kilo almak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kilo almak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Mart 2017 Çarşamba

Dünyanın en şişman kadını 100 kilo verdi

Dünyanın en şişman kadını olarak bilinen Mısırlı İmen Ahmed Abdulati, mide küçültme ameliyatı oldu. Abdulati'nin geçirdiği operasyonun ardından 100 kilo zayıfladığı öğrenildi.
BBC'de yer alan habere göre, Mumbai'deki Saifee Hastanesi'nden yapılan açıklamada 36 yaşındaki Abdulati'nin geçirdiği operasyonun ardından 100 kilo verdiği belirtildi.

Sonraki aylarda Abdulati'nin daha fazla kilo vermesini beklediklerini kaydeden hastane yetkilileri, "Mümkün olduğu kadar kısa süre içerisinde Abdulati'nin Mısır'a dönebilecek kadar zayıflaması için çalışıyoruz." ifadesini kullandı.

Abdulati'nin ailesi 5 kilo doğan kadına parazit enfeksiyonu nedeniyle vücuttaki bazı bölgelerin şişmesi olarak nitelendirilen fil hastalığı teşhisi konulduğunu belirtmişti.
Aile, Abdulati'nin 11 yaşına geldiğinde ayağa kalkamadığı için kilo aldığını, daha sonra felç geçirerek yatağa mahkum olduğunu ve o zamandan beri evden çıkamadığını anlatmıştı.

Abdulati'ni ameliyatı, daha önce Hint bakanlar Nitin Gadraki ve Venkaiah Naidu'yu da operasyona alan Dr. Lakdawala tarafından geçen ay gerçekleştirilmişti. Ameliyat ve tedavi süreci için Abdulati'nin 2-3 üç ay Mumbai'de kalması gerektiğine değinen Dr. Muffazal Lakdawala, genç kadının 100 kilogramın altına düşmesinin 2-3 yıl sürebileceğini ifade etmişti. (cnntürk)

6 Mart 2017 Pazartesi

Zayıflayacağım derken daha fazla kilo aldıran 10 hata

Zayıflamak için yediklerine ve içtiklerine dikkat etmeye başlayanlar bazen yanlış bilgiler bazen de dikkatsizlik sonucunda kilo vermeye çalışırken kilo alabiliyor. Porsiyonu hesaba katılmayan diyet ürünler ve masum görünen meyveler kilo vermeye çalışırken aslında kilo aldıran besinler haline geliyor. 

İşte kilo aldıran hatalar:
1. Diyet içecekler
Diyet içecekler masum görünen ama bir o kadar tehlikeli olan gruba giriyor. İçerdikleri yapay tatlandırıcı ile vücuda zarar veren bu içecekler diyet yaparken sık tüketiliyor. Kilo vermeyi kolaylaştırmak yerine vücuda zarar veren diyet içeceklerden uzak durulmalı.
2. Diyet bisküvi
Diyet bisküvi de zayıflamak isteyenlerin tercih ettiği atıştırmalıklardan. Diyet bisküviler fazla yendiğinde kilo vermek isteyenlere kilo aldırıyor.
3. Peynir
Protein kaynağı olan peyniri zayıflama dönemlerinde sıkça tüketmek faydalıdır. Ancak peynir tüketmek faydalı diye tüm peynir çeşitlerinin olduğu koca bir peynir tabağını yemek kilo almanıza neden olur.
4. Yumurta
Yumurta da içerdiği yüksek protein ile gözde diyet besinlerinden biri. Yumurtayı tek başına tüketince faydalı etkilerini alabiliyorsunuz. Ama yumurtayı sucuk, sosis ve tereyağı ile birlikte sahanda yaptığınızda kaloriler de beraberinde geliyor.
5. Makarna sosu
Bir porsiyon makarna sanıldığı gibi kilo aldırmıyor. Ama makarna ile birlikte yenen makarna sosları makarnanın tam bir kalori bombasına dönüşmesine neden oluyor.
6. Salata sosu
Salata da diyet dostu besinler arasında. Salatayı tehlikeli yapan ise içerisinde çok miktarda salata sosu ve yağ ilave etmek. Masum salata böylece kilo aldıran bir hale bürünüyor.
7. Köfte
Izgara köfte yemek sağlıklı bir seçim olarak düşünülse de içerdiği doymuş yağ oranının yüksekliği ile ızgara hindi veya ızgara tavuk kadar sağlıklı bir protein kaynağı değil. Özellikle porsiyonlara da dikkat edilmediğinde bu durum fazla kalori alımına neden oluyor.
8. Yağsız ürünler
Ekstra katkı maddeleri ile tadı güzel hale getirilmeye çalışılan bu tip ürünleri tüketince hem daha fazla kalori alıyor hem de sağlıksız beslenmiş oluyorsunuz.
9. Kahve şurupları
Kahve metabolizmayı hızlandırması ve enerji vermesi ile diyette de tercih edilen bir içecek. Sade kahve içince herhangi bir sorun yok ama kahvenizi süt, kahve şurubu ve şeker ile tatlandırdığınızda çok fazla kalori almış oluyorsunuz.
10. Kuruyemiş
Sağlıklı yağ içermeleriyle uzmanlar tarafından önerilen kuruyemişleri günde bir avuç tüketmek son derece sağlıklı. Kalorisi yüksek olan kuruyemişleri porsiyonlarını abartarak tükettiğinizde ise kilo almakla karşı karşıya kalabilirsiniz.

11 Şubat 2017 Cumartesi

Kilo aldırmayan makarna nasıl olur?

Beslenmeden makarna, ekmek, bulgur gibi karbonhidratların tamamen çıkarılmasının doğru olmadığına vurgu yapan diyetisyenler, diyetlerde gereksinim doğrultusunda karbonhidrat tüketilmesini öneriyor. Dikkat edilecek en önemli nokta ise tüketilen karbonhidratın miktarı.

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü, Türkiye Makarna Sanayicileri Derneği, Obezite Diyetisyenliği Derneği ve Türkiye Diyetisyenler Derneğince "Hastalıklarda Beslenme Sempozyumu: Karbonhidrat Sayımı" düzenlendi.
Diyetisyenlere, diyabet tedavisinde etkin şekilde uygulanan karbonhidrat sayımı yöntemi ile ilgili temel prensiplerin ve güncel bilgilerin uygulamalı olarak aktarıldığı sempozyumda, doğal, besleyici ve sağlıklı bir besin olarak tanımlanan makarnanın sofralarda ve diyetlerde ne şekilde yer alması gerektiği anlatıldı.
Sempozyuma katılan yaklaşık 300 diyetisyen, kremasız, bol sebze ve domates sosuyla hazırlanmış makarnaların tadına bakarak, sağlıklı beslenmenin ipuçlarını verdi.
"TAHIL GRUBUNU YEMEZSENİZ, ZAYIFLAYAMAZSINIZ"
Sempozyumda gazetecilere açıklama yapan Obezite Diyetisyenliği Derneği Başkanı Prof. Dr. Nevin Şanlıer, yeterli ve dengeli beslenmede karbonhidratların çok önemli bir yer tuttuğunu ifade etti.
Bir kişinin günlük enerjisinin yüzde 50-60'ının karbonhidratlardan elde edildiğini anlatan Şanlıer, bu nedenle besinler içinde karbonhidratların en çok kullanılan yiyecekler arasında yer aldığını söyledi.
Şanlıer, karbonhidratların bir gramının 4 kalori enerji verdiğini dile getirerek, bunların içine ekmek, tahıl grupları, makarna, pilav, eriştenin girdiğini belirtti.
“DİYETİNİZDEN MAKARNA, BULGUR VE EKMEĞİ TAMAMEN ÇIKARMAYIN”
Diyetler içinde de karbonhidratların mutlaka olması gerektiğine dikkati çeken Şanlıer, "Bizim ana besin kaynağımız olduğu için günlük öğünlerimizden ya da diyetimizden tamamen makarna, ekmek, pilav ve bulgurun çıkarılması olmaz. Bunların, mutlaka diyetlerimizde her gün olması gerekiyor. Bilimsel çalışmalar da gösteriyor ki günlük olarak da karbonhidrat tüketiminin yetişkin bir bireyde 130 gramın altına düşmemesi gerekiyor" diye konuştu.
“EKMEK VE MAKARNA OLMADAN ZAYIFLANMAZ”
Ekmek, makarna olmadan zayıflamanın da mümkün olmayacağını vurgulayan Şanlıer, "Zayıflama diyetlerinde de poliklinik çalışmalarımızda da mutlaka tahıl grubunu kullanıyoruz. Bunun içinde, makarna, ekmek, pilav ve unlu çorbalar bulunuyor. Ben, danışanlarımıza da 'Tahıl grubunu yemezseniz, zayıflayamazsınız' diyorum" değerlendirmesinde bulundu.
PROTEİN ARTINCA DOYMUŞ YAĞ ORANI DA ARTAR
Bazı uzmanların, "Ekmek yemeyin" şeklindeki önerilerinin hatırlatılması üzerine Şanlıer, "Doğru bulmuyorum çünkü protein miktarını da ne kadar artırırsanız aynı zamanda doymuş yağ oranını yükseltiyorsunuz. Yağ oranın artırılması demek de başta kalp damar hastalıkları olmak üzere pek çok hastalığın oluşumuna neden oluyor" yanıtını verdi.
MAKARNA NASIL YENMELİ?
Şanlıer, sağlıklı bir beslenmede makarnanın nasıl tüketilmesi gerektiğini anlatarak, pişirirken yağ oranının yükseltilmesi ve kremalı soslarla sunulmasının uygun olmadığını, bunun yerine bol sebzeli, domatesli, yoğurtlu ya da kıymalı şekilde yapılabileceğini ifade etti.
Kişinin gereksinimi kadar tüketim yapılması gerektiğini belirten Şanlıer, bunun sadece karbonhidratlar için değil, tüm gıdalar için geçerli olduğunun altını çizdi.

13 Ocak 2017 Cuma

“Yemekolizm, en tehlikeli bağımlılıktır”

“Yemek yemeği çok seviyorum” deyip sürekli bir şeyler yiyenler dikkat! Yrd. Doç. Dr. Funda Şensoy’a göre, alkolizmden bile daha tehlikeli bir bağımlılıkla, "yemekolizm" ile karşı karşıya olabilirsiniz. Üstelik sadece diyet yapmak sizi bu sorundan kurtaramayabilir.

Açlık ya da tokluğu gösteren bedensel uyarılara aldırış etmeden yemek, yemekolizm olarak nitelendiriliyor.
Yemekolizmin yarattığı bağımlılığa dikkat çeken Yrd. Doç. Dr. Funda Şensoy, bunun en tehlikeli bağımlılık türü olduğunu söyledi.
“Tıpkı bir madde bağımlısının kendisini iyi hissetmek için bağımlısı olduğu maddeyi kullanması gibi, bedeni ve kilosu ile barışık olmayan insan da beslenmek için değil, kendisini iyi hissetmek için yer” diyen Şensoy, “Yemekolizm, insan ruhunun hastalığıdır ve tek başına diyet ile sorun çözülemez” ifadesini kullandı.
Yemekolizm tedavisinin alkol ve diğer madde bağımlılıklarından çok daha zor olduğunu aktaran ve “Yara bandı nasıl üstünü örttüğü yarayı iyileştirmezse, diyetlerde altta yatan acıları ve incinmeleri yok edemez” diyen Şensoy, “Çünkü bağımlısı olduğunuz diğer maddeleri bırakabilirsiniz. Ama yiyecekten tümüyle vazgeçmek olası değildir ve olanaksızdır da” şeklinde konuştu.
YEMEKOLİZM ÇOK HIZLI İLERLER
Şensoy, yemekolizmin kişinin psikolojisini ve yaşam şeklini nasıl etkilediğini ise şöyle anlattı: “Yemekolik kendini güçsüz hisseder. Yiyecek ondan güçlüdür. Çünkü onu kontrol altına almıştır; çok yese de az yese de... Yemekoliklik çok acı verici ve yüzeyden bakıldığında, insanın kendi kendini mahvettiği bir etkinliktir. Yemekoliklik semptomu çok hızlı gelişir ve insanı acı verecek kadar sarar.
YEMEKOLİKLİK NEDİR?
- Fiziksel bakımdan acıkmadan yemek,
- ya diyet yapmanın ya da tıka basa yemenin gizlediği, yiyecek karşısında kontrolün kaybedildiği duygusu,
- Zamanın çoğunu yemek ve şişmanlık hakkında düşünüp, kaygılanmakla geçirmek,
- Kişinin vücuduyla ilgili kötü şeyler hissetmesi.

Bedenin hapsinden kurtulmak için düşüncelerin hapsinden kurtulmak gerekiyor. Tedavi için önce teşhis gereklidir. Kilo, sorunlarınızın bir sonucudur, sorunlarınızın nedeni değil.”
YEMEKOLİZMDEN KURTULMAK İÇİN NELER YAPILMALI?
Yemekolizmi durdurmak için atılması gereken ilk adımın; kişinin kendisine gerçekten aç olup olmadığını sorması olduğunu söyleyen Şensoy, yemekolizmden kurtulmak için yapılması gerekenleri, “Kendinize sorduğunuz bu sorunun cevabı ‘hayır’ ise yapılması gereken bir bardak su içmektir. Cevap ‘evet’ ise bekleyip ne kadar aç olduğunuzu değerlendirmektir. Açlık krizlerini değerlendirmek önemlidir. Yemekolizm ile başa çıkmak için bir yemek günlüğü tutulmalı, ne zaman ve ne yenildiği ile beraber, yeme isteği sırasındaki duygu da yazılmalıdır. Duyguların ve düşüncelerin rahatça yazıya dökülebileceği bir zaman dilimi ayrılmalıdır” şeklinde özetledi. ntvmnc

8 Ocak 2017 Pazar

Mide küçültme ameliyatından sonra alkol bağımlılığına dikkat!

Üsküdar Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, zayıflama ameliyatları sonrasında bağımlılıklarda artış görmeye başladıklarını belirterek, "Çünkü yemekle ruhsal açlıklarını doyururken, ameliyatla yemelerini ellerinden aldığınızda bu kez içki içmeye başlıyorlar" dedi.

Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, Antalya’da düzenlenen 10’uncu Madde Bağımlılığı Kongresi’nde yaptığı açıklamada, alkol ve madde bağımlılığının 10 kat arttığını belirterek, Sağlık Bakanlığı’na 300 bin kişinin tedavi için başvurduğunu söyledi. Bağımlılık yapıcı maddelerin ulusal güvenlik problemi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Dilbaz, uyuşturucu maddelerin ölüme yol açma bakımından terörden daha fazla etkili olduğunu söyledi.
HEPATİT C 10 KAT ARTTI
Hepatit C’nin kan yoluyla bulaştığını hatırlatan Prof. Dr. Dilbaz, damar içi madde kullanıcılarının yüzde 80’inin enjektör paylaştığını, birindeki virüsün diğerlerine daha kolay geçebildiğini kaydetti. Bu kişilerin hastalıkları eşleri ve çocuklarına da bulaştırabildiğine dikkati çeken Prof. Dr. Dilbaz, "2005 yılında 139 Hepatit C saptamıştık. Şimdi ise 10 kat daha fazla, yani 1390 kişide Hepatit C pozitif saptadık" dedi.
Bağımlılığın basit bir hastalık olmadığına işaret eden Prof. Dr. Dilbaz, bu hastalıkta üç önemli nokta olduğunu söyledi. Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, kişinin kendisini kontrol edememesiyle başlayan sürecin ardından beyindeki bazı mekanizmaların bağımlılık yapan maddeye bir aşerme durumu olduğunu, son aşamada ise beyinde aynı etkiyi oluşturmak için daha fazla kullanma ihtiyacı duyulduğunu söyledi. Prof. Dr. Dilbaz, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Kişinin tedavi için mutlaka çok istekli olması gerekmiyor, çünkü niyetlendiğinden daha fazla kullanıyorsa maddeyi, niyetlendiğinden daha az bir biçimde tedavi başvurusu olabilir. Niyeti çok olmasa da biz tedavi edelim istiyoruz. Hastaların çok istekli olmasını beklemiyoruz. Hastalık zaten niyetli ve istekli olmalarını engelliyor."
'ÇOĞU GENÇ HASTALAR'
Madde bağımlığının yanında bir de davranış bağımlılığı olduğunu belirten Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, kumar, seks ve yeme bağımlılıklarının bunlardan bazıları olduğunu söyledi. Prof. Dr. Dilbaz, şöyle devam etti:
"Kumar oynamak için eskiden siz bir yere giderdiniz, şimdi kumar oynanacak yerler sizin ayağına geliyor. Bunun için akıllı telefonunuzun olması yeterli. Ciddi anlamda kumar bağımlısı hasta tedavi için bize gelmeye başladı. Bu bağımlıların çoğu genç hastalar. Zayıflama ameliyatları sonrasında yeme bağımlıları görmeye başladık. Çünkü yemekle ruhsal açlıklarını doyururken ameliyatla yemelerini ellerinden aldığınızda bu kez içki içmeye başlıyorlar. Bunun arkasında alkol kullanımı artan hastalar görmeye başladık."
Seks bağımlılığına da dikkati çeken Prof. Dr. Dilbaz, Michael Douglas, Tiger Woods gibi isimlerin de seks bağımlılığı konusunda tedavi gördüklerini söyledi. Kumar gibi bu kişilerin de kendisini durduramadığını ve aşırı derecede cinsel ilişki isteği duyduklarını, farklı partnerlerle birlikte olduklarını kaydeden Prof. Dr. Dilbaz, "Burada önemli nokta niyetlendiğinden daha fazla birlikte olma isteği ve sonuçta bu isteği durduramama. Gittikçe partner sayısını artırma görüyoruz. Her türlü zararı bilmesine rağmen bu bağımlılığı artıyor. Bu bağımlılıkta evliliğiniz zarar görüyor, toplumsal saygınlığınız azalıyor, cinsel yolla bulaşan hastalıklara yakalanma olasılığınız artıyor" diye konuştu. DHA

21 Kasım 2016 Pazartesi

Kışı kilo almadan geçirmenin 10 kolay yolu

Kapalı mekanlarda geçirilen zamanların artması, heketsizlik, fiziksel aktivitenin kısıtlanması ve sıklaşan ev ziyaretleri, kış aylarında fazla kiloları da beraberinde getiriyor. Ancak bazı noktalara dikkat ederek kış kilolarından uzak durmak mümkün.


Kış aylarında aldığımız kilolar ortalama 0,5- 1 kg arasında değişiklik gösterdiğieni söyleyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Şükran Yıldız, kışı kilo almadan geçirmenin 10 kolay yolunu şöyle anlatıyor:

KIŞ MEYVE VE SEBZELERİ TÜKETİN

Beslenme planınızda mutlaka kış döneminde yer alan besinlere yer vermelisiniz. Böylece vitamin, mineral, antioksidan ve posa alımınızı zengin kaynaklardan sağlamış olursunuz. İşlenmiş ve paketli ürünlerin yağ içeriğinin fazla olmasının yanı sıra tuz ve şeker yönünden de zengin olduğunu bilmelisiniz. Beslenme programınızda taze meyve-sebzelere, kavrulmamış kuruyemişlere yer vererek antioksidan vitaminlerden A, C, E vitaminini yüksek miktarlarda almış olursunuz. Taze meyveler ve kuruyemişler ara öğün için ideal birer seçimdir.

MUTSUZLUĞA KARŞI CANLI RENKLERLE BESLENİN

Kış döneminde havaların soğuması ile gelen mutsuzlukla serotonin ile başa çıkın. Tam tahıllı ürünler, bulgur, yulaf, muz ve yağlı tohumlar gibi triptofan içeren besinleri tüketmek serotonin salgılanmasını arttırır. Avokado, koyu yeşil yapraklı sebzeler de yine magnezyum içerikleri ile serotonin üretimini desteklemede rol oynar. Beslenmenizde mutlaka renkli besinlere yer vermelisiniz. Her gün renkli besinlerden seçmeye özen gösterin. Kırmızı ve turuncu renkteki besinler A ve C vitaminlerince zengindir. Yeşil renkli besinler ise folik asitin iyi birer kaynaklarıdır. Özellikle kış döneminde nar, portakal, mandalina, ıspanak, brokoli, brüksel lahanası, havuç, bal kabağı renkli beslenmenizin başrolünde olabilir.

TAM BUĞDAYDAN UZAK DURMAYIN

Doğal karbonhidrat kaynaklarından tam buğday bizler için oldukça önem taşırken işleme maruz kalmış karbonhidratların tam tersi sağlığı tehdit edici etkileri vardır. Çünkü bu besinler kan şekeri seviyesini aniden yükselterek hem açlık krizleri hem de ağırlık artışına neden olabilir. Lif oranı yüksek besinler tüketmeniz glisemik indeks yönünden de düşük beslenmenize destek olduğundan ağırlık kontrolünüzü sağlamanız kolaylaşacaktır. Tam buğday unundan yapılmış ekmekler, kepekli pirinç, buğday, tam buğdaylı veya kepekli makarnaları tercih edebilirsiniz.

YETERLİ PROTEİN TÜKETİN

Her öğünde düşük yağlı ve kaliteli protein tercih etmeniz ağırlığınızı korumaya veya ağırlık kaybetmenize destek olur. Günlük beslenmenizde yumurta, et/tavuk/balık, kurubakliyatlar ve peynir bulundurun. Bu besinler kan şekeri seviyenizin uygun seviyede kalmasına yardım ederken bir sonraki öğünde yoğun tatlı atıştırmanızı ve iştah artışınızı engeller.

DOYMAMIŞ YAĞLAR TÜKETİN

Doymuş ve trans yağ asitlerinden zengin beslenmek sadece ağırlık artışına neden olmadığı gibi kalp-damar hastalıkları ve diyabete davetiye çıkarabilir. Özellikle kış aylarında hareketin azalmasıyla doymuş yağlar yerine doymamış yağlar tercih etmek oldukça önemlidir. Bu bakımdan yemeklerde zeytinyağı, fındık yağı ara öğünlerde ise fındık, ceviz, badem tercih ederek sağlıklı yağlar alabilirsiniz.

YİYECEKLERDE GİZLİ YAĞ VE UNA DİKKAT EDİN

Son yıllarda iş yaşamının getirdiği öğle ve akşam yemeklerinin dışarıda yenmesi durumunda artış vardır. Bu tarz yemeklerden özellikle sulu et ve tavuklu sebze yemeklerinin yağ, un ve sos içerikleri fazla olmakla beraber kızartma usulüyle pişirilme olasılığı yüksektir. Aynı zamanda çorbaların içerisinde de un ve doymuş yağ oldukça fazla olabilmektedir. Ayrıca kahvelere ilave edilen kremanın da ortalama 360 kalori ekstra enerji verdiğini söylemek gerekir.

KIŞ AYLARININ RİTÜELLERİNİ SINIRLAYIN

Salep, boza, kestane, patlamış mısır… Bu besinler kışın geldiğinin habercisi gibidir. Ancak şeker, karbonhidrat ve yağ içerikleri fazla olabilir. Ağırlık kontrolünüzü sağlamak istiyorsanız; Salep ve bozayı haftada birer kez tüketebilirsiniz. Sinemada küçük boy mısırı tercih edebilir veya 1 çay bardağı mısırı kendiniz evde patlatabilirsiniz. Kestanenin ise 3 tanesinin 1 dilim ekmek olduğunu söylersek tüketim miktarını sınırlamanın ne kadar önemli olduğunu görebilirsiniz.

OMEGA 3 YAĞ ASİTLERİNİ TÜKETİN

Tüm hücrelerimizin iyi bir şekilde çalışması ve bağışıklık sistemimiz için omega 3 yağ asitlerinin önemi artık bilinen bir gerçek. Haftada 2-3 defa olacak şekilde ızgara, buğulama veya fırında pişireceğiniz balık sağlıklı beslenme programı içerisinde hem ağırlık kaybına destek olur hem de bağışıklık sisteminizi güçlendirici rol oynar. Ayrıca gün içerisinde tüketeceğiniz fındık, badem, Antep fıstığı, ceviz ile omega 3 yağ asitlerinden almış, kalp sağlığınıza yatırım yapmış olursunuz. Ancak unutmayınız kuruyemişlerin fazal tüketimi ağırlık artışına yol açabilir.

CANLI METABOLİZMA İÇİN SU İÇİN

Vücudumuzda her bir kalorinin metabolize olması için 1 mL suya ihtiyaç vardır. Bu nedenle günde en az 1,5 litre su tüketimini sağlamalısınız. Erkekler için bu miktar 2 litreye kadar çıkarılmalıdır. Su içmekte zorlanan kişiler suyuna limon, portakal elma dilimleri ekleyeceği suyu daha rahat tüketebilir. Suyu fazla içebilmek için su şişenizi yanınızda taşımayı deneyin.

DOST BAKTERİLERLE ZAYIFLAYIN

Yunancada 'yaşam için' anlamına gelen probiyotik bakteriler vücuda yararlı mikroorganizmalar olarak tanımlanırlar. Bu sağlığımıza yararlı mikroorganizmaların bir çok işlevi vardır. Bunlardan en önemlisi bize sağlıklı bir sindirim sistemi sağlamaktır ki bu durum obezite ve kanserle savaşmakta olumlu etkiler göstermektedir. Probiyotikler, alınan besinlerin, kalorilerin sindirimini ve vücutta enerji kullanımını düzenleyerek kilo kaybına yardımcı olur. Kilo vermenin önünde duran en büyük engellerden biri olan kabızlık problemlerine karşı dost bakterileri almayı ihmal etmeyin. Beslenmenizde mutlaka probiyotiklerden zengin yoğurt, kefir ve peyniri bulundurun. ntvmsnc

28 Eylül 2016 Çarşamba

Kilo almak için 10 öneri

Yapılan araştırmalar kilo almanın vermekten çok daha zor bir süreç olduğunu ve yine çalışmalar erkeklerin kadınlardan daha çok bu sorunu yaşadığını göstermektedir. Kilo alamamanın altında birçok neden olabilir. Bunların başında günlük alınan enerjinin harcanan enerjiden az olması sonucu kilo alamama durumudur. Bununla birlikte metabolik hastalıklar, hipertiroid hastalığı, psikolojik rahatsızlıklara bağlı iştahsızlık, bağırsak emilim hastalıkları ve aşırı fiziksel aktivite gibi birçok neden kilo alamama sorununu gün yüzüne çıkartır. Kilo alamamanın altında yatan nedeni anlamak için mutlaka bir uzmana başvurmalı gerekli bütün tahliller yapılmalı tahlil sonuçlarına göre beslenme planı oluşturulmalıdır. Kilo alma sürecinde amaç önüne geleni yiyerek kilo alma değil, doğru besinleri tüketerek alınan kiloyu kas dokusundan almak yağ dokusunu ideal seviyede tutmaktır. Diyetisyen Şeyda Sular konu ile ilgili bilgiler verdi.


1)Normal aldığınız enerjinin günlük 400-500 kcal üstünde almanız gerekir.

2)Düzenli ve dengeli beslenme şart. Muhakkak kahvaltıyı atlamadan güne başlayın. Kahvaltınıza ek
1 bardak portakal ya da nar suyu hem C vitamini takviyesi hem de kalori takviyesi yapacaktır.

3)Gün içinde ara öğün mutlaka yapın. Bu ara öğünlerde yağlı tohumlar, kuru-yaş meyveler, sağlıklı yağlar içeren avokado çok güzel bir tercih olacaktır.

4)Ana öğünlerinizde muhakkak protein ve karbonhidrat kaynağını birlikte tüketin. Mesela ızgara balık yanında tam buğday makarna yada tam buğday ekmek, kırmızı etin yanında bulgur pilavı tüketebilirsiniz. Küçük porsiyonlarla hızlı bir şekilde doyan bireyler yemeğe çorbayla başlayarak midesini doldurmaktansa yemek bittikten sonra tüketmeleri doğru bir seçim olacaktır.

5)Yulaf zayıflatır diyenler aksine doğru ve zamanında tüketildiğinde sağlıklı bir şekilde kilo alımı sağlamaktadır. Akşam yemeğinden sonra uyumadan 2 saat önce yulaf,süt ve meyve karışımı sizin için sağlıklı,lifli bir ara öğün olacaktır.

6)Küçük hacime büyük kaloriye sahip sağlıklı besinleri tüketin. Mesela kahvaltıda 1 yemek kaşığı yer fıstığı ezmesi ya da tahin tüketin. Peynirinizin üstüne ya da yemeklerinize keten tohumu serpin.

7)Yemek esnasında ya da öncesinde su tüketmekten kaçının. Erken doygunluk hissi verecektir.

8)Spor yapmaktan kaçınmayın. Hafif kas egzersizleriyle kas kütlenizi daha hızlı arttıracaksınızdır.

Spor öncesi protein ve karbonhidrat içeren bir ara öğün sonrasında proteinden zengin bir ana öğün tercih edin.

9)İştahınızı arttırmak için baharatlardan yardım alın. Yemeğinize ekleyeceğiniz kırmızı toz biber, kimyon, kişniş, anason ve zencefil daha iştahlı olmanıza yardımcı olacaktır.

10)En önemlisi sık sık tartıya çıkmayın ve pes etmeyin. Kilo alma süreci uzun bir süreçtir ve motivasyon çok önemlidir. Pes etmeden yolunuza devam edin ve muhakkak bu yolda bir uzman diyetisyenle çalışın. cnntürk

14 Temmuz 2016 Perşembe

Benim bedenim ama fazla kilolar benim kararım mı?

Kilo vermek için yapılması gerekenleri hepimiz biliyoruz. Peki o zaman zayıflamak neden bu kadar zor?

Son zamanlarda fazla kiloların nedeni olarak ‘duygusal açlık’ diye bir kavramdan bahsediliyor. Kilo almanın bedensel değil psikolojik etkilerini öne çıkaran bu kavramda, kilolu insanlar fazla yemek yemelerinin nedenlerini bilinçaltında yatan nedenlerde arıyor. Peki bu sebeplere nasıl ulaşacağız?
Kilo vermenin önündeki içsel engelleri aşmaya yardımcı önemli tavsiyeler veren Nefes Koçu Reyhan Elmasri, motivasyonunuzu yüksek tutacak tüyolar sıraladı.

İşte kilo vermenin püf noktaları…

UZMAN EŞLİĞİNDE KİLO VERENLERİN YÜZDE 95’İ…

Herkes bedeniyle barışık olmak ister, bunun için de başta ideal kiloda olmak. Estetiğin ötesinde obezite ve fazla kilolar pek çok hastalığın kaynağı. Üstelik hareketin azalmasına neden olarak tüm yaşantımızı etkiliyor. Duygusal olarak bıraktığı etkiler kara bulutlar gibi çöküyor; dışlanma, beğenilmeme, aşağılanma…. Özellikle çocuklar ve ergenlerde aleni yapılan acımasız eleştiriler çok ciddi yaralara neden oluyor. İlişkileri direkt etkiliyor; kendi bedeninden memnun olmayanlar hayatlarına ilişki çekemiyor ya da cinsel hayatları olumsuz yönde etkileniyor.

Peki insanlar bu bilinç düzeyine ulaşmışken neden hala bu kadar basit görünen bir sorunun altından kalkamıyor. Göz göre göre neden yiyerek ve hareket etmeyerek intihar ediyor bir anlamda? Uzman eşliğinde diyet yapanların verdikleri kiloları geri alma oranı %95. Harcanan onca emek ve paranın %95'I boşa gidiyor yani.


BESLENME YÜZDE 80, EGZERSİZ YÜZDE 20

Egzersiz sadece kilo kontrolü için değil beden ve zihin sağlığı için çok önemliyken çoğunluk tarafından sadece zayıflamak amaçlı algılanıyor. Üstelik kilo vermede beslenme %80, egzersiz %20 rol oynarken. Amerika'daki istatistiklere göre spor merkezlerine kaydolan her 5 kişiden 4'ü devam etmiyor. Bu 5'de 4'lük kesim sene başında bir müddet devam ediyor. Yeni yılda kendimize verilen sözlerin başına kilo vermeyi koymak adetten olmuş. Bizde de herhalde baharda yaza girişte tatile hazırlık döneminde devamlılık daha fazladır.

Bunun yanı sıra medya sayesinde pek çok kişi beslenme uzmanı oldu adeta. Ama obezite almış başını gidiyor. Geçen gün bir arkadaşımın annesi iddialı bir şekilde diretiyor; “her akşam yatmadan önce 7 tane zeytin yiyin haftada bilmem kaç kilo verin”. “Doğru olmaz mı hiç televizyonda duydum” diye de tezini savunuyor. Keşke medyada duyduğumuz herşey gerçekten doğru olsa.

Obezite ya da fazla kiloların nedeni de diğer pek çok sorun gibi duygusal nedenlere dayanıyor. Genel olarak hayattan alamadığımız keyfi yemekten, içmekten almaya çalışmakla başlıyor. Bazen bu bir aile geleneği oluyor, bazen de stresli bir dönemde edinilen bu alışkanlık o dönem geçtikten sonra da devam ediyor.

Bir kez U-dönüşü yapıp da kişinin özgüveninin artması, kendini beğenmeye başlaması motivasyonunu arttırıyor. Ancak bunun sürdürülebilir olması, eski alışkanlıklara dönmemek için fazla yemenin altında yatan psikolojik nedenlerin giderilmiş olması gerekiyor. Yoksa gene en sudan sebeplerle o %95'in içinde olmaya devam…


KİLO VERMENİZE YARDIMCI 6 MOTİVASYON

Ne yenileceği, ne zaman yenileceği konusunda pek çok bilgi var zaten. Bunları hayata geçirmek, tam istediğiniz gibi bir vücuda sahip olmak için bir de bunları deneyin:

Kilonuz, şekliniz nasıl olursa olsun öncelikle kendinizi olduğu gibi kabul etmekle işe başlayın.
Kendinizi başkalarıyla kıyaslamayı bırakın, herkes kendine özgüdür ve çok değerlidir, bunu hep aklınızda tutun.

Bir şey yerken yaptığınız tek eylem o olsun. Her lokmanın keyfini çıkartın; yani farkındalıkla yiyin.
Metabolizmanızı dengelemek, yağ yakımını hızlandırmak, enerjinizi arttırmak için nefesinizi doğru aldığınızdan emin olun, nefes tekniklerinden yararlanın.

Zihin gücünüzü kullanın; ideal kilo ya da bedeninizi belirleyin. Hedefiniz o olsun. Kendinize onu simgeleyen bir oyuncak, resim ya da giysi alın ve sıkça görebileceğiniz bir yere koyun. Bu sizin havucunuz olsun. Egonuz ne zaman sizi yoldan çıkarmaya kalksa ona bakın ya da hatırlayın.
Fazla kilolarınızla ilgili olumsuz duygularınızı keşfedin. Örneğin beğenilmediğinizi mi hissediyorsunuz, tam tersine “çok beğenilen biri” olduğunuza dair olumlamalar yapın; tüm kalbinizle inanarak.

Önemli olan motivasyon, bunun için gerekirse bir uzmandan destek alın. Sözcü

20 Haziran 2016 Pazartesi

Aşık olmak kilo aldırıyor

Forzadiet.com sitesinin 1000 çift üzerinde yaptığı bir araştırmaya göre aşık olmak kilo aldırıyor. Çiftler, birlikte geçirdikleri her sene ortalama olarak 2 kilo alıyor.


Aşık olmak ve ilişkiye başlamak çiftlere kilo aldırıyor. Yapılan yeni bir araştırmaya göre çiftler, birlikte oldukları her sene ortalama olarak 2 kilo alıyorlar. Kilo alma evresi, genellikle balayından sonra başlıyor. Balayı evresinde kilo almaya başlayanların oranı yalnızca yüzde 18.

'RAHATLAMA EVRESİ'NDEN SONRASINA DİKKAT 

İngiliz diyet şirketi Forzadiet.com'un 1000 çift üzerinde yaptığı bir araştırmaya göre çiftlerin yüzde 62'si birbirlerinin kötü alışkanlıklarını alıyor ve birlikte kilo alıyor. Yılın en çok kilo alınan dönemi ise yeniyıl dönemi.

Çiftlerin özellikle ilk 3 yıldan sonra  'rahatlama evresine' girdikleri ve bu süreçten sonra birlikte daha çok kilo almaya başladıkları belirtiliyor.

Araştırmanın bir diğer sonucu da, birlikte kilo alan çiftlerin yüzde 56'sı, yine birlikte diyet yapmaya başlarsa çok daha hızlı biçimde kilo verebiliyor.