8 Ekim 2016 Cumartesi

Gerçekten işe yarayan 7 ev yapımı ilaç ve arkasındaki bilim

İnsanlar yüzyıllardır bazı tuhaf ilaçların hastalıkları iyileştirmedeki gücüne hiç şüphesiz inanıyorlar. Bu tedavi yöntemlerinin bazıları modern standartlara oldukça ters düşse de birkaç yöntem var ki belli bir dereceye kadar şaşırtıcı bir şekilde etkili.




Kürler ve gerçekler

Live Science’a konuşan “Boğazımda Bir Kurbağa ile Daha İyi Hissediyorum: En Değişik Kürler’in Tarihi” isimli kitabın yazarı Carlyn Beccia Cerniglia, “Neredeyse her kültürde sözlü gelenekler ile birlikte nesilden nesile geçen birçok popüler ev yapımı ilaç vardır, kime sorarsanız sorun mutlaka ‘Bu kürü anneannem bana yapardı’ cevabını duyarsınız” diyor.

İşte modern tıbba bile ilham veren ve bazı durumlarda oldukça etkili olan 7 ev yapımı "ilaç":

1.Fasulye yaprakları tahtakurularını uzak tutuyor

Yattığımız yatak ve etrafına fasulye yaprakları serpmek tahtakuruları ile mücadelede oldukça etkili. Kökeninin Balkanlar olduğu düşünülen bu yöntem, bizi tahtakurusu istilasından koruyor. Bu uygulamanın arkasındaki bilim ise şöyle: Fasulye yapraklarının üstünde bulunan mikroskobik iplikçikler tahtakurularını ya öldürüyor ya da onlar için bir kapan görevi görüyor.

2.Sarımsak

Amerikalılar, sarımsağın boğmaca ile mücadelede oldukça etkili bir ilaç olduğunu düşünüyorlar. Fakat sarımsağın tek faydası bu değil. Arizona Üniversitesi Sağlık Bilimleri Merkezi’nden doktor Andrew Weil, sarımsağın antibakteriyel bir silah olduğunu ve aynı zamanda virüslerin yayılmasında önleyici bir rol oynadığını vurguluyor.


3.Kurbağalar

Geleneksel bir Rus inancına göre ise kurbağalar sütün ekşimesini önlüyor. Bu uygulamanın gerçekten işe yaradığına dair bilimsel kanıtlar da mevcut. 2012 yılında yapılan bir araştırma, kurbağaların derilerinin antibakteriyel bir salgıyla kaplı olduğunu ve bu salgının kurbağaları rutubetli yerlerde gelişen patojenlerden koruduğunu iddia ediyor. 

Amerikan Kimya Derneği’nin raporuna göre, kahverengi Rus kurbağalarında (Rana temporaria) antibiyotik aktivite gösteren 21 farklı kimyasal madde bulunmakta. Yeni yapılan araştırmalar ise bu bulguları daha ileri bir boyuta taşıyarak kurbağa derisinde patojenlere karşı savaşabilecek içeriğe sahip 76 farklı kimyasalın olduğunu vurguluyor. 

Belki de bu salgılar, bozulmaya sebebiyet veren zararlı bakteri ve mikropları sütten uzak tutmakta etkin bir rol oynuyordur ve bu durum ise geleneksel Rus uygulamasına bilimsel bir dayanak oluşturuyordur.


4.Bal

Antik Mısır, Çin, Hindistan ve Afrika’da balın ülser ve yanık gibi birçok hastalığın tedavisinde kullanıldığı Michigan Üniversitesi’nin yaptığı bir çalışmada ortaya konmuştu. Bugün doktorlar hala balın birçok tedavide takviye besin olarak kullanılmasını uygun görüyor.

Örneğin, 2012 yılında yapılan bir araştırma yatmadan yarım saat önce yenilen balın öksürme sıklığını azalttığını ortaya koyuyor. Ayrıca yara üstüne sürülen balın iyileşme sürecini hızlandırdığı da iddia ediliyor.

5.Sivrisinek-kıran Bitki

Güney Amerika’da yetişen ve Amerikan böğürtleni olarak bilinen bu bitki, sivrisinekleri sizden uzak tutmakta etkili bir yöntem. Mississippi’nin kırsallarında yaygın olan bu inanışa göre, bu bitkinin yapraklarını ezip vücudunuza sürerek sivrisineklerden korunmanız mümkün. Bu yöntemin geçerliliği, Amerika Birleşik Devletleri Tarım Bakanlığı’nda çalışan bilim insanlarınca da onaylanıyor.
Böğürtlenin içerdiği üç bileşenin bu etkiye yol açtığı söyleniyor.


6.Soğan

Soğan, birçok ev yapımı ilacın reçetesinde sarsılmaz bir yere sahip. 2014 yılında Live Science’ın yayınladığı bir rapora göre soğan, C vitamini, sülfürik bileşenler, flavonoidler ve fitokimyasal maddeler açısından oldukça sağlıklı bir kaynak niteliğinde.

Fitokimyasallar, kanser, diyabet ve kalp hastalıklarından koruyucu bazı bileşenler içeriyor. Meyve ve sebzelere pigment sağlayan flavonoidlerin ise Parkinson ve kalp damar rahatsızlıklarının riskini azaltmada etkin bir rol oynadığı iddia ediliyor.

7.Zencefil

Birçok kişi zencefili soğuk algınlığının tüm belirtilerine karşı etkin bir ilaç olduğunu düşünür; ancak Live Science’ta yayınlanan bir makaleye göre, zencefil en çok mide bulantısının tedavisinde etkili olduğunu vurguluyor. Ayrıca 2012’de yapılan bir araştırma, zencefilin kalın bağırsak iltihabına iyi geldiğini ve kolon kanseri riskini azaltabileceğini ileri sürüyor.

1 saatte en çok kalori yaktıran en iyi 36 egzersiz

Kalori yakmanın en verimli yolu nedir? İşte egzersizlerini, spora ayırdıkları zamanı daha verimli hale getirmek isteyenler için azdan çoka 1 saatte en çok kalori yaktıran vücut egzersizleri...


Günümüzün hızlı ve yoğun iş temposunda egzersiz ve spora vakit ayırmak güç olabiliyor. İnsanlar zamanlarını en iyi şekilde değerlendirmenin yollarını arıyorlar. Peki spora ayrılabilen süreyi daha verimli ve keyifli hale nasıl getirebiliriz.

Spor aktivitelerini 1 saatte yaktıkları kalori bakımından sıraladığımız bu listede pek çok farklı egzersiz çeşidi yer almaktadır. Farklı egzersiz çeşitleri deneyip kendinize en uygun olanlardan bir egzersiz programı hazırlayabilirsiniz.

36. Hatha yoga = 1 saatte 228 Kalori

Belli bazı hareketlere odaklanan yoganın bu çeşidi 1 saatte 228 kalori yakmanızı sağlar.

35. Hafif bir yürüyüş = 1 saatte 255 Kalori

Saatte 3.2 km hızla yürüyen 90 kiloluk biri 255 kalori yakabilir.

34. Bowling = 1 saatte 273 Kalori

Atış yaptığınız anları saymak kaydıyla bowling saatte 273 kalori yakmanızı sağlar.

33. Salon dansı = 1 saatte 273 Kalori

Şimdi nereden salon dansı öğreneceğiz diye düşünüyorsanız halay da çekebilirsiniz.

32. Tai Chi = 1 saatte 273 Kalori

Genellikle ağır ve ölçülü hareketlerle yapılan Tai Chi, Çin savunma sanatı ve egzersiz yöntemidir.

31. Kano = 1 saatte 319 kalori

90 kiloluk biri kanoyla yapacağı hafif bir gezinti ile 1 saatte 319 kalori yakabilir.

30. Hafif bir bisiklet gezintisi =  1 saatte 364 kalori

Saatte 16 km. Hızın altında hafif bir bisiklet gezintisi 90 kiloluk bir kişinin saatte 364 kalori yakmasını sağlar.

29. Voleybol =  1 saatte 364 kalori

28. Power Yoga (Atletik Yoga) = 1 saatte 364 kalori

27. Golf (soplarınızı taşıyarak) = 1 saatte 391 kalori

Golf oynarken sopalarını taşıyan 90 kiloluk biri  1 saatte 391 kalori yakabilir.

26.  Kayak (İniş) = 1 saatte 391 kalori

25. Tempolu yürüyüş = 1 saatte 391 kalori

Saatte 5 buçuk km hızla yapacağınız bir yürüyüş ile 1 saatte 391 kalori yakabilirsiniz.

24. Düşük Etkili Aerobik Hareketleri = 1 saatte 455 kalori

23. Eliptik bisiklet = 1 saatte 455 kalori

22. Direnç egzersizi / ağırlık kaldırma = 1 saatte 455 kalori

21. Beyzbol / Softball = 1 saatte 455 kalori

20. Suda yapılan aerobik hareketleri = 1 saatte 501 kalori

19. Hafif ya da orta tempoda yüzme = 1 saatte 528 kalori

90 kiloluk biri hafif veya orta tempoda 1 saat havuzda tur atarak 528 kalori yakabilir.

18. Doğa yürüyüşü = 1 saatte 546 kalori

17. Kürek çekme egzersiz aleti = 1 saatte 546 kalori

16. Su kayağı = 1 saatte 546 kalori

15. Kros kayağı = 1 saatte 619 kalori
Kayakla inişe göre daha zorlu olan kros kayak ile 1 saatte 619 kalori yakabilirsiniz.

14. Sırt çantası ile doğa yürüyüşü = 1 saatte 637 kalori

1 saatte daha da çok kalori yakmak istiyorsanız doğa yürüyüşlerinizi ağır bir sırt çantası ile yapın.

13. Buz pateni = 1 saatte 637 kalori

Tabii artistik patinaj yapmanıza gerek yok.

12. Duvar tenisi (Racquetball) = 1 saatte 637 kalori

11. Yüksek etkili aerobik = 1 saatte 664 kalori

10. Paten = 1 saatte 683 kalori

1 saatlik tempolu bir paten seansı ile 683 kalori yakabilirsiniz.

9. Basket maçı = 1 saatte 728 kalori

8. Flamalı Amerikan Futbolu = 1 saatte 728 kalori

Amerikan futbolunun ve çeşidinde savunma yapan takım karşı takımın oyuncularını yere devirmek yerine rakip oyuncunun belinden sarkan flamayı almaya çalışır.

7. Tenis (tekli) = 1 saatte 728 kalori

6. Koşu (saatte 8 km hızla) = 1 saatte 755 kalori

5. Koşarak merdiven çıkmak = 1 saatte 819 kalori

4. Yüksek tempolu yüzme = 1 saatte 892 kalori

3. Tekvando = 1 saatte 937 kalori

Tekvando listedeki en zorlu sporlardan biri ve 90 kiloluk birine 1 saatte 937 kalori yaktırabilir.

2. İp atlama = 1 saatte 1074 kalori

Listenin ilk iki sırasında gayet temel sporlar yer alıyor. İp atlamak ve hızlı koşmak.

1. Hızlı koşmak (Saatte 12 – 13 km ile) = 1 saatte 1074 kalori

2 Ekim 2016 Pazar

Narın ve nar suyunun faydaları

Narın faydaları saymakla bitmiyor. İster tek tek tanelerini yiyerek tüketin, ister suyunu sıkarak için nar, pek çok derdin devası. 



İşte Kaliforniya üniversitesinin yaptığı araştırmalara göre narın ve nar suyunun faydaları…

1.Nar suyundaki bileşikler hem kanser hücrelerinin ilerlemesine engel oluyor hem de prostat kanserinin metastazına neden olan bir kimyasalın etkisini azaltıyor.

Örneğin narda 10 bardak yeşil çaya ve 4 bardak kızılcık suyuna eşdeğer antioksidan madde bulunuyor.

2.Tansiyonumuzu düzenler.

3.Kolesterol ve kan şekerimizi regüle eder artmasını engeller.

4.Kalbimizi korur düzenli çalışmasına destek olur.

5.Enfeksiyona karşı vücut direncini korur ve artırır.

6.İdrar söktürücü etkisiyle toksin atımını sağlar

7.Meyve kabuğu alkaloit, tanen ve glikozitler içerir. İshal kesici ve kurt düşürücü özelliği vardır.

8.Cildin pürüzsüz görünümüne yardımcı olur.

9.Burun poliplerine iyi gelir.

28 Eylül 2016 Çarşamba

Detoksla enerjinizi arttırın

Gençlik enerjisini korumak için vücuttaki toksin birikimi dışarıya atmak gerektiğinin altını çizen Uzman Diyetisyen Olcay Barış, bunun yolunun bazı dönemlerde detoks uygulamaktan geçtiğini belirtiyor.

Modern yaşam içinde farkında olarak veya olmayarak kişiler bedenine aşırı yüklenir. Solunan havadan içilen suya, yenen işlenmiş besinlerden strese kadar pek çok etken vücudun kolay atamayacağı toksin birikimine sebep olur. Hastalıklardan korunmak ve vücut görünümünü bozmamak için gençlik enerjisini korumak gerektiğini vurgulayan Şenpiliç'in 'Dengeli Beslen Harekete Geç' Projesi Danışmanı Uzman Diyetisyen Olcay Barış, bunun da vücuttaki toksin atıkları atmak için detoks yaparak mümkün olacağının altını çiziyor.

Vücudunuz detoks sinyali veriyor mu?

cnntürk'ün haberine göre; Tıbbi tedavi çözümü tam sağlanamayan şikayetler konusunda detoks uygulaması yapılabilir. Baş ağrısı, sırt ağrıları, sık sık soğuk algınlığına yakalanmak, kronik yorgunluk, eklem ağrıları, burun kaşıntısı, sinirlilik, deri döküntüleri, öksürük, uyku hali, deri kızarıklıkları, göğüs hırıltısı, gözlerde hassasiyet, uykusuzluk, bulantı, boğaz ağrısı, savunma sisteminde yavaşlama, baş dönmesi, hazımsızlık, boyun tutulması, değişken ruhsal yapı, anksiyete (kaygı), sinüslerde tıkanıklık, ağız kokusu, dolaşım bozukluğu, ateş, depresyon, kabızlık gibi…

Ancak tıbbi açıdan hekim tarafından takip edilen kronik hastalığı bulunan kişilerin detoks yapması önerilmez.

Detoks nasıl yapılır? 

Detoks, en uzunu 15 günlük olmak üzere haftada bir, üç ya da yedi günlük kürler halinde yapılabilmektedir. Beslenme detoksu için mutlaka bir beslenme uzmanından destek almak gerekir. Beslenmeyle yapılacak değişikliklerin yanında egzersiz yaparak terlemek ve bağırsak hareketliliğinin devamını sağlamak da vücuttaki toksin maddelerin atımını destekleyecektir.

Kolesterol nasıl dengelenir?

Kardiyoloji Uzmanı Dr. Ayşegül Zor, "iyi kolesterol nasıl yükseltilir ve kötü kolesterol nasıl düşürülür?" sorularını cevapladı.




Günümüzde kolesterol özellikle yetişkinlerde yaygın görülen bir sorun. Ancak beslenme alışkanlıklarında yapılabilecek küçük değişiklikler kolesterol seviyesinin dengelenmesinde önemli etkiler yaratıyor.

Anadolu Sağlık Merkezi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Ayşegül Zor, beslenme konusunda yapılabilecek değişikliklerle ilgili bilgi verdi.

TOTAL KOLESTEROL ÖNEMLİ DEĞİL

Kolesterol seviyemizi sağlıklı ve doğru beslenerek ve aktivite yaparak düzenleyebiliriz. Total kolesterol miktarı bizim için tam sağlıklı bir veri değildir. Dolayısıyla total kolesterolün iyi ve kötü huylu kolesterol olarak ayrılması gerekir. İyi huylu kolesterolün yüksek, kötünün minimum seviyelerde olmasını isteriz. Çünkü iyi huylu kolesterol, HDL kolesteroldür ve LDL'nin kötü etkilerinden vücudu korur. LDL kolesterolün yüksek olması ise birçok sağlık sorununu beraberinde getirebilir. Bunun için kötü huylu kolesterolümüzü düşürürken iyi huylu olanını yükseltmeye çalışmamız gerekir.

KÖTÜ KOLESTEROL NASIL DÜŞER?

Kolesterolün düşürülmesi için aşağıdaki önerileri hayata geçirin:

*Kolesterol içeren besinleri yüksek oranda tüketmekten kaçınılmalı. Bu besinler;

** Kırmızı et, (Beyaz et
tercih edilmeli)

**Süt ve süt ürünleri, (Light
ürünler tercih edilmeli)

** Sakatatlar

*Doymuş yağ tüketimi
azaltılmalı, doymamış yağ içeren ürünler tüketilmelidir.

*Posalı besinlerin tüketimine dikkat edilmelidir. Tahıllı ürünler, tam buğday ekmeği, çavdar ekmeği, esmer ekmekler, bulgur pilavı, bakliyatlar, mercimek, kuru fasulye ve nohut gibi yiyecekler posalı besinlerdir. Ayrıca meyve ve sebzeler posa içerir. Bu nedenle kabuğuyla yenen meyveleri soymamak gerekir. Posa tüketimi, kolesterolü düşürmesinin yanı sıra şekeri dengeler, kabızlığı önler.

*Yemekler mümkün olduğunca az yağ kullanarak pişirilmeli.
Bu sıvı yağ olsa da az tüketilmelidir çünkü sıvı yağ doğrudan kolesterolü yükseltmeye neden olmasa da fazla tüketimi kilo alımına neden olur.

*Etler görünür yağlardan arındırılmalıdır.

*Omega 3 içeriği yüksek olan balık ve ceviz gibi yiyecekler tüketilmelidir.

*Pişirme tekniklerine dikkat edilmelidir; kızartmadan kesinlikle uzak durulmalı, buharda, fırında
ve ızgarada pişirme teknikleri tercih edilmelidir.

TRİGLİSERİD YÜKSEK İSE…

Total kolesterol en fazla 200, iyi huylu kolesterolün 40-90 arası, kötü huylu kolesterolün de 50-100 arasında olması en idealidir. Trigliseridin de (kan yağları) maksimum 150 olması gerekir. Trigliserid yediğimiz yiyeceklerle birebir ilişkilidir. Kolesterol gibi damarlarınızda dolaşan yağlardan biridir. Kişi yağlı yiyorsa ve alkolü fazla miktarda tüketiyorsa trigliserid büyük olasılıkla yüksek çıkacaktır. Tedavinin ilk basamağı kolesterol seviyesinin durumuna göre diyet ve sağlıklı beslenmedir.

İYİ KOLESTEROL NASIL YÜKSELTİLİR?

İyi huylu kolesterolün yükseltilmesinde fiziksel aktivite ve içiliyorsa sigaranın bırakılması çok önemlidir. Günde ortalama 30-45 dakika fiziksel aktivitede bulunmak (yürüyüş, bisiklet, yüzme gibi) kötü huylu kolesterolün düşmesini sağlarken, iyi huylu kolesterolün artmasına yardımcı olur. Egzersiz için daha çok kardiyovasküler egzersizler önerilmektedir. En ideal egzersizler; yürüyüş, bisiklet ve yüzmedir. Ayrıca günlük hayatta yapabileceğiniz küçük değişiklikler de kolesterol seviyenizin dengelenmesine büyük katkı sağlar; merdiven çıkmak, bir yere yürüyerek ya da arabanızı biraz daha uzağa park edip yürümek gibi.

Kolesterol nasıl dengelenir?

Kardiyoloji Uzmanı Dr. Ayşegül Zor, "iyi kolesterol nasıl yükseltilir ve kötü kolesterol nasıl düşürülür?" sorularını cevapladı.




Günümüzde kolesterol özellikle yetişkinlerde yaygın görülen bir sorun. Ancak beslenme alışkanlıklarında yapılabilecek küçük değişiklikler kolesterol seviyesinin dengelenmesinde önemli etkiler yaratıyor.

Anadolu Sağlık Merkezi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Ayşegül Zor, beslenme konusunda yapılabilecek değişikliklerle ilgili bilgi verdi.

TOTAL KOLESTEROL ÖNEMLİ DEĞİL

Kolesterol seviyemizi sağlıklı ve doğru beslenerek ve aktivite yaparak düzenleyebiliriz. Total kolesterol miktarı bizim için tam sağlıklı bir veri değildir. Dolayısıyla total kolesterolün iyi ve kötü huylu kolesterol olarak ayrılması gerekir. İyi huylu kolesterolün yüksek, kötünün minimum seviyelerde olmasını isteriz. Çünkü iyi huylu kolesterol, HDL kolesteroldür ve LDL'nin kötü etkilerinden vücudu korur. LDL kolesterolün yüksek olması ise birçok sağlık sorununu beraberinde getirebilir. Bunun için kötü huylu kolesterolümüzü düşürürken iyi huylu olanını yükseltmeye çalışmamız gerekir.

KÖTÜ KOLESTEROL NASIL DÜŞER?

Kolesterolün düşürülmesi için aşağıdaki önerileri hayata geçirin:

*Kolesterol içeren besinleri yüksek oranda tüketmekten kaçınılmalı. Bu besinler;

** Kırmızı et, (Beyaz et
tercih edilmeli)

**Süt ve süt ürünleri, (Light
ürünler tercih edilmeli)

** Sakatatlar

*Doymuş yağ tüketimi
azaltılmalı, doymamış yağ içeren ürünler tüketilmelidir.

*Posalı besinlerin tüketimine dikkat edilmelidir. Tahıllı ürünler, tam buğday ekmeği, çavdar ekmeği, esmer ekmekler, bulgur pilavı, bakliyatlar, mercimek, kuru fasulye ve nohut gibi yiyecekler posalı besinlerdir. Ayrıca meyve ve sebzeler posa içerir. Bu nedenle kabuğuyla yenen meyveleri soymamak gerekir. Posa tüketimi, kolesterolü düşürmesinin yanı sıra şekeri dengeler, kabızlığı önler.

*Yemekler mümkün olduğunca az yağ kullanarak pişirilmeli.
Bu sıvı yağ olsa da az tüketilmelidir çünkü sıvı yağ doğrudan kolesterolü yükseltmeye neden olmasa da fazla tüketimi kilo alımına neden olur.

*Etler görünür yağlardan arındırılmalıdır.

*Omega 3 içeriği yüksek olan balık ve ceviz gibi yiyecekler tüketilmelidir.

*Pişirme tekniklerine dikkat edilmelidir; kızartmadan kesinlikle uzak durulmalı, buharda, fırında
ve ızgarada pişirme teknikleri tercih edilmelidir.

TRİGLİSERİD YÜKSEK İSE…

Total kolesterol en fazla 200, iyi huylu kolesterolün 40-90 arası, kötü huylu kolesterolün de 50-100 arasında olması en idealidir. Trigliseridin de (kan yağları) maksimum 150 olması gerekir. Trigliserid yediğimiz yiyeceklerle birebir ilişkilidir. Kolesterol gibi damarlarınızda dolaşan yağlardan biridir. Kişi yağlı yiyorsa ve alkolü fazla miktarda tüketiyorsa trigliserid büyük olasılıkla yüksek çıkacaktır. Tedavinin ilk basamağı kolesterol seviyesinin durumuna göre diyet ve sağlıklı beslenmedir.

İYİ KOLESTEROL NASIL YÜKSELTİLİR?

İyi huylu kolesterolün yükseltilmesinde fiziksel aktivite ve içiliyorsa sigaranın bırakılması çok önemlidir. Günde ortalama 30-45 dakika fiziksel aktivitede bulunmak (yürüyüş, bisiklet, yüzme gibi) kötü huylu kolesterolün düşmesini sağlarken, iyi huylu kolesterolün artmasına yardımcı olur. Egzersiz için daha çok kardiyovasküler egzersizler önerilmektedir. En ideal egzersizler; yürüyüş, bisiklet ve yüzmedir. Ayrıca günlük hayatta yapabileceğiniz küçük değişiklikler de kolesterol seviyenizin dengelenmesine büyük katkı sağlar; merdiven çıkmak, bir yere yürüyerek ya da arabanızı biraz daha uzağa park edip yürümek gibi.

Kilo almak için 10 öneri

Yapılan araştırmalar kilo almanın vermekten çok daha zor bir süreç olduğunu ve yine çalışmalar erkeklerin kadınlardan daha çok bu sorunu yaşadığını göstermektedir. Kilo alamamanın altında birçok neden olabilir. Bunların başında günlük alınan enerjinin harcanan enerjiden az olması sonucu kilo alamama durumudur. Bununla birlikte metabolik hastalıklar, hipertiroid hastalığı, psikolojik rahatsızlıklara bağlı iştahsızlık, bağırsak emilim hastalıkları ve aşırı fiziksel aktivite gibi birçok neden kilo alamama sorununu gün yüzüne çıkartır. Kilo alamamanın altında yatan nedeni anlamak için mutlaka bir uzmana başvurmalı gerekli bütün tahliller yapılmalı tahlil sonuçlarına göre beslenme planı oluşturulmalıdır. Kilo alma sürecinde amaç önüne geleni yiyerek kilo alma değil, doğru besinleri tüketerek alınan kiloyu kas dokusundan almak yağ dokusunu ideal seviyede tutmaktır. Diyetisyen Şeyda Sular konu ile ilgili bilgiler verdi.


1)Normal aldığınız enerjinin günlük 400-500 kcal üstünde almanız gerekir.

2)Düzenli ve dengeli beslenme şart. Muhakkak kahvaltıyı atlamadan güne başlayın. Kahvaltınıza ek
1 bardak portakal ya da nar suyu hem C vitamini takviyesi hem de kalori takviyesi yapacaktır.

3)Gün içinde ara öğün mutlaka yapın. Bu ara öğünlerde yağlı tohumlar, kuru-yaş meyveler, sağlıklı yağlar içeren avokado çok güzel bir tercih olacaktır.

4)Ana öğünlerinizde muhakkak protein ve karbonhidrat kaynağını birlikte tüketin. Mesela ızgara balık yanında tam buğday makarna yada tam buğday ekmek, kırmızı etin yanında bulgur pilavı tüketebilirsiniz. Küçük porsiyonlarla hızlı bir şekilde doyan bireyler yemeğe çorbayla başlayarak midesini doldurmaktansa yemek bittikten sonra tüketmeleri doğru bir seçim olacaktır.

5)Yulaf zayıflatır diyenler aksine doğru ve zamanında tüketildiğinde sağlıklı bir şekilde kilo alımı sağlamaktadır. Akşam yemeğinden sonra uyumadan 2 saat önce yulaf,süt ve meyve karışımı sizin için sağlıklı,lifli bir ara öğün olacaktır.

6)Küçük hacime büyük kaloriye sahip sağlıklı besinleri tüketin. Mesela kahvaltıda 1 yemek kaşığı yer fıstığı ezmesi ya da tahin tüketin. Peynirinizin üstüne ya da yemeklerinize keten tohumu serpin.

7)Yemek esnasında ya da öncesinde su tüketmekten kaçının. Erken doygunluk hissi verecektir.

8)Spor yapmaktan kaçınmayın. Hafif kas egzersizleriyle kas kütlenizi daha hızlı arttıracaksınızdır.

Spor öncesi protein ve karbonhidrat içeren bir ara öğün sonrasında proteinden zengin bir ana öğün tercih edin.

9)İştahınızı arttırmak için baharatlardan yardım alın. Yemeğinize ekleyeceğiniz kırmızı toz biber, kimyon, kişniş, anason ve zencefil daha iştahlı olmanıza yardımcı olacaktır.

10)En önemlisi sık sık tartıya çıkmayın ve pes etmeyin. Kilo alma süreci uzun bir süreçtir ve motivasyon çok önemlidir. Pes etmeden yolunuza devam edin ve muhakkak bu yolda bir uzman diyetisyenle çalışın. cnntürk

25 Eylül 2016 Pazar

Adımsayar kullananlar daha az kilo veriyor

Adımsayarların, kilo verme olasılığını arttırmadığı bildirildi. Hatta aksine zayıflamayı psikolojik olarak daha da yavaşlatıyor. Çünkü yeterince yürüdüğünü düşünen insanlar kendilerini ödüllendirmeye karar veriyor ve daha fazla yiyor.


Sonuçları "Journal of the American Medical Association" dergisinde yayımlanan araştırma çerçevesinde, rejim ve egzersiz yapmaları istenen 500 kadar aşırı kilolu gönüllü incelendi.

Adımsayar kullananlar daha az kilo verdi

İki yıl süren araştırmada katılımcılar iki gruba ayrıldı ve yarısına egzersiz yaptıkları sırada adım sayar kullandırıldı. Pittsburgh Üniversitesinde görevli bilim adamları, iki yıl sonra adım sayar kullanan grupta yer alanların ortalama 3,6, diğer katılımcıların ise 5,9 kilo verdiğini tespit etti.

Bugün çok hareket ettim fazla yiyebilirim

Bilim adamları, sonucu şaşırtıcı olarak değerlendirirken, araştırma ekibinin lideri John Jakicic, adım saymak veya kalp ritmini ölçmek gibi fiziksel aktiviteye odaklanan teknolojilerin, kişilerde "Bugün çok hareket ettim, öyleyse bir şeyler yiyebilirim" algısı oluşturuyor olabileceğini söyledi.
Yine günlük hedeflere ulaşamamanın, bazı kişilerin cesaretini kırabileceğine, bunun da kilo kaybını yavaşlatabileceğine dikkat çekildi.  cnntürk

24 Eylül 2016 Cumartesi

Bulaşık makinasında turşu yapımı

Günümüzde teknolojinin her türlü nimetinden faydalanıyoruz. Bu seferki sağladığı kolaylığı duyduğunuzda ise çok şaşıracaksınız.


Kurduğunuz turşuları yemeniz için günlerce beklemenize gerek yok. Bulaşık makinasında turşu yapmanız mümkün nasıl mı?



İşte bulaşık makinasında turşu yapmanın aşamaları…

Taze fasulye, kornişon, biber, havuç, vs…

800 ml.lik klasik boy cam kavanoza 1 çorba kaşığı kalın tuz ve 5 çorba kaşığı sirke.


Bir büyük boy kavanoz için iki katı ölçü yapabilirsiniz.

Dilerseniz aralara sarımsak, maydanoz sapı veya kereviz sapı atabilirsiniz.


Ve kavanozu doldurmak için su ekleyin.

Malzemelerin arasına lahanayı koymayın. Sülfür içerdiği için bu yöntemle lahana turşusu yapılmaz.


Malzemeleri kavanoza koyun. Üzerine yavaşça tuzunu ve sirkesini ekleyin.

Ağızlarına temiz sıfır kapakları sıkıca kapatın ve hepsi bitene kadar işlemi tekrarlayın.


Boş bulaşık makinenizin içine kavanozları sıralayın (alt sepet-üst sepet farketmez)

Bulaşık makinenizi en uzun ve en sıcak programında çalıştırın.

Programın sonunda oldukları yerde soğutun ve çıkarın.


Aynı gün bir kavanozu denemek için açın ve tadın. Tadından büyük ihtimalle memnun kalacaksınız ama biraz daha çekse daha iyi olur diye düşünüyorsanız, birkaç gün sonra tüketebilirsiniz.


Bu yöntemle turşularınız hem pastörize olur hem de vakumlanarak konserve haline gelir. Yani uzun süre kapağını açmadan saklayabilirsiniz.


Doğumdan 2 ay sonra sıfır beden oldu

Sosyal medya kendi ünlülerini üretirken en çok tanınanlar fitness ve sağlıklı beslenme ile ilgili tavsiye verenler oldu. Avustralyalı fitness uzmanı Tammy Hembrow 4 milyon Instagram takipçisine inanılmaz doğum öncesi ve sonrası fotoğraflarını gösterdi.


9 aylık hamilelik fotoğrafı ve 2 aylık anne olarak paylaştığı fotoğraf arasındaki fark herkesi şaşırttı. Sıfır beden olan genç kadın, diyet ve egzersiz sayesinde bu hale geldiğini söyledi.


Kadınların çocuk doğurduktan sonra ümitsizliğe kapıldığını ve bir türlü eski vücutlarına dönemeyeceklerini düşündüğünü söyleye Hembrow, kendi Instagram hesabından da tavsiyeler veriyor.

Genç anne Avustralya'da fitness konusunda çok popüler.






9 Eylül 2016 Cuma

Detoks gerçekten zayıflatır mı?

Hızlı kilo vermek isteyen herkesin başvurduğu detoksun önemli noktalarını Diyetisyen Şeyda Sular anlattı.


Detoksun sağlıksız beslenmeye ve vücutta toksinlerin birikmesine karşı yapılan bir program olmalıdır. Diyetisyen Şeyda Sular, diyet sırasında kilo veriminin durduğu zamanlarda detoks yapılmasını öneriyor. Ancak bu programında belli kuralları var diyen Sular, detoksun püf noktalarını anlattı.

BEDENİNİZE SORUN: DETOKSA İHTİYACIN VAR MI?

Detoks programları 3 günü geçmemelidir çünkü genelde listeler 800 kalorinin altındadır ve uzun süre yapılan bu program metabolizmanızın yavaşlamasına neden olur. Detoksa ihtiyaç olup olmadığını bedenimize sorarak cevap bulabiliriz. Mesela bağırsaklarımız normale göre çalışmıyor yada çok fazlamı çalışıyor, midemizde çok sık bir şekilde gaz problemi mi var, bağışıklık sistemimiz düştü ve kendimizi halsiz, yorgun mu hissediyoruz yada çok sık hasta mı oluyorsunuz? Tüm bunlara ya da bunlardan bir kaçına cevap evet ise detoks programı uygulamanız sizi ve bedeninizi tazeleyecektir.
Detoks dediğimiz olay sadece sıvı tüketmek, kolon terapi gibi yöntemlerle bağırsakları boşaltmak ya da aç kalmak değildir. Maalesef bilinçsizce yapılan detokslar sonrasında verilen kilonun üstünde kilo alımı ya da hastalıkların oluşması gözlemlenmektedir.

DOĞRU DETOKS NASIL YAPILIR?

Doğru detoks sadece beslenmeyle değil beslenmenin yanında beden ve ruhumuzuda detoksa sokup belki açık havada yürüyüş, terapi, plates ve yoga gibi bedenimizi yenileyecek yollara başvurmak gerekmektedir.

Detoks listelerinde genelde hayvansal proteinler listeden çıkartılır. Antioksidan içeriği yüksek bolca sebze ve meyve içerir. Paketli ürünler, kızartma, yağlı yiyecekler, basit şeker içeren ürünlere kesinlikle listede yer verilmemelidir.Tuz ve şeker kısıtlaması önemlidir.Vücut asit-baz oranını dengeleyecek PH'ı yüksek aromalı sular hazırlanabilir.Gün için en az kg başına 30 ml su içilmelidir.Bazı listelerde yoğurda yer verilirken bazı listelerde yoğurtta çıkarılmaktadır.Aslında detoks insanın kendi bedenine uygun kısıtlamalarla yapılmalıdır.Sebzeli çorbalar,sebze-meyve karışık smoothieler,yağlı tohumlar, kurubaklagiller ve probiyotik kaynağı olan kefire listenizde yer verebilirsiniz. Ödem atmaya yardımcı bitki çaylarından yararlanılabilir.

Detoks programıda diyet listeleri gibi kişiye özel olmalıdır.Tek düze bir detoks programı kişinin sağlığıyla oynamaktan başka bir şey değildir.Ayrıca şeker,tansiyon ve kalp rahatsızlığı olanlar detoks programını kesinlikle uzman ve diyetisyene başvurmadan yapmamalıdır.

Bağışıklık sistemindeki bozukluklar hayatınızı etkiliyor

Bağışıklık sistemindeki bozukluklar kilo almanın gizli sebebi olabilir


Bağışıklık sistemi aslında sağlığımızın en önemli parçası. Bu sistem bozulduğunda insülin direnci, tiroid sorunları, gıda duyarlılıkları, mide ve bağırsak sorunları gibi pek çok sorunun ortaya çıkmasına sebep oluyor. Bağışıklık sistemi ile ilgili sorunlar giderildiğinde fazla kilo sorununun bile ortadan kalkacağını belirten İç Hastalıkları ve İmmunoterapi Uzmanı Dr. Ülkü Görmez, önemli bilgiler verdi.
İç Hastalıkları ve İmmunoterapi Uzmanı Dr. Ülkü Görmez, bağışıklığı bozan nedenlere değinerek, ”İnsülin direnci bağışıklığın hiç istemediği bir şeydir. Bağışıklığı bozuk olan kişilerin oldukça büyük bir yüzdesinde insülin direnci değişik aşamalarda bulunmaktadır. Bu durum bir takım vitamin, mineral eksiklikleri ile birleşince iç organ yağlanmaları ve damar yağlanmalarına neden olmaktadır. Bu da kilo alımını tetikleyen önemli nedenler bir tanesidir” dedi.

VÜCUDUN NORMALE DÖNMESİ İÇİN…

Yanlış çalışan bağışıklık sisteminin mutlaka düzeltilmesi gerektiğinin önemine değinen Uzman Dr. Ülkü Görmez,”Bağışıklık sisteminin düzeltilmesi öncelikle sağlığımız açısından büyük önem taşıyor. Çünkü yanlış çalışan bir bağışıklık sistemi şekerden tutun da kalp hastalıklarına, tansiyon hastalıklarına, kansere, romatizmaya kadar pek çok hastalığı da tetikliyor. Bağışıklık onarılarak tiroid metabolizması düzene girer, böbrek üstü bezleri normal döner, bağırsak düzeni düzelir. Onların düzene girmesi ile metabolizma kalıcı olarak düzelir ve hızlanır. Bağışıklığın onarılması ile beraber Telomerik yaşlanma ve metabolik yaşlanma ile de mücadele edilir, uykular düzene girer, vücut ısısı yükselir. Bu parametreler eşliğinde kilo fazlalarının da gidebildiğini gözlemliyoruz. Bağışıklık sistemi düzenli çalışmaya başladığında kişinin kilo fazlası ne kadar ise o kadar kilo veriyor ve normale dönüyor. Vücut yenilenip daha sağlıklı çalışmaya başlıyor” dedi.

ONARILMA KİŞİYE ÖZELDİR

Bağışıklık sisteminin onarılması aşamasında vitamin ve minerallerin desteğinin yanı sıra beslenme ve sporun da önemli rol oynadığını ifade eden Dr. Ülkü Görmez, ”Öncelikle şunun altını çizmekte fayda var. Rastgele vitamin alımı, tavsiye üzerine oluşturulan menüler ya da karışımlar eğer doktor gözetimi ve tavsiyesi ile alınmıyorsa faydasından çok zararı dokunabilir. Bu yüzden bu konuda çok dikkatli olmak gerekir. Çünkü bağışıklık sisteminin onarılması ciddi bir tedavi sürecidir ve kişiye özel olarak planlanır. Çok masum zannedilen bir vitamin ya da besin bilinçsiz alındığında kişiye büyük zarar verebilir. Bağışıklık sisteminin bozulduğunun sinyalini veren bazı belirtiler var. Sık çıkan ağız yaraları, sık sık grip olmalar, halsizlik, yorgunluk, depresyon, mide şikayetleri, uykusuzluk gibi nedenler bağışıklığın yanlış çalışmaya başladığını duyurur. Böyle bir durumda önce bir immunoterapi uzmanına görünmeniz ve bu doğrultuda doktorunuz verdiği tedavi programı ışığında hareket etmeniz gerekir. Bu süreçte de size uygulanan immunoterapinin kişiye özel gerçekleştiğini de unutmamanız gerekir. Kişiye özel diyet ve egzersiz programları ile de bir taraftan bağışıklık sistemi güçlenirken bir taraftan fazla kilo bedeni kalıcı olarak terk etmektedir. Bu dönemin ve bundan sonraki yaşamlarının en önemli kazancı ise bağışıklığın onarılmış olmasıdır. Kişiler bu sayede şeker, yüksek tansiyon, kalp damar hastalıklarına karşı korunmakla beraber; kanser, romatizma ve diğer bağışıklık sistem hastalıklarına karşı da korunmuş olurlar” şeklinde konuştu. Sözcü

8 Eylül 2016 Perşembe

Model Elsa Hosk ince kalma sırrını açıkladı

Victoria's Secret'in gözde modellerinden Elsa Hosk, her zaman nasıl formda kaldığının sırrını açıkladı.

İsveçli model Elsa Hosk, diyet yapmadan nasıl fit göründüğünü açıkladı. 27 yaşındaki Elsa Hosk’un bir gün boyunca yedikleri Avrupa basının da gündeminde. Hosk, abartmamak kaydıyla abur cubur da tüketiyor ve normal yemek programını takip ediyor. Ancak en çok dikkat ettiği ve asla aksatmadığı tek bir şey var; spor ve antrenman! Boks ve basketbol oynayan ünlü model, mutfağında her zaman bulundurduğu şeylerin arasında yoğurt olduğunu da söyledi.

İşte Elsa Hosk’un günlük yemek listesi

Mercimek Çorbası

Peynir

Yumurta

Pastırma

Patates

Salata


4 Eylül 2016 Pazar

Menopoz beslenmesinde 10 öneri

Menopoz döneminde yanlış beslenme düzeni, uygulanan vitamin ve minerallerden fakir şok diyetler kemikte erimelere, ileri evrede ise kemiklerde kırıklara, ağrı ve sakatlıklara yol açabiliyor. Uzmanlar bu nedenle bu dönemde özellikle D vitamininden zengin besinlerin tercih edilmesi gerektiğini vurguluyor.


Kemik erimesi (osteoporoz) kemik kalitesinin bozulması ve kemik kütlesinin azalması ile karakterize, dünyada 3 kadından birini ve 5 erkekten birini etkileyebilen bir hastalıktır. Kadınlarda özellikle menopoz sonrası, östrojen hormonunun da azalmasına bağlı olarak kemik erimesi riski daha da artar. Özellikle menopoz döneminde yanlış beslenme düzeni ve uygulanan vitamin ve minerallerden fakir şok diyetler, kemikte erimelere ileri evrede kemiklerde kırıklara (özellikle kalça, omurga, el ve ayak bilek) ve buna bağlı ağrı ve sakatlıklara yol açabilir.

Omurga kemiklerinde gelişebilecek çökme kırıkları sırtta kamburlaşmaya ve boyda kısalmaya neden olabilir. Özellikle menopoz döneminde kalsiyum, fosfor ve C vitamini açısından zengin bir beslenme düzeninin kemik sağlığı açısında önemli olduğuna vurgu yapan Medical Park Bahçelievler Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Aslı Özmaden Hantal, kemik erimesine karşı alınabilecek önlemleri şöyle sıraladı:

Kemik erimesi engellenebilen bir hastalıktır. Kemiklerimizin ihtiyacı olan kalsiyum, D vitamini, fosfor ve C vitamininin yeterli düzeyde alınması ve egzersiz ile kemiklerimizin minerilizasyonun desteklenmesi bunun için yeterlidir.

Vücuttaki kalsiyumun yüzde 99’u kemiktedir ve kemikteki kalsiyumun erimemesi için her gün yeterli miktarda kalsiyumun alınması gerekmektedir. Kalsiyumun en yoğun olduğu gıdalar süt ve süt ürünleridir. Bunun dışında ıspanak, roka ve dut pekmezi yine kalsiyumdan zengin gıdalardır. Günlük kalsiyum ihtiyacı 9-18 yaş 1300 mg, 19-50 yaş 1000 mg, 50 yaş üstü 1200 mg’dır.

D vitamininden zengin beslenin

D vitamini, ‘yağlı tohumlar’ dediğimiz badem, ceviz, sıvı yağlar ve bitkisel yağlarda bulunur. Bunun yanında yağlı balıklar da D vitamininden zengindir. Günlük ihtiyacımızı karşılamaya gıdalar maalesef yeterli gelmemektedir ve bu nedenle güneşten de istifade edilmesi gerekmektedir. Günlük ortalama D vitamini ihtiyacı 400-800 İÜ’dür.

Fosfor et, balık, yumurta, süt ve süt ürünleri gibi proteinden zengin gıdalarda bulunmaktadır. Günlük ihtiyaç 1 yaşına kadar 250 mg, 1-10 yaş 800 mg, kemik yapımının en hızlı olduğu 11-24 yaş arası 1200 mg, 24 yaş sonrası 800 mg’dır.

Şok diyetler kasları eritir

‘Şok diyet’ dediğimiz diyetler vücutta çok hızlı bir şekilde sıvı ve kas kaybına yol açmaktadır. Kaslarımız kemiklerimizin en önemli mekanik desteği olup kemiklerimizin minerilizasyonunda görev almaktadır. Dolayısıyla, hızlı bir şekilde kas kaybetmek kemik yapımızın da zayıflamasına yol açmaktadır. Bunun dışında pek çok şok diyet proteinden çok zengin gıdaların alımını içerdiğinden kemik erimesine yol açmaktadır. Çünkü gerek fosforun fazla alınması, gerekse protein fazlalığı kalsiyum emilimini azaltmaktadır. Kemiklerimiz kalsiyumsuz kalmaktadır.

Kemik erimesini ve buna bağlı gelişebilecek kırık ve sonrası sakatlık, kamburluk, boy kısalmasından korunmak istiyorsak gıdalarla kalsiyum, fosfor, D vitamini, C vitamini yeterli düzeyde almak, yeterince güneşlenmek ve düzenli egzersiz yapmak zorundayız. Bu nedenle kilo vermek için şok diyetler yerine uzun sürece dağılmış, yeterli protein, karbonhidrat ve yağ düzeyini sağlayan diyetler yapmak ve egzersizle hem kas, hem kemik kütlemizi korumak önemlidir.

Menopoz Beslenmesinde 10 Öneri

Kalsiyum kaynakları her gün tüketilmeli.

Sebze ve meyve tüketimine özen gösterilmeli.

Kurubaklagiller haftada 4- 5 gün, ister yemek olarak isterseniz, haşlanarak salatalara katılabilir.

Az yağlı beslenilmeli, zeytinyağı ağırlıklı olacak şekilde sıvı yağlara yer verilmeli.

Balık tüketimi en az haftada 2 gün olmalı.

Pekmez her gün 1- 2 tatlı kaşığı.

Kafeinli ve asitli içeceklerden uzak durulmalı.

Az tuzlu beslenmeye özen gösterilmeli.

Yüksek proteinli diyetlerden kaçınılmalı.

77 kilo verdi tanınmaz hale geldi

24 yaşındaki Yeni Zelandalı makyaj sanatçısı Simone Anderson, 169 kilodan 77 kiloya düşmeyi başardı. Hayat hikâyesini ‘Sağlığa Yolculuk’ adıyla Instagram hesabına taşıyan genç kadın, yalancı olmakla suçlanıyor.


24 yaşındaki Simone Anderson, 169 kiloya kadar çıkınca hayatını değiştirecek bir karar için kolları sıvadı. Mide küçültme ameliyatı olacaktı. Ameliyattan sonra kendini salmadı ve sağlıklı beslenme ve sporu hayatına soktu. 77 kiloya kadar indi, 40 beden oldu. Yaşadıklarını günlük gibi Instagram hesabından paylaşıyordu.

Instagram’da 200 bin takipçisi bulunan genç kadına, bir anda değişen görüntüsü nedeniyle suçlamalar gelmeye başladı. Takipçileri, ‘Bizi kandırıyorsun, sen aynı kadın değilsin’ deyince Anderson eski fotoğraflarını ve adım adım nasıl kilo verdiğini paylaşmaya başladı.

Kilo verdikten sonra sarkan göbeğimi paylaşmak istemezdim ama sizi başka türlü inandıramayacağım. Evet, ben aynı kadınım’ diyen Anderson, şimdi işlenmiş şeker ve abur cuburdan uzak durarak bu halini korumaya çalıştığını söylüyor.

Genç kadın, 'Bu fotoğrafları paylaşmak istemezdim ama beni yalancılıkla suçladınız. Hayır, her şey gerçek. Kendimi toparlayıp iyi hissedene kadar zaman geçmesi gerekti' diyor.

Genç kadın, iki sene toplamında 92 kilo vermiş.

İşte Anderson'un şaşırtan değişimi..