmayıp, kızarmış yerine fırında patates yerseniz sorun yok. Pizzada kritik nokta hamurunun ince, malzemelerinin de az yağlı olması. Mantı da hamuru kalın değilse ve kızartılmamışsa gayet masumdur.

7.MODELLER HANGİ BALIĞI YER?

Öyle her balığın eti yenmez! Bu konu, biz modeller için kuaförümüz, makyözümüz kadar önemlidir. Tüm modeller somon ya da ton balığı yer. Özellikle kuzey denizlerinden gelen somon en iyisi çünkü eti daha yağlı. Ama bu yağ, doğru yağ. Korkmaya gerek yok!


8.KALÇA İÇİN ALTIN FORMÜL: 45X30

Düzenli spora gidiyor, hâlâ istediğiniz sonuçlara ulaşamıyorsanız bazı şeyleri yanlış yapıyorsunuz demektir. 45 dakika- 1 saat kardiyo ve 30-40 dakika ağırlık çalışması kalçadaki fazlalık sorununu rahatça çözer.

9.SU DEĞİL BUZ

İlginç ama gerçek: Modeller hep buzlu su içer. Hatta buz yer. Neden mi? Çünkü vücut buzu ısıtmak için fazladan kalori yakar.

10.ELMA TESTİ

İştesiniz, açlık baş gösterdi. Durumu hemen bir elmayla test edin. Birinci ısırıktan sonra yiyemiyorsanız, o zaman acıkmamışsınızdır. Hissettiğiniz strestir. Dışarı çıkıp 10 dakika yürüyüş yapın. Daha iyi hissedeceksiniz.


11.DİZİ İZLERKEN FORM TUTUN

Akşam eve geldiniz, en sevdiğiniz dizi başladı. Ekranın önüne mat serin, başlayın kolları, bacakları ve kalçayı çalıştırmaya. Her bölgeyi 3 tur 10 kez çalıştırın. Kısa sürede forma kavuştuğunuzu göreceksiniz.

HER LOKMAYI 22 KEZ ÇİĞNE

Böylece iyice sindirip mideyi yormadan yersiniz. Üstelik beyne ‘doydum’ sinyali yemek yedikten 20 dakika sonra gidiyor. İkinci tabağa da yönelmezsiniz.

(hürriyet.com.tr)

15 Mayıs 2015 Cuma

Karın yağlarından kurtaran tarif

Yaz kapıda! İşte size karın yağlarından kurtaran tarif...


Bu karışımdan günde 1 bardak içerek karın yağlarından kurtulmak mümkün...

Malzemeler
1 adet orta boy avokado 2 yemek kaşığı kakao 2 yemek kaşığı bal 1 adet orta boy muz 1 su bardağı badem sütü veya yağsız süt

Hazırlanışı
Avokadonun çekirdeğini çıkarıp soyun. Muzu da daha önceden buzlukta dondurun. Son olarak bütün malzemeleri blender yardımı ile sıvı kıvama getirin. 1 bardağı 306 kalori Bu tarif Uzman Diyetisyen Merve Tığlı Çınar'a aittir.


8 Mayıs 2015 Cuma

Uyumadan önce ve sonra su içmenin faydaları

Gün içinde içtiğiniz suyun dışında, uyumadan önce ve uyandıktan sonra içtiğiniz bir bardak suyun önemi daha fazla.

Uyumadan önce:

- Suyun temel maddeleri

Kimyasal olarak su bir oksijen ve iki hidrojen atomlarından oluşur. Bunun yanı sıra fazla sayıda mineral ve besleyici madde içerir. Uyumadan önce içtiğimiz bir bardak su işlevsellik için vücudumuza yeterli besin maddelerini verir.

- Sıvı alma

Vücudumuzun ihtiyacı olan sıvıyı uyku saatinden önce aldığımızda, vücut suyu hücreleri yenilemek için kullanır.

- Kalori yakımı

Uyku zamanı su içmenin kalori yaktırdığı ve kilo kaybettirdiği bilinmektedir.

- Toksinsizleştirme

Uyumadan önce içtiğiniz su, sindirim sistemini ve idrardaki toksik maddeleri temizlemeye yardımcı olur.

Uyandıktan sonra:

- Sıvı alma

Uyumadan önce içtiğiniz su uyku sırasında depo edilir ve kullanılır. Bu nedenle uyandığınızda vücudunuz susuz kalmış olur. Bir bardak su ise susuzluğu gidermenin yanı sıra enerji verir ve özellikle beyin hücrelerini yeniler.

- Vücudu toksinlerden arındırır

Uyandıktan sonra içtiğiniz ılık su bağırsak hareketlerini artırır. Bu da kabızlığı önler.

- Alerji ve enfeksiyon

Bazı insanların uyandıktan sonra öksürme ve hapşırma gibi alerjileri vardır. Su, boğazı temizlemeye yardım eder ve enfeksiyon riskini azaltır.

- Baş ağrısı ve Sabah bulantısı

Su içmek sabah baş ağrılarını engeller ve özellikle hamilelerde olan sabah bulantılarını önlemeye yardımcı olur.

- Kilo kaybı

Vücut metabolizmasını hızlandırdığı için kalori yakımı sağlar.

15 Nisan 2015 Çarşamba

Enginar çayı nelere iyi gelir?

Akdeniz sebzelerinden enginar pek çok sağlık sorununa iyi gelmektedir.


Enginar, düşük kalorisi sebebiyle pek çok Diyet listesinin başlarında bulunur. Özellikle sindirim sistemine ve toksinleri temizlediği için karaciğere çok iyi gelir.

Enginar çayı nasıl hazırlanır?

Enginar çayı, enginarın 1 saat suda kaynatılmasıyla elde edilen bir çay tarifidir. Sapını kestiğiniz enginarı kaynayan suya atarak 1 saat pişirebilir ve hazırladığını suya bal ekleyerek tüketebilirsiniz.

Enginar çayının faydaları

Enginar çayı şişkinlik, kabızlık, ishal, kusma ve kötü kolesterole iyi gelir. Mide ekşimesini azaltır ve karın ağrısını hafifletir. Kan şekerini düşüren enginar çayı karaciğer fonksiyonlarını arttırarak toksinlerin vücuttan daha hızlı atılmasına yardımcı olur. İdrar söktürücü özelliğiyle boşaltım sistemini de destekler.

13 Nisan 2015 Pazartesi

Zayıflatan basit detox içeceği

Kilo vermeye yardımcı aynı zamanda ödem atmanızı sağlayacak kolay detox içececeği


Detox içeceği ertesi gün için geceden hazırlanır bu sayede besinler suya çok daha iyi işleyecektir ve faydası artacaktır. Ödem atmaya yarayan bu içecek gün boyu tüketilebilir.

Her Diyet önerisinde olduğu gibi bunu da mutlaka bir doktora veya beslenme uzmanına danışarak yapmanızı tavsiye ederiz.

Malzeme:
1 lt su
1 tane limon (dilimlenmiş)
10 tane taze nane yaprağı
1 tane salatalık (dilimlenmiş)

Hazırlanış
Bir litre suyu kapaklı bir sürahiye doldurun, dilimlenmiş limonu, salatalıkları ve tane yapraklarını ekleyin. Kapağını sıkıca kapatın. Dilerseniz buzdolabında dilerseniz oda sıcaklığında bekletin.

Gün boyunca tüketin, ödem atıcı ve kilo verdiren detox içeceğini gün boyunca tüketebilirsiniz.

Çayımızı geceden hazırlıyoruz, bu sayede bitkilerin özleri iyice çayın içerisine geçiyor ve ödem atmak için daha çok fayda görüyoruz.

Bir litre suyu sürahi veya şişeye alın. Salatalık ve limonu istediğinizi gibi dilimleyip suya ekleyin. Geceden sabaha kadar suyu isterseniz buzdolabında isterseniz dışarıda bekletin. Elde ettiğiniz ödem söktürücü bitki çayını gün boyunca bardak bardak içip bitirin.

1 Mart 2015 Pazar

Alkali diyet nedir, alkali su nasıl yapılır?

Son dönemde pek çok kişinin gündeminde olan Alkali diyet, günümüzün popüler zayıflama diyeti olarak dikkat çekiyor. Peki alkali diyet ne anlama geliyor? Bu yöntemle hızlı kilo vermek mümkün mü? Alkali besinler hangileridir? Alkali diyet ile kilo verenler kilosunu nasıl koruyabilir?

Alkali su nedir, evde nasıl hazırlanır? Alkali diyeti herkes yapabilir mi, yan etkileri var mıdır? İşte, merak edilen tüm bu soruları işin uzmanına sorduk. Acıbadem Etiler Tıp Merkezi Beslenme ve Diyet Uzmanı Melis Torluoğlu, Alkali Diyet hakkında her şeyi milliyet.com.tr okurları için anlattı.

Alkali diyet nedir?

Her besin vücutta sindirime uğradıktan sonra hücrenin kimyasını asit ya da alkali değere çevirir. Sindirildikten sonra hücreleri alkaliye doğru yönlendirecek bir beslenme tarzının benimsenmesine ‘alkali beslenme’ ya da ‘alkali diyet’ denir.

Alkali diyet ile hızlı zayıflamak mümkün müdür?

Alkali beslenme aslında sağlıklı bir yaşam standardı oturtmaya çalışan bir beslenme tarzıdır. Sebze ve meyve ağırlıklı beslenerek hem vücudu alkali yapmaya hem de fazladan enerji alımını kısıtlayarak kilo kaybına yönlendirir. Fakat hiçbir sağlıklı beslenme tarzında önerilmediği gibi bu beslenme tarzında da asla hızlı kilo kaybı önerilmez.

Aylık ortalama 2-5 kg kaybı sağlıklıdır fakat tabiki kilo fazlası yüksek olan kişiler için ortalama kilo kaybı rakamlarının üzerine çıkılabilir.

Alkali besinler nelerdir?

Alkali besinler; çok alkali, orta alkali ve az alkali olmak üzere 3'e ayrılır.
Çok alkali besinler; Limon, greyfurt, avokado, hindistan cevizi, hindistan cevizi sütü, badem sütüdür.

Orta alkali besinler; yumurta, somon, lor peyniri, kefir, keçi, koyun, sütü yoğurdu ve peyniri, tofu, kavun, incir, olmamış yeşil muz, siyah erik ve üzüm pekmezidir.

Az alkali besinler; soya sütü, pirinç sütü, manda sütü ve yoğurdu, çiftlik somonu, ton balığı, hamsi, sardalya, uskumru, karpuz, kayısı, çilek böğürtlen, nektarin, kuru hurma ve incir, armut, siyah üzüm ve kuru siyah eriktir.

Alkali su nedir, evde nasıl hazırlanır?

Suyun içerisinde bulunan hidrojen ve hidroksit iyonlarının miktarı potansiyel hidrojen dediğimiz PH değerinin belirleyicisidir. PH değeri 0-14 arasında değerlendirilip 7 nötr kabul edilir ve 7’ den büyük değerler sıvının alkali olduğunu gösterir. Vücudumuzun PH değeri 7.4 olduğu için alkali sıvı tercihi yapılması tavsiye edilmektedir.

Evde alkali su hazırlayabilmek için cam bir şişe içerisinde 2 litre suya 1 yemek kaşığı kadar karbonat ilave edilebilir veya eczanelerden alkali PH damlaları satın alınarak su alkali hale çevrilebilir. Bunun yanında piyasada bazı markaların alkali su yapan cihazları da bulunmaktadır.

Alkali diyeti kimler yapabilir?

Alkali beslenen bireyler aslında Akdeniz tarzı bir besleme çeşidini benimsiyor. Alkali diyet sağlıklı besinleri, sağlıklı yağları, tohumları ve baharatları içeren bir program olduğu için yetişkin tüm bireyler uygulayabilir.

Büyüme gelişme döneminde olan çocuklar, ergenlik ve gebelik dönemindeki bireyler hiçbir şekilde bir uzman işbirliği olmadan diyet yapmamalıdır!

Alkali diyet ile kilo verenler kilosunu nasıl koruyabilir?

Sağlıklı bir beslenme standardını oluşturacak şekilde karbonhidrat, protein ve yağlardan gelen enerjinin gün içerisinde dengelenmesi, şekerli gıdalardan uzak durulması, fazla yağlı etler yerine yağlı tohumların tercih edilmesi, alkol, asitli içecekler ve meyvesularından uzak durulması, salamura ve şarküteri ürünlerinin tüketilmemesi kilo koruma aşamasında yardımcı olacaktır.

Alkali diyetin yan etkileri var mıdır?

Acıbadem Etiler Tıp Merkezi Beslenme ve Diyet Uzmanı Melis Torluoğlu “Vücut, uzun süreli bir besin kısıtlamasına maruz bırakılmadığı, asit ve alkali besin dengesi sağlandığı sürece vücut için herhangi bir zararı yoktur” diyor.

27 Ocak 2015 Salı

Morfinden daha etkili

Brezilya'da yapılan bir araştırmada, kahvede varlığı daha önce bilinmeyen morfin benzeri proteinler bulunduğu ortaya çıkarıldı.

Üstelik, etkisi morfinden daha uzun sürüyor.

Ürün kalitesini yükseltmek için kahvenin genetik yapısını inceleyen zirai araştırma şirketi Embrapa ile Brezilya Üniversitesi'nden Felipe Vinecky tarafından yapılan araştırmada, kahvenin bazı yeni özellikleri de keşfedildi.

Bulunan yeni partiküllerin tipik olarak insanlardaki bazı proteinlere benzediğini gören araştırmacılar, bu partiküllerin yapı taşlarını incelemeye karar verdiler.

Araştırmacıların "opioid peptitler" diye adlandırdıkları bu protein parçacıklarının 'morfin gibi Ağrı kesici ve yatıştırıcı etkisi olduğu' belirlendi.

Aradaki fark ise, farelerde yapılan deneylerde bu etkinin daha uzun sürmesi.

Araştırmacılar, yedi tanesi için patent başvurusunda bulundukları bu proteinlerin dört saate kadar etkili olabildiğini, herhangi bir yan etki de gözlenmediğini söylüyorlar.

Embrapa'ya göre, bu buluşun sağlıklı gıda sektörünü büyük oranda etkileme potansiyeli var. Şirket ayrıca, kesime gönderilecek hayvanlarda stresi azaltmakta da kullanılabileceğini söylüyor.

Brezilya Tarım Bakanlığı'na bağlı çalışan Embrapa 2004 yılında kahvenin gen dizilimini bulmuş, bu buluş sayesinde kaliteyi arttırmak için bazı kahve genlerinin birleştirilmesi mümkün olmuştu.

21 Ocak 2015 Çarşamba

Kahve ve çay ile ne kadar su içmeli?

Diyetisyen Fatma Baysal, çay ve kahvenin diyabetik etkiye sahip içecekler olduğunu söyleyip, "Sıvı kaybettiren etkileri var. Bu yüzden ne kadar çay ve kahve içiyorsak o kadar su tüketmeliyiz" dedi.

Kış aylarında insanların su yerine çay ve kahve tüketimini artırmasının böbrek hastalıkları yaratabileceği hatırlatıldı. Kışın bol bol çay ve kahve içmenin kimseye faydası olmayacağını söyleyen İzmir Üniversitesi Medicalpark Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Fatma Baysal, "Çay ve kahve diyabetik etkiye sahip olan içeceklerdir. Bunları tükettiğimizde sıvı aldığımız doğru ama aynı zamanda diyabetik etkisinden dolayı sıvı kaybettiren bir etkisi vardır. O yüzden ne kadar çay ve kahve içiyorsak o kadar su tüketmeliyiz" dedi.

Kışın kişinin bağışıklık sisteminin yaza göre daha güçlü olması gerektiğini söyleyen Baysal, "Bağışıklık sistemini güçlü tutmak için güne 100 gram roka ve maydanoz salatası ile başlayın. Her gün güne böyle başladığınızda günlük C vitamini ihtiyacımızı karşılamış oluruz" dedi. diyetisyen Fatma Baysal, sadece C vitamini alarak bağışıklık sisteminin güçlendirilemeyeceğini de ifade ederek "Vücuda alınan C vitamini tek başına yeterli olmayacağı için zengin protein kaynağı olan et ve balık gibi ürünler tüketilmelidir. Özellikle haftada iki gün kırmızı et tüketin. Kırmızı et hem demir içeriği yüksek olduğu için haftada iki gün mutlaka tüketilmelidir" dedi.

Havaların soğumasıyla birlikte insanların daha az hareket ettiğini sözlerine ekleyen Diyetisyen Fatma Baysal," Bu nedenle posalı besinler tüketilmeli. Posalı besinler arasına tam tahıl grubu ve probiyotik besinler de dahil edilebilir. Probiyotik besinler arasından özellikle kefir çok faydalıdır. Kefir yüzyıllardır Türkler'in tükettiği bağırsak hareketlerine fayda sağlayan içeceklerdir" dedi.

2 Ocak 2015 Cuma

Göbek eritmeye yardımcı içecekler

Elbette göbeğiniz sadece bir şeyler içerek küçülmez. Ancak yiyecek ve içeceklerinize dikkat ederek yaptığınız sporu destekleyebilirsiniz. İşte Womenshealthmag.com'a göre göbek eritmeye yardımcı içecekler...

1.Buzlu Karpuz  Püresi

Şekersiz hazırladığınız müddetçe meyve püreleri ve suları zararsızdır. Karpuz, sadece vücudu serinletmek ve sıvı takviyesi sağlamakla kalmaz aynı zamanda içerdiği besin değerleriyle sağlığınızın da destekler.

2.Buzlu naneli çay

Sıcak yaz günlerinde buzlu nane çayı tercih edebilirsiniz. Nane midenin daha iyi çalışmasını sağlar ve metabolizmayı hızlandırır. Midenin yağlı gıdaları hızlıca sindirmesine de yardımcı olur. Bu sayede şişkinliğe karşı da etkilidir.

3.Yeşil çay

Kanser ve kalp rahatsızlığı riskini azaltmasının yanı sıra yeşil çay zayıflatıcı özelliğiyle bilinir. Spordan önce tüketildiğinde yağ yakımını hızlandırdığı söylenmektedir.

4.Bitter çikolatalı süt

Bitter çikolatanın faydaları sık sık karşımıza çıkar. Bu içeceği atıştırmalık değil kahvaltı gibi bir öğün yerine tüketebilirsiniz. 400 kalori civarında olduğundan uzun süre sizi tok tutacaktır.

5.Tatlandırılmış su

İncelmeye çalışıyorsanız yeterince su içmeniz çok önemlidir. Yeteri ölçüde su tüketirseniz vücudunuzdaki zehirli maddeler temizlenir, denge sağlanır ve tokluk hissiniz artar. Su içmekten sıkıldıysanız limon gibi meyvelerle tatlandırılmış suları tercih edebilirsiniz.

6.Ananas Frappe

Ananas ve keten tohumunu blender yardımıyla karıştırarak elde edebileceğiniz bu içecek, şişkinliğe iyi gelir ve oldukça faydalıdır. Ananasın içerisinde bulunan bir enzim ise proteinin yıkılmasını kolaylaştırır, dolayısıyla hazımsızlığa da iyi gelir.

31 Aralık 2014 Çarşamba

Yılbaşı gecesi neyi, nasıl yemeli?

Yeni yıl yaklaşırken hepimiz kendi kendimize sözler verir, dileklerde bulunur ve bazen de değişim kararları alırız. Kararınız yeni yılı fit ve formda karşılamak ve Yılbaşı gecesinin yıldızı olmak ise değişim için bir an önce harekete geçin. Uzman Diyetisyen Gamze Şanlı Ak, bu gecenin yıldızı olmanız için size harika ipuçları veriyor. İşte Yılbaşı gecesi verdiğiniz kiloları nasıl koruma altına alabileceğiniz hakkında detaylı bilgiler…



Ev daveti için yemek hazırlarken kilo almayın!

Evdeki parti için yemeği siz hazırlıyorsanız; öncelikle ağzınıza şekersiz bir sakız atmayı unutmayın. Yemek hazırlarken en lezzetlisine ulaşmak için minik tadımlar yaparız ancak bu gecenin özel bir gece olduğunu göz önünde bulundurursak yapacağımız çeşit de artacak dolayısıyla tadım yaptığımız yemek miktarı da o oranda artacaktır, bu durumda daha gece başlamadan gereksiz kalorilerle dolmuş olursunuz.

İşte Uzman Diyetisyen  Gamze Şanlı Ak’tan yeni yılı evde karşılayacaklar için altın öneriler;

Kendinizi iyi hissettirecek yemek seçimleri yapın ve yemeğe çok aç oturmamaya özen gösterin. Bu durumda “yağsız protein ve kompleks karbonhidratlar” imdadınıza yetişip, kurtarıcınız olacaktır. Örneğin; 1-2 dilim yağsız dil peyniri ve grisini, taze meyve ile sütlü kahve veya 1-2 adet kuru meyve ile 10 fındık/badem iyi seçimlerdir.

Yemek öncesi peynir, salata ve zeytinyağlı/ızgara sebze ile başlangıç yapılabilir ana yemek olarak yılbaşının vazgeçilmezi hindi eti iyi bir seçimdir çünkü kırmızı ete göre daha az yağ içerir. Yanında kestaneli pilav tercihiniz varsa ekmek ve püre yemeyin ve çorba içmeyin çünkü hepsi karbonhidrat grubunda yer almaktadır. Tatlı yemek istiyorsanız pilav almamanızı öneririm.

Yılbaşı tatlısı olarak cevizli kabak tatlısı, kaymaksız ayva tatlısı, fırında armut veya elma, dondurma, sorbe gibi yağ içermeyen hafif meyve tatlıları seçilebilir.

Yemek sonrası gece devam ederken yüksek kalori almamak için, taze sebze ve meyveleri atıştırmalık olarak tercih edebilirsiniz. Salatalık, havuç, renkli biber, çiğ karnabahar, brokoli, kereviz sapı, brokoli, kuşkonmaz gibi sebzeleri bir kaseye doldurun, yanına da yağsız yoğurt, light labne peynir, kuru nane, kekik ve kırmızıbiber ile kendi dip sosunuzu yaratın. Sizi gece boyunca oyalayacaklardır.

Kuruyemiş seçiminizde de dikkatli olun, kendinize ufak bir kase seçin; içine 5 fındık, 5 badem, 5 parça ceviz, 5 şam fıstığı, 5 fıstık, 10 kuru yaban mersini ve kuru üzüm ile 3-4 kuru erik, son olarak 1 yemek kaşığı dolusu beyaz leblebi ekleyin ve gece boyunca tüketin.

Restoranda yemek

Yılbaşını evde geçirmek istemeyenlerin en çok rağbet ettiği alternatif “restoranda” yemektir. Burada amaç; hem yemek organizasyonuyla uğraşmamak hem de aynı ortamda eğlenceye devam etmektir. Yılbaşı gecesi yediklerinize dikkat etmek istiyorsanız bu programların menülerine önceden ulaşabilirsiniz, böylece alternatiflere göz gezdirip, ne seçeceğinize karar verebilirsiniz. Ordövr tabağından; mayonezsiz onun yerine yoğurtlu mezeler tercih edilebilir. Ara sıcaklar genelde yağda kızartılmış oldukları için es geçilip, ana yemekle devam edilebilir. Yemeğin hemen sonrasında ikram edilen meyve veya tatlı seçimlerinden ise meyveyi seçmeniz daha uygun olacaktır. “Limitsiz meze ve içki” alternatifi sunan restoranlardan uzak durmanızı öneririm çünkü bu durumda kontrolün sizin elinizden çıkması olasıdır. Yemekler yerine, arkadaşlarınıza ve eğlenceye odaklanın.

Partide atıştırma

Partiye katılacaksanız, asla aç gitmemeye özen gösterin çünkü sunulan minik atıştırmalıklar kalori yüklü olabilir ve sizde bunlara hayır diyemeyebilirsiniz. Bunun için evden çıkmadan önce sağlıklı mini öğünler yapmak oldukça önemlidir. Açık büfe için; öncelikle küçük bir tabak seçin ve tabağınızın yarısının çeşitli sebzeler ile dolu olduğuna emin olun ve size önerim tabağınıza seçtiğiniz yemekleri koyduktan sonra açık büfenin etrafından hemen ayrılın ve bir daha uğramayın.

Alkolü limitleyin. Ertesi sabah şiş uyanmak istemiyorsanız alkol ile birlikte bol su tüketmeyi ve az tuzlu seçimler yapmayı unutmayın. Alkolün 1 gramının 7 kalori; yağın 1 gramı ise 9 kaloridir. Bu da demek oluyor ki alkol aldığımızda neredeyse yağ içmişiz gibi kalori alıyoruz vücudumuza. Bu durumda iki seçeneğimiz var;

1.seçenek; Bir şişe bira veya bir kadeh şarap tercihi yapmak votka, viski, martini, rakı, rom veya kokteyllere göre çok daha iyi bir seçenektir. Hazırlanan alkollü karışımlar sırasında içkiniz neredeyse 400-600 kaloriyi bile bulabilir. Bu seçenekte, ertesi sabah çok içmediğiniz için pişmanlık duymayacak ve yeni yılın ilk gününe enerjik başlayacaksınız.

2.seçenek; Maalesef tahmininizden çok içtiniz ve ertesi gün nasıl ayılacağınıza dair şüpheleriniz var bu durumda;  bitki çayını (papatya, adaçayı, rezene, melisa), 1 dilim limonla tercih etmek, hem midenizi yatıştıracak, hem erken ayılmanızı sağlayacak hem de kendinizi iyi hissetmenize yardımcı olacaktır ya da ertesi gün arınma içeceği imdadınıza yetişecektir; 1 adet yeşil elma, 1 adet salatalık, 1 adet havuç, 1 adet enginar kalbi,  ½ ceviz büyüklüğünde taze zencefil, 1 tatlı kaşığı keten tohumu, 1 tatlı kaşığı çörek otu ve ½ limon suyunu katı meyve sıkacağından geçirerek içmenizi öneriyorum.  Gün içinde de bol limonlu ve taze naneli su tüketmek ve sebze ağırlıklı beslenmek yardımcı olacaktır. Toksinlerden arınmak için sauna veya buhar banyosu yapmayı da düşünebilirsiniz. Her iki yönetimde aynı zamanda vücuttan su atacağı için daha fazla su içmeye özen gösterin. Ayran, taze nane ve maden suyu karışımı da denenebilir.

Hayır demeyi öğrenin

Sağlık lügatınızda bulunması gereken en önemli sözcük “hayır” olmalıdır. Lezzetli gözüken ve Yılbaşına özel olarak hazırlanmış olan birçok ikram aynı zamanda çok kalorili de olabiliyor bu nedenle içeriğinden tam olarak emin olmadığınız yiyeceklerden uzak durun. Limitlerinizi kendiniz belirleyin. Kendinizi tanıyın ve duygularınızdan emin olun. İkramlar ve ısrarlar karşısında iradenizi test edin; “evet, çok güzel gözüküyor ancak teşekkürler” demeyi alışkanlık haline getirmeye çalışın. Unutmayın, mideniz çöplük değil. Sözcü

29 Aralık 2014 Pazartesi

Meyve aromalı gazoz ve sodalara dikkat!

Prof. Dr. Gültekin, market ve bakkallarda satılan içecekler üzerinde yaptığı araştırma sonuçlarını AA muhabiriyle paylaştı.

Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya Anabilim Dalı Başkanı ve Türkiye Bilimler Akademisi Üyesi Prof. Dr. Fatih Gültekin, bazı meyveli gazoz ve meyve aromalı sodalarda kullanılan koruyucu maddelerin güneş ışığı ve ısıya maruz kaldığında kanserojen etkisi bulunan "benzen" maddesine dönüştüğünü söyledi.

Prof. Dr. Gültekin, market ve bakkallarda satılan içecekler üzerinde yaptığı araştırma sonuçlarını AA muhabiriyle paylaştı. Prof. Dr. Gültekin, yaptığı araştırmada meyveli gazozlarda ve meyve aromalı maden sularında antioksidan olarak C vitamini veya meyve suyu, koruyucu olarak da sodyum benzoat kullanıldığını tespit ettiğini belirtti. C vitamini ile sodyum benzoatın bir arada kullanılmasının ölümcül riskleri bulunduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Gültekin, şöyle konuştu: "İçeceklerde mikroplar çoğalmasın diye koruyucu maddeler kullanılıyor. Ayrıca konulan bazı maddeler bozulmasın diye de C vitamini ekleniyor. Bu iki madde, yani C vitamini ve koruyucu olarak kullanılan sodyum benzoat, ikisi bir arada olduğu zaman, eğer bekleme esnasında ısıya veya ışığa maruz kalırsa o zaman C vitamini ile koruyucu olarak kullanılan sodyum benzoat birleşiyor ve insanlar için kesin, yüzde 100 kanserojen olan 'benzen' denilen bir madde oluşuyor. Maalesef çok büyük tehlike var." İçeceklerde görülmeyen bir başka tehlikenin daha söz konusu olduğunu dile getiren Gültekin, bazı içeceklerde antioksidan olarak C vitamini yerine doğal meyve suyu kullanıldığını, doğal meyve sularında da C vitamini bulunduğunu ve aynı şekilde koruyucu olarak kullanılan sodyum benzoatla birleşip kanserojen benzen maddesine dönüşebildiğine işaret etti. Yiyecek ve içeceklerde yaygın olarak kullanılan koruyuculardan sodyum benzoatın avantajı yanında sağlık riskleri taşıdığına değinen Gültekin, sodyum benzoatın alerjik özelliğinin bulunduğunu, özellikle astım hastalarının dikkat etmesi gerektiğini vurguladı. Gültekin, bunlara ilave olarak sodyum benzoatın, DNA'ya da zarar verme potansiyeli bulunan bir katkı maddesi olduğunu söyledi.

Üretici de, satıcı da, tüketici de bilmiyor

Kanser riski taşıyan bu konunun firmalar tarafından atlandığına dikkati çeken Gülkekin, üretici, satıcı ve tüketicileri uyardı. Gültekin, şöyle dedi: "Bunlardan birincisi üreticiler. Üretici, C vitamini ve sodyum benzoatı beraber kullanmasın. Formülasyonlarını kolaylıkla değiştirebilirler. Sodyum benzoat yerine başka bir koruyucu veya C vitamini yerine başka bir antioksidan kullanabilirler. İkisini bir araya getirmezlerse bu risk ortadan kalkar. İkincisi, bu ürünleri satan market, bakkal veya süper marketler bu ürünleri uygun şartlarda depolasınlar. Hiçbir içeceği güneşe maruz kalacak şekilde ve yüksek derecede ısınacağı şekilde muhafaza etmesinler. Özellikle sahil kesimlerinde bu konu biraz daha önem arz ediyor. Son olarak tüketiciler de dikkat etsinler. İnsanlar sürekli içtiği içeceklerin içindekiler bölümüne baksın. Benzoik asit veya sodyum benzoat ile C vitamini, diğer ismiyle askorbik asit, ikisinin beraber olduğu ürünleri tercih etmesinler." Gıdalarda kullanılan kombinasyonların Türk Gıda Kodeksi'ne uygun olduğunu ancak risklerinin bilinmediğini öne süren Gültekin, şöyle devam etti: "Bunlar tabii ki bilinçli olarak seçilmiyor. Çünkü bunlar Türk Gıda Kodeksi'ne uygun. Gıda kodeksinde koruyucu olarak sodyum benzoat kullanılır, antioksidan olarak C vitamini kullanılabilir ancak bunun ikisinin bir araya gelmesi ve saklama koşullarının olumsuz denk gelmesi tesadüfi bir şey. Bunu da üreticilerin bilmesi gerekiyor. Muhtemelen gözden kaçmış bir nokta. Üreticilerin gözden kaçan bu noktaya göre düzeltme yapacaklarına inanıyorum."

Kanserdeki artış gıdalardaki kanserojen maddeler

yüzünden Gıdalarda kullanılan katkı maddelerinin kombinasyonlarının ve saklama koşullarının insanları ciddi şekilde kanser tehlikesine maruz bıraktığına değinen Gültekin, "Bu tüm toplumu ilgilendiren yaygın bir sorun. Kanser vakaları çok artıyor, artık kanserden ölüm sebepleri dünyada ikinci sıradan birinci sıraya yükselmek üzere. Belki kanserin artış sebeplerinden bir tanesi gıdaların içindeki, maruz kaldığımız kanserojen maddeler. Bu açıdan bunu çok önemsiyorum" diye konuştu. Halkın gıda katkı maddelerinin zararlarını öğrenmek istediğini anlatan Gültekin, ayrıca inançlar açısında da sorun olup olmadığını bilmek istediğini anlattı. "Gıda katkı maddeleri tüketiciler için bilinmez bir konu" diyen Gültekin, şunları söyledi: "Milyon tane katkı maddesi var. Bunlar kanserojen mi, zararlı mı, inançlarımıza uygun mu, hep bilinmezlik içerir. Çünkü katkı maddeleri alan olarak geniştir ve sadece bir bilim alanını ilgilendirmiyor. Dolayısı ile tüketicinin istediği bilgiyi derli toplu ve güvenilir olarak sunacak kaynak çok az." Gültekin, 10 yılı aşkın süredir katkı maddeleriyle ilgili çalıştığını ve 4 Kitap yazdığını belirterek, şunları kaydetti: "Yediğimiz ürünlerin tamamına yakınında katkı maddesi var ve bunlar çok yüksek miktarlarda. Türk insanı maalesef batı tipi besleniyor. Bu tip beslenmelerde insanlar bir yılda kendi ağırlıkları kadar gıda katkı maddeleri tüketiyorlar. Bunlar çok büyük rakamlar ve bu katkı maddeleri istisnaları bir kenara koyarsak bizim ihtiyacımızın olduğu vitamin, mineral veya besin değeri açısından zengin maddelerden ziyade gıdaların ticarileşmesi, yaşamı kolaylaştırmak, ekonomiklik sağlamak açısından kullanılan maddeler. Ama maalesef birçok sağlık riskini de beraberinde getiriyor. Doğal gıdalara yönelmemiz lazım, ancak katkı maddesiz bir yaşam da mümkün değil, riskli olacak katkı maddelerinden uzak kalacak yaşam tarzı geliştirmemiz lazım."

9 Aralık 2014 Salı

Gazlı İçecekler Bağımlılık Yaratıyor!

Özellikle hararet giderme konusunda buzdolabımızdan eksik etmediğimiz gazlı içecekler ve meyve sularının, aslında içerdikleri doğal olmayan katkı maddeleri nedeniyle, sağlığımızı nasıl olumsuz etkilediğini biliyor muydunuz?

Meyve suyu yerine, meyvenin kendisini tüketmenin daha sağlıklı olduğuna dikkat çeken Hisar Intercontinental Hospital Klinik Laboratuvarlar Bölüm Başkanı Prof. Dr. Bekir Sami Uyanık; ‘Meyveler bütün olarak sindirim sistemimizden düzenli emilir ve vücudumuza daha fazla yarar sağlar. Meyve suyu ya da şekerli içecekler gibi kan şekerini ani yükseltmez, ani insülin salgılanmasına neden olmaz. Marketlerde satılan meyve sularında, meyve özünün yanı sıra oranları değişen sofra şekeri, fruktoz şurubu gibi katkı maddeleri de bulunur. Bu nedenle çok fazla tüketildiğinde yüksek oranda şekerin vücuda girmesine, dolayısıyla kan şekerinin yükselmesine, sonuçta diyabet (şeker hastalığı) ve obezite gibi hastalıklara yol açarlar’ diye konuştu.

Gazlı içecekler bağımlılık yaratıyor!
Gazlı içecek olan meşrubatların üretimi sırasında su, meşrubat şurubu (fruktoz) ve karbondioksitin karıştırılmasıyla Karbonasyon adı verilen bir işlem yapılır. Bu işlemde kullanılan karbondioksit, meşrubatların gazlı özellik kazanmasını sağlayarak, içilirken kabarcıklı etkiyi oluşturur. Gazlı içeceklerin zararı, içinde bulunan karbondioksitten değil; her tüketildiğinde daha fazla tüketme isteği uyandırarak bağımlılık yaratmasıdır. İçeriğindeki tatlandırıcı, antioksidan, boya, aroma gibi katkı maddeleri de ayrıca sorgulanabilir. Organik ve doğal olmayan, hem de sentetik olan bir içeceğin aşırı tüketimi başlı başına çok büyük tahribatlara yol açar. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC) , içecekler konusunda, özellikle de kafeinli enerji içecekleriyle ilgili çalışmalar yapmış, halk sağlığını etkileyecek düzeyde olduğuna dair raporlar yayınlamıştır. Uyarıcı etki yapması ve geçici olarak performans artırıcı özelliği ile tanıtılan ve özendirilen bu içeceklerin gençler, hatta çocuklar tarafından fazla miktarda tüketilmesi bazı ülkelerin önlem almasına sebep olmuştur.

Yılbaşı gecesi yediklerinize dikkat!

Yılbaşı gecesi hepimiz için özel bir gecedir. Ancak ne yazık ki, bu özel gecenin anlamını yemeye, içmeye yüklüyoruz.

Günlük hayatta yemediğimiz kadar yüksek enerjili yiyecekleri ve içecekleri birden yemeye ve içmeye başlıyoruz. Durum böyle olunca çeşitli mide-bağırsak sistemi rahatsızlıkları, başağrısı, başdönmesi, bulantı- kusma şikayetlerini de ertesi gün problemleri olarak yaşayabiliyoruz.
İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayça Kaya hem keyfli bir yılbaşı gecesi geçirmek, hem de bu tür rahatsızlıkları yaşamamak için yapılacakları anlatıyor:

Yiyeceklerinizi dengeleyin

•    Yılbaşı günü yiyeceklerinizi planlayın Gün içerisinde yediklerinizi dengelerseniz, akşam daha zengin bir yılbaşı menüsü seçebilirsiniz.
•    Güne 1 su bardağı az yağlı süt, 2 yemek kaşığı yulaf ezmesi, 3 kuru kayısıdan oluşan kahvaltı ile başlayın.
•    Öğlen 1 kase çorba ile beraber salata yiyin.
•    İkindide 1 kase yoğurt,  2 mandalina, 10 tane badem tüketin. Ve Yılbaşı gecesine hazırlanın.
•    Bol bol su için.
 
Yılbaşı menüsünü seçerken dikkat edin

•    Geleneksel olarak pişirilen hindi ve pilav ikilisi oldukça masum yiyeceklerdir. Fırında pişirilmiş hindinin derisiz kısmından el büyüklüğünde bir porsiyon ve 4-5 yemek kaşığı pilav eşliğinde salata ile birlikte ana yemek olarak tüketebilirsiniz.
•     yılbaşı gecesi problemler genelde mezelerden, tatlılardan, içkilerden ve kuruyemişlerden kaynaklanır. Meze olarak sebze ve yoğurt ağırlıklı kereviz, patlıcan, acılı ezme, haydari gibi salataları seçin
•    İçecek olarak taze sıkılımış meyva suları, ayran, maden suları, şekersiz bitki çayları tercih etmek yemek sindirimini kolaylaştırır. Alkollü içki içmek  isterseniz, alkol oranı daha düşük olan bira veya şarap tercih etmek, 2 kadehi geçmemek, hem daha az kalori almanıza neden olur hem de ertesi gün semptomlarını daha az yaşarsınız.
 
Yemeği, alkolü çok kaçıranlara ertesi gün önerileri

•    Peynir, ekmek, yumurta gibi klasik bir kahvaltıyı pas geçin, hafif bir kahvaltı menüsü tercih edin.  1 bardak süt ve küçük bir muz idealdir. Bu şekildeki bir kahvaltı mide ile ilgili semptomları azaltır.
•    Kahvaltıdan sonra açık havada 45 dakika yürüyün.  Bu yürüyüş metabolizmanızın hızlanmasına yardımcı olacaktır.
•    Öğlen yemeğinizi acıktığınızda yiyin. Etsiz bir sebze yemeği ile birlikte bir kase cacık tercih edin.
•    Gün içinde  bol bol su, sade maden suyu ve şekersiz bitki çayları içilebilir.
•    Akşam yemeğinde çorba, salata ve meyva yemek yılbaşı sonrasını daha rahat geçirmenizi sağlar.

3 Aralık 2014 Çarşamba

Nar suyunda C, B vitamini ve potasyum var

Nuh Naci Yazgan Üniversitesi (NNYÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Neriman İnanç, kış mevsiminde hastalıklardan korunmak için nar ve üzüm suyu tüketilmesi önerisinde bulundu.

İnanç, yaptığı yazılı açıklamada, nar ve üzüm suyunun en güçlü antioksidan olduğunu belirtti.

Kış aylarında hastalıktan korunmak için nar ve üzüm gibi kırmızı meyvelerin suyunun tüketilmesi gerektiğini ifade eden İnanç, içeriğindeki yararlı birçok biyoaktif bileşen sayesinde "en güçlü" antioksidanlar arasında sayılan nar veya üzüm suyunun sofralardan eksik edilmemesi gerektiğini vurguladı.

YARIM BARDAK NAR SUYU BİLE ÇOK ETKİLİ 

Havaların soğumasıyla gribal hastalıklarda artış olduğuna dikkati çeken İnanç, şunları kaydetti:

"Kış ayları boyunca hastalıklardan korunmak ve sağlıklı bir hayat sürmek için güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olmak gerekiyor. Nar ve üzüm suyunu kış günlerinde küçük büyük herkesin tüketmesi gerekiyor. Yarım bardak nar suyu, yetişkin bir insanın günlük C vitamini gereksiniminin yüzde 16'sını karşılıyor. Nar suyu özellikle içerdiği antioksidanlar sayesinde bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Nar suyunda yoğun olarak B vitamini ve potasyum vardır. Üzüm suyu ise A, B ve C vitaminleri, potasyum ve demir açısından oldukça zengin. Halk arasında bitkisel süt olarak da bilinen üzüm suyunun faydaları saymakla bitmiyor. Kanda oksijen taşıyan hemoglobin hücrelerinin oluşumunda gerekli olan demir ve potasyum açısından zengin olan üzüm suyu, toksit maddelerin atılmasına yardımcı olur. Ayrıca bu özellikleri vücudu enfeksiyonlara karşı korur ve bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlar."

Hastalıkları önleme konusunda bağışıklık sisteminin önemine işaret eden İnanç, kış aylarında günde bir bardak nar ya da üzüm suyu içmenin bağışıklık sisteminin kuvvetlenmesinde fayda sağlayacağını sözlerine ekledi.

Enerji veren 3 içecek

Kış aylarında depresyon ve hastalanma riski daha fazladır. İşte enerjinizi yere getirecek içecek tarifleri!

1.Havuç, zencefil ve elma

Bir dilim zencefil, havuç ve elmayı blenderda karıştırın. Gücünüzü geri kazandıracak ve bağışıklık sisteminizi güçlendirecek bu içeceği özellikle sabahları içmenizi öneririz.

2.Ballı, zencefilli çay

Soğuk algınlığına karşı sizi koruyacak ve sıcak tutacak bu çayı yapması da çok kolay. Bir bardak sıcak çaya 1 çay kaşığı zencefil rendesi ve 1 tatlı kaşığı bal ekleyip karıştırın.

3.Enerji veren karışım

Havuç, bir dilim zencefil ve yarım bardak ananas suyunu karıştırın. Afiyetle için.

2 Aralık 2014 Salı

İşte en sağlıksız içecek!

Uzmanlar en sağlıksız içeceği keşfettiğini açıkladı. Sandığımızın aksine en sağlıksız içecek aslında göze çok masum görünüyor.

Kalori içeriği ve doymuş yağ asidi açısından en sağlıksız içecek milkshake!

Uzmanlar özellikle içerisinde çikolatalı dondurma konulan milkshakelerin karaciğer düşmanı olduğu konusunda uyarıyor. Koruyucu madde içerebilen bu içecekler obeziteye neden olan yiyecekler kategorisinde değerlendiriliyor.

Milkshake tutkunuysanız evde hazırlamanızı ve haftada 2-3 bardaktan fazla tüketmemenizi öneririz. Dışarıda satılan milkshakeler pek çok zararlı madde içerebiliyor.

30 Ekim 2014 Perşembe

Ketojenik diyet nedir?

Karbonhidrat bakımından fakir diyetlerden olan ketojenik diyet, birçok hastalığın iyileşmesinde de etkili.

Özellikle kanser hastalarının bu diyete uymaları halinde birçok olumlu sonuçla karşılaşıldığını belirten Medicana Hastaneler Grubu Onkoloji Koordinatörü Doç. Dr. Mutlu Demiray, “Diyetin en önemli özelliği de kanda yüksek şeker düzeyinin engellenmesi…Diyete uyan kanser hastalarında kanserli hücrelerin büyümesi ve metastaz yapmasının yavaşladığı gözlemleniyor. Ayrıca kemoterapi ve radyasyon tedavisinin daha etkili olması da söz konusu” diyor.Ketojenik diyet, son dönemlerde düşük karbonhidrat diyetlerinin tiryakileri sayesinde oldukça gündemde. Ketojenik diyetin tek özelliği karbonhidrat bakımından fakir diyetlerden olması değil. Tek amacı zayıflama olmayan bu mucize diyet birçok hastalığın iyileşmesine de yardımcı oluyor. Araştırmalar, özellikle kanser hastalarının bu diyete uymaları halinde birçok olumlu sonuçla karşılaşıldığını ortaya koyuyor. Ketojenik diyete uyan kanser hastalarında kanserli hücrelerin büyümesi ve metastaz yapmasının yavaşladığının gözlemlendiğini belirten Medicana Hastaneler Grubu Onkoloji Koordinatörü Doç. Dr. Mutlu Demiray, diyetin ayrıca kemoterapi ve radyasyon tedavisinin daha etkili olması gibi sonuçları beraberinde getirdiğini söylüyor.

Eğer kilo almak istiyorsanız, yağ miktarını özelliklede MCT miktarını arttırmanız,  kilo vermek istiyorsanız da yağ miktarını azaltmanız gerektiğini belirten Demiray,  “Ketojenik diyetin en önemli noktası; glukoz yani karbonhidrat tüketimini etkin bir şekilde kısıtlarken (maksimum 50 gram/gün), sağlıklı yağları ve proteinleri yeterli düzeyde almak.

Daha fazlasına ihtiyacınız yok. En önemli değişikliği, tabağın karbonhidratlarla doldurduğumuz tarafında yapıyoruz. Patates, pirinç, makarna, bal, pekmez, ekmek, pasta, börek ve her türlü unlu mamullerden uzak duracağız. Bunların yerine; düşük karbonhidratlı besinleri koyacağız” diye anlatıyor.

Ketojenik diyete uyum sağlamanın tahmin edilenden daha kolay olduğunu ve vücudun çok hızlı adapte olduğunu belirten Demiray,  “Yiyecekleri seçerken azıcık dikkat en önemli aşama. En önemli nokta vitamin ve mineraller açısından vücudun, eksiklik yaşamaması…” diye ekliyor.

DİYET NELER İÇERİYOR?

Ekmeksiz olur mu?

Bütün mesele ezberlerimizi bozmak. Yemeklerinizi ekmek olmadan tüketmeye başladığınızda çok daha lezzetli olduğunu fark edecek, yiyecekleri gerçek tatlarıyla alacaksınız.

Yağ, iyi kullanıldığında güçlü bir silaha dönüşür

Yüksek kalitede soğuk sıkılmış bitkisel yağlar, ketojenik diyette çok önemli yer tutar. Bu yağlar; en temel yağ asitlerini (özellikle omega-3) ve yağda eriyen vitaminleri (vitamin D) sağlarlar. Kenevir yağı, keten yağı, kolza tohumu yağı ve balık yağı en nitelikli olanlarıdır. Bu yağlar hava almamalı ve ısıtılmamalı. Salatalarda, özellikle lor peyniriyle, günlük besinlerinizi tatlandırmak için tüketebilirsiniz. Diyetinizde günde 4-6 gram omega-3 bulunmalı.

Süt şekerine dikkat edin

Günlük besinlerinizi seçerken süt şekerinin düşük olmasına dikkat ediniz. Özellikle yoğurt, lor peyniri ve türevlerinde, düşük kalorili yani yağı azaltılmış olan popüler adıyla “light” ürünlerde daha fazla süt şekeri ve şeker ilavesi vardır. Bu nedenle diyet ürünleri değil, normal yağ içerikli ürünleri tercih ediniz.

Kahvaltı da önemli

Peynir seçiminde tam yağlı olanları, eski kaşar ve alp peynirlerini tercih edin. Bunlarda karbonhidrat miktarı düşüktür. Özellikle meralarda beslenmiş hayvanların sütlerinden yapılmış olanlar, omega-3 ve vitamin-D açısından zengindir. Keçi peyniri, koyun peyniri ve tam yağlı krem peynirler diyet için iasebetli seçimlerdir. Düşük karbonhidratlı peynirlerden istediğiniz kadar yiyebilirsiniz. Soya ürünleri de iyi bir protein kaynağıdır. Soyalı ürünlerdeki karbonhidrat miktarına dikkat etmenizde yarar var.

Öncelikli tercihiniz et olmalı

Et alışverişlerinizde özellikle meralarda, serbest olarak beslenmiş hayvanların etlerini tercih etmeye çalışın. Bu hayvanların etleri hem lezzet, hem de pişme süresi yönünden çok farklı olması yanında, omega-3 açısından da oldukça zengindir. Hazır aldığınız salam, sosis gibi şarküteri ürünlerinde lezzetini arttırmak için şeker ilavesi kullanılır. Ürünlerin uzun raf ömrüne sahip olmaları adına kullanılan koruma maddeleri, sağlık yönünden zararlıdır. Mümkün oldukça bu tip ürünlerden kaçınınız.

Biraz da denizden gelen sağlığa mutfakta yer açın!

Yağlı, soğuk su balıkları; ringa, sardalye, uskumru, somon özellikle de çiftlik olmayanları, omega-3 açısından oldukça zengindir. Ketojenik diyet esnasında tüm et ve balık çeşitlerinden, ekmek katksına ihtiyaç duymadan tüketebilirisiniz. Bu etleri lezzetlendirmek ve besin değerini arttırmak için üzerlerine kolza tohumu yağı, zeytin yağı, palmiye yağı veya hindistan cevizi yağı gezdirebilirsiniz.


Minik atıştırmalıklar iyi gelir


Kabuklu kuru yemişler (ceviz, brezilya fındığı, macadamia cevizi gibi) ve yağlı tohumları (çekirdek, keten tohumu, kenevir tohumu, susam gibi) diyetinize ekleyebilirisiniz. Bunlar hem lezzet olarak farklılık sağlarken, kaliteli yağ asitleri açısından zengin oldukları için çok yararlıdırlar. Ancak tüm kuru yemişleri aynı kategoride değerlendirmeyiniz. Özellikle Kaju bu gruba girmez ve yüksek oranda karbonhidrat içerir. Keten ve kenevir tohumları özellikle omega-3 açısından zengindirler.

Sebzeleri keşfedin

Yeşil sebzeler (brokoli, ıspanak, kuşkonmaz, kabak, salatalık, lahana, ve yeşil fasulye) domates, çiğ havuç, tatlı olmayan biber ve tüm marul çeşitleri, etlerin yanında enfes ve son derece sağlıklı garnitürlere dönüşür. Nişastalı sebzeler mesela pişmiş havuç, bezelye, kuru fasulye, mercimek ve mısır kan şekerinizi çok yükseltir. Bu nedenle bu grup gıdalardan kaçınmalısınız.

Renkli, mayhoş meyvelere; evet! 

Meyveler, çok lezzetli ve vitamin deposu olmalarına rağmen dikkatli seçim yapmalısınız. Çünkü yüksek oranda glukoz ve früktoz ihtiva ederler. Ancak çilekgiller yani, çilek, böğürtlen gibi meyveler, hem düşük karbonhidrat içeriği hem de kanserle savaşan özellikleri nedeniyle çok önemlidir. Her gün az miktarda çilek ve benzerleri ile birlikte meyve tüketebilirsiniz. Ancak her porsiyon 6 gramı geçmeyecek şekilde olmalıdır. Konserve meyvelerden de kaçınmakta yarar var. Çünkü hem vitamin değerleri azalmıştır, hem de tatlandırılmışlardır. Ancak dondurulmuş meyveler tatlandırılmadığı için iyi bir tercihtir. Kuru üzüm, her türlü kuru yemiş ve meyve sularından kaçınmalısınız. Çünkü bunlarda konsantre şeker bulunur.

Çikolata yok mu?

Tamamen uzaklaşmanız gerekmez. Bitter çikolatalardan küçük parçalar halinde, haftada bir gün 3-4 gramı geçmeyecek şekilde yiyebilirsiniz. Çikolatanızı seçerken kakao oranı en az %80 olanlarını tercih ediniz.

Bol bol su içmek diyetin olmazsa olmazı

Günlük içtiğimiz su miktarı çok önemli. Böbreklerin sağlıklı olması, böbrek taşlarından korunmak ve oluşan ketonları uzaklaştırmak için günde 2-3 litre sıvı tüketilmeli… Sıvı tercihi özellikle su olmalı. Bitki çayları ve yeşil çay da olabilir. Fakat suyun yerine hiçbir şey konulamaz. Bitki çayları ile birlikte şeker kullanılmamalı.

Hangi içecekler tercih edilmeli?

Hazır satılan meyve sularını tüketmemelisiniz. Her türlü alkolsüz içecek, ice tea, limonataya izin yok. Alkol tüketmek istediğinizde, ki mümkünse alkol kullanmayınız, özellikle yüksek karbonhidrat içeriği nedeniyle biradan uzak durunuz. Kırmızı şarap tercih edebilirsiniz. Kırmızı şarap fitokimyasallar içerdiği için tercih edilebilir.

28 Ekim 2014 Salı

CHAI çayının inanılmaz faydaları

Güney Afrika mutfağındaki baharat çeşitliliğini bilmeyen yoktur. Şimdi bu lezzetlerin en meşhurlarından biri olan CHAI çay ile buluşma zamanı. Peki nedir bu CHAI çayı?

Kanser oluşum riskini azaltır.

Kakule, tarçın ve zencefil antioksidan ve fitokimyasal içerikleri ile kanser önleyici özellikleri taşır. Düzenli kullanıldığı takdirde bağırsak ve mide kanseri riskini azaltıcı etki gösteriyor.

Soğuk algınlığını önler.

Özellikle soğuk kış günlerinde sıklıkla hastalanma gibi bir durumunuz söz konusu ise veya halsizliğiniz varsa içeriğindeki bileşenler ile bağışıklık sisteminizi güçlendirebilirsiniz. Chai çayının içeriğindeki zencefil vücudun savunma sistemini destekliyor.

Adet dönemi ağrılarını hafifletir.

Chai çayındaki tarçın ve zencefil hormonları düzenleyerek adet dönemi sancılarında olumlu etki yaratır. Özellikle sıcak sütün içinde beklettiğiniz Chai çayı aromatik tadı sayesinde hem bu dönemlerde olan tatlı ataklarınızı da önleyecektir.

Metabolizmayı hızlandırır.

Doğru diyet tavsiyeleri ile birlikte Chai çayı içtiğinizde metabolizmanızı da hızlandırabilirsiniz. Bunu sindirim ve pankreatik enzimleri uyarıcı etkisi ile sağlar. Ayrıca tokluk hissi yaratması da daha az yemenize neden olur.

Diyabete karşı Chai çayı.

Düzenli kullanımında kan şekeri seviyesinde olumlu olacak değişimlere neden olur. Uzun dönemde Tip 2 Diyabetin önlenmesinde rol alabilir. Kısa vadede ise şeker isteğinizin azalması ile kan şekeri kontrolü sağlayabilirsiniz.

Şişkinliği azaltır.

Şişkinlik ve gaz şikayetleri yaşıyorsanız mide aktivitelerini düzenlemek ve sindirim sistemini düzenlemek için Chai çayını günde 2 fincan olacak şekilde deneyebilirsiniz.

Enerjiyi arttırır.

Kahve ve gazlı içecekleri içtikten sonra enerjiniz aniden yükseliyor ve akabinde hızla düşüyorsa Chai çayı ile enerjinizi yükseltmeyi deneyebilirsiniz.

Chai çayının faydalarından yararlanmak istiyorsanız doğru şekilde ve doğru miktarda tüketim yapmalı ve sağlıklı beslenme alışkanlıklarını devam ettirmelisiniz. Günlük olarak içeceğiniz ortalama 2 fincan Chai çayı size yeterli etkilerin oluşması için destek olacaktır. Unutmayın, hiçbir besin tek başına mucize yaratmaz…

Mucize antioksidan: Vişne suyu

Uzmanlar, içeriğindeki vitamin, mineral ve meyveye antioksidan özelliği veren ‘antosiyanin’ sayesinde vişne suyunu 7’den 70’e herkese öneriyor.

Bahar aylarında vücut direncini yükseltmek için uzmanlar bol miktarda sıvı tüketilmesini öneriyor. İçeriğinde bulunan A, E ve C vitaminlerinin yanı sıra bol miktarda antioksidan madde içeren vişne suyunu özellikle sonbahar döneminde tüketilmesi gerektiğine dikkat çeken uzmanlar, vişne suyunun vücudun direncini artırdığını, içindeki potasyum, kalsiyum ve fosforun da ateşli hastalıklara karşı bir kalkan oluşturduğunu belirtiyor.

Nuh Naci Yazgan Üniversitesi sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Neriman İnanç, yapılan araştırmalara göre vişne suyunun antioksidan özellikleriyle dikkat çeken üzüm suyu ürünleri ve bitter çikolata gibi bilinen ürünleri geride bıraktığını ifade etti. Prof. İnanç, şunları söyledi: “Vişne ve vişne suyu, içindeki yüksek oranda yer alan antosiyanin maddesi sayesinde çok iyi bir antioksidandır. Vişne suyu içinde bol miktarda bulunan antioksidan, gün içinde nefes alıp verirken bedene alınan toksit maddelerden arınmak için önemlidir. Belirlenen en yüksek antioksidan özelliğe sahip 50 besin arasında 14. sırada yer alan vişne suyunun tüketimi, bahar aylarında düşen direnci artırmak için de önemlidir.”

Vişne suyunun ayrıca çeşitli mikrop ve toksinlere karşı vücudu koruyucu etkiye sahip olduğunu belirten İnanç, “Mucize meyve vişne, ödemin atılmasını, mide ve karaciğerin düzenli çalışmasını da sağlıyor” dedi.