yemek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yemek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ekim 2017 Perşembe

Düdüklü tencerede pişirmek zararlı mı? Dr. Yavuz Dizdar açıkladı…

Dr. Yavuz Dizdar, yemekleri düdüklü tencerede pişirmenin besin değerlerini düşürdüğünü söyledi. Peki en sağlıklı pişirme tekniği nedir?

İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Radyasyon Onkolojisi Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. Yavuz Dizdar, Düdüklü tencerede pişen yemeğin besin değerinin düştüğünü söyledi.
Düdüklü tencerelerin yüksek sıcaklıkta olmasından dolayı özellikle sebzelerin besin değerini etkilediğini belirten Dr. Dizdar, “Düdüklü tencere gıdanın içindeki hassas bileşenlerin ortadan kalkmasına neden oluyor, vitaminlerini öldürüyor ve besin değerini düşürüyor” diye konuştu.
SEBZELER ERİYOR
Düdüklü tencerenin kemik suyu elde edilmesi gibi çok uzun süre gerektiren işlemlerde faydalı olabileceğini dile getiren Dr. Dizdar, “Düdüklü tencere bazı açılardan avantaj getirebilir, ama sebze unsurunu da içeren yemeklerde genellikle içeriği etkiler. Bunun bir nedeni basınç altında sıcaklığın çok yükselmesi, ama yüksek basıncın da özellikle aromada değişiklik yapmasıdır. Bu nedenle düdüklü tencere kemik suyu elde edilmesi gibi çok uzun süre gerektiren işlemlerde işi kolaylaştırır. Yani yemeğin bir bileşeninin elde edilmesini sağlar. Elde edilen kemik suyu dondurularak saklanabilir, ihtiyaç oldukça yemeklerin içine karıştırılır. Ama ana yemek daha sonra yine normal tencerede ağır ateşte pişirilmelidir. Yemeğin sebze bileşenleri düdüklü tencereye konduğunda genellikle erirler, yani doku özelliklerini yitirirler” ifadelerini kullandı.
EN SAĞLIKLI PİŞİRME TEKNİĞİ
Eskilerin bir lafından yola çıkarak örnek veren Dr. Dizdar, “Eskilerin bir lafı vardır, ‘Hatır uğruna çiğ tavuk yenir’ diye şimdi çiğ tavuk lastik gibi olduğu için yenmesi mümkün olmaz o yüzden bu laf söylenir. Düdüklü tencere bu lastik gibi kıvamı yani kolajen gibi moleküllerin suya geçmesini kolaylaştırıyor. Bu basınç altındaki yöntem başka alanlarda da nitekim kullanılıyor. Bunlar düdüklü tencereden etkilenmiyor ama diğer hassas moleküler içeren, B vitamini taşıyan yemekler düdüklü tencereden etkileniyor. Bu yemekleri sağlıklı pişirme yöntemi tencerede kısık ateşte uzun sürede pişirmek gerekir veya fırında pişirirsiniz ama mikrodalga değil evimizdeki normal fırınlarda pişirmek gerekir” açıklamalarında bulundu.

13 Ocak 2017 Cuma

“Yemekolizm, en tehlikeli bağımlılıktır”

“Yemek yemeği çok seviyorum” deyip sürekli bir şeyler yiyenler dikkat! Yrd. Doç. Dr. Funda Şensoy’a göre, alkolizmden bile daha tehlikeli bir bağımlılıkla, "yemekolizm" ile karşı karşıya olabilirsiniz. Üstelik sadece diyet yapmak sizi bu sorundan kurtaramayabilir.

Açlık ya da tokluğu gösteren bedensel uyarılara aldırış etmeden yemek, yemekolizm olarak nitelendiriliyor.
Yemekolizmin yarattığı bağımlılığa dikkat çeken Yrd. Doç. Dr. Funda Şensoy, bunun en tehlikeli bağımlılık türü olduğunu söyledi.
“Tıpkı bir madde bağımlısının kendisini iyi hissetmek için bağımlısı olduğu maddeyi kullanması gibi, bedeni ve kilosu ile barışık olmayan insan da beslenmek için değil, kendisini iyi hissetmek için yer” diyen Şensoy, “Yemekolizm, insan ruhunun hastalığıdır ve tek başına diyet ile sorun çözülemez” ifadesini kullandı.
Yemekolizm tedavisinin alkol ve diğer madde bağımlılıklarından çok daha zor olduğunu aktaran ve “Yara bandı nasıl üstünü örttüğü yarayı iyileştirmezse, diyetlerde altta yatan acıları ve incinmeleri yok edemez” diyen Şensoy, “Çünkü bağımlısı olduğunuz diğer maddeleri bırakabilirsiniz. Ama yiyecekten tümüyle vazgeçmek olası değildir ve olanaksızdır da” şeklinde konuştu.
YEMEKOLİZM ÇOK HIZLI İLERLER
Şensoy, yemekolizmin kişinin psikolojisini ve yaşam şeklini nasıl etkilediğini ise şöyle anlattı: “Yemekolik kendini güçsüz hisseder. Yiyecek ondan güçlüdür. Çünkü onu kontrol altına almıştır; çok yese de az yese de... Yemekoliklik çok acı verici ve yüzeyden bakıldığında, insanın kendi kendini mahvettiği bir etkinliktir. Yemekoliklik semptomu çok hızlı gelişir ve insanı acı verecek kadar sarar.
YEMEKOLİKLİK NEDİR?
- Fiziksel bakımdan acıkmadan yemek,
- ya diyet yapmanın ya da tıka basa yemenin gizlediği, yiyecek karşısında kontrolün kaybedildiği duygusu,
- Zamanın çoğunu yemek ve şişmanlık hakkında düşünüp, kaygılanmakla geçirmek,
- Kişinin vücuduyla ilgili kötü şeyler hissetmesi.

Bedenin hapsinden kurtulmak için düşüncelerin hapsinden kurtulmak gerekiyor. Tedavi için önce teşhis gereklidir. Kilo, sorunlarınızın bir sonucudur, sorunlarınızın nedeni değil.”
YEMEKOLİZMDEN KURTULMAK İÇİN NELER YAPILMALI?
Yemekolizmi durdurmak için atılması gereken ilk adımın; kişinin kendisine gerçekten aç olup olmadığını sorması olduğunu söyleyen Şensoy, yemekolizmden kurtulmak için yapılması gerekenleri, “Kendinize sorduğunuz bu sorunun cevabı ‘hayır’ ise yapılması gereken bir bardak su içmektir. Cevap ‘evet’ ise bekleyip ne kadar aç olduğunuzu değerlendirmektir. Açlık krizlerini değerlendirmek önemlidir. Yemekolizm ile başa çıkmak için bir yemek günlüğü tutulmalı, ne zaman ve ne yenildiği ile beraber, yeme isteği sırasındaki duygu da yazılmalıdır. Duyguların ve düşüncelerin rahatça yazıya dökülebileceği bir zaman dilimi ayrılmalıdır” şeklinde özetledi. ntvmnc

21 Ekim 2016 Cuma

Akşam sekizden sonra yenilen yemek kilo aldırmıyor

Akşam yemek yediğiniz için kilo aldığınızı mı düşünüyorsunuz? Akşam sekizden sonra yenen yiyeceklerin yakılamayıp, yağa dönüşeceği düşüncesi birçok kişinin ortak fikri. Yapılan son bilimsel çalışmalar bu popüler söylentinin pek de doğru olmadığını ortaya çıkardı.


Londra’daki King’s College araştırmacıları çocuklar üzerinde yaptıkları dört yıllık araştırma sonunda, akşam sekizden sonra yemek yemekle kilo fazlalığı arasında anlamlı bir ilişki olmadığını buldular.
Obezite ve Metabolik Cerrah Prof. Dr. Halil Coşkun, “Araştırma kapsamında 4-10 yaş arası 768 çocuk ve 11-18 yaş arası 852 çocuğun dahil olduğu toplam bin 620 çocuğun beslenme alışkanlıkları incelendi.

Verilerin istatistiksel analizi akşam 8 ile 10 arasında akşam yemeği yiyen çocukların, aynı yaşta olup öğlen 2 ve akşam 8 arasında yemek yiyen çocuklara göre, obez ya da aşırı kilolu olma bakımından daha büyük bir risk taşımadıklarını gösterdi.

cnntürk^ün haberine göre; Çalışanın bulguları araştırmacılar için şaşırtıcı oldu. Geç yemek yemekle aşırı kilolu olmak arasında bir ilişki ortaya çıkmasını umuyorlardı, fakat bunun doğru olmadığı bulundu.

Bu çalışmaya göre saat 8’den önce akşam yemeği yiyen çocuklarla daha geç yemek yiyenler arasında günlük enerji alımı bakımından önemli bir fark bulunmuyor.’’ dedi.

Bu yeni bulgular, çocukların ne yiyeceği kadar ne zaman yiyeceğine dair önerileri içeren diyet tavsiyelerini destekleyecek bulguları sunmak açısından halihazırda yeterli kanıt olmadığını düşündürmektedir. Çocukluk obezitesinde yeme zamanının etkisini araştırmak için daha fazla çalışmaya ihtiyaç bulunmaktadır. Bu bağlantıyı araştıran ilk çalışmalardan biri olarak, bu analizin başka çalışmalarda da tekrarlanması yararlı olacaktır.”

11 Ekim 2016 Salı

Aşure yaparken nelere dikkat etmeli?

Aşure, Arapça on anlamına gelen Aşara kelimesinden türemiştir. Muharrem ayının onuncu günü Aşûre günüdür. Aşure Günü Muharrem onuncu günü yani 11 Ekim Salı gününe denk geliyor.


Aşure tarifi

Malzemeler

500g aşurelik buğday (3 su bardağı)

Yarım çay bardağı pirinç

1 su bardağı nohut

1 su bardağı kuru fasulye

200 g kuru kayısı

200 g kuru üzüm

1 su bardağı fındık

3 lt su

2 su bardağı süt

4 su bardağı toz şeker

çeyrek çay kaşığı tuz

çeyrek çay kaşığı karabiber

yarım çay bardağı karanfil suyu (1 tatlı kaşığı karanfili kaynatıp, suyunu alın)


Aşureyi süslemek için gereken malzemeler

Aşure yaparken nelere dikkat etmeli? 25 g fındık

25 g kuş üzümü

100 g ceviz

1 adet nar

Tarçın

Aşure nasıl yapılır?

Aşure yaparken nelere dikkat etmeli? Nohut ve fasulye ayrı ayrı pişirilir. Buğday yıkanarak ayrı tencereye alındıktan sonra 10 dakika kadar sıcak suda kaynatılır. Buğday kaynarken çıkan sarı su süzülür. Aynı süzme işlemi 2 kere daha tekrarlanır. Süzme işleminden sonra buğdayın üzerine biraz daha su ilave edilerek 50 dakika kadar daha pişmeye bırakılır.

2 Haziran 2016 Perşembe

Kalori azaltan tabak yaptılar

Bir tabak, yediğiniz yemeklerin kalorilerini nasıl azaltabilir dersiniz?



Şu sıralar yeni bir yemek modası hakim. Tayland’da bulunan bu muhteşem buluş, Doğu Asya'nın en çok satılan ikinci ürünü olmayı başardı.

Tayland Sağlıklı Hayata Destek Derneği, yağ emen tabak üreterek her yemekten net 30 kalori kesiyor. Peki bunu nasıl başarıyor dersiniz?

Yemeğinizi bu tabağa koyup biraz bekliyorsunuz, tabağın üzerine bulunan 500 minik delik yağı emiyor ve tabaktan dışarı atıyor. Böylece her yemekten en az 7ml yağ çekiyor.  Özellikle kızartma sevenler için inanılmaz bir buluş değilmi? Sözcü


3 Mayıs 2016 Salı

Kilo almak isteyenlere 7 öneri

Kilo almak istiyorsanız bu önerilere kulak verin. Dr. Fevzi Özgönül, yapılan 7 yanlış ile kilo almak isteyenlere çok önemli tavsiyelerde bulundu.

Kilo almak istiyorsanız bu hataları yapmamalısınız

1- Kahvaltıyı atlamak veya geçiştirmek: 

Her Sabah mutlaka kahvaltı yapın.Bu kahvaltıyı erken yapmanız sizin aynı bir bebek gibi daha hızlı ideal bedene ulaşmanızı sağlar. Bir tost veya poğaça ile geçiştirmeyin.

2- Ara öğün yemek veya aralarda atıştırmak: Ara öğün yerseniz yediğiniz yemekler tam sindirilemeden sindirim sistemi yeniden çalışır yani resetlenmiş olur. İdeal bedene ulaşmanız için gerekli olan protein ve yağlar sindirilemez ve siz de yapılanamaz dolayısıyla kilo alamazsınız.

3- Öğünlerde ekmek yemek: Ekmek, yediğiniz yemeklerin içerisindeki protein ve yağların sindirimini engeller.En önemlisi bağırsak florasında bozulmalara yol açar. ve mantar üremesini destekler

4- Öğlen öğününü atlamak veya geçiştirmek: En önemli ve yapılanma için gerekli olan protein ve yağları elde edeceğimiz öğün, öğlen öğünüdür. Bu öğünün geçiştirilmesi veya atlanması kilo almanızı engeller ve bedeniniz yeniden yapılanamaz ideal ölçülerine ulaşamaz.

5- Tatlı ve hamur işi gıdaları yemek: Tatlı ve hamur işi gıdalarda sadece günlük enerji ihtiyacı için gerekli olan karbonhidrat vardır. Eğer tatlı ve hamur işi gıdaları çok yerseniz sindirim sisteminiz tembelleşir. Bedeninizin tekrar yapılanabilmesi ve ideal bedene ulaşabilmeniz için gerekli protein ve yağları sindiremez. Bu nedenle kilo almak istiyorsanız bilinenin aksine tatlı ve hamur işi gıdalardan uzak durmalısınız.

6- Akşam meyve ve salata yemek: Akşam meyve ve salata yerseniz kilo almayı unutun. Çiğ olan bu gıdalar sindirimi zor olduğu için gece rahat uyumanızı engeller ve yapılanmak için hormon üretilme ve yapılanma işlemi gerçekleşmez.

7- Akşam geç saatlere kadar uyumamak: Eğer siz saat 23:00 ile 02:00 saatleri arasında uyumuyorsanız o zaman kilo almayı unutabilirsiniz. Kilo almanız için gece yapılanma olduğu bu saatler arasında uykuda olmalısınız.

19 Nisan 2016 Salı

22 yıldır her gün aynı şeyi yiyor

Daniel Pennock 26 yaşında ve iki çocuk sahibi. Son 22 yıldır yani 4 yaşından beri her gün, her öğünde aynı şeyi yiyor ve yalvarıyor: Bana yardım edin, sağlıklı bir hayat yaşamak istiyorum.


4 yaşındayken bir gün sosis ve patates kızartmasından başka bir şey yemek istemediğini söyledi. Bu istek o kadar kuvvetliydi ki 22 yıldır bu döngüyü kimse kıramadı. Pennock, sosis ve patates kızartmasından başka bir şey ağzına yaklaştığı anda bile kendisini fiziksel olarak hasta hissettiğini söylüyor.

KIZ ARKADAŞI BU YÜZDEN TERK ETTİ

Onun bu sıradışı alışkanlığı düzenli bir ilişki kurmasını da engelliyor. Bir önceki kız arkadaşı Pennock'un bu huyu yüzünden hiç dışarıda yemek yiyemedikleri için kendisini terk ettiğini söylüyor.

HAYATIMDA SEBZE YEDİĞİMİ HATIRLAMIYORUM

Genç adamın hedefi ise daha şaşırtıcı kişisel spor koçu olmak isteyen Daniel Pennock, "Hayatımda hiç sebze yediğimi bile hatırlamıyorum. Sadece elma ve muz yiyorum ama başka herhangi bir yiyecek yanıma yaklaştığı anda bile kendimi fiziksel olarak hasta hissediyorum. Her gün sosis ve patates kızartması yiyorum ve bunu 22 yıldır yapıyorum. Başka şeyler denedim ama yutmayı bile başaramadım." dedi.

Çocukluğuna inerek sorunu çözmeye çalışan genç adam "Beynimi didik diidk ettim, aileme bunun nasıl başladığını sordum defalarca ama bir çözüm bulamadık." diyor. Hürriyet


5 Nisan 2016 Salı

Çiğ köfteyi en fazla kaç gün saklamalı?

Çiğ köfte üreticisi Orhan Kip, hemen herkesin bayılarak yediği çiğ köftenin kaç gün saklanması gerektiği hakkında bilgiler verdi.



Meze olarak ya da tek başına öğün olarak çokça tercih edilen çiğ köfteyi sağlıklı bir şekilde tüketmek için saklama koşullarına dikkat etmek gerekiyor.

Tüketim miktarı her geçen gün artan etsiz çiğ köftenin raf ömrünün en fazla 3 gün olduğu belirtildi. Tüketicileri uyaran sektör temsilcileri, buzdolabında da olsa uzun süre bekleyen çiğ köftenin bakteri üretmeye başladığını vurguladı.

KAYSERİ’DE GÜNDE 4 TON ÇİĞ KÖFTE SATILIYOR

Daha önce çoğunlukla Güneydoğu illerinde sıklıkla tüketilen çiğ köfte, son zamanlarda yurdun dört bir tarafından tüketici buldu. Sadece Kayseri’de günde ortalama 4 ton çiğ köfte satılıyor. Çiğ köfte üreticilerinden Orhan Kip, üretim ve tüketim artışının kaliteyle birlikte hijyen sorununu da gündeme getirdiğini söyledi. Çiğ köfte üretiminde bulgur, isot, toz biber, salça ve tercihen fındık ya da ceviz kullanıldığını belirten Kip, fındık ya da cevizin köfteye et lezzeti verdiğini anlattı. Kip, köfte imalatında kullanılan malzeme kalitesinin doğrudan üretime ve damak tadına yansıdığını kaydetti.

GÜNLÜK TÜKETİLMELİ

Çiğ köftenin günlük tüketilmesinin en doğru karar olduğunu ifade eden Kip, tüketicileri uyardı. Kip, “Çiğ köftenin taze olup olmadığını anlamanın en kolay yolu kokusudur. Ekşime kokusu geliyorsa köfte tazeliğini kaybetmiş demektir. Çiğ köftenin raf ömrü standart olarak 2 gündür. Sağlıklı olanı ise günlük tüketilmesidir. Süre uzadıkça köfte bayatlar. Buzdolabında korunması köftenin raf ömrünü uzatmaz. Havayla temas eden çiğ köfte, süre geçtikçe acısı artar ve ekşime yapar. 3 günden fazla bekleyen köfte kesinlikle tüketilmemeli.” dedi.

24 Şubat 2016 Çarşamba

Prof. Dr. Ahmet Maranki'den detoks form ve kadınlara özel tarifler

Sağlığın, güzelliğin ve hatta mutluluğun sırrı doğada... Bitkiler, uzmanların yönlendirmesi doğrultusunda kullanıldıklarında toksin atımından depresyon tedavisine her konuda en önemli yardımcılarımız.

Detoks Nedir?
*Yenilmesi tavsiye edilen gıdalar organik ya da doğal sebze meyveler, kavrulmamış kuruyemiş, kuru meyveler ve bitki çayıdır. Yapılacak bir haftalık uygulama ile hem formunuzu hem de bağışıklık sisteminizi koruyabilir. Kaliteli yaşamak ve yaş almak için kozmik beden temizliği (detoks) yapmanızı tavsiye ederiz.
*Kozmik beden temizliği dediğimiz ve yılda ilkbahar ve sonbahar olmak üzere iki kere yapılabilen bir uygulamadır. Ruhsal ve bedensel bir arınmadır. Tüm dinlerde olan bir arınma şeklidir. 
*Bağışıklık sistemini yüzde 80 oranında güçlendirebilen ve vücudunuzun bakımını, temizliğini yapabilen bu program dolunay zamanlarında bir hafta süre ile yapılan bir uygulamadır. Detoks süreci boyunca şeker, un, rafine tuz, et ve fast food gıdaların tüketilmesi yasaktır. 
KOZMİK GENÇLİK İKSİRİ
MALZEMELER
· 2 kase ıspanak (iyice 
yıkanarak çiğ olarak konur)
· 2 salatalık
· 1 kereviz
· Maydanoz
· 2 elma
· 1 tutam ıhlamur
· Yarım limon
Bu sebzeleri karıştırıp, suyunu çıkardıktan sonra günde 3-4 bardak tüketilir.
ŞİFASI
Rahatlatır, sabahları dinç kalkmayı sağlar. Ödem ve toksin atımına yardımcı olur.

KOZMİK SEBZE ÇORBASI
MALZEMELER
· 1 adet soğan (A-B-C vitaminleri fosfor, iyot, kükürt)
· 1 adet kereviz (A, B ve C vitaminleri )
· 1 adet kabak (Fosfor, kalsiyum, sodyum,
potasyum, A, B1, B2, B3 vitaminleri)
· 1 adet patates (protein, B1, C vitamini ve potasyum )
· 4 diş sarımsak (A, B ve C vitamin, iyot, kükürt)
· 4 yemek kaşığı zeytinyağı (fosfor, azotlu maddeler ve F vitamini)
· 2 adet defne yaprağı (yağ, şeker, nişasta, palmitin, linol asit )
· 1 parça bütün zencefil (uçucu yağlar, fenol bileşikleri, nişasta, kalsiyum B ve C vitamini)
· 1 adet havuç (B, C, D, E vitamini)
· 5 adet taze fasulye (A vitamini, B1 ve potasyum)
· 1 adet enginar (karbonhidrat, yağ, demir fosfor, kalsiyum, magnezyum, A, B1, B2, C vitamini)
· 2 yemek kaşığı bezelye (protein, kalsiyum, fosfor, demir, A, B1, B2, C vitamini)
· Biraz brokoli (bakır, demir, çinko, kalsiyum, magnezyum, B1, B2, B6, beta karoten)
· Karabiber
Zeytinyağında sotelenen soğanın üzerine kare şeklinde doğranmış diğer sebzeler konulur. İsteğe göre mevsimsel diğer sebzelerden de eklenebilir. Sotelendikten sonra suyu ilave edilir. Yarı pişirme kıvamında tuzu ve baharatıyla servise sunulur.
ŞİFASI
İçindeki her sebzenin vücuda ayrı ayrı faydası olduğundan tüketilmesi çok faydalıdır.

KOZMİK KIŞ TÜRLÜSÜ  
MALZEMELER
· 6-7 parça karnabahar
· 4 yemek kaş. zeytinyağı
· 1 adet kereviz
· 4 dal taze soğan
· 1 parça zencefil
· 2 adet defne yaprağı
· 3 yemek kaş. domates
· 100 gr. lahana
· 2 adet pırasa
· 2 adet soğan
· 6 diş sarımsak
· 10 dal ıspanak
· 2 adet havuç püresi
· 2 adet patates
1-Zeytinyağında soğan ve sarımsak sotelendikten sonra sırasıyla bütün malzemeler 5-6 tur sotelenir.
2-Havuç, lahana, patates, kereviz, pırasa, ıspanak daha sonra domates ilave edilip baharatları katılır.
3-2 su bardağı et suyu ilave edildikten sonra 15-20 dakika pişirilip servise sunulur.
ŞİFASI
Tüm kış sebze olduğu için önemli bir mineral ve vitamin kaynağıdır. Besleyici yönü çok kuvvetlidir.
Not: İsteğe göre kuşbaşı et de katılabilir

ALKALİ DETOKS KÜRÜ
MALZEMELER
· 2 orta boy portakal
· 2 adet havuç
· Yarım kırmızı pancar
· 12 sap maydanoz
· 6 sap ıspanak 
· 2 adet elma 
· 1 tatlı kaşığı zeytinyağı 
· 2 gr himalaya kristal kaya tuzu 
· 1 saşe (6 gr) Maranki nutri fiber lif
Öncelikle portakal, havuç, elma, maydanoz, ıspanak ve kırmızı pancarımızı katı meyve sıkacağında sıkıldıktan sonra bir büyük boy su bardağına (400 ml) alınır üzerine kaya tuzu, zeytinyağı ve fiber lif tozu eklenir ve iyice karıştırıldıktan sonra içilebilir. Kürümüz sabahları aç karna uygulanmalıdır. Kürümüze 21 gün devam edilmesini tavsiye ederiz.
Afiyet ve şifa ile…

KOZMİK DETOKS ÇAYI 
MALZEMELER
· 100 gr yeşilçay
· 25 gr ıhlamur çiçeği 
· 50 gr kiraz sapı 
· 50 gr mısır püskülü 
· 100 gr hibiscüs 
· 30 gr sinameki 
· 15 gr karanfil 
· 50 gr tarçın kabuğu
· 100 gr funda yaprağı 
· 25 gr ısırgan yaprağı 
· 50 gr mate yaprağı 
· 50 gr maydanoz tozu 
· 50 gr civanperçemi
Yukarıda yazılan bitkiler belirtilen gramajlarına uygun şekilde harmanlanır. Günde 3 ile 5 bardak arasında içilir. 
1 su bardağı kadar detoks çayı için 200 ml sıcak suya 1 tutam kadar harmanlanmış bitkilerimizden oluşan karışımdan eklenir. 5 dakika demlenir ve içilir.

FORMDA KALMAK İÇİN
Formunuzu korumak için doğru karışımları yaparak beslenmeniz yeterli
MALZEMELER
· 5 adet dereotu
· 6 dal nane 
· 4 adet roka 
· 6 dal tere
· 8 adet maydanoz
· 2 dal fesleğen
· 3 dal reyhan
· 1 adet limon
· 1 adet portakal
· 2 adet kivi
· 1 litre su 
· 150 gram bal
Kivi, portakal, limon kabukları soyulup ikiye bölünür. Yeşilliklerle beraber bir litre suyun içerisine atılıp 4 dakika kaynatılır. 15 dakika demlendikten sonra, ezerek süzülüp içilir.
Not: Spor yapanların sabahları aç karnına içmeleri tavsiye edilir.

BEYAZ LAHANA ÇORBASI
Mevsimi: Lahana kış mevsimine ait bir sebze olduğu için çorbasının da sadece kış aylarında içilmesi tavsiye edilir
MALZEMELER
· 250 gr beyaz lahana (Bol miktarda potasyum, sodyum, selenyum, kalsiyum, fosfor, magnezyum, demir, B, C, E ve U vitaminleri)
· 1 baş orta boy soğan (A, B ve bol miktarda C vitamini, fosfor, iyot, kükürt)
· 6 diş sarımsak (A, B ve bol miktarda C vitamini, iyot, kükürt)
· 3 yemek kaşığı domates püresi ya da rendesi (Likopen, kalsiyum, fosfor, potasyum, A, B, C ve K vitaminleri)
· 1 yemek kaşığı ince doğranmış maydanoz 
· 3 yemek kaşığı ince bulgur (B1 ve B2 vitamini, yüksek protein, kalsiyum, demir, niasin)
· 3 yemek kaşığı zeytinyağı (Fosfor, ozotlu maddeler ve 
F vitamini)
· 1 adet havuç (A, B, B1, B2, 
B3, C, D ve E vitaminleri, protein, kalsiyum, sodyum, magnezyum, folik asit)
· Kıvamı kadar tuz
· Biraz kırmızı pul biber 
(C vitamini, kapsaisinoit 
ve uçucu yağ içerir)
· Yarım çay kaşığı toz zencefil (Bol miktarda uçucu yağ, nişasta, kalsiyum, 
B ve C vitamini)
İnce ince kıyılan soğan ve sarımsak zeytinyağında sotelendikten sonra, rendelenen havuç ve yine incecik kıyılmış lahana ilave edilir. Üzerine domates püresi ya da rendelenmiş domatesler eklenip, suyu aktarılır. Kaynamaya başlayan karışımın içine tuzu, bulguru ve baharatı atılıp, 3-4 taşım daha kaynatıp servis yapılır.
ŞİFASI
Kanı temizleyen lahana, bedende biriken toksinlerin atılmasına yardımcı olur. İçindeki “glocosinolate” adı verilen etkin maddesini diğer sebzelerden daha çok barındırması sebebiyle kan dolaşımının düzenlenmesine yardımcı olur. Besin değeri çok yüksek olan bir sebzedir. Zayıflamaya yardımcı olur.

MAYDANOZ ÇORBASI  
Mevsimi: Her mevsim pişirilebilecek bir çorbadır.
MALZEMELER
· 1 bağ maydanoz (Uçucu yağlar, apiin, B1, B2, C vitaminleri)
· 6 diş sarımsak (A, B, ve bol miktarda C vitamini, iyot, kükürt)
· 3 yemek kaşığı zeytinyağı (Bol fosfor ve E vitamini)
· 1,5 yemek kaşığı un (Nişasta, protein, enzim, karbonhidrat)
· 1 su bardağı süt (Protein, yağ, vitamin, kalsiyum ve fosfor)
· Toz beyaz biber (Uçucu yağ alkolit olan pipernigrum)
· Kıvamı kadar tuz (NaCI)
· Yarım toz zencefil (Uçucu yağlar, fenol bileşikleri, nişasta, kalsiyum, B ve C vitaminleri)
· 3 su bardağı su (H2O)
Sarımsaklar zeytinyağında incecik doğranıp sotelendikten sonra üzerine un ilave edilip, pembeleşinceye kadar kavrulur. Kıyılan maydanozlar kavrulan unun üzerine eklenip sütü ve baharatı konulup karıştırılır. Su ilave edilip pişirilir.
ŞİFASI
Her gün düzenli olarak yenilen maydanoz, şişmanlamayı önler. Özellikle saplar kuvvetli bir idrar sökücüdür. Terleticidir. Vücutta biriken zehirli maddeleri boşaltır. Cilt güzelliği üzerine olumlu etkisi vardır.

KADINLARA ÖZEL 
Erken menopoz şikayeti olanlar, adet ağrısı şikayetleri, kadın hastalıkları olanlar için hazırlanmış birbirinden eşsiz şifalı yemek ve kürler…
ZEYTİNYAĞLI KIŞ TÜRLÜSÜ
Mevsimi: Kış
MALZEMELER
· 5 yemek kaşığı zeytinyağı
· 20 – 25 yaprak ıspanak
· Yarım çay kaşığı zencefil
· 250 gr beyaz lahana
· 1 adet pırasa
· 1 adet havuç
· 1 adet kereviz
· 2 adet soğan
· 8 diş sarımsak
· 1 adet patates
· Tuz şeker
· 2 adet limon
Zeytinyağında sotelenen soğan ve sarımsağın üzerine sırasıyla havuç, lahana, patates, pırasa, kereviz ve ıspanak ilave edilir. Yemeğin içine baharatları da eklendikten sonra üzerine geçmeyecek şekilde suyu eklenir. Tuzu ve limonu ayarlanıp 15 – 20 dakika pişirilip, soğuk olarak servise sunulur.
ŞİFASI
Mevsiminde kullanılan sebzelerle yapılan kış türlüsü, vücut için doping niteliğindedir.

HAYIT TOHUMU   
Alternatif tıp dünyasına kazandırılan önemli bir bitki olan hayıt otunun faydaları saymakla bitmiyor. Sadece bitkinin kendisinin değil tohumunun da çok ciddi faydalarının olduğu keşfedilmiştir. Hayıt otu, mine çiçeğigiller familyasından, Batı ve Güney Anadolu’da yetişen bir ağaçtır.
Nasıl hazırlanır?
Hayıt tohumunun faydaları için yarım çay miktarındaki hayıt tohumunu azıcık ezin. Sonra bu ezilmiş tohumu 5 dakika boyunca 1 bardak suyun içinde kaynatın. 10 dakika kadar demlendikten sonra içebilirsiniz.

HUMUS ÇORBASI   
Mevsimi: Her mevsim pişirilebilecek bir çorbadır.
MALZEMELER
· 2 su bardağı nohut (Fosfor, potasyum, kalsiyum, demir, kükürt, B vitaminleri ve protein)
· 1 çay bardağı tahin (Yağ, protein, esansiyel amino asitler)
· 4 diş sarımsak (A, B ve bol miktarda C vitamini, iyot, kükürt)
· 1 baş soğan (A, B, C vitaminleri, fosfor, iyot, kükürt)
· 1 adet limon suyu (A, B1, B3, C vitaminleri, folik asit, sodyum, potasyum, magnezyum, demir, karbonhidrat)
· 3 yemek kaşığı zeytinyağı (Fosfor, azotlu maddeler 
ve F vitamini)
· 1 çay kaşığı kırmızı 
toz biber (Kapsaisinoitler ve uçucu yağ )
2 su bardağı nohut bir gün önceden ıslatılır. 1 litre su ile pişirildikten sonra blender’la iyice ezilip içine tahin, limon suyu, sarımsak ve tuzunu ilave edilip 5 dakika daha kaynatılır. Ayrı bir tavada zeytinyağında kızdırılan kırmızı toz biber çorba servise sunulurken ilave edilir.
ŞİFASI
Beyinsel ve zihinsel yorgunluğu giderir. Bağırsakları yumuşatarak, bol idrar söktürür. Östrojen hormonunu dengeleyici özelliği nedeniyle menopoz döneminde kullanılması tavsiye edilir.

YERELMASI BASTISI 
Mevsimi: kış
MALZEMELER
· 1 kg yerelması
· 4 adet sivribiber
· 3 adet domates
· 2 adet soğan
· 8 diş sarımsak
· 500 gr kuşbaşı doğranmış keçi eti
· 4 dal taze kekik
· Tuz, karabiber
· 2 adet defneyaprağı 
· 4 yemek kaşığı zeytinyağı
Zeytinyağında soğan, sarımsak sote yapıldıktan sonra kuşbaşı şekilde doğranmış keçi eti ilave edilir. Suyunu çekene kadar pişirilen etlerin içine 2 adet domates rendesi ve 1,5 su bardağı et suyu ilave edilir. Yarı pişme kıvamına gelinceye kadar pişirilir. Ayrı bir tencerede yer elması, biberler, domatesler, parmak büyüklüğünde doğrandıktan sonra tencerenin ortası boş kalacak şekilde dizilir ve ortasına yarı pişmiş etimiz konulup tuzu, baharatı ve suyu ayarlanır. 18 – 20 dakika kısık ateşte pişirilen yemek, şekli bozulmadan ters çevrilerek servise sunulur.
ŞİFASI
Vücut direncini ve cinsel gücü artırır. İçerdiği besin değerleri ile kansızlığa iyi gelir. İdrar söktürür ve kabızlığı giderir. Göğsü yumuşatır ve öksürüğü keser. Basur şikayetlerini azaltır. Cildi güzelleştirir.

İNCİR TATLISI
MALZEMELER
· 1 adet kabuk tarçın
· 12 adet bütün ceviz
· 12 adet kuru incir
· 500 gr su
· 250 gr bal
500 gr su ve 250 gr bal kaynama noktasına geldiğinde, bir gece önceden ıslatılmış kuru incirler tarçınla birlikte içine atılır. 10 – 15 dakika kısık ateşte kaynatılıp çıkartılan incirler, soğuduktan sonra ikiye yarılıp, içine ceviz konularak servise sunulur.
ŞİFASI
Taze ve özellikle kuru incirin yenilmesiyle insan bedenin hücreleri yenilenir. İncir, içerdiği yüksek oranlardaki protein, vitamin ve minerallerle hücrelerin yenilenmesini sağlayan bir besindir. 100 gr kuru incir yenilirse bedenin günlük gereksinimlerinden kalsiyumun yüzde 17’si, demir ve magnezyumun yüzde 30’u fosforun yüzde 20’si, B1 vitamininin yüzde 5’i ve B2 vitamininin yüzde 4’ü alınmış olur. Kabızlık ve kalın bağırsak problemi olanlara önerilir.

Erken menopoz için Maranki’den özel kür  
MALZEMELER
· 1 tutam adaçayı
· 1 tutam civanperçemi
· 1 tutam hayıt tohumu 
· 1 tutam kiraz sapı 
· 3 adet parçalanmış kuru incir
Adaçayı, civan perçemi, kuru incir, hayıt, kiraz sapını 1,5 litre kaynamakta olan su içerisine ilave ettikten sonra 2 taşım kaynatıp ocaktan alınız. 5 dakika demlendikten sonra süzüp içebilirsiniz. Sabah, öğle, akşam birer su bardağı içilmesi tavsiye edilmektedir. 7 gün kullanmanız önerilmektedir.
DİKKAT
Yazı dizisinin sağlık ve hastalıklarla ilgili kısımları Tıp Hekimi Dr. Ali Özgür tarafından hazırlanmıştır. 
Yazı dizisinde adı geçen bitkileri alerji testi yaptırmadan kullanmanız tavsiye edilmemektedir.
Hazırlanan kür, yemek ve bitkiler hastalık tedavisi için değil, haber ve bilgi amaçlı olarak sağlıklı ve kaliteli yaşamak için önerilmektedir. 
Hazırlanan bilgileri uygulamaya başlamadan önce sağlık uzmanınızın görüş ve onayı alınmalıdır.
Ahmet Maranki / Hürriyet

20 Şubat 2016 Cumartesi

Enginardan sufle kabı olur mu?

Kars gravyerli kuşkonmazlı peynir suflesi emrinize amade... Hem de enginar yaprakları arasında...
Kalbimiz memleketimizde olanlardan dolayı buruk, gündelik hayatımıza devam etmeye çalışıyoruz. Aklımda devamlı bir cümle var. Kabına sığmalısın... Biz “Enginlere sığmam taşarım” çocukları olsak da ekonomi, sıkışan dünya düzeninden ötürü elimizdekine, yakındakine sahip çıkmaya ihtiyaç var. İnanın bu Almanya için de aynı, Londra için de...  Şu an memleketimizde yek vücut olmaya ve birbirimizi desteklemeye ihtiyacımız var. Baharın yaklaştığına İstanbul’da ilk kanıtlardan biri etrafta gezen enginarcılar olmuş kim bilir kaç yıldır... Kabına sığmak cümlesi ve beni her gördüğümde gülümseten enginarcılar, eski bir tarifimi hatırlattı. Enginarın kalbi kadar, hatta daha lezzetli yaprakları vardır. Ege’de zeytinyağlı, Kıbrıs’ta etli dolması yapılır bu şekilde. Neden güzel bir sufle kabı olmasın, yapraklarının arasına o lezzetler girmesin diyerek enginar yaprakları arasına serpilmiş, Kars gravyerli kuşkonmazlı peynir suflesi emrinize amade...

YAPRAKLARIN İÇİNDE LEZZET FIRTINASI
6 adet bütün enginarın saplarını ve altını yuvarlayacak şekilde kesin, altlardaki 8-10 yaprağı alın. Tepesinden de yaklaşık 3 cm kadar kırpın. Ortasındaki yaprakları dikkatlice çıkarıp, bir kaşıkla içini oyup, temizleyin, ta ki enginarın çanak dediğimiz orta yuvarlağına ulaşana kadar. Sonra enginarlara limon sıkıp, kararmamaları için bol limonlu, tuzlu suda bekletin.
Geniş tabanlı bir tencereye, etli tarafları aşağıda olacak şekilde yerleştirin. Enginarların boyunu 2-3 santim geçecek şekilde su ekleyin ve bir limon sıkarak ateşin üzerinde kaynamaya koyun. İçlerine de su dolması için tepeden bastırın. Bu şekilde yaklaşık yarım saat haşlayın. Bu sırada siz de sufle malzemesini hazırlayın.
SUFLEYİ HAZIRLAMAK İÇİN
Fotoğraf: Bahar Kitapçı

İki çorba kaşığı tereyağını tavada eritip, iki buçuk çorba kaşığı un ekleyin. Rengi değişinceye kadar kavurun. Koyu bir krema kıvamına gelince, ocağın altını kapatın. 1tatlı kaşığı karabiberi ve keyfinize göre tuzu ekleyin. Enginarın haşlama suyundan yarım bardak ekleyip, durmadan karıştırın. Sonra yarım bardak ılık sütü ekleyip karıştırın. Bu şekilde üstünü kapatıp oda sıcaklığına inmesi için gerekirse pencerenin dışına koyun.
Üç yumurtanın sarısıyla beyazını ayırın. Yumurtaların oda sıcaklığında olması önemli. 
6 adet kuşkonmazı ince ince doğrayın. Üstüne bir ceviz kadar zencefili rendeleyin. Rendenin üstünde kalan zencefil suyunu da ekleyin. Bu karışımı tavada yarım çorba kaşığı zeytinyağıyla birlikte iki dakika çevirin. Böylece kuşkonmazın acısını alacaksınız. İki dal taze kekik ve üç dal dereotunu ince ince doğrayın. Yaklaşık 100 gram Kars gravyeri rendeleyin. Bir bardaktan biraz az bir rende çıkacak.
Yumurtanın sarılarını çırpıp, soğuttuğunuz meyaneye karıştırın. İçine yeşillikleri, kuşkonmazı ve peynir rendesini ekleyin. Yumurta beyazlarını altı yuvarlak, tercihen bakır bir kapta kar olana kadar çırpın. Karın hazır olduğunu, çırpıcıyı çıkardığınızda düşmemesinden anlayabilirsiniz. Karı, karışımın ortasına döküp tahta bir kaşıkla kenardan ortaya gelecek şekilde, kabarıklığını söndürmeden hafifçe karıştırın.
Bu karışımı haşladığınız enginarların içine üstten yarım santim aşağısına kadar dökün. Dilerseniz yaprakların arasına da birkaç kaşık karışımdan dökebilirsiniz. Yerken başka bir lezzet veriyor. Fırına girebilen bir kaba haşlama suyunu 1,5 santim yüksekliğine kadar koyun, enginarları dizerek karışımı içlerine dökün.
Fırınınızı 250 derecede fan çalışmadan alt ve üstü yanarak ayarlayın. Kabı fırının orta rafına koyup 15 dakika pişirin. Hemen soğutmadan yiyin. Yerken önce kenarlarındaki yapraklardan başlayın. Yapraklar bittikten sonra, enginarın kalbini kalan sufleyle afiyetle yiyebilirsiniz.
Refika Birgül/Hürriyet

İstanbul’un en iyi hamburgeri olabilir

Emre Mermer, İstanbul’da bulunabilecek etlerin en iyileri nasıl seçilir ve odun ateşinde nasıl pişirilir çok iyi biliyor. Tereyağlı burgeri ise şehrin en iyisi olmaya aday.
Bir arkadaşım 30-40 sene yıllanmış Mouton, Margaux gibi Bordeaux şaraplarını birlikte içmeyi önerdi.  Mekân seçimini de ben ona bıraktım. “Armutlu’da Emre Mermer’de rahat ederiz” dedi.
Dört saatlik şarap ve kırmızı et şöleninin sonunda bundan daha iyi bir seçim olamayacağını düşündüm.
Her şeyden önce kaliteli kırmızı etle İstanbulluyu ilk tanıştıran ve şimdiki ‘steak house’furyasının öncüsü olan Emre Mermer’i formda buldum. Tahmin ediyorum zor günler geçirdi, başarıya çabuk kavuşan çoğu insan gibi o da bazı hatalar yaptı. Ama  önemli olan insanın özeleştiri yapıp gerekli dersleri çıkarması. Uzun süredir görmediğim Emre Mermer karşıma kendisi ile barışık ve huzurlu, mutlu biri olarak çıktı. Ayrıca donanımlı. Bu durumda yemek kötü bile olsa iyi şaraplar ve sıcak bir dost ortamında çok güzel bir akşam geçirirsiniz.



Özel ekmek içindeki tereyağlı burger çok lezzetli.

YEMEKLER DE İYİ
Ama hayır. Yemekler de iyi.  Mermer, İstanbul’da bulunabilecek etlerin en iyileri nasıl seçilir ve odun ateşinde nasıl  pişirilir çok iyi biliyor. Dananın farklı bölümlerini çok iyi değerlendiriyor. Karın boşluğundan ‘flank steak’, kol yumurtası ya da ‘flat iron’, dana pirzola,  ‘prime rib’... Hepsi iyi, hepsi içi sulu kalacak şekilde orta-az pişmiş. Hiçbirini kuru kuru yemiyorsunuz. Güzel bir salata... Etle birlikte tatmanız gereken ızgara sebzeler; havuç,  kuşkonmaz, soğan,  patlıcan, kabak ve patates...
AMBİYANSI GÜZEL
Merak edip ev sucuğu ve hamburgeri de denedik. Sucuk iyiydi. Emre Mermer’in özel bir ekmek içindeki tereyağlı burgeri ise ‘İstanbul’un en iyi burgeri’ olmaya aday.
Ortam da büyük bir artı. Bir kere mekân küçük.  Ahşap masalar bu tip bir ortama uygun ve sıcak ve samimi bir hava yaratılmasına katkıda bulunuyor. Paylaşmaya, güzel yiyip içmeye uygun.  Gürültülü değil ve hafiften çalan müzik klas. Müşteriler kaliteli; yani görüp görülmeye değil, kimseyi rahatsız etmeyip yemek boyunca telefonları ile oynamayıp güzel bir akşam geçirmeye  gelmişler.
Üstüne üstlük kaliteye göre fiyatlar hiç abartılı değil.
Ya şaraplar? Bordeaux’lar iyi saklanmadığı için iyi çıkmadılar. Çoğu maderize olmuş, yani fazla sıcağa maruz kalmışlar. Aşırı oksidasyondan dolayı fortifye bir içki olan madeira benzeri tatlar ortaya çıkmış. Madeira’nın iyisi çok kompleks ve özel bir içecektir ama şarap maderize olunca amiyane tabirle ‘bozulmuş’ oluyor.  Eğer para verdiyseniz geri gönderme ve başka şişe açtırma hakkınız var. Ama şaraplar arasında bir de 1978 Domaine Romanee Conti Echezeaux vardı. İşte o. Bu düzey bir Burgonya öyle keyif veriyor ki yudumlarken sessiz kalıp ondan aldığınız hazla meditasyon yapmanız lazım. İyi ki arkadaşım Dükkân’ı seçmiş bu şarabın tıpasını çıkarmak için.
LEBLEBİ GİBİ GİDİYOR ŞİŞLER: ŞEHZADE CAĞ KEBAPÇISI

Cağ kebap olağanüstü bir et. Yatay döner de denebilir ama dönerden farklı lezzeti. Kuzunun bütünü kullanılıyor. Sirkeci’de, trafiğe kapalı gurme sokağındaki Şehzade gerdan ve incik dışında bütününü kullanıyor kuzunun. Sislere takılı olarak önünüze gelen kebaplar taze etten hazırlanıyor. Marine edilmeden tuz, soğan ve karabiber ile lezzetlendiriliyor et.
Oltu’ya gitmedim. Erzurum’da birkaç yerde meşhur cağ kebabını yedim. Beni çok etkilemediler. Olağanüstü diyeceğim lezzeti Artvin, Ardanuç Dede Kebapçılık’ta buldum. Cağ kebap ustası Ersin Dede’nin yeri.
İlk adı kaçakçı kebabı imiş cağ kebabının. Demek ki ağız tadı olan kaçakçılar. Cağ kebabında ilginç olan bir şişin üç lokmada götürülmesi. Bunu mideye indirirken kuzunun farklı kesimlerinden değişik lezzet ve dokuları birlikte tadıyorsunuz. Yanında güzel bir çoban salata ve yeşillikler olursa doyumu zor, çok boyutlu ve damakta kalıcı bir başyapıt.
ÜÇTE DURANA BRAVO
Zaten sorun doyumun zor olması. Leblebi gibi gidiyor şişler... Üç, beş derken yirmi, otuz yiyenler çok!
Baştan kararlı, hatta yeminli olup “Ben üçte bırakıyorum” demek lazım.
Zor tabii üçte bırakmak. Ama daha da zor olan cağ kebapçı tavsiye etmek. Et kalitesi döneme hatta haftaya göre değişiyor. Anlamadığım bir nedenden dolayı aynı gün içinde bir müşterinin kısmetine lokum gibi bir et düşerken, diğerine sinir dolu bir parça düşebiliyor.
Gönül ister ki aynı cağ kebapçıya en az dört kez gidip ona göre kesin konuşabilsem. Ama mümkün değil bu. Özellikle İstanbul gibi trafiğin çoğu zaman kilit olduğu bir kentte.
Ben gittiğimde masamız kalabalıktı ve hepimizin kısmetine lokum gibi ve çok leziz parçalar düştü. Nefsimize hâkim olmakta zorlandık.
İnşallah hep öyledir. Öyle olduğunu düşünüyor ve umuyorum ama yüzde yüz emin olamadığımdan puan vererek değerlendirme yapmıyorum. Siz denediğinizde bana mesaj atın lütfen.
Vedat Milor / Hürriyet