kahve etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kahve etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Mart 2019 Perşembe

24 Kasım 2017 Cuma

Günde üç kahvenin sağlığa birçok yararı var

Dünya genelinde yapılan bir araştırma, çok kahve içen insanlarda diyabet, kalp rahatsızlıkları, bunama ve bazı kanser türlerine daha az rastlandığını ortaya çıkardı.

18 Şubat 2017 Cumartesi

Sıcak içecekler bağışıklığı güçlendiriyor!

Kış mevsiminde artan hastalıklarla mücadelede bağışıklık sisteminin güçlü olması gerekiyor. Evde hazırlanacak bitki çaylarıyla bağışıklık sisteminin güçleneceğini belirten uzmanlara göre kışın çorba tüketimi de bağışıklık sistemini korumada etkili oluyor.

Sıcak içecekler bağışıklığı güçlendiriyor!
Kış mevsiminde artan hastalıklarla mücadelede bağışıklık sisteminin güçlü olması gerekiyor. Evde hazırlanacak bitki çaylarıyla bağışıklık sisteminin güçleneceğini belirten uzmanlara göre kışın çorba tüketimi de bağışıklık sistemini korumada etkili oluyor.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Gizem Köse, soğuk kış günlerinde evde hazırlayacağımız sıcak bitki çaylarıyla ısınırken aynı zamanda bağışıklık sistemimizi güçlendirebileceğimizi söyledi.
Özellikle halsizlik ve yorgunluğa neden olan grip, nezle ve soğuk algınlığı gibi yaygın kış hastalıklarından korunmada bitki çaylarının etkili olduğunu belirten Gizem Köse, kışın tüketilebilecek sağlıklı içecekleri şöyle sıraladı:
C vitamini kaynağı
Kuşburnu: Kuşburnu iyi bir C vitamini kaynağıdır. Hatta sıcak içilebilen en iyi C vitamini kaynağı diyebiliriz. Özellikle havaların değişken olduğu şu aylarda günde 1 fincan kuşburnu çayı ile bağışıklık sisteminizi güçlendirebilirsiniz. Ayrıca tadıyla şekerli besinleri tüketme isteğinizi bastırmaya da yardımcı olabilir!
Yumurta tüketirken için
Ihlamur: Ihlamur hep hastalıklarla beraber anılıyor, başka türlü aklımıza gelmiyor. Bitki çaylarının en masumu olan ıhlamur ile hastalıklara karşı koruma kalkanınızı oluşturabilirsiniz! Hatta kahvaltıda yumurta tükettiğiniz günlerde yumurtanın içerisindeki demirin emilimini azaltan siyah çay yerine bir de ıhlamuru deneyin derim!
Tarçın kan şekerini düzenliyor
Baharatlı çaylar ve yeşil çay: Genel olarak kalori içeriği olmayan ve metabolizmayı hızlandırmaya yardımcı olan baharatlar ülkemizde bolca kullanılıyor. Son dönemlerde en çok karşımıza çıkan tarçın kan şekerini düzenlemeye yardımcı oluyor. Hatta bazı kahve dükkânlarında sütle karıştırılmış chai olarak da tüketebilirsiniz. Tarçın içeriği sayesinde tatlı krizlerinizi atlatmanıza yardımcı olurken, karabiber ve zencefil içeriği ile vücut sıcaklığınızı korumanıza yardımcı olur.
Yeşil çay, siyah çayın işlenmemiş halidir. Bu yüzden fazla tüketimi ödem oluşmasına sebep olabilir. Ancak yağ yakımını hızlandırıcı özelliğine dikkat çekmemiz lazım, günde 2 fincan yeşil çay sağlık açısından önemli yararlarının yanı sıra kilo vermeye de yardımcı oluyor. Ananaslı ve bergamutlu olmak üzere çeşitleri bulunan yeşil çay sağlıklı bir içecek olarak dikkat çekiyor.
Sindirim sistemini çalıştırıyor
Kayısı ve erik çayı: Kayısı ve erik çaylarının en önemli etkileri sindirim sorunlarını azaltmasıdır. Bağışıklık sistemi ile sindirim sistemi beraber çalışır ve biri aksadığında diğeri etkilenebilir. Bu yüzden 2 günde 1 tüketeceğiniz 1 fincan kayısı ya da erik çayı sindirim sorunlarınızı gidermeye yardımcı olabilir.”
Çorbalar kurtarıcımız!
Sıcak bitki çaylarının günde 3 fincana kadar tüketilebileceğini belirten Gizem Köse, kışın çorba tüketiminin de bağışıklık sistemini korumada etkili olduğunu belirterek “Çorba hem sıvı içeriğinin yüksek olması hem de kalori içeriğinin az olması sebebiyle öğünlerden önce midemizi dolduran bir kurtarıcı. Sebzelerden oluşan çorbalarda bolca baharat kullanarak metabolizma hızlandırıcı etkisinden de yararlanabilirsiniz. Kurubaklagili yemek olarak tüketmeyi sevmeyenler için mercimek ve ezogelin çorbası, sebzeyi sevmeyenlere de enginar, kabak ve karnabahar çorbası iyi bir alternatif. Bu sebzelerin tam zamanı! Bence boşa harcamayın ve akşam yemeklerinden önce 1 litre suya 1 yemek kaşığı zeytinyağı ile pişirilmiş çorbanızı mutlaka tüketin” tavsiyesinde bulundu.

8 Ağustos 2016 Pazartesi

Türk kahvesi hangi kanser türlerinden koruyor?

Türk kahvesinin keyifli içimine bir de sağlığa olan faydaları eklendi


Toplumumuzda hemen herkesin günde en az bir fincan içtiği Türk kahvesi, kadınlara ve erkeklere çeşitli kanser türlerinde koruma sağlıyor. Diyetisyen Melis Destereci, Türk kahvesinin hangi kanser türlerine karşı koruyucu olduğunu şöyle anlattı.

YAŞLANMAYI GECİKTİRİYOR

Son yapılan araştırmalarda Türk kahvesinin DNA ve kanser hücresi ile ilişkili olduğu sonucuna varılmıştır. Tümör hücrelerinin ve kanseroid hücrelerin gelişimini durduran Türk kahvesi, yaşlanmayı geciktiren, kanseri önleyen antioksidanlar bakımından oldukça zengindir. Bu antioksidanlar sayesinde vücutta antikanserojenik etki göstermektedir. DNA'da değişimlere, kansere ve fonksiyon bozukluklarına yol açan serbest radikaller Türk kahvesinin içinde bulunan klorojenik asit, kafeik asit, fitoöstrojenler, polifenoller ve kafein sayesinde vücuttan uzaklaştırılır ve kansere karşı savunucu rol oynarlar.

GÜNDE KAÇ FİNCAN İÇMELİ?

Sözcü'nün haberine göre, Her gün 2-3 fincan Türk kahvesi içildiğinde kanser riskini yüzde 13 oranında azaltır. Kadınlarda özellikle meme ve rahim, erkeklerde ise prostat kanserine karşı savaş açmaktadır. Günde 3 bardak Türk kahvesi tüketen bireylerde günde 1 bardak içenlere göre, ağız, yutak ve özofagus kanserlerine yakalanma oranı yüzde 30 daha düşüktür. Son yıllarda karaciğer kanseri, dünya çapında kanser ölümlerinde yüksek oranla en önemli kanserlerin başında gelmektedir. Ancak son yıllarda yapılan çalışmalar bu hastalığın önemli ölçüde azaltılabileceğini göstermektedir. Türk kahvesi içenler daha az risk altındadır. Günde sadece 1 fincan Türk kahvesi ile karaciğer kanserine yakalanma oranını düşürebilirsiniz. Düzenli olarak tüketimi kolon kanseri riskini yüzde 25 oranında azaltmaktadır. Ayrıca günde 3 fincan Türk kahvesi içen kadınların hiç içmeyenlere göre bir başka kanser türü olan cilt kanserine yakalanma riski daha düşüktür. Sonuç olarak Türk kahvesinin yararını görebilmek istiyorsak günde 2-3 fincanı aşmadan, aşırıya kaçıldığında idrar söktürücü özelliği sayesinde vücudu susuz bırakabileceğini göz önünde bulundurarak, kanser hücrelerinin basit şeker dediğimiz sofra şekerinden beslendiğini unutmadan, en sağlıklı haliyle yani sade olarak tüketmeliyiz.

11 Temmuz 2016 Pazartesi

Hamilelere kahve uyarısı

Günlük 5 fincandan fazla kahve tüketen hamilelerin erken doğum yaptıklarının ve düşük ağırlıklı bebek doğurduklarının saptandığını söyleyen Diyetisyen Aydın, fazla kahvenin bebek sağlığını da riske attığını söyledi.


Gebelerin yarısından fazlasının günlük ortalama 2 fincan kahve tükettiğini söyleyen Uzman Diyetisyen Şefika Aydın Selçuk, günlük 5 fincandan fazla kahve tüketenlerde önemli sorunlar yaşanabildiğini aktardı.

Erken doğum ve düşük ağırlıklı bebek doğumunun bu sorunların başında geldiğini belirten Selçuk, hamileleri uyardı, fazla kafeinin sadece anne adayı için değil, bebek açısından da sakıncalı olduğunu vurguladı.

Diyetisyen Selçuk, “Fazla kafein tüketen kadınların bebeklerinde kemik yoğunluğu ve kalsiyum içeriğinin düşük olduğu görülmüştür" dedi.

Hamilelik sürecinde yaşanabilecek sorunlara da değinen ve ilk haftalara gözlenen ve nedeni bilinmeyen bulantı ve kusmaların doğal olduğunu, bu durumun da gebenin yeterince besin alımını doğrudan etkilediğini kaydeden Selçuk, şunları söyledi:

"İnatçı şekilde devam eden kusmalarda kaybolan sıvı ve elektrolitler mutlaka yerine eklenmelidir. Bu dönemde annelerin tat ve koku duyularında da aşırı hassasiyet görülmektedir. Şiddetli yemek yeme isteğinin aksine besinden tiksinme duyusu da metabolik değişikliklere neden olmaktadır. Yataktan kalmadan önce tüketilen tuzlu bisküvi, ekmek veya krakerin bulantıyı önlediği ve sonra alınacak besinin alımının kolaylaştırıldığı belirtilmektedir.”

KABIZLIK İÇİN ALINACAK TEDBİRLER

Bazı gebelik hormonlarının bağırsak hareketlerini azaltıcı etkisi bulunduğunu bildiren Selçuk, kilo artışı nedeniyle hareketlerde azalma ve beslenme düzenindeki değişikliklerin hamilelerde kabızlık oranını arttırdığını dile getirdi. Şefika Aydın Selçuk, “Lif içeren sebze ve meyvelerin çiğ, bol ve kabuklu olarak tüketimi, sıvı alımının arttırılması, kuru meyvelerin yenilmesi bu sorunun çözümlenmesine yardımcı olmaktadır. Yine baklagiller, kuru meyvelerle hazırlanan tahıl gevrekleri, yulaf ezmesi ve fiziksel hareketin arttırılması kabızlık sorunu yaşayan annelere yapacağım öneriler arasındadır” şeklinde konuştu.  ntv

16 Haziran 2016 Perşembe

Sıcak içecekler kanserojen olabilir

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) kanser kurumunun, tüm "çok sıcak" içeceklerin büyük ihtimalle kanserojen olabileceğini duyurması bekleniyor. Kurum geçen yıl da işlenmiş etlerin tamamının kanserojen olduğunu açıklamıştı.


Reuters’ın haberine göre, Uluslararası Kanser Araştırma Kurumu (IARC) daha önce kahveyi “muhtemelen kanserojen” kategorisine almasına rağmen daha sonra fikrini değiştirdi. Kurum bugün son araştırmalarında “kanserojen etkiye dair kesin delil bulunamadığını” açıklayacak.

Fakat aynı zamanda diğer bilimsel bulguların yaklaşık 65 derece veya üzerinde su, kahve, çay ve diğer içecekler de dahil çok sıcak içkilerin tamamının kanserojen etki yaratabileceği sonucuna vardığı açıklanacak.

GEÇEN YIL ‘İŞLENMİŞ ET’ AÇIKLANMIŞTI

Geçtiğimiz yıl işlenmiş etin kansere yol açabileceğini açıklamasıyla manşetlerde kendisine yer bulan Dünya Sağlık Örgütü’ne bağlı IARC, sonuçlara insan ve hayvanlar üzerinde binden fazla araştırmanın ardından ulaştı. Kahvenin kanserojen olup olmadığına dair yeterli kanıt bulunamadı. Sözcü

15 Haziran 2015 Pazartesi

Kahve içmek için günün en ideal vakti nedir?

'AsapScience' adlı internet sitesine göre, en iyi saatler (08.00-09.00), (12.00-13.00) ve (17.30-18.30) dışındaki saatler.

Siteye göre, hepimizin "sirkadiyen saat" olarak bilinen biyolojik saati var.

Bu saat, vücudumuzdaki bir çok süreci düzenliyor.

Buna gün içinde ne kadar uykulu olduğumuz da dahil.

Kortizol adlı hormonun salgılanmasından da bu saat sorumlu.

Buna stres hormonu da deniyor.

Zira bu hormon, vücudun "savaş ya da kaç" hallerinde bolca salgılanıyor.

Kortizol, gün içindeki uyanıklık haliyle de bağlantılı.

Sabah 08.00'le 09.00 arasında vücuttaki kortizol seviyesi zirveye çıkıyor.

Bu vücudunuzun sizi uyandırmak için doğal bir mekanizması olması anlamına geliyor.

Ve kafeinin bu mekanizmayı tamamlayıcı bir işlevi olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz.

Zira uzmanlar kortizol üretiminin en üst seviyeye çıktığı zamanlarda kahve ya da enerji içeceği tüketmenin kafeinin etkisini önemli ölçüde azalttığı ve uzun vadede bu maddeye karşı bağışıklık geliştirdiği uyarısında bulunuyor.

Yani hem daha az canlanıyorsunuz hem de gelecekte daha fazla kahve içmeniz gerekiyor.

Bu nedenle, kahve içmek için muhtemelen en iyi zaman kortizol "kabarmasından" sonra, saat sabah dokuz.

Bilim insanlarına göre, kortizol günün değişik saatlerinde yeniden zirveye çıkıyor.

Bunlar, 12.00-13.00 ve 17.30-18.30 arası. Bu nedenle kahve içmek için en iyi zamanlar bunların dışındaki saatler.

Peki aşırı derecede erken ya da geç kalkınca ne oluyor? Hemen kahve içilebilir mi?

Hayır.

Bilim insanlarına göre, kortizol seviyesi uyandıktan hemen sonra yüzde 50 oranında artıyor.

Bu nedenle uzmanların tavsiyesi kahve içmek için bir saat beklemek.

3 Mart 2015 Salı

Düzenli kahve içenlere iyi haber

Güney Koreli araştırmacılara göre kalp hastalıklarına yol açan damar tıkanıklığının önüne geçilmesinde günde birkaç fincan kahve içilmesi yararlı olabilir.


Güney Kore'de, iş yerlerinde düzenli sağlık kontrolünden geçen 25 bin kadın ve erkeğin incelenmesi sonucunda, günde 3-5 fincan kahve içenlerde, kalp hastalıklarının ilk işaretleri daha az görüldü.

Bu sonuç, kahvenin kalp için yararlı mı, zararlı mı olduğu tartışmalarını yeniden başlatacak.

Kahvenin kalp sağlığı üzerindeki etkileri konusunda büyük bir karışıklık mevcut.

Kimi araştırmalarda kahve tüketimiyle yüksek kolesterol ve tansiyon gibi kalp hastalığı tehlikesi yaratan etmenler arasında ilişki saptanmış; kimi araştırmalarsa kahvenin kalp hastalığına karşı koruyucu nitelik taşıdığını ortaya koymuştu.

Kahvenin yarar ve zararları konusunda kesin bir sonuç elde edilemezken, Heartdergisinde yayımlanan son araştırma tartışmalara bir yenisini ekleyecek.

İpucu kalsiyum birikmesi

Güney Kore'deki araştırmada kalp sağlığı taraması yapıldı ve özellikle atardamarların duvarlarında küçük miktarda kalsiyum birikmesi olup olmadığı incelendi.

İnceleme kapsamındaki kişilerin hiçbiri kalp hastası değilse de, her 10 kişi arasında birden fazlasının damarlarında gözle görülür düzeyde kalsiyum birikmesi saptandı.

Daha sonra bu tarama sonuçları, araştırmaya katılanların günlük kahve tüketimleriyle karşılaştırıldı. Bu kişilerin sigara alışkanlıkları, egzersiz yapıp yapmadıkları, ailelerinde kalp hastası olup olmadığı gibi diğer risk unsurları da kayda geçirildi.

Günde birkaç fincan kahve içen kişilerin kalp atardamarlarında, çok fazla kahve içen veya hiç kahve içmeyen kişilere kıyasla daha az kalsiyum birikmesi görüldü.

Uzmanlar, bu sonucun doğrulanması ve içilen kahveyle kalsiyum birikmesi arasındaki ilişkinin açıklanabilmesi için daha fazla araştırma yapılması gerektiğini vurguluyor.

Kahvenin içerdiği kafein ve diğer maddelerin vücuda yarar mı, zarar mı verdiği, açıklık kazanmış değil.

İngiltere Kalp Vakfı'ndan Victoria Taylor, "Bu sonuçları genelleştirirken dikkatli olmalıyız. Zira bu, İngiltere'dekinden farklı beslenme ve yaşam tarzına sahip Güney Koreliler üzerinde yapılmış bir araştırma" dedi.

Kafein tavsiyeleri

Amerikalı uzmanlar günde 400 mg. kafeinin, çoğu sağlıklı yetişkin için güvenli bir miktar olduğunu kaydediyor.

İngiltere'deyse günlük kafein tüketimi sınırı konusunda, hamile kadınlar dışında, bir tavsiye bulunmuyor.

Hamile kadınların günde 200 mg. kafeini (2 büyük kahve bardağı enstantane kahve) aşmamalı salık veriliyor. (medyafaresi.com.tr)

2 Mart 2015 Pazartesi

Kahveye tereyağı koyun önerisi

ABD'de, duble espressonun içine 2 çeşit yağ konulmasının diyet yapanlara yardımcı olduğu iddia ediliyor.

Uzmanlar kahveye tereyağı atmanın vücut için şekerden daha iyi olabileceğini belirtti. Tereyağlı kahveyi popüler yapan kişi ise, Tibet'de tırmanış yaparken enerji vermesi için tereyağlı kahve servis edilen Dave Asprey. Dağcılar, tereyağlı kahveyi hem dikkati artırmak hem de enerji almak için kullanıyor.

Dave Asprey kendisi üzerinde denediği yüksek yağ, düşük karbonhidratlı Diyetle hem kilo verilebileceğini hem de kronik hastalıklardan ve halsizlikten korunulabileceğini iddia ediyor. Asprey'in iddiasına göre eğer karbonhidrat ile beslenmezseniz vücut yağ deposunu kullanmaya başlayarak kilo almaya başlayacaktır.

27 Ocak 2015 Salı

Morfinden daha etkili

Brezilya'da yapılan bir araştırmada, kahvede varlığı daha önce bilinmeyen morfin benzeri proteinler bulunduğu ortaya çıkarıldı.

Üstelik, etkisi morfinden daha uzun sürüyor.

Ürün kalitesini yükseltmek için kahvenin genetik yapısını inceleyen zirai araştırma şirketi Embrapa ile Brezilya Üniversitesi'nden Felipe Vinecky tarafından yapılan araştırmada, kahvenin bazı yeni özellikleri de keşfedildi.

Bulunan yeni partiküllerin tipik olarak insanlardaki bazı proteinlere benzediğini gören araştırmacılar, bu partiküllerin yapı taşlarını incelemeye karar verdiler.

Araştırmacıların "opioid peptitler" diye adlandırdıkları bu protein parçacıklarının 'morfin gibi Ağrı kesici ve yatıştırıcı etkisi olduğu' belirlendi.

Aradaki fark ise, farelerde yapılan deneylerde bu etkinin daha uzun sürmesi.

Araştırmacılar, yedi tanesi için patent başvurusunda bulundukları bu proteinlerin dört saate kadar etkili olabildiğini, herhangi bir yan etki de gözlenmediğini söylüyorlar.

Embrapa'ya göre, bu buluşun sağlıklı gıda sektörünü büyük oranda etkileme potansiyeli var. Şirket ayrıca, kesime gönderilecek hayvanlarda stresi azaltmakta da kullanılabileceğini söylüyor.

Brezilya Tarım Bakanlığı'na bağlı çalışan Embrapa 2004 yılında kahvenin gen dizilimini bulmuş, bu buluş sayesinde kaliteyi arttırmak için bazı kahve genlerinin birleştirilmesi mümkün olmuştu.

21 Ocak 2015 Çarşamba

Kahve ve çay ile ne kadar su içmeli?

Diyetisyen Fatma Baysal, çay ve kahvenin diyabetik etkiye sahip içecekler olduğunu söyleyip, "Sıvı kaybettiren etkileri var. Bu yüzden ne kadar çay ve kahve içiyorsak o kadar su tüketmeliyiz" dedi.

Kış aylarında insanların su yerine çay ve kahve tüketimini artırmasının böbrek hastalıkları yaratabileceği hatırlatıldı. Kışın bol bol çay ve kahve içmenin kimseye faydası olmayacağını söyleyen İzmir Üniversitesi Medicalpark Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Fatma Baysal, "Çay ve kahve diyabetik etkiye sahip olan içeceklerdir. Bunları tükettiğimizde sıvı aldığımız doğru ama aynı zamanda diyabetik etkisinden dolayı sıvı kaybettiren bir etkisi vardır. O yüzden ne kadar çay ve kahve içiyorsak o kadar su tüketmeliyiz" dedi.

Kışın kişinin bağışıklık sisteminin yaza göre daha güçlü olması gerektiğini söyleyen Baysal, "Bağışıklık sistemini güçlü tutmak için güne 100 gram roka ve maydanoz salatası ile başlayın. Her gün güne böyle başladığınızda günlük C vitamini ihtiyacımızı karşılamış oluruz" dedi. diyetisyen Fatma Baysal, sadece C vitamini alarak bağışıklık sisteminin güçlendirilemeyeceğini de ifade ederek "Vücuda alınan C vitamini tek başına yeterli olmayacağı için zengin protein kaynağı olan et ve balık gibi ürünler tüketilmelidir. Özellikle haftada iki gün kırmızı et tüketin. Kırmızı et hem demir içeriği yüksek olduğu için haftada iki gün mutlaka tüketilmelidir" dedi.

Havaların soğumasıyla birlikte insanların daha az hareket ettiğini sözlerine ekleyen Diyetisyen Fatma Baysal," Bu nedenle posalı besinler tüketilmeli. Posalı besinler arasına tam tahıl grubu ve probiyotik besinler de dahil edilebilir. Probiyotik besinler arasından özellikle kefir çok faydalıdır. Kefir yüzyıllardır Türkler'in tükettiği bağırsak hareketlerine fayda sağlayan içeceklerdir" dedi.

10 Ocak 2015 Cumartesi

Kararında tüketilirse zararı yok

Bilimsel makaleler yayınlayan PLOS ONE'da çıkan yeni bir araştırma, orta düzeyde kahve tüketimi ve dehidrasyon arasında hiçbir bağlantı olmadığını ortaya koydu.


İngiltere’de Birmingham Üniversitesi  Beden Eğitimi ve spor Akademisi'ndeki araştırmacılar tarafından yürütülen ve PLOS ONE’da yayınlanan araştırmaya göre, makul miktarlarda kahve içmek dehidrasyona yol açmıyor. Araştırmaya göre, kahve günlük sıvı ihtiyacına diğer içecekler kadar katkıda bulunuyor.

Orta düzeyde kahve tüketiminin eşit hacimde suya kıyasla etkilerini doğrudan değerlendiren ilk çalışma olduğu belirtilen araştırmanın başyazarı olan ve konuyla ilgili doktora araştırması yürüten Sophie Killer ulaştıkları sonuçları şöyle yorumluyor:

“Bilimsel kanıtların eksikliğine rağmen kahve tüketiminin dehidrasyona yol açabileceği ve sağlıklı bir sıvı dengesi için kaçınılması veya azaltılması gerektiğine dair yaygın bir inanış var. Araştırmamızın amacı düzenli kahve tüketiminin, normal yaşam koşullarında, içen kişinin hidrasyon durumuna zarar verip vermediğini belirlemekti. Yaptığımız araştırma sonucunda orta düzeyde kahve tüketiminin, düzenli olarak kahve içen erkeklerde, eşit miktarlarda su tüketimine kıyasla, çeşitli  hidrasyon göstergelerinde önemli  farka yol açmadığını bulduk.”

Araştırma nasıl yürütüldü?

Düzenli kahve içen kişilerden oluşan örneklerde, Killer ve çalışma arkadaşları orta düzeyde sade kahve tüketiminin eşit hacimde su tüketimine kıyasla sıvı dengesi ve hidrasyon durumu üzerindeki etkisini ölçtüler. Elli erkek katılımcı iki aşamada test edildi: Üç gün boyunca, günde dört fincan (200 ml) sade kahve ya da su içmeleri gerekiyordu. İkinci aşamada, başlangıçta kahve içenler su içmeye geçtiler ve başlangıçta su içenlerse kahve içmeye. Bu iki aşama on günlük bir “arınma” dönemi ile birbirinden ayrıldı.

Hidrasyon durumunu değerlendirmek için, araştırmacılar vücut kütlesi ve toplam vücut suyunun yanı sıra kan ve idrar analizlerini de içeren çeşitli hidrasyon ölçütleri kullandılar. Araştırmacılar kahve içenler ve su içenler arasında, toplam vücut suyu veya hidrasyon durumunun kanla herhangi bir ölçümünde önemli hiçbir fark bulmadılar. Ayrıca iki grup arasında 24 saatlik idrar hacmi veya idrar konsantrasyonunda da hiçbir fark gözlemlenmedi.

7 Aralık 2014 Pazar

Ölüm tehlikesi yaşatabilecek gıdalar!

Bazı besinlerin gereğinden fazla tüketilmesi insan sağlığı için risk oluşturuyor.İşte sağlıklı bir yaşam için tüketilmemesi gereken yiyecekler;

Yer Fıstığı

Buna bağlı ölümler yer fıstığına alerjisi olan kişilerde görülür. Özellikle yer fıstığı alerjisi görülme sıklığı çocuklarda daha fazladır.

Sosis

Sosis çocuklarda boğulma riski doğurmaktadır. 10 yaşının altında ki çocuklarda daha sıklıkta etkili olmaktadır.

Ton Balığı

Bu balık dünya da en çok tüketilenler arasında ancak ölüm riski yaşatabilecekler arasında yer alıyor. Bunların beyaz olanları içeriğinde ki civa hamile ve çocukların sinir sisteminin gelişimini negatif olarak etkiliyor.

En temel besin kaynaklarından olan yumurta içerisinde üreyen ‘Salmonella’ adında zararlı bakteri yumurtalar aracılığıyla insanlara da bulaşabilir. Bunun önüne geçebilmek için yumurtları iyi pişirmek ve çiğ yumurta içeren mamülleri tüketmekten uzak durmak gerekiyor.

Kahve

Bir çok insan tarafından vazgeçilmez bir içecek olan kahve çok seviliyor ancak etkisini bilmek gerek. Çünkü bir çok açıdan risk taşıyor. Uykunuzu düzensiz hale getiriyor, dişlerinizde sararmalara neden oluyor ve vücudunuzda ki su seviyesini ciddi oranda azaltıyor. En büyük etkilerinden biri de vücudunuzda yaratabileceği üçüncü derecen yanıklar.

Yeşil Sebzeler

Lahana, marul, roka, Ispanak gibi yeşillikler en tehlikeli gıdalar arasında en önlerde yer alıyor. İçerdiği  ‘Koli Basili’ bakterisi yeşilliklerin ne kadar tehlikeli olduğunu göz önüne seriyor. Buna karşı önlem almak içinde yeşilliklerin iyice yıkanmalıdır.

5 Aralık 2014 Cuma

Türk kahvesiyle 10 günde 5 kilo verdi

Fazla kilolarından kurtulmak için bakın Türk kahvesi ile nasıl zayıfladı?

Kastamonu’da Radyo Bir-inci’nin sahibi olan Beyhan Kendirci, kısa bir süre önce dengesiz beslenmesi sonucu kilo aldı. Giydiği kıyafetleri olmayınca, mağazalardan kıyafet araştırmaya başlayan Beyhan Kendirci, istediği kıyafetlerin üzerine olmaması sonrası zayıflamaya karar verdi. Yolda yürürken de güçlük çekmeye başlayan Beyhan Kendirci, internet üzerinden yaptığı araştırmalar sonucunda, Türk kahvesi içerek zayıflanabileceğini tespit etti ve uyguladı. Her sabah düzenli bir şekilde Türk kahvesi içen Beyhan Kendirci, 10 günde 5 kilo vererek Türk kahvesinin zayıflamaya da etkisinin olduğunu kanıtlamış oldu. Türk kahvesinin zayıflatacı etkisini keşfeden Kendirci, bunu kilolu bayanlara ve baylara da radyo aracılığıyla tavsiye etti.

Kastamonu Radyo Bir-inci’nin sahibi Beyhan Kendirci, kısa bir süre önce 15 günde 6 kilo aldığını belirterek, “Daha sonra rahatsız olmaya başladım. Basküle çıktığım zaman 80 kiloyu gördüm. Mağazaya gittiğim zaman üzerime kıyafet bulamaz hale geldim. Yolda yürüyemez hale geldim. Bunun üzerine internetten araştırdım. Türk kahvesinin zayıflamaya iyi geldiğini okudum. Ben de, her saban bir fincan Türk kahvesi içerek 10 günde 5 kilo verdim. Bunu başardım. Bunu tüm kilolu bayanlara ve baylara tavsiye ediyorum” dedi.

Kilolarını verdikten sonra çok rahatladığını anlatan Kendirci, “Merdivenleri rahat inip çıkabiliyorum. Ayrıca ekstra bir şey yok. Spor yapmanıza gerek yok. Kahve içerek spor yapmadan da zayıflanabileceğini gördüm. Şu anda 74 kiloya kadar indim, hedefim 68 kiloya kadar inmek. 68 kiloya kadar indiğim zaman, ideal kiloma ulaşmış olacağım” diye konuştu.


UZMANLAR, ANİ KİLO VERMEYİ TAVSİYE ETMİYOR
Özel Kastamonu Anadolu Hastaneleri Diyetisyeni İrem Demirilyas, Türk kahvesinin zayıflamaya etkisinin olduğunu ifade ederek, “Fakat şöyle bir etkisi vardır. Türk kahvesi metabolizmayı hızlandırıyor. Ayrıca sadece Türk kahvesi içerek zayıflamak gibi bir şey yoktur. Türk kahvesi sadece zayıflamamız için yardımcıdır. Günde 1-2 fincan Türk kahvesi içilebilir. Tabii ki de daha fazlası zararlıdır” ifadelerini kullandı.

Günde 1-2 fincan Türk kahvesi tüketilmesi tavsiyesinde bulunan Diyetisyen Demirilyas, “Günde 1-2 fincan Türk kahvesinin dışında kahve tüketiminde içindeki kafein miktarının yüksek olmasından dolayı aşırı doz alındığı zaman böbreklerimize, kalbimize, midemize birçok olumsuz etkisi oluyor. Aşırı dozdan sonra bu etkiler, bizim için dezavantajımız oluyor. Bu yüzden 1-2 fincan Türk kahvesi yeterli olacaktır” şeklinde konuştu.

10 günde 5 kilo vermenin çok sağlıklı bir yöntem olmadığını söyleyen Özel Kastamonu Anadolu Hastaneleri Diyetisyeni İrem Demirilyas, şöyle devam etti: “Biz, haftada maksimum 1 veya 1,5 kiloyu hedefliyoruz. Çünkü ileri ki zamanlarda iki katı daha fazla kilo alınıyor. Birden zayıfladığımız zaman kilo almaya meyilli oluyoruz. Bu yüzden 10 günde 5 kilo vermek zararlıdır. Bizler de, bunu sadece dengeli ve yeterli beslenmeyle sağlayabiliriz. Diğer bütün proteinleri de almamız gerekiyor. Bunların yanı sıra, her şeyden yeterli miktarda alarak, karbonhidrat, protein, yağ dengesi içerisinde zayıflamayı öneriyoruz”.