30 Temmuz 2016 Cumartesi

Limonlu suyun 16 faydası

Limonlu su zayıflatmanın yanı sıra, boğaz ağrısından kabızlığa kadar pek çok sağlık sorununa iyi geliyor

Vitamin ve mineraller açısından oldukça zengin bir içecek olan limonlu suyun 16 faydası bu listede:
Boğaz ağrısı: Ilık limonlu su içmek boğaz ağrısı ve farenjitten kurtulmaya yardımcı olur.

Böbrek taşı: Limonlu suyun en temel faydalarından birisi böbrek taşına iyi gelmesi ve onu önlemesi özelliğidir. Normal şekilde böbrek taşları vücuttan çok fazla rahatsızlık vermeden atılır. Ancak bazen idrar akımına engel olur ve yoğun ağrılara sebebiyet verir. Limonlu su içmek vücuda yeniden su kazandırmada ve idrarı sulandırılmış şekilde tutmada yardımcı olur. Bu da böbrek taşı oluşum riskini azaltır.

Kalori alımını azaltır: Limonlu su, şeker oranı yüksek meyve sularına ve içeceklere iyi bir alternatif oluşturur. Özellikle diyabet hastaları ve kilo vermek isteyen kişiler için iyi bir içecektir.

Sağlıklı karaciğer için faydalıdır: Limonlu suyu içmek karaciğerde bulunan sindirim enzimlerini harekete geçirmede yardımcı olur. Ayrıca kanın oksijen durumunu düzenlemede de yardımcı olur.

Sindirime yardımcı olur: Limonlu suyun içerisindeki limon suyu sindirim için gerekli olan hidroklorik asit üretimini destekler. Ayrıca asitlik derecesini ve gut hastalığı riskini azaltır. Sindirim sorunlarından şikâyetçi olan kişilerin düzenli olarak limonlu su tüketmesi tavsiye edilmektedir.

Ayrıca ishal ve benzeri sorunları önler. Kadınlar da adet sancılarından kurtulmak için limonlu su tüketebilir.

Kabızlığa iyi gelir: Limonlu su kazbızlık tedavsinde faydalıdır. Bu yüzden her sabah ılık limonlu su içilerek günün geri kalan kısmında kabızlıktan kurtulabilirsiniz.

Bağışıklık sistemini güçlendirir: Limonlu su, bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlamada yardımcı olan C vitamini ve bitkisel gıda kaynağıdır. Ayrıca içerisindeki önemli vitamin ve mineraller sayesinde vücuttaki enerji seviyesini artırmada yardımcı olur.

Kanser önleyici özellikler: Limonlu su içmek kanseri önlemede faydalıdır. Araştırmalar limonun tümör önleyici özellikleri ile kanser riskini azaltmada yardımcı olduğunu göstermektedir.

Kilo vermede yardımcı olur: Her sabah balla birlikte ılık limonlu su içmek daha kolay bir biçimce ekstra kilo vermeye yardımcı olur.

Romatizma: Yemeklerden önce ve yatma zamanında limonlu su içmek romatizmadan kurtulmaya yardımcı olur.

Aft: Ağzı ılık limonlu su ile çalkalamak ağrılı aftlardan ve ağız ülserinden kurtulmaya yardımcı olur.
Diş eti rahatsızlıkları: Limonlu su içmek, şişmiş diş etleriyle ilgili ağrılardan kurtulmaya yardımcı olur.

Stresi azaltır ve tansiyonu düşürür: Limonlu suyun diğer önemli bir faydası ise stresten, depresyondan ve endişeden kurtulmayı sağlayarak tansiyonu düşürmesidir. Limonlu su içmek ayrıca bir rahatlama hissi getirir.

pH Seviyesini Dengeler: Bir bardak limonlu su içmek tüm vücudu alkalileştirir ve vücudun pH seviyesini dengeler. Asitli vücut ile bağlantılı birçok hastalık ve durumlar vardır. Uygun sağlık için vücudun alkali durumunu muhafaza etmesi çok önemlidir. Limonlu su vücudun alkali seviyesini normal seviyede tutar.

Vücudu zehirden arındırır: Limonlu su kandaki toksinleri azaltarak tüm vücudu temizlenmesinde yardımcı olur. Limonun içerisindeki besin öğeleri idrar çıkarmada artışı hızlandıran doğal idrar söktürücü görevi görerek toksinlerin yanı sıra gereksiz maddeleri dışarı atılmasına destek olur.

Cilt bakımı: Günlük olarak limonlu su tüketimi derinin canlanmasına yardımcı olur. Limon antioksidanlarla yüklüdür ve yaşlanmayı önleyen özellikleri ile iyi bilinirler. (sözcü.com.tr)

Makarna şişmanlatmıyormuş!

İtalya'da yapılan yeni bir araştırmaya göre zayıflamak için makarnanın günlük hayattan tamamen çıkarılmasının yanlış olduğu ileri sürüldü.


İtalya'da yapılan yeni bir araştırmaya göre, makarnanın şişmanlatmadığı ve hatta obezite riskini bile düşürdüğü iddia edildi.

Amerikanın Sesi'nin haberine göre "Beslenme ve Diyabet" isimli bilim dergisinde yayınlanan bir makaleye göre, Akdeniz usulü beslenme, vücut kütle endeksinin sağlıklı bir seviyede kalmasını sağlıyor, bel çevresinin ölçüsünün azalmasına yarıyor.

Habere göre İtalya, Pozzili'de bulunan Akdeniz Nörolojik Enstitüsü'nün yaptığı araştırmada, 23 binden fazla kişinin beslenme alışkanlıkları incelendi.

Uzman Licia Iacoviello, "Makarna genel olarak, zayıflamak istiyorsanız, önerilmeyen bir yiyecektir ve hatta tamamen günlük öğünlerin içinden çıkarılır. Ancak araştırmamız gösterdi ki bu tutum oldukça yanlış" diye konuştu.

Ancak Iacoviello, makarnanın ölçülü tüketilmesi gerektiğini ve taze meyve-sebze, tahıllar, zeytinyağı gibi Akdeniz usulü beslenmenin en önemli besin kaynaklarının yanında yenmesinin önemini vurguladı.

25 Temmuz 2016 Pazartesi

Düz bir karın için 10 öneri

Günümüzde hemen herkes göbek yağlarından şikayetçi. Vücudunun diğer bölgelerinde fazlalığı olmayanlar da göbeklerinin çıktığını söylüyor. Alınan yarım kilo bile olsa, ilk belirginleşme göbekte gerçekleşiyor, dolayısıyla göze ilk batan nokta da göbek oluyor. Peki alınan kilolar neden anında göbek yağı olarak karşımıza çıkıyor?


Karın bölgesi yağlanması çok sayıda kişinin en çok karşılaştığı ve çözüm aradığı sorunlardan biri. Karın bölgesi iç organlara yakın olduğu için bu bölgedeki yağlanma daha fazla tehlike içeriyor. Yani göbek yağlanması sadece estetik açıdan sorun yaratmıyor, kalp hastalıkları, diyabet ve karaciğer yağlanması gibi hastalıklara yatkınlığın belirtisi olarak da kabul ediliyor.

Vücuttaki yağlanma bölgesini çoğunlukla genetik yapının belirlediğini söyleyen Diyetisyen Ayşe Tuğba Şengel, “Elma tipi dediğimiz vücut tipi (karın bölgesi yağlanması) genetik olarak yatkınlık ile ortaya çıkıyor” dedi.

Ancak Şengel, beslenme alışkanlıklarının da göbekte yağ birikmesinde etkili olduğuna dikkat çekti, “Doymuş yağlardan oluşan hayvansal gıdalar, yağlı etler ve yağlı peynirler, tereyağı gibi besinlerden fazla tüketmek karın bölgesini yağlandırır. Ayrıca basit şeker içeren çikolata ve tatlı gibi besinleri sık tüketenler, insülin yüksekliğine bağlı olarak karın bölgesindeki yağlanmayı arttırıyor. Karın bölgesinin hareketsiz olması da yağlanmaya yatkın hale getiriyor” dedi.

HANGİ VÜCUT YAPISI GÖBEK YAĞLANMASINA DAHA YATKIN?

Elma tipi vücut yapısına sahip olanlar karın yağlanmasına daha yatkın. Şengel’in aktardığına göre, elma tipi vücut ince ve zayıf bacaklar buna zıt olarak yağlı bir karın görüntüsüne sahip. Bu noktada cinsiyet az da olsa önemli çünkü erkekler karın yağlanmasına daha yatkın. Genel olarak kas yapısı fazla olan erkeklerde en az hareket kabiliyeti olan karın bölgesi yağlanmaya meyilli. Kadınlar ise menopoz döneminde karın bölgesine yağ depolamaya başlıyor.

KARIN YAĞLARINDAN KURTULMAK İÇİN 10 ÖNERİ


Diyetisyen Ayşe Tuğba Şengel, göbek yağlarından korunmak ve düz bir karın sahibi olmak için önerilerini ise 10 başlık altında şöyle sıraladı: 

1. Basit şeker içeren tatlı, çikolata, beyaz ekmek gibi yiyeceklerden uzak durun, bu besinler insülin seviyesini yükseltir ve yağ olarak depolanır.

2. Tereyağı, yağlı etler, yağda kızartmalar ve yağlı süt ürünlerinden kısıtlı miktarda tüketin. Fazla tüketilirse kolesterolü yükselterek karın bölgesinde depolanmasına sebep olur.

3. Haftada 3-4 kez 1 saatlik yürüyüş yapmak kolesterolü düşürür ve karın bölgesinin yağlanmasını azaltır.

4. Hazır gıdalar tüketmeyin.

5. Şeker içeren asitli içecekler, soğuk şekerli çaylar yerine su için.

6. Karın kaslarını fiziksel hareketler ile çalıştırarak yağ yakımını destekleyin.

7. Öğün sayınızı artırarak metabolizmanızı hızlandırın. Bu, yağ yakımını hızlandıracak ve karın
bölgesi yağlarını azaltacaktır.

8. Glisemik indeksi düşük besinler (kepekli ekmek, yoğurt, yulaf kepeği, bulgur gibi) tercih edin.

9. Alkollü içecek tüketiminiz varsa azaltın.

10. Fast food yiyeceklerden uzak durun ve lif içeriği yüksek besinler tüketin.(ntvmsnc)

22 Temmuz 2016 Cuma

Kanserle savaşan 7 besin

Yüzyılımızın en büyük düşmanı kanser, yanlış ve yetersiz beslenme ile gardımızı düşürüyor.



Yanlış beslenme alışkanlıklarının hücrelerin bozulmasına ve bu hücrelerin de kanser hücresine dönüşme ihtimalinin olabildiğini söyleyen Diyetisyen Ayşe Tuğba Şengel, kanserle savaşmada doğru beslenmenin bir kez daha altını çizdi.

Sağlıklı beslenerek, yanlış beslenme alışkanlıklarımızdan vazgeçerek kanser gibi hastalıklardan korunmanın mümkün olabileceğini söyleyen Şengel, birçok araştırmanın çok sık tüketilen bazı besinlerin kanser öncesi hücreleri harekete geçirdiği üzerine kanıtların olduğunu belirtiyor.

KANSERE KALKAN 7 BESİN

Diyetisyen Ayşe Tuğba Şengel kansere karşı kalkan olan besinleri şöyle anlatıyor: ‘'Her bireyin vücudunda kanser öncesi hücreler var, bu hücreler vücuda fazla toksin alımı, stres, yanlış beslenme ve çevresel etmenlerle birlikte zararlı hücrelere dönüşebilir. Antioksidan içeriği yüksek besinler tüketerek toksinleri vücuttan atmak ve bağışıklık sistemimizi güçlendirmek mümkün.

Yüksek antioksidan içeriğine sahip besinler kansere karşı koruyucudur. A vitamini, C vitamini, E vitamini, Selenyum kanserle savaşabilen vitamin ve minerallerdir. Özelikle bu besin maddelerini içeren karnabahar, havuç, brokoli, sarımsak, soğan, turp, yeşil biber, kırmızı biber, kırmızı lahana, portakal, nar, kivi, kırmızı üzüm, çilek, zeytinyağı, zencefil kansere karşı kalkan olan besinlerdir.

Soğan ve sarımsak

İçerdiği sülfür bileşikler sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirir. Bağışıklık sisteminin güçlenmesiyle tümör hücresi oluşumunu engelleyen ezimlerin aktifliğini azaltarak kansere dönüşebilecek hücreleri azaltır. Soğan bol miktarda quercetin içerir.

Brokoli

Kansere karşı koruyucu antioksidan vitaminler içeren bir sebzedir. Göğüs, kolon, ve mide kanserini önler. Betakaroten ve C vitamini ihtiva eder.

Havuç

Yüksek oranda A vitamin ve betakaroten içerir. Bu besin maddeleri kanser oluşumuna sebep olan toksinleri vücuttan atar.

Zeytinyağı

Zeytin yağı antioksinda yapıda olan E vitamini içerdiği için kansere karşı koruyucudur. Ayrıca yararlı yağları açısından kalp hastalıklarına karşı koruyucudur.

Domates

C vitamini, fitokimyasallar ve likopen içeriği yüksektir. Bu besin maddeleri toksinleri temizler ve bağışıklık sistemini güçlendirir. Prostat, mesane, deri kanserini azalttığı yönünde araştırmalar var.

Greyfurt

C vitamininden zengin bir meyve. C vitamini vücuda zarar veren serbest radikallerle savaşan çok güçlü bir antioksidan olma özelliğine sahip. Kış aylarında günde 1 adet greyfurt tüketmek kişinin C vitamini ihtiyacının yüzde 70'ini karşılar.''

Streç film zayıflamaya yardımcı olur mu?

Streç filmin vücuda herhangi bir zararı var mıdır? Nelere dikkat etmek gerekir? Diyetisyen Neslihan Aktepe aklımıza takılan sorularımızı yanıtlıyor.


İlkbahar ve yaz aylarında tatil planları yapmaya başladığımız da hareketlerimizi arttırır, yürüyüşe su şişeleri ile çıkar, kısa vadede kilolarımızdan kurtulmaya çalışırız. Bazılarımız diyetisyen eşliğinde sağlıklı bir şekilde kilo verir.

Bazılarımız da sağlıksız diyetler ile çok kısa sürede kilolarımızdan kurtulmaya çalışırız. Bu dönemlerde parklar ve spor merkezleri insanlarla dolar taşar. Hatta etrafımıza dikkatli baktığımız da eşofman giymiş kişilerin yanımızdan geçerken vücuduna sardığı streç filmin hışırdayan sesini duyabiliriz.

Göbek bölgesine streç film sararak terlemek tek başına etkili bir yöntem değildir. Ama uygun diyet programı ve sporun yanında kullanılabilir.

Dikkatli olmanız gereken konu streç film sardığınızda vücut çok fazla terleyerek dehidrate olmasın diye günlük 3-3.5 lt su içmeniz gerektiğidir. Her gün vücudunuza 10 dakika boyunca inceltici yağ karışımı ile masaj yaptıktan sonra, streç film sarın ve yürüyüşe bu şekilde çıkın. Uygun diyet programınız ile birlikte cildinizin parlaklığı, bel-bacak-basen sıkılaşmanız ve kolay kilo vermeniz yüzünüzü güldürecektir. cnntürk

21 Temmuz 2016 Perşembe

Mantar kanserle savaşıyor

Uzman Diyetisyen Şefika Aydın Selçuk, mantarın kanserle savaştığını ve bağışıklığı kuvvetlendirdiği belirtti.


Mantar çok faydalı olan bir besin ancak tüketirken dikkatli olmak gerekiyor. Konu ile ilgili bilgiler veren Uzman Diyetisyen Şefika Aydın Selçuk, mantarın kalp sağlığından formu korumaya kadar pek çok alanda faydalı olduğunu belirtti.

Mantarın dünyanın birçok ülkesinde üreyebilen latince fungi olarak adlandırılan besin gruplarından sebze grubuna dahil edilen oldukça faydalı bir besin olduğunu belirten Uzman Diyetisyen Şefika Aydın Selçuk, “Özellikle son dönemlerde sofralarda sıklıkla karşımıza çıkan mantar hakkında vücuda sağladığı yararlar hakkında bilinmesi gerekenleri sıralamak gerekirse; D vitamini içeriği olan çok az doğal besinden bir tanesidir. Son yıllarda kanser ve obezite gibi birçok önemli hastalık tabloları ile ilişkilendirilen D Vitamini doğal olarak çok az besinde yer almaktadır. 300g mantar günlük D vitaminin %20 sini karşılamaktadır” dedi.

DİYET YAPANLAR YİYEBİLİR

Kalorisinin çok düşük olan, farklı yemeklerde de kullanılabilen mantar formuna dikkat etmesi gerekenler için ideal besin olduğunun altını çizen Uzman Diyetisyen Şefika Aydın Selçuk, “100g da yaklaşık 15-20 kalori olan mantarın %85-90 ı sudur. 0 kolesterol içeren mantarda karbonhidrat ve protein içeriği daha yüksektir. Doymuş yağ yoktur. Mantar çorba, sebze yemeği, börek, omlet, garnitür ve salatalarda sıklıkla kullanılabilir. Mümkün olduğunca kısa süreli pişirmek hafif sert bırakmak ve suyunu kaybetmemesini sağlayarak pişirmek en doğru pişirme yöntemidir. Alışveriş listelerinde sıklıkla yer almalıdır.” dedi.

Mantarın sebzeler arasında besin değeri ve kalitesi oldukça yüksek değere sahip olduğunu anlatan Uzman Diyetisyen Şefika Aydın Selçuk, daha sonra şunları kaydetti; “Sadece hayvansal gıdalarda bulunan B12 vitamini dışında mantar türlerinde de B12 vardır ve biyoyararlılığı ( vücut için kullanılabilirlik ) daha yüksektir.

Özellikle reishi, shitake ve maitake gibi bazı mantar türevleri biyoyararlılığı yüksek mantar türevleri olarak bazı çalışmalarda izlenmiştir.

Mantarlar kanserden koruyan ve bağışıklığı kuvvetlendiren antioksidan olarak da kabul edilen selenyum mineralince zengin içeriğe sahiptir.

Mantarlar sülfür içeren aminoasit olan ergothionoein içerir ve bu amino asit vücut hücrelerinde antioksidan rol oynamaktadır.

Tiamin, Riboflavin, Niasin, Biotin, Vitamin C, Fosfor, Potasyum ve Bakırdan zengin olup vitamin ve mineral içeriği açısından çok zengindir. Bu fitobesin içeriği mantarı; kalp sağlığını korumada, bazı kanser türlerinde ve kanser tedavisi sırasında bağışıklık sistemini kuvvetlendirmede etkin rol oynamasını sağlamaktadır.

İçeriğinde bulunan CLA ( Konjuge Linoleik Asit ) sayesinde yağ dokusu kaybını artırarak yağ dışı hücrelerin artmasında faydaları vardır. Dolayısı ile formunu korumak ve yağsız kas dokusunu artırmak için fayda sağlayan besinler arasındadır. Meme ve prostat kanserinde içerdiği CLA sayesinde yararlı etki sağladığı görülmüştür.

Biyoaktif içerikleri yüksek olan bazı mantar türevleri medikal ilaç üretiminde tedavi amaçlı, antioksidan, antihipertansif, kolesterol düşürücü, antiviral, antibakteriyel ve antiparazitik etkileri nedeni ike kullanılmaktadır.

Bazı kanser çalışmalarında beyaz mantar türlerinin karaciğer detoksifikasyonuna pozitif etki sağladığı görülmüştür.

MANTAR ZEHİRLENMESİ NEDİR?

Mantar zehirlenmesi, doğal alanlarda yetişen ve yapısında zehirli madde bulunan şapkalı mantarların taze, kurutulmuş veya konserve olarak çiğ veya pişirilerek yenmesi sonucunda gelişen ve ölümle de sonuçlanabilen ciddi bir zehirlenmedir. Mümkün oldukça kültür mantarı ve istiridye mantarı türevleri tercih edilebilir. Kusma, bulantı, ateş gibi durumlar mantar yeme sonrası yaşanıyorsa muhakkak doktora danışılmalıdır. Taze, açık beyaz renkte, soyulmamış, yumuşamamış ve iri mantarlar seçilmelidir. Buzdolabında en fazla 1 hafta muhafaza edilmelidir, derin dondurucuda vitamin ve mineral içeriği yok denecek kadar aza ineceği için genellikle taze tüketilmesi gerekmektedir.

Tüketilmesi sakıncalı durumu özellikle içeriğindeki pürin aminoasidi nedeni ile böbrek hastalarında sakıncalı durumlar yaratmaktadır. Böbrek için sakıncalı olan ürik asit yapımını hızlandırmaktadır. Özellikle böbrek taşı varlığında, gut hastalığı ve birçok böbrek yetmezliklerinde kontrollü tüketilmesi gerekmektedir.

Mantar et grubu yerine sayılabilen bir besin değildir, içerdiği nutrientler oldukça faydalı olsa bile et/tavuk/ balık/yumurta gibi hayvansal protein içeriği düşüktür. Et yerine birebir değişim yapılarak tercih edilmesi farklı yetersizlikleri oluşturmaktadır.”

Sağlıklı yaşamın 10 basit kuralı

Sağlıklı yaşamın sırları bu listede...


Sağlıklı yaşamın küçük ama çok etkili püf noktaları var. Uzun ve sağlıklı bir ömür için yapacağınız bu basit değişiklikler sayesinde yaşam kalitenizi yükseltebilir, bedeninizin ve zihninizin maksimum kapasitede çalışmasını sağlayabilirsiniz. Liv Hospital İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Alev Özsarı sağlıklı yaşam için yapılması gerekenleri sıralıyor.

1) Dengeli beslenin

Güne sağlam bir kahvaltı ile başlamak sağlıklı yaşam için olmazsa olmazlardan biridir. Dengeli beslenirken öncelikli olarak dikkat edilmesi gereken şey mevsim sebze ve meyvelerini tüketmektir. Mevsiminde yetiştirilen meyve ve sebzeler daha sağlıklı olur, özel ortam ve destek gerektirmez. Günde 3 ana öğün, 3 de ara öğün yapmak gerekir. Bol su içilmeli, yağ oranı düşük, karbonhidrat ve protein oranı orantılı yiyecekler tercih edilmelidir.

2) Sigara ve alkolden uzak durun

Sigara asla içilmemeli, bırakmak için gerekirse yardım alınmalıdır. Yapılan araştırmalarda, çocukların yanında içmediğini savunan ebeveynlerin kıyafetlerindeki nikotinin bile çocukları etkilediği saptanmıştır. Sigara kalp ve dolaşım sistemi hastalıkları, solunum sistemi hastalıkları ve kansere (Akciğer, yemek borusu, ağız içi, burun-boğaz, gırtlak, pankreas, böbrek, lösemi) neden olabilir.


3) Düzenli uyuyun

Bağışıklık sisteminizin dinlenmesine müsaade etmeliyiz. Bağışıklık ve deliksiz bir uyku uyumak birbirine bağımlı iki şey olduğu için kronik uykusuzluk, bağışıklığınızın zarar görmesine neden olur ve vücudunuzun hastalıklarla savaşmasını engeller.


4) Spor yapın

Vücudun spora en hazır olduğu vakit akşamdır. Ancak her zaman spor yapılabilir. Bacak, karın, kol, göğüs ve bel kaslarını çalıştıracak aktiviteler oldukça önemlidir. Hayatınız boyunca yapacaksanız günde 10 dakikalık hafif tempo koşu ve 10 dakikalık (Mekik, yan mekik, ayak gerdirme) hareketleri yeterli olur. Haftada 3 kez spor yapabiliyorsanız en az 20 dakika, daha az zaman ayırıyorsanız en az 45 dakika olmalıdır.

5) Güneşten uzak durun

D Vitamini kaynağı olan ancak kanser ve yaşlanmaya neden olan güneş ışınlarına sabah ve akşamüzeri çıkmaya çalışılmalıdır. D vitamini aynı zamanda antioksidandır, bağışıklık sistemini destekler, günlük oral alım tavsiye edilir.

6) Beyninizi aktif tutun

Bulmacalar, zeka oyunları, zeka soruları ve hafıza teknikleri beyni aktif tutar. Ama yorulduğunuzda beyninizi zorlamayın. Her gün okuyacağınız 20 sayfalık bir kitap, yemeklerinizde kullanacağınız baharatlar (Özellikle zerdeçal, safran, tarçın) beynin aktif kalmasına yardımcı olur. Her gün, her alanda yeni tatlar almaya çalışın.

7) Kendi kontrolünüzü kendiniz yapın

Özellikle duşta ve duş aldıktan sonra vücudu kontrol etmek, yeni yumruları, ben’leri tespit etmekte yararlıdır. Meme kanserini ve yeni çıkan, şekil değiştiren nevüsleri (Ben'leri) erken tespit etmek çok önemlidir.

8) Temiz kalın

Vücudunuzun temiz kalmasına özen gösterin. Haftada en az 2 kez ya da 3 günde bir kez banyo yapın. Sabun, lif ve şampuan gibi temizlik araçlarını kullanın ve vücudunuzun her tarafını iyice ovun. Tuvalet temizliğine özen gösterin ve ellerinizi sık sık sabunla yıkayın. Birçok bulaşıcı hastalık ellerden yayılabilir, bunu sakın unutmayın.

9) Aşılanın

Artık yetişkinlerin de bir aşı takvimi var. Korunabileceğimiz aşısı olan hastalıklardan korunmalıyız. Her yıl ölümlere yol açan, iş gücümüzü etkileyen mevsimsel gribe karşı mutlaka aşı olmalıyız. Kronik hastalıkları olanlara pnömoni aşısı, zona aşısı öneriliyor. Her 10 yılda bir tetanoz aşısı olmak gerekir. Rahim ağzı kanserinden korunmada kız çocukları başta olmak üzere tüm çocuklara HPV aşısı yaptırılmalıdır.

10) Stresle başa çıkmayı öğrenin

Stresle baş etmenin sağlıklı yollarını bulun, Çünkü stres hormonları bağışıklık sistemine zarar verir. Yoga, müzik dinlemek, yürüyüş yapmak, düzenli gülmek ve masaj gibi yöntemlerle stresle mücadele ederek bağışıklık sisteminizi destekleyebilirsiniz. Sosyal ilişkilerin iyi olması, kişinin sevdikleriyle birlikte olması, kucaklaşmalar, stres ve gerilimi azaltır. Kucaklaşma ile kişi yalnızlık ve korkularını yener, sevildiğini hisseder. Mutlu olmak stresle başa çıkmada önemlidir.

14 Temmuz 2016 Perşembe

Vegan çiftten bebeklerinin velayeti alındı

İtalya’nın Milano kentinde vegan bir çiftin bebeği yetersiz beslenme ve kalp rahatsızlığı nedeniyle hastaneye kaldırılınca, mahkeme çocuğun velayetini anne-babasının elinden aldı.


Hindistanlı baba ile İtalyan annenin, hiçbir tür hayvansal gıdanın yer almadığı vegan diyetiyle beslendiği, oğullarına da bu diyeti uyguladığı belirtildi.

BBC Türkçe’den Övgü Pınar’ın haberine göre büyükanne ve büyükbabası tarafından hastaneye götürülen Andrew isimli 13 aylık bebeğin 3 aylık bir bebeğin gelişimini gösterdiği, kalsiyum eksikliğinden kalp rahatsızlığına kadar birçok bozukluk taşıdığı belirlendi.

İtalyan basınında yer alan haberlerde anne ve babanın, hastanede de doktorlara bebeğe hayvanlardan elde edilmiş herhangi bir gıda ya da ilaç vermemelerini söylediği yazıldı. Oğullarının kalp rahatsızlığı için ameliyat edilmesine de karşı çıkan çift bebeği evlerine götürdü.

Ancak San Donato Hastanesi yetkililerinin şikayette bulunması üzerine mahkeme, bebeğin velayetinin anne-babasından alınarak geçici olarak hastaneye verilmesine karar verdi. Bunun üzerine Andrew kalp ameliyatı geçirerek hastanede tedavi altına alındı.

Mahkeme, bebeğin velayetinin büyükanne-büyükbabasına mı yoksa bir kuruma mı verileceğine karar verene kadar bebeğin hastanede kalmasına hükmetti.

‘ANNE VE BABA TEDAVİYİ REDDEDİYOR’

Mahkeme kararında “Ebeveynleri tedaviyi reddediyor, oğullarının ciddi kalp rahatsızlığını görmezden geliyor, hiçbir gıda takviyesi olmadan çok katı bir vegan diyeti uyguluyordu” denildi.
Olay İtalya'nın en çok tartışılan konularından biri haline gelirken, Il Foglio gazetesi manşetini bu tartışmalara ayırdı. Gazete, Andrew vakasıyla birlikte geçmişte yaşanan tartışmalara da yer vererek vegan diyetini savunanlar ve karşı çıkanların görüşlerini bir araya getirdi.

Il Foglio'nun sözlerine yer verdiği bir yorumcu “Dengeli beslenmek için gerekli gıda maddelerinin doğru miktarlarda alımına dikkat edilirse vegan usulü beslenmek zarar vermez” derken, bir başkası da “hem veganların hem de etoburların ırkçılık derecesinde fanatikleşebildiğine” dikkat çekti ve “Etoburlar için et yemeyenler acınacak fanatiklerdir. Evet, tofu cihacıları da var. Ama hayvanları yememek hijyenik ve pasif bir tercih” dedi.

Corriere della Sera gazetesine konuşan çocuk doktoru Luca Bernardo ise “Anne babaların çocuklarını sıra dışı bir diyetle beslemek istemesi sorun değil ancak takviyeler yardımıyla besinsiz kalmalarının önlenmesi gerekir” uyarısında bulundu.

MAHKEME HAFTA BİR ET YEMESİNE HÜKMETTİ

İtalya’da geçen aylarda da Cenova ve Floransa kentlerinde vegan diyetiyle beslenen 2 yaşındaki ve 11 aylık iki bebek hastaneye kaldırılmıştı. Geçen yıl da bir mahkeme, vejetaryen bir annenin oğluna haftada en az bir kez et yedirmesine hükmetmişti.

İtalya'da vejetaryen ve vegan beslenme şekillerinin gittikçe yaygın hale geldiği, nüfusun yüzde 2,9’unun her tür hayvansal ürünü yemekten kaçındığı belirtiliyor. sözcü.com.tr

'Ayran kanser riskini düşürüyor'

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yonca Yüceer, hem sağlığı korumak hem de sıcaklarda ferahlamak için asitli içecekler yerine ayran içilmesini önerdi. Yüceer, ayranın kanser riskini düşürmeye yardımcı olduğunu da belirtti. Ayranın en büyük faydası ise, içindeki probiyotikler sayesinde ikinci beynimiz olarak da bilinen bağırsaklara.

Yüceer, ayranın serinletici özelliğinin yanı sıra sağlık açısından da yararlı olduğu için her yaş grubunca tüketilmesi gerektiğini söyledi.

FERMENTE SÜT ÜRÜNÜDÜR VE BESLEYİCİDİR

Ayranın fermente süt ürünleri arasında yer aldığını belirten Yüceer, "Oldukça besleyici bir süt ürünüdür. Ayran, sütte bulunan besin ögelerinin birçoğunu taşıyor. Protein, yağ, vitaminler, mineral maddeler, özellikle kalsiyum bakımından süt ve süt ürünlerinin en önemli gıdalarından biridir." dedi.

'Ayran kanser riskini düşürüyor'

Yüceer, yaz aylarında soda, gazoz benzeri asitli içecekler yerine ayran gibi sağlıklı ürünler tüketilmesini önerdiklerini anlattı.

5 VİTAMİN VE KALSİYUM KAYNAĞI

Kalsiyum kaynağı ayranın, A, B12, D, B2 ve B6 vitaminleri yönünden de zengin olduğunu dile getiren Yüceer, "Vücudun sıvı dengesinin korunması açısından da önemlidir. İçinde yoğurtta olduğu gibi canlı mikroorganizmaların bulunması nedeniyle bağırsak faaliyetlerinin düzenlenmesi bakımından ayran içilmesi sağlık üzerine olumlu katkılar sağlıyor." ifadesini kullandı.

LAKTİK ASİT SİNİRLERİ GEVŞETİYOR VE UYUTUYOR

Yüceer, ayrandaki laktik asidin sinirlerin gevşettiği ve rahatlık hissi sağladığı için bazı kişilerde uyku haline neden olabildiğini aktaran Yüceer, "Ayran, tek başına veya yemeklerle beraber her yaştan insanın tüketebileceği oldukça besleyici ve sağlıklı bir içecektir." diye konuştu.

"KANSER RİSKİNİ DÜŞÜRMEYE YARDIMCI"

Uludağ Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Beslenme ve Diyet Birimi Sorumlusu Başdiyetisyen Sevinç Yetişen de ayranın her mevsim tüketilebilme özelliğinin yanında yaz aylarında serinlik veren, probiyotik zengini ve sağlığa yararlı bakteriler barındıran bir içecek olduğunu aktardı.

PROBİYOTİK VE KANSER RİSKİNİ DÜŞÜRMEYE YARDIMCI

Ayranın faydalarına değinen Yetişen, şu bilgileri verdi: 

"Sağlığa faydalı bir bakteri olan probiyotik, kanser riskini düşürmeye yardımcıdır. Protein, vitamin, yağ ve mineral bakımından zengin bir içecek olan ayranın sindirimi süte göre daha kolay olduğu için sütü sindirmekte güçlük çekenler için de iyi bir kalsiyum alternatifi olarak önerilebilir. Ayran, vücutta sağlığa zararlı bakterilerin çoğalmasını önlemeye yardım eder. Mide enfeksiyonları ve bağırsak sağlığını düzenlemesi nedeniyle ishalin iyileşmesini sağlar. Ayran, mide asidini nötralize eder ve içermiş olduğu laktik asit sayesinde asidin mide dokusuna zarar vermesini önleyerek, mide ekşimesini gidererek mideyi rahatlatır. Ayranın yapısında bulunan biyoaktif proteinler, kolesterol seviyesini kontrol altında tutmaya yardımcı olur."

KEMİKLERİN BÜYÜMESİNİ DESTEKLİYOR

Yetişen, ayranın, tuz, çeşitli elektrolitler ve su bulunması dolayısıyla vücudun yaz aylarında terlemeyle kaybettiklerinin yerine konulmasını, sıvı akışını dengelemek ve normal kan basıncını sağlamak için gerekli potasyumu sağladığını belirtti.

Kasların kasılmasına yardımcı olan ayranın baş dönmesi ile düşük tansiyonun normal değerlere dönmesine de yararının bulunduğunu dile getiren Yetişen, "Zengin kalsiyum içeriği ile ayran, kemiklerin büyümesini destekler, kemik hastalıkları riskini azaltır, kasların korunmasına yardımcı olur. Vücut için gerekli olan enerji ihtiyacını karşılamaya yardımcıdır. Vücudumuzdaki hücrelerin onarımı ve yaşaması için gerekli olan zengin bir protein kaynağıdır. Protein, özellikle güçlü kemik, kas ve cilt için oldukça faydalıdır." ifadelerini kullandı.

Doktor Muzaffer Kuşhan cezaevinde

Kartal Cezaevi’ne konulan ünlü doktor, 18 Eylül 2018 tarihine kadar cezaevinde yattıktan sonra bir yıllık şartlı tahliye sürecinin ardından cezasını tamamlamış olacak.


İstanbul Polonezköy'de zayıflama kliniğinde 19 yaşındaki Dila Kurt'un ölümüyle ilgili “bilinçli taksirle ölüme neden olma” suçundan 3 yıl 6 ay 15 gün hapis cezasını alan doktor Muzaffer Kuşhan cezaevine girdi.

Habertürk’ün haberine göre, cezası iş ve özel durumu nedeniyle 2 kez erteleten Kuşhan, 9 Haziran'da infaz savcılığına teslim oldu. Kartal Cezaevi'ne konulan ünlü doktor, 18 Eylül 2018 tarihine kadar cezaevinde yattıktan sonra bir yıllık şartlı tahliye sürecinin ardından cezasını tamamlamış olacak. Kuşhan bu tarihten sonra da verilen meslekten men cezası nedeniyle 2 yıl doktorluk yapamayacak.

Mimar Sinan Üniversitesi Mimarlık Bölümü öğrencisi Dila Kurt (19), 2008'de Dr. Kuşhan'ın Polonezköy'deki zayıflama kliniğine gitmiş, 45 günde 14 kilo vermişti. Kurt, uygulanan diyete dayanamamış ve 7 Eylül 2008'de klinikteki havuz başında hayatını kaybetmişti.

Benim bedenim ama fazla kilolar benim kararım mı?

Kilo vermek için yapılması gerekenleri hepimiz biliyoruz. Peki o zaman zayıflamak neden bu kadar zor?

Son zamanlarda fazla kiloların nedeni olarak ‘duygusal açlık’ diye bir kavramdan bahsediliyor. Kilo almanın bedensel değil psikolojik etkilerini öne çıkaran bu kavramda, kilolu insanlar fazla yemek yemelerinin nedenlerini bilinçaltında yatan nedenlerde arıyor. Peki bu sebeplere nasıl ulaşacağız?
Kilo vermenin önündeki içsel engelleri aşmaya yardımcı önemli tavsiyeler veren Nefes Koçu Reyhan Elmasri, motivasyonunuzu yüksek tutacak tüyolar sıraladı.

İşte kilo vermenin püf noktaları…

UZMAN EŞLİĞİNDE KİLO VERENLERİN YÜZDE 95’İ…

Herkes bedeniyle barışık olmak ister, bunun için de başta ideal kiloda olmak. Estetiğin ötesinde obezite ve fazla kilolar pek çok hastalığın kaynağı. Üstelik hareketin azalmasına neden olarak tüm yaşantımızı etkiliyor. Duygusal olarak bıraktığı etkiler kara bulutlar gibi çöküyor; dışlanma, beğenilmeme, aşağılanma…. Özellikle çocuklar ve ergenlerde aleni yapılan acımasız eleştiriler çok ciddi yaralara neden oluyor. İlişkileri direkt etkiliyor; kendi bedeninden memnun olmayanlar hayatlarına ilişki çekemiyor ya da cinsel hayatları olumsuz yönde etkileniyor.

Peki insanlar bu bilinç düzeyine ulaşmışken neden hala bu kadar basit görünen bir sorunun altından kalkamıyor. Göz göre göre neden yiyerek ve hareket etmeyerek intihar ediyor bir anlamda? Uzman eşliğinde diyet yapanların verdikleri kiloları geri alma oranı %95. Harcanan onca emek ve paranın %95'I boşa gidiyor yani.


BESLENME YÜZDE 80, EGZERSİZ YÜZDE 20

Egzersiz sadece kilo kontrolü için değil beden ve zihin sağlığı için çok önemliyken çoğunluk tarafından sadece zayıflamak amaçlı algılanıyor. Üstelik kilo vermede beslenme %80, egzersiz %20 rol oynarken. Amerika'daki istatistiklere göre spor merkezlerine kaydolan her 5 kişiden 4'ü devam etmiyor. Bu 5'de 4'lük kesim sene başında bir müddet devam ediyor. Yeni yılda kendimize verilen sözlerin başına kilo vermeyi koymak adetten olmuş. Bizde de herhalde baharda yaza girişte tatile hazırlık döneminde devamlılık daha fazladır.

Bunun yanı sıra medya sayesinde pek çok kişi beslenme uzmanı oldu adeta. Ama obezite almış başını gidiyor. Geçen gün bir arkadaşımın annesi iddialı bir şekilde diretiyor; “her akşam yatmadan önce 7 tane zeytin yiyin haftada bilmem kaç kilo verin”. “Doğru olmaz mı hiç televizyonda duydum” diye de tezini savunuyor. Keşke medyada duyduğumuz herşey gerçekten doğru olsa.

Obezite ya da fazla kiloların nedeni de diğer pek çok sorun gibi duygusal nedenlere dayanıyor. Genel olarak hayattan alamadığımız keyfi yemekten, içmekten almaya çalışmakla başlıyor. Bazen bu bir aile geleneği oluyor, bazen de stresli bir dönemde edinilen bu alışkanlık o dönem geçtikten sonra da devam ediyor.

Bir kez U-dönüşü yapıp da kişinin özgüveninin artması, kendini beğenmeye başlaması motivasyonunu arttırıyor. Ancak bunun sürdürülebilir olması, eski alışkanlıklara dönmemek için fazla yemenin altında yatan psikolojik nedenlerin giderilmiş olması gerekiyor. Yoksa gene en sudan sebeplerle o %95'in içinde olmaya devam…


KİLO VERMENİZE YARDIMCI 6 MOTİVASYON

Ne yenileceği, ne zaman yenileceği konusunda pek çok bilgi var zaten. Bunları hayata geçirmek, tam istediğiniz gibi bir vücuda sahip olmak için bir de bunları deneyin:

Kilonuz, şekliniz nasıl olursa olsun öncelikle kendinizi olduğu gibi kabul etmekle işe başlayın.
Kendinizi başkalarıyla kıyaslamayı bırakın, herkes kendine özgüdür ve çok değerlidir, bunu hep aklınızda tutun.

Bir şey yerken yaptığınız tek eylem o olsun. Her lokmanın keyfini çıkartın; yani farkındalıkla yiyin.
Metabolizmanızı dengelemek, yağ yakımını hızlandırmak, enerjinizi arttırmak için nefesinizi doğru aldığınızdan emin olun, nefes tekniklerinden yararlanın.

Zihin gücünüzü kullanın; ideal kilo ya da bedeninizi belirleyin. Hedefiniz o olsun. Kendinize onu simgeleyen bir oyuncak, resim ya da giysi alın ve sıkça görebileceğiniz bir yere koyun. Bu sizin havucunuz olsun. Egonuz ne zaman sizi yoldan çıkarmaya kalksa ona bakın ya da hatırlayın.
Fazla kilolarınızla ilgili olumsuz duygularınızı keşfedin. Örneğin beğenilmediğinizi mi hissediyorsunuz, tam tersine “çok beğenilen biri” olduğunuza dair olumlamalar yapın; tüm kalbinizle inanarak.

Önemli olan motivasyon, bunun için gerekirse bir uzmandan destek alın. Sözcü

13 Temmuz 2016 Çarşamba

Dünyadaki yetişkinlerin yüzde 20’si obez olacak

Op. Dr. Murat Üstün, obezitenin bir salgın gibi arttığını belirtiyor.


Gelecekte daha ciddi boyutlara ulaşacak olan obezite sorunu ile ilgili konuşan Obezite ve Metabolizma Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Murat Üstün, Türkiye’nin obezite cerrahisi konusunda bir merkez olmasını arzuladıklarını belirtti. Bu amaçla İngiltere ile Türkiye arasında bir sağlık köprüsü kurma misyonuyla yola çıktıklarını belirten Üstün, obezite hastalığının insanlar üzerinde yarattığı etkileri üzerine konuştu.

OBEZ ERKEKLERİN SAYISI 3 KAT ARTTI

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de obeziteye karşı topyekün bir savaş yürütüldüğünü belirten Op. Dr. Murat Üstün, özellikle İngiltere'deki araştırmaların önemli olduğuna dikkat çekiyor ve sözlerine şöyle devam ediyor, “Londra'da bulunan Imperial College’ın yapmış olduğu bir araştırmaya göre, 2025 yılına kadar dünyadaki yetişkinlerin %20'sinin obez olacağı öngörülüyor. Dünya genelinde yapılan araştırmalar sonucunda ise 1975 yılında sadece 105 milyon olan obez kişi sayısının, 2014'te 641'e çıktığı belirtiliyor. 1975'ten bu yana obez erkeklerin sayısının ise yaklaşık üç kat artarak %3,2'den %10,8'e yükseldiği, kadınlarda ise %6,4'ten %14,9'a iki kat arttığı açıklanıyor.”

TÜRKİYE TEDAVİ MERKEZİ OLABİLİR

Ülkemizin obezite konusunda dünyada 7’nci sıraya yükseldiğini belirten Üstün, sadece ülkemizin değil özellikle Avrupa’nın da büyük bir tehditle karşı karşıya olduğunu ifade ediyor. Obezite hastalığı konusunda İngiltere’de yapacağı araştırmalar sayesinde, Avrupa ve Türkiye arasında önemli bir işbirliğine imza atacaklarını söyleyen Üstün, özellikle Hollanda, İngiltere, Avustralya ve Almanya başta olmak üzere obezite konusunda yurtdışında yaşayan birçok hastalarının olduğunu açıklıyor.

Op. Dr. Murat Üstün, Türkiye’deki sağlık hizmetlerinin özellikle cerrahi tedaviler konusunda ileri seviyede oluşu ve yurtdışında sağlık sistemlerindeki aksamalardan dolayı hastaların Türkiye’de tedavi görmeyi tercih ettiğini anlatıyor.

İngiltere’de 500 bine yakın Türk’ün yaşadığını belirten Üstün, sağlık sistemindeki problemlerden dolayı çalışmalarının bir ayağını İngiltere’deki Kings College ve Imperial College’da Türk hekimlerinin kurduğu bir dernek olan ATHPA (İngiltere Türk Sağlık Profesyonelleri Derneği) ile gerçekleştireceklerini ve obezite konusunda bu çalışmalar ışığında önemli bir yol alınacağının altını çiziyor. sözcü

Nar hücre ömrünü yüzde 50 uzatıyor

İsviçreli bilim insanlarının yaptığı araştırmada, narın hücre ömrünü yüzde 50 uzattığı ortaya çıktı.

İsviçre’de  Lozan Politeknik Federal Üniversitesi’nin yaptığı araştırma narın sağlığa muhteşem etkisini ortaya koydu. Düzenli olarak nar yemek ömrü uzatıyor… Nar yaşlanan kasları güçlendiriyor, hücredeki mitokondri organellerine olumlu etki yapıyor.

HÜCRE YENİLENMESİNE YARDIMCI OLUYOR

Nar yaşlanmayla birlikte zayıflamış mitokondrinin tekrar eski gücünü kazanmasına yardımcı oluyor. Narda bulunan kimyasallar bağırsakta yaşayan bakteriler sayesinde ‘urolithin A' adlı bileşiğe dönüşüyor. Bu bileşik de hücrelerin yenilenmesine yardımcı olarak yaşlanmayı geciktiriyor. Araştırmacılar, kurtçuklar üzerinde gerçekleştirilen testlerde ‘urolithin A' bileşiğinin, hücrenin ömrünü yüzde 50 oranında uzattığını duyurdu.

12 Temmuz 2016 Salı

Basen eriten diyet nasıl yapılır?

Çoğu kadın basen ve kalça bölgelerindeki istenmeyen kilolarından şikayetçidir. Vücudumuzun en zor kilo verilen bölgelerinden biri olan basen bölgesini etkili bir diyet ve egzersiz programı ile şekillendirmek mümkün. Yanlış beslenme ve hareketsizlik sonucu oluşan bölgesel yağlarınızdan kurtulmak için diyet listenizi rutin programınıza uydurmalı ve hayatınızı dengeli beslenme üzerine inşa etmelisiniz.


İşte basen eriten diyet listesi menüsü:

İlk olarak diyet süresince her gün tüketeceğiniz yağ yakan yeşil çay tarifi ile başlayalım. Malzeme olarak 2 tane limon, 2 küçük poşet yeşil çay, 1 rulo tarçın ve birkaç nane yaprağını hazırlayın. 1 bardak yeşil çayı demledikten sonra bir sürahiye koyup limonları içine sıkın. Nane yaprakları ve tarçını karışıma ilave edin. Çayın üstüne biraz daha su ilave ederek buzdolabına koyun.

Bir diğer formül ise bir bardak suyun içerisine 10 damla limon sıkıp yarım kaşık bal ile karıştırarak içmek. Özellikle sabahları tüketilen bu karışımla istenmeyen yağlardan kurtulmak uzun vadede mümkün.

Uyandığınızda limonlu karışımdan veya yeşil çay karışımından bir bardak tüketmeli ve kahvaltınızı yarım saat sonra yapmalısınız.

Kahvaltı

1 bardak diyet sütle hazırlanmış 4 kaşık yulaf ezmesini birkaç adet çilek veya muzla zenginleştirebilirsiniz. Bir diğer alternatifse 2 dilim tam tahıllı ekmekle tost yapabilirsiniz. Yanına közlenmiş biber ve roka ekleyebilirsiniz. 1 yumurtayı bol roka ve biberle çırparak menemen yapabilirsiniz.

Öğle yemeği

Bir dilim tahıllı ekmek, 1 kase sebze yemeği veya çorba, bol yeşillikli salata ve 1 küçük kase yoğurt.

Akşam yemeği

150-200 gram kırmızı veya beyaz et ya da balık, 1 dilim tam tahıllı ekmek, bol yeşillikli salata.

Ara öğün

1 yeşil elma, yarım muz, 10 adet çilek veya 1 şeftaliden herhangi birini seçebeilirsiniz. Ara
öğününüzü kahvaltı ve öğlen yemeği arasında ve öğlen yemeği ile akşam yemeği arasında olacak şekilde 2 kere yiyebilirsiniz.

Diyet boyunca günde 45 dakika yürüyüş, koşu, yüzme veya pilates gibi hafif tempolu sporların yanında kalça ve basen egzersizleri de yapmalısınız.

Günde en az 2.5 litre su içmelisiniz.

Şekerli ürünler ve kızartmalardan uzak durmalısınız.

Kilo vermede doğal yardımcınız: Elma sirkesi!

Doğal şekilde fermente edilmiş elma sirkesi, içerdiği çok çeşitli besin değeri yüksek maddelerle iyileştirici özelliğe sahip, süper bir gıdadır. Aynı zamanda, cilt problemleri dahil, çeşitli rahatsızlıklara iyi gelir.


Doğal şekilde fermente edilmiş elma sirkesi, içerdiği çok çeşitli besin değeri yüksek maddelerle iyleştirici özelliğe sahip, süper bir gıdadır. Aynı zamanda, cilt problemleri dahil, çeşitli rahatsızlıklara iyi gelir. Bedenin her bölümünün daha iyi iş görebilmesini sağlamak için vücuttaki toksinleri dışarı attığından, büyük bir toksin gidericidir. Bunlar, doğal elma sirkesinin, sağlıklı bir beslenme tarzının bir parçası haline gelmesi için kullanabileceğimiz yollardan yalnızca birkaç tanesidir. Fakat sulandırılmış olarak günlük diyete eklenmesiyle, kilo vermeye de yardımcı olduğu biliniyor.
Yalnız şunu vurgulayalım ki, kilo vermeye yardımcı olması için sadece doğal elma sirkesi kullanmamız muhtemelen çok az etkili olur hatta etkisiz kalabilir. Doğal elma sirkesi genel anlamda sağlıklı yaşam tarzımızı yükseltmek üzere kullanıldığından, kilo vermek için kullanıp kullanmamaya karar vermemiz gereklidir; öyle ki, elma sirkesi sağlıklı beslenmemizin ve rutin egzersiz düzenimizin bir parçası olmalıdır. Bunu aklımızda tutarak, doğal elma sirkesinin, inatçı kiloları yerinden sökmeye nasıl yardımcı olduğunu anlamaya çalışalım.


DOĞAL ELMA SİRKESİ KİLO VERMEYE NASIL YARDIMCI OLUR?

Doğal elma sirkesi kilo kaybetmeye çare olarak çok uzun zamandır kullanılmakta olsa da, niçin işe yaradığını ortaya çıkarmak için son zamanlara dek çok az bilimsel araştırma yürütülmüş. Araştırmacılar, çeşitli çalışmalar aracılığıyla, doğal elma sirkesinin kendimizi daha tok hisetmemize ve bu hissin yemek zamanlarımıza kadar sürmesine yardımcı olduğunu ortaya çıkardılar. Çünkü elmada zengin pektin kaynağı ve asitle kombinasyonu bulunur; bu da vücudumuzun besini daha kolay ve hızlı parçalamasını sağlar. Ayrıca, hareket ve egzersiz sırasında kalorilerin çok daha etkin bir şekilde yakılmasına yardım ederek, metabolizmayı hızlandırır.

Doğal elma sirkesinin, istikrarlı bir şekilde kilo vermeyi sağlayarak, kan şekeri miktarını ve kan dolaşımındaki insülini düşürmeye yardımcı olduğu da ortaya çıkarıldı.


Doğal elma sirkesiyle bizi tok tutan yüksek protein diyeti kombinasyonu, tokluk duygumuzu ayrıca destekleyerek her yemekte daha az yememize sebep olur. Bu da, belirgin bir şekilde, daha az kalori alımına yol açarak, kilo vermemizi sağlar.

Japonya'da yapılan üç aylık bir çalışma, obez katılımcıların günlük doğal elma sirkesi tüketimi sayesinde karın çevresindeki yağları yaktığını gösterdi. Bir çalışmada, yalnızca günde iki yemek kaşığı sirkenin suya katılarak tüketilmesi sonucunda deneklerin üç ayda 1.7 kg kaybetmesi sağlanmış. Büyük bir miktar olmasa da, kuşkusuz belirgin bir fark!

“HER ZAMAN PASTORİZE EDİLMEMİŞ, ORGANİK DOĞAL SİRKE KULLANALIM.”

Doğru tip doğal elma sirkesini arayıp bulmamız önemli; yani doğal elma sirkesinden beklediğimiz faydalı ve gerekli besin maddeleri, pastorize edilirken kaybolmamış olmalı. Kimyasallardan ve böcek zehirlerinden uzak olması için organik olanını aramak gerekiyor. Sirke ne kadar safsa, hem vücudumuz için o kadar faydası dokunacak hem de en etkin şekilde kilo vermemize yardımcı olacaktır.

“MAKSİMUM YARAR İÇİN, YEMEKLERDEN ÖNCE GÜNDE BİRKAÇ KEZ TÜKETMEYİ UNUTMAYALIM!”

Yemeklerden yarım saat önce, sulandırdığımız doğal elma sirkesi içmek, vücudumuza tokluk hissi vereceğinden, bizi çok fazla kalori tüketmekten ve aşırı yemekten korur.  Aynı zamanda, yediğimizi hazmetmemize yardım eder. Her durumda, günün herhangi bir zamanında doğal elma sirkesi tüketmek iyidir, yarım saatlik süreyi kaçırsak da endişeye gerek yok.

Doğal elma sirkesiyle en iyi sonucu almak için, günde iki kere ile başlayıp, tadına alışınca üç kereye çıkartabiliriz. Daha büyük miktarlarda tüketmemiz gerekli değil, hem belki bu uzun vadede vücudumuz için çok iyi olmayabilir.

Kendimiz için en iyisi hangisi? Bunu görmek için birkaç farklı yöntem deneyebiliriz.

Doğal elma sirkesini kullanmak için en iyi yol, suya katmaktır. İdeali, bir bardak suya iki yemek kaşığı doğal elma sirkesi eklemek. Bu şekilde tadına dayanamıyorsak, az miktarda, tercihen kendi yaptığımız meyve suyuna eklemeyi deneyebiliriz; ama kilo vermek istiyorsak, suya katmak en sağlıklı ve etkin yöntem.

Yemeklerimizin besin değerini artırmak için, istediğimiz zaman doğal elma sirkesi ekleyebiliriz. Yemeklerle birleştirmek sonuçları daha da yararlı kılar. Yumurtalar iyi birer protein kaynağıdır, et ve balık da öyle, beraberinde sirkeyle bizi fazla kalori tüketmekten alıkoyarak, iyice doymamızı sağlarlar.

DOĞAL ELMA SİRKESİNİN TÜM FAYDALARINA RAĞMEN, YİNE DE BAZI OLASI YAN ETKİLERİ GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURMAKTA FAYDA VAR:

Her şeyden önce, uygun şekilde sulandırılmadıysa, diş minesi aşınabilir. Bu durumda hazır hap tipi daha kullanışlı olabilir, elbette uygun dozda kullanmak şartıyla.
Sirkedeki asit boğazımızı etkileyebilir, yani düzenli olarak tüketmek boğazımızda tahriş hissine yol açabilir.

Herkesin vücut yapısı farklı olduğu için, kilo vermenin garantisi yoktur; bunun farkında olarak hareket edersek düş kırıklığına uğramayız. Yine de tüm yararları göz önüne alındığında denemeye değmez mi? Doğal elma sirkesinin nimetlerinden yararlanırken, bir de bakmışız, inatçı kilolarımız da yavaş yavaş bizi terk etmeye başlamış!
Kaynak: