Sağlıklı Beslenme ve Diyet Uzmanı Taylan Kümeli erkeklerin kadınlardan daha fazla yemek yedikleri halde daha az kilo almalarının nedenini anlattı.
Genel olarak beslenmenin erkek veya kadın diye ayırmadan bir bütün olarak ele alındığını belirten Taylan Kümeli, ”Fakat doğanın getirmiş olduğu bir takım özelliklerden dolayı erkeklerin daha fazla yemelerine rağmen daha az kilo aldıkları bir gerçektir. Örneğin kadınların hormonları nedeniyle yağ tutma oranları yüksektir. Fakat bu durum erkeklerde kas oranının yüksek olması şeklindedir. Bu sebeple erkekler kadınlardan daha fazla yemek yeseler bile yemiş olduklarını yakmaları daha kolaydır” dedi.
Erkeklerin aslında kadınlardan farklı yemek yemediğini vurgulayan Taylan Kümeli, “Metrekareye düşen yağ oranları, kas oranları, su oranları normal bir kadın ve erkek vücuduyla kıyaslandığında daha farklıdır. Bu farklılıklar da vitamin, protein, karbonhidrat ve yağı daha farklı almalarını gerektiriyor. Sözcü
21 Şubat 2016 Pazar
20 Şubat 2016 Cumartesi
Makarna ile sağlıklı beslenmek mümkün
Kalori ve yağ oranlarına dikkat ettiğiniz takdirde makarna, sağlıklı beslenme veya kilo verme sürecinizin vazgeçilmez bir parçası olabilir...
Yeni Asır'da yer alan habere göre dünyanın hemen hemen her mutfağında makarna, en tercih edilen yemekler arasındadır, yapılışı kolay, süslemesi eğlenceli, yemesi de oldukça keyiflidir.
Lezzetlidir ama sanıldığının aksine, "Lezzetli olan her şey sağlığa zararlıdır" düşüncesini doğrulayan besinlerden biri değildir.
Porsiyonlarınızın büyüklüğüne dikkat edin
Sağlıklı bir yemek hazırlamak için öncelikle hangi makarna çeşidini kullanacağınızı seçin ve makarnanın 100 gramının 369 kalori ve 12,5 gram protein içerdiğini unutmayarak porsiyonlarınızın büyüklüğüne dikkat edin.
Makarnanızı sebzelerle süsleyin
Günlük kalori dağılımınıza göre porsiyonunuzu belirledikten sonra, makarnanız pişerken farklı zevklere göre istenen kokuyu ve lezzeti yakalamak için kaynayan suya sarımsak, defne yaprağı, fesleğen, çeşitli baharatlar, tarhun, dereotu, kişniş otu veya soğan koyabilir ya da sonrasında makarnanızı kurutulmuş domates, ıspanak, soğan, biber, kabak, patlıcan, bezelye, mantar gibi sebzelerle donatarak daha renkli, daha besleyici hale getirebilirsiniz.
Yağsız proteinlerden yararlanın
Protein ile beslenmeyi tercih edenlerdenseniz, makarnanızı muhteşem bir ana yemeğe dönüştürmek için yağsız proteinler ekleyebilirsiniz. Örneğin, derisiz tavuğu dilimleyebilir, ızgarada pişirebilir, fırına verebilir ya da soteleyip makarnanızın üzerine koyabilirsiniz.
Makarna sosunu kalori şölenine çevirmeyin
Makarnanızda hazır sos kullanacaksanız, sosunuzu seçerken kalori ve yağ miktarına bakmayı ihmal etmeyin ya da kendi sosunuzu hazırlamayı tercih edin. Domatesleri rendeleyin, içine fesleğen, kekik gibi taze bitkiler atın ve pişirin. Canınız, domates soslu makarna istemiyorsa, biraz zeytinyağı, sarımsak, baharat, tavuk suyu ve biber püresi ile kendi sosunuzu kendiniz yaratın.
Yeni Asır'da yer alan habere göre dünyanın hemen hemen her mutfağında makarna, en tercih edilen yemekler arasındadır, yapılışı kolay, süslemesi eğlenceli, yemesi de oldukça keyiflidir.
Lezzetlidir ama sanıldığının aksine, "Lezzetli olan her şey sağlığa zararlıdır" düşüncesini doğrulayan besinlerden biri değildir.
Porsiyonlarınızın büyüklüğüne dikkat edin
Sağlıklı bir yemek hazırlamak için öncelikle hangi makarna çeşidini kullanacağınızı seçin ve makarnanın 100 gramının 369 kalori ve 12,5 gram protein içerdiğini unutmayarak porsiyonlarınızın büyüklüğüne dikkat edin.
Makarnanızı sebzelerle süsleyin
Günlük kalori dağılımınıza göre porsiyonunuzu belirledikten sonra, makarnanız pişerken farklı zevklere göre istenen kokuyu ve lezzeti yakalamak için kaynayan suya sarımsak, defne yaprağı, fesleğen, çeşitli baharatlar, tarhun, dereotu, kişniş otu veya soğan koyabilir ya da sonrasında makarnanızı kurutulmuş domates, ıspanak, soğan, biber, kabak, patlıcan, bezelye, mantar gibi sebzelerle donatarak daha renkli, daha besleyici hale getirebilirsiniz.
Yağsız proteinlerden yararlanın
Protein ile beslenmeyi tercih edenlerdenseniz, makarnanızı muhteşem bir ana yemeğe dönüştürmek için yağsız proteinler ekleyebilirsiniz. Örneğin, derisiz tavuğu dilimleyebilir, ızgarada pişirebilir, fırına verebilir ya da soteleyip makarnanızın üzerine koyabilirsiniz.
Makarna sosunu kalori şölenine çevirmeyin
Makarnanızda hazır sos kullanacaksanız, sosunuzu seçerken kalori ve yağ miktarına bakmayı ihmal etmeyin ya da kendi sosunuzu hazırlamayı tercih edin. Domatesleri rendeleyin, içine fesleğen, kekik gibi taze bitkiler atın ve pişirin. Canınız, domates soslu makarna istemiyorsa, biraz zeytinyağı, sarımsak, baharat, tavuk suyu ve biber püresi ile kendi sosunuzu kendiniz yaratın.
Etiketler:
beslenme,
kalori,
karbonhidrat,
makarna
Fazla kilo yogaya engel değil
Özellikle Hollywood yıldızları arasında çok yaygın olan yoganın sadece zayıf kişiler tarafından yapılabileceğini sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Bunun en çarpıcı kanıtı da Dana Falsetti...
ABD, Pennsylvania'da yaşayan 22 yaşındaki Falsetti, kilolu insanların da yoga yapabileceğini kanıtlıyor.
Genç kadın yıllar süren mutsuzluğunun kaynağını önce fazla kilolarına bağlamış. Kısa bir süre önce 136 kilo olan Falsetti, 31 kilo verip bu sorunu çözmeyi düşündü. Aslına bakılırsa bu konuda da başarılı oldu. Ama verdiği kilolar bile onun kendini çok kötü hissetmesini engellemedi.
O dönemi şöyle anlattı Falsetti "Verdiğim onca kiloya rağmen ben hala kendimi kötü ve hüzünlü hissediyordum. Sonra yogaya başlamaya karar verdim."
Kendini adayarak yaptığı yoga sayesinde de fazla kilolarından tam olarak kurtulamasa da bedenine daha farklı bir şekilde bakmayı öğrenmiş.
Bu süreçte yemle alışkanlıkları da değişmiş. En önemlisi de kendine olan güvenini ve sevgisini geri kazanmış.
Dana Falsetti, Instagram paylaşımları sayesinde "şişman yogilerin gurusu" olarak anılıyor son zamanlarda.
ABD, Pennsylvania'da yaşayan 22 yaşındaki Falsetti, kilolu insanların da yoga yapabileceğini kanıtlıyor.
Genç kadın yıllar süren mutsuzluğunun kaynağını önce fazla kilolarına bağlamış. Kısa bir süre önce 136 kilo olan Falsetti, 31 kilo verip bu sorunu çözmeyi düşündü. Aslına bakılırsa bu konuda da başarılı oldu. Ama verdiği kilolar bile onun kendini çok kötü hissetmesini engellemedi.
O dönemi şöyle anlattı Falsetti "Verdiğim onca kiloya rağmen ben hala kendimi kötü ve hüzünlü hissediyordum. Sonra yogaya başlamaya karar verdim."
Kendini adayarak yaptığı yoga sayesinde de fazla kilolarından tam olarak kurtulamasa da bedenine daha farklı bir şekilde bakmayı öğrenmiş.
Bu süreçte yemle alışkanlıkları da değişmiş. En önemlisi de kendine olan güvenini ve sevgisini geri kazanmış.
Dana Falsetti, Instagram paylaşımları sayesinde "şişman yogilerin gurusu" olarak anılıyor son zamanlarda.
Spor zayıflatmaz!
Prof. Dr. Bedrettin Akova, spor yapmanın, kilo vermede bir süre sonra etkisiz kaldığını belirtti.
Uludağ Üniversitesi (UÜ) Tıp Fakültesi spor Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Bedrettin Akova, vücudumuzun uyanık olduğunu söylüyor. Spor yaparak kilo vermek isteyenlerin yanıldığını belirten Akova, sadece sporun bu konuda etkisiz olduğunu açıkladı.
Bir insanın sadece spor yaparak kilo vermesinin mümkün olmadığını kaydeden Prof. Dr. Bedrettin Akova, “Özellikle obezite problemi olan insanlarda spor yaparak zayıflamak imkânsızdır. Kilo vermek için spor yapmak destek aracı olarak kullanılmalıdır ki doğru olan da budur. Ancak öncelikle kişi yaşam düzenini doğru ayarlamak ve diyet yapmak zorundadır. Diyetini de doğru ayarlamak ve harfiyen uymak zorundadır. Kişi ben sadece spor yaparak kilo veririm derse büyük bir yanılgıya düşer. Spor hekimi olarak bunun altını özellikle çizmek istiyorum. Bu konuda çok fazla bilimsel araştırma yapıldı. Diyet tek başına kilo vermede etkilidir. Spor yapmak ilk zamanlarda bir miktar kilo vermenizi sağlar. Ancak daha sonra yetersiz kalır. Diyet ve egzersiz birlikte yapıldığında hem kalıcı olur hem de daha sağlık kilo verilmesi sağlanır” diye konuştu.
VÜCUDUMUZ KENDİ ENERJİ POLİTİKASINI UYGULAR
Kabaca düşünüldüğünde sürekli spor yaparak kilo vermenin mantıklı gelebileceğini vurgulayan Spor Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Akova, şöyle devam etti: “Fakat bizim vücudumuz çok uyanık. Günlük aktivitelerimizi çabucak benimser ve enerji kaybımızın ne kadar olduğunu hemen öğrenir. Ona göre de enerji politikası uygulamaya başlar. Siz düzenli spora yeni başladığınızda bir miktar kilo verirsiniz. Ancak ondan sonra verememeye başlarsınız. Çünkü vücudumuz bu durumu benimsiyor ve alışıyor. Bunu spor yapmayalım anlamında söylemiyorum. Spor tabi ki yapalım.
Metabolizmamızı yüksek tutmak, şeker ve tansiyon benzeri çok sayıda hastalıklardan korunursunuz. Ancak kilo da vermek istiyorum diyenler ve obezite problemi olanlarda yaşam felsefesi değişikliği, hayat düzeni değişikliği ve diyetin uygulanması olmazsa olmaz bir gerçektir. İşte o zaman spor yapmak anlamlı olur.” Sözcü
Uludağ Üniversitesi (UÜ) Tıp Fakültesi spor Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Bedrettin Akova, vücudumuzun uyanık olduğunu söylüyor. Spor yaparak kilo vermek isteyenlerin yanıldığını belirten Akova, sadece sporun bu konuda etkisiz olduğunu açıkladı.
Bir insanın sadece spor yaparak kilo vermesinin mümkün olmadığını kaydeden Prof. Dr. Bedrettin Akova, “Özellikle obezite problemi olan insanlarda spor yaparak zayıflamak imkânsızdır. Kilo vermek için spor yapmak destek aracı olarak kullanılmalıdır ki doğru olan da budur. Ancak öncelikle kişi yaşam düzenini doğru ayarlamak ve diyet yapmak zorundadır. Diyetini de doğru ayarlamak ve harfiyen uymak zorundadır. Kişi ben sadece spor yaparak kilo veririm derse büyük bir yanılgıya düşer. Spor hekimi olarak bunun altını özellikle çizmek istiyorum. Bu konuda çok fazla bilimsel araştırma yapıldı. Diyet tek başına kilo vermede etkilidir. Spor yapmak ilk zamanlarda bir miktar kilo vermenizi sağlar. Ancak daha sonra yetersiz kalır. Diyet ve egzersiz birlikte yapıldığında hem kalıcı olur hem de daha sağlık kilo verilmesi sağlanır” diye konuştu.
VÜCUDUMUZ KENDİ ENERJİ POLİTİKASINI UYGULAR
Kabaca düşünüldüğünde sürekli spor yaparak kilo vermenin mantıklı gelebileceğini vurgulayan Spor Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Akova, şöyle devam etti: “Fakat bizim vücudumuz çok uyanık. Günlük aktivitelerimizi çabucak benimser ve enerji kaybımızın ne kadar olduğunu hemen öğrenir. Ona göre de enerji politikası uygulamaya başlar. Siz düzenli spora yeni başladığınızda bir miktar kilo verirsiniz. Ancak ondan sonra verememeye başlarsınız. Çünkü vücudumuz bu durumu benimsiyor ve alışıyor. Bunu spor yapmayalım anlamında söylemiyorum. Spor tabi ki yapalım.
Metabolizmamızı yüksek tutmak, şeker ve tansiyon benzeri çok sayıda hastalıklardan korunursunuz. Ancak kilo da vermek istiyorum diyenler ve obezite problemi olanlarda yaşam felsefesi değişikliği, hayat düzeni değişikliği ve diyetin uygulanması olmazsa olmaz bir gerçektir. İşte o zaman spor yapmak anlamlı olur.” Sözcü
Enginardan sufle kabı olur mu?
Kars gravyerli kuşkonmazlı peynir suflesi emrinize amade... Hem de enginar yaprakları arasında...
Kalbimiz memleketimizde olanlardan dolayı buruk, gündelik hayatımıza devam etmeye çalışıyoruz. Aklımda devamlı bir cümle var. Kabına sığmalısın... Biz “Enginlere sığmam taşarım” çocukları olsak da ekonomi, sıkışan dünya düzeninden ötürü elimizdekine, yakındakine sahip çıkmaya ihtiyaç var. İnanın bu Almanya için de aynı, Londra için de... Şu an memleketimizde yek vücut olmaya ve birbirimizi desteklemeye ihtiyacımız var. Baharın yaklaştığına İstanbul’da ilk kanıtlardan biri etrafta gezen enginarcılar olmuş kim bilir kaç yıldır... Kabına sığmak cümlesi ve beni her gördüğümde gülümseten enginarcılar, eski bir tarifimi hatırlattı. Enginarın kalbi kadar, hatta daha lezzetli yaprakları vardır. Ege’de zeytinyağlı, Kıbrıs’ta etli dolması yapılır bu şekilde. Neden güzel bir sufle kabı olmasın, yapraklarının arasına o lezzetler girmesin diyerek enginar yaprakları arasına serpilmiş, Kars gravyerli kuşkonmazlı peynir suflesi emrinize amade...
YAPRAKLARIN İÇİNDE LEZZET FIRTINASI
6 adet bütün enginarın saplarını ve altını yuvarlayacak şekilde kesin, altlardaki 8-10 yaprağı alın. Tepesinden de yaklaşık 3 cm kadar kırpın. Ortasındaki yaprakları dikkatlice çıkarıp, bir kaşıkla içini oyup, temizleyin, ta ki enginarın çanak dediğimiz orta yuvarlağına ulaşana kadar. Sonra enginarlara limon sıkıp, kararmamaları için bol limonlu, tuzlu suda bekletin.
Geniş tabanlı bir tencereye, etli tarafları aşağıda olacak şekilde yerleştirin. Enginarların boyunu 2-3 santim geçecek şekilde su ekleyin ve bir limon sıkarak ateşin üzerinde kaynamaya koyun. İçlerine de su dolması için tepeden bastırın. Bu şekilde yaklaşık yarım saat haşlayın. Bu sırada siz de sufle malzemesini hazırlayın.
SUFLEYİ HAZIRLAMAK İÇİN
İki çorba kaşığı tereyağını tavada eritip, iki buçuk çorba kaşığı un ekleyin. Rengi değişinceye kadar kavurun. Koyu bir krema kıvamına gelince, ocağın altını kapatın. 1tatlı kaşığı karabiberi ve keyfinize göre tuzu ekleyin. Enginarın haşlama suyundan yarım bardak ekleyip, durmadan karıştırın. Sonra yarım bardak ılık sütü ekleyip karıştırın. Bu şekilde üstünü kapatıp oda sıcaklığına inmesi için gerekirse pencerenin dışına koyun.
Üç yumurtanın sarısıyla beyazını ayırın. Yumurtaların oda sıcaklığında olması önemli.
6 adet kuşkonmazı ince ince doğrayın. Üstüne bir ceviz kadar zencefili rendeleyin. Rendenin üstünde kalan zencefil suyunu da ekleyin. Bu karışımı tavada yarım çorba kaşığı zeytinyağıyla birlikte iki dakika çevirin. Böylece kuşkonmazın acısını alacaksınız. İki dal taze kekik ve üç dal dereotunu ince ince doğrayın. Yaklaşık 100 gram Kars gravyeri rendeleyin. Bir bardaktan biraz az bir rende çıkacak.
6 adet kuşkonmazı ince ince doğrayın. Üstüne bir ceviz kadar zencefili rendeleyin. Rendenin üstünde kalan zencefil suyunu da ekleyin. Bu karışımı tavada yarım çorba kaşığı zeytinyağıyla birlikte iki dakika çevirin. Böylece kuşkonmazın acısını alacaksınız. İki dal taze kekik ve üç dal dereotunu ince ince doğrayın. Yaklaşık 100 gram Kars gravyeri rendeleyin. Bir bardaktan biraz az bir rende çıkacak.
Yumurtanın sarılarını çırpıp, soğuttuğunuz meyaneye karıştırın. İçine yeşillikleri, kuşkonmazı ve peynir rendesini ekleyin. Yumurta beyazlarını altı yuvarlak, tercihen bakır bir kapta kar olana kadar çırpın. Karın hazır olduğunu, çırpıcıyı çıkardığınızda düşmemesinden anlayabilirsiniz. Karı, karışımın ortasına döküp tahta bir kaşıkla kenardan ortaya gelecek şekilde, kabarıklığını söndürmeden hafifçe karıştırın.
Bu karışımı haşladığınız enginarların içine üstten yarım santim aşağısına kadar dökün. Dilerseniz yaprakların arasına da birkaç kaşık karışımdan dökebilirsiniz. Yerken başka bir lezzet veriyor. Fırına girebilen bir kaba haşlama suyunu 1,5 santim yüksekliğine kadar koyun, enginarları dizerek karışımı içlerine dökün.
Fırınınızı 250 derecede fan çalışmadan alt ve üstü yanarak ayarlayın. Kabı fırının orta rafına koyup 15 dakika pişirin. Hemen soğutmadan yiyin. Yerken önce kenarlarındaki yapraklardan başlayın. Yapraklar bittikten sonra, enginarın kalbini kalan sufleyle afiyetle yiyebilirsiniz.
Refika Birgül/Hürriyet
İstanbul’un en iyi hamburgeri olabilir
Emre Mermer, İstanbul’da bulunabilecek etlerin en iyileri nasıl seçilir ve odun ateşinde nasıl pişirilir çok iyi biliyor. Tereyağlı burgeri ise şehrin en iyisi olmaya aday.
Bir arkadaşım 30-40 sene yıllanmış Mouton, Margaux gibi Bordeaux şaraplarını birlikte içmeyi önerdi. Mekân seçimini de ben ona bıraktım. “Armutlu’da Emre Mermer’de rahat ederiz” dedi.
Dört saatlik şarap ve kırmızı et şöleninin sonunda bundan daha iyi bir seçim olamayacağını düşündüm.
Her şeyden önce kaliteli kırmızı etle İstanbulluyu ilk tanıştıran ve şimdiki ‘steak house’furyasının öncüsü olan Emre Mermer’i formda buldum. Tahmin ediyorum zor günler geçirdi, başarıya çabuk kavuşan çoğu insan gibi o da bazı hatalar yaptı. Ama önemli olan insanın özeleştiri yapıp gerekli dersleri çıkarması. Uzun süredir görmediğim Emre Mermer karşıma kendisi ile barışık ve huzurlu, mutlu biri olarak çıktı. Ayrıca donanımlı. Bu durumda yemek kötü bile olsa iyi şaraplar ve sıcak bir dost ortamında çok güzel bir akşam geçirirsiniz.
Özel ekmek içindeki tereyağlı burger çok lezzetli.
YEMEKLER DE İYİ
Ama hayır. Yemekler de iyi. Mermer, İstanbul’da bulunabilecek etlerin en iyileri nasıl seçilir ve odun ateşinde nasıl pişirilir çok iyi biliyor. Dananın farklı bölümlerini çok iyi değerlendiriyor. Karın boşluğundan ‘flank steak’, kol yumurtası ya da ‘flat iron’, dana pirzola, ‘prime rib’... Hepsi iyi, hepsi içi sulu kalacak şekilde orta-az pişmiş. Hiçbirini kuru kuru yemiyorsunuz. Güzel bir salata... Etle birlikte tatmanız gereken ızgara sebzeler; havuç, kuşkonmaz, soğan, patlıcan, kabak ve patates...
AMBİYANSI GÜZEL
Merak edip ev sucuğu ve hamburgeri de denedik. Sucuk iyiydi. Emre Mermer’in özel bir ekmek içindeki tereyağlı burgeri ise ‘İstanbul’un en iyi burgeri’ olmaya aday.
Ortam da büyük bir artı. Bir kere mekân küçük. Ahşap masalar bu tip bir ortama uygun ve sıcak ve samimi bir hava yaratılmasına katkıda bulunuyor. Paylaşmaya, güzel yiyip içmeye uygun. Gürültülü değil ve hafiften çalan müzik klas. Müşteriler kaliteli; yani görüp görülmeye değil, kimseyi rahatsız etmeyip yemek boyunca telefonları ile oynamayıp güzel bir akşam geçirmeye gelmişler.
Üstüne üstlük kaliteye göre fiyatlar hiç abartılı değil.
Ya şaraplar? Bordeaux’lar iyi saklanmadığı için iyi çıkmadılar. Çoğu maderize olmuş, yani fazla sıcağa maruz kalmışlar. Aşırı oksidasyondan dolayı fortifye bir içki olan madeira benzeri tatlar ortaya çıkmış. Madeira’nın iyisi çok kompleks ve özel bir içecektir ama şarap maderize olunca amiyane tabirle ‘bozulmuş’ oluyor. Eğer para verdiyseniz geri gönderme ve başka şişe açtırma hakkınız var. Ama şaraplar arasında bir de 1978 Domaine Romanee Conti Echezeaux vardı. İşte o. Bu düzey bir Burgonya öyle keyif veriyor ki yudumlarken sessiz kalıp ondan aldığınız hazla meditasyon yapmanız lazım. İyi ki arkadaşım Dükkân’ı seçmiş bu şarabın tıpasını çıkarmak için.
LEBLEBİ GİBİ GİDİYOR ŞİŞLER: ŞEHZADE CAĞ KEBAPÇISI
Cağ kebap olağanüstü bir et. Yatay döner de denebilir ama dönerden farklı lezzeti. Kuzunun bütünü kullanılıyor. Sirkeci’de, trafiğe kapalı gurme sokağındaki Şehzade gerdan ve incik dışında bütününü kullanıyor kuzunun. Sislere takılı olarak önünüze gelen kebaplar taze etten hazırlanıyor. Marine edilmeden tuz, soğan ve karabiber ile lezzetlendiriliyor et.
Oltu’ya gitmedim. Erzurum’da birkaç yerde meşhur cağ kebabını yedim. Beni çok etkilemediler. Olağanüstü diyeceğim lezzeti Artvin, Ardanuç Dede Kebapçılık’ta buldum. Cağ kebap ustası Ersin Dede’nin yeri.
İlk adı kaçakçı kebabı imiş cağ kebabının. Demek ki ağız tadı olan kaçakçılar. Cağ kebabında ilginç olan bir şişin üç lokmada götürülmesi. Bunu mideye indirirken kuzunun farklı kesimlerinden değişik lezzet ve dokuları birlikte tadıyorsunuz. Yanında güzel bir çoban salata ve yeşillikler olursa doyumu zor, çok boyutlu ve damakta kalıcı bir başyapıt.
ÜÇTE DURANA BRAVO
Zaten sorun doyumun zor olması. Leblebi gibi gidiyor şişler... Üç, beş derken yirmi, otuz yiyenler çok!
Baştan kararlı, hatta yeminli olup “Ben üçte bırakıyorum” demek lazım.
Zor tabii üçte bırakmak. Ama daha da zor olan cağ kebapçı tavsiye etmek. Et kalitesi döneme hatta haftaya göre değişiyor. Anlamadığım bir nedenden dolayı aynı gün içinde bir müşterinin kısmetine lokum gibi bir et düşerken, diğerine sinir dolu bir parça düşebiliyor.
Gönül ister ki aynı cağ kebapçıya en az dört kez gidip ona göre kesin konuşabilsem. Ama mümkün değil bu. Özellikle İstanbul gibi trafiğin çoğu zaman kilit olduğu bir kentte.
Ben gittiğimde masamız kalabalıktı ve hepimizin kısmetine lokum gibi ve çok leziz parçalar düştü. Nefsimize hâkim olmakta zorlandık.
İnşallah hep öyledir. Öyle olduğunu düşünüyor ve umuyorum ama yüzde yüz emin olamadığımdan puan vererek değerlendirme yapmıyorum. Siz denediğinizde bana mesaj atın lütfen.
Vedat Milor / Hürriyet
18 Şubat 2016 Perşembe
İşte diyetin şehir efsaneleri
Fazla kilolarından kurtulmak isteyenler çeşitli diyet reçetelerine sarılırken, kulaktan kulağa yayılan bazı tavsiyeler de umutla uygulanan yöntemler olarak öne çıkıyor. Ancak uzmanlara göre bunların birçoğu ‘şehir efsanesi’nden ibaret.
Gerçeğe dayanmayan önerilerin zayıflamak bir yana çoğunlukla kilo almaya yol açtığını söyleyen Diyetisyen Özge Akar, son yıllarda özellikle internet ve sosyal medya nedeniyle diyetle ilgili bilgi kirliliğinin oluştuğunu, ortaya atılan yanlış önerilerin bir süre sonra efsaneleşerek zihinlere yerleştiğini belirtiyor.
Şehir efsanesine dönüşen bilgilerin çoğunun bir işe yaramadığını belirten Akar, “Bazı öneriler öylesine benimsenmiş durumda ki, artık ‘kesin doğru’ ya da ‘vazgeçilmez bir kural’ gibi algılanıyor. Oysa çoğu, uygulandığında zayıflatmadığı gibi kilo almaya dahi yol açabiliyor. Kimileri de sağlığa zarar veriyor” diyor.
İŞTE O DİYET EFSANELERİ
Özge Akar’ın verdiği bilgilere göre diyetle ilgili şehir efsaneleri ve işin doğrusu şöyle:
Ilık suya sirke damlatıp içmek, yağları eritir: Bunun kilo vermeye hiçbir faydası yok. Ancak sabahları ılık su içmeyi, hem tokluk süresini uzatması hem de bağırsakları çalıştırması nedeniyle öneriyoruz. Sirkeli su veya limonlu su ise fazla tüketildiğinde vücuttaki vitamin ve minerallerin dışarı atılmasına yol açar. Saç dökülmesi ve tırnak kırılmasına yol açabilir.
Yoğurt, limon, kırmızı biber karışımı yağları yakar: Doğru değil, bu karışım yağ yakmayı sağlamaz.
İstediğim kadar çay ve kahve içebilirim: Bu ikisinde kafein var. Dolayısıyla günde bir bardak kahve ve 3-4 bardaktan fazla çay içilmemeli. Fazlası, yağ yakımını durdurur.
Kilo verebilmek için hiç yağ tüketmemeliyim: Yağ tüketimi kesilince, vücut kendi bünyesindeki yağları korumaya alır. Bunun doğrusu, ‘en sağlıklı yağ’ diyebileceğimiz zeytinyağını tüketmek. Diğer yandan fındık ve badem yenmeli.
Şok diyet uygulayarak hızlıca zayıflayabilirim: Şok diyetlerde vücut su atar. Uzun sürerse, kaslar erir. Kilo verme çabasına, şok diyetlerle başlanmamalı.
Diyet yaparken sınırsız meyve yiyebilirim: Meyve şeker demektir. Diyetteyken sınırsızca yiyebileceğimiz gıdalar, çiğ sebzelerdir.
Ekmek yemezsem hızla kilo veririm: Ekmeksiz diyette vücut, kasları eritmek ister. Kan şekerini de dengeleyemez. Diyet yapılırken belirli miktarda ekmek yenmelidir. Çünkü hem kan şekerini dengeler hem de en iyi karbonhidrat kaynağıdır.
İstediğim kadar beyaz et yiyebilirim: Fazla protein tüketiminde, böbrekler proteini süzemiyor. Ürik asit artıyor, gut hastalığı ve böbrek yetmezliği tehlikesi başlıyor.
Diyetle birlikte yoğun bir şekilde spor yaparsam hızla kilo veririm: Yanlış. Ağır sporlar, kas yapar ama yağ eritmez. Yağ yakmak için hafif sporlarla (aerobik, koşu, bisiklet) başlamak gerekir. Diyetin başlangıç aşamalarında ağır sporlar (halter, vücut geliştirme, hatta pilates) yapılmamalı. Yağlar eridikten sonra bunlara başlanmalı. ntvmsnc
Şehir efsanesine dönüşen bilgilerin çoğunun bir işe yaramadığını belirten Akar, “Bazı öneriler öylesine benimsenmiş durumda ki, artık ‘kesin doğru’ ya da ‘vazgeçilmez bir kural’ gibi algılanıyor. Oysa çoğu, uygulandığında zayıflatmadığı gibi kilo almaya dahi yol açabiliyor. Kimileri de sağlığa zarar veriyor” diyor.
İŞTE O DİYET EFSANELERİ
Özge Akar’ın verdiği bilgilere göre diyetle ilgili şehir efsaneleri ve işin doğrusu şöyle:
Ilık suya sirke damlatıp içmek, yağları eritir: Bunun kilo vermeye hiçbir faydası yok. Ancak sabahları ılık su içmeyi, hem tokluk süresini uzatması hem de bağırsakları çalıştırması nedeniyle öneriyoruz. Sirkeli su veya limonlu su ise fazla tüketildiğinde vücuttaki vitamin ve minerallerin dışarı atılmasına yol açar. Saç dökülmesi ve tırnak kırılmasına yol açabilir.
Yoğurt, limon, kırmızı biber karışımı yağları yakar: Doğru değil, bu karışım yağ yakmayı sağlamaz.
İstediğim kadar çay ve kahve içebilirim: Bu ikisinde kafein var. Dolayısıyla günde bir bardak kahve ve 3-4 bardaktan fazla çay içilmemeli. Fazlası, yağ yakımını durdurur.
Kilo verebilmek için hiç yağ tüketmemeliyim: Yağ tüketimi kesilince, vücut kendi bünyesindeki yağları korumaya alır. Bunun doğrusu, ‘en sağlıklı yağ’ diyebileceğimiz zeytinyağını tüketmek. Diğer yandan fındık ve badem yenmeli.
Şok diyet uygulayarak hızlıca zayıflayabilirim: Şok diyetlerde vücut su atar. Uzun sürerse, kaslar erir. Kilo verme çabasına, şok diyetlerle başlanmamalı.
Diyet yaparken sınırsız meyve yiyebilirim: Meyve şeker demektir. Diyetteyken sınırsızca yiyebileceğimiz gıdalar, çiğ sebzelerdir.
Ekmek yemezsem hızla kilo veririm: Ekmeksiz diyette vücut, kasları eritmek ister. Kan şekerini de dengeleyemez. Diyet yapılırken belirli miktarda ekmek yenmelidir. Çünkü hem kan şekerini dengeler hem de en iyi karbonhidrat kaynağıdır.
İstediğim kadar beyaz et yiyebilirim: Fazla protein tüketiminde, böbrekler proteini süzemiyor. Ürik asit artıyor, gut hastalığı ve böbrek yetmezliği tehlikesi başlıyor.
Diyetle birlikte yoğun bir şekilde spor yaparsam hızla kilo veririm: Yanlış. Ağır sporlar, kas yapar ama yağ eritmez. Yağ yakmak için hafif sporlarla (aerobik, koşu, bisiklet) başlamak gerekir. Diyetin başlangıç aşamalarında ağır sporlar (halter, vücut geliştirme, hatta pilates) yapılmamalı. Yağlar eridikten sonra bunlara başlanmalı. ntvmsnc
Doğru diyetin 5 kuralı
Hangi diyeti yapıyorsanız yapın, bu kurallara uyun
Yaptığınız diyet hangi tür olursa olsun bazı kurallar, hepsinde uygulanmalıdır. İşte diyetinizi doğru yapmanız için uymanız gereken 5 kural:
1. 5 grup besini(ekmek, et, süt-yoğurt, sebze-meyve ve yağ-şeker) içeren dengeli bir diyet olmalıdır.
2. Diyet ürünleri mümkün olduğu kadar az içermelidir. Örneğin yağsız süt, yoğurt, peynir gibi ürünler hayat boyu tüketilemez. yeniden normal beslenmeye döndüğünüzde aradaki farkı hesaplayamazsınız ve aynı besinleri tüketmenize rağmen kilo almaya başlarsınız.
3. Düşük kalorili veya tek besin grubu içeren diyet programları metabolizmanızı kıtlığa sokmaktan başka bir işe yaramaz. Bu diyetler sürdürülebilir değildir. Kısa zamanda zayıflayabilirsiniz ancak normal almanız gereken kaloriye çıkmanıza olanak sağlamazlar. En ufak kaçamağınızda bedeli kilo almak olur. Beraberinde vücudunuzda besin öğeleri yetersizliği oluşturması da cabasıdır.
4. Yavaş yemek yiyin. Tabağınızı daima dörde bölün. İlk çeyreğini 15 dakikada yiyin. Daha sonra hızla tüketmeye başlasanız bile son çeyrekte gerçekten doyduğunuzu ve yemek istemediğinizi göreceksiniz.
5. Bağırsaklarınızın çalışmasını sağlamak amacı ile üretilen bitki çaylarını tüketmeyin. Bu çaylar bağırsak floranızın bozulmasına bir süre sonra içseniz bile fayda etmemeye başlar.”
Yaptığınız diyet hangi tür olursa olsun bazı kurallar, hepsinde uygulanmalıdır. İşte diyetinizi doğru yapmanız için uymanız gereken 5 kural:
1. 5 grup besini(ekmek, et, süt-yoğurt, sebze-meyve ve yağ-şeker) içeren dengeli bir diyet olmalıdır.
2. Diyet ürünleri mümkün olduğu kadar az içermelidir. Örneğin yağsız süt, yoğurt, peynir gibi ürünler hayat boyu tüketilemez. yeniden normal beslenmeye döndüğünüzde aradaki farkı hesaplayamazsınız ve aynı besinleri tüketmenize rağmen kilo almaya başlarsınız.
3. Düşük kalorili veya tek besin grubu içeren diyet programları metabolizmanızı kıtlığa sokmaktan başka bir işe yaramaz. Bu diyetler sürdürülebilir değildir. Kısa zamanda zayıflayabilirsiniz ancak normal almanız gereken kaloriye çıkmanıza olanak sağlamazlar. En ufak kaçamağınızda bedeli kilo almak olur. Beraberinde vücudunuzda besin öğeleri yetersizliği oluşturması da cabasıdır.
4. Yavaş yemek yiyin. Tabağınızı daima dörde bölün. İlk çeyreğini 15 dakikada yiyin. Daha sonra hızla tüketmeye başlasanız bile son çeyrekte gerçekten doyduğunuzu ve yemek istemediğinizi göreceksiniz.
5. Bağırsaklarınızın çalışmasını sağlamak amacı ile üretilen bitki çaylarını tüketmeyin. Bu çaylar bağırsak floranızın bozulmasına bir süre sonra içseniz bile fayda etmemeye başlar.”
17 Şubat 2016 Çarşamba
Lipödem "Lipedema" Nedir & Belirtileri Nelerdir?
Acıbadem Maslak Hastanesi Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Şükrü Yazar açıklıyor: “Ağrılı Yağlanma Sendromu” olarak da adlandırılan lipödem "Lipedema", kalça, uyluk ve bacaklarda yağ ve sıvı birikmesine bağlı anormal ve simetrik şişliktir.
Lipödem belirtileri nelerdir ?
Lipödem çoğunlukla bacakları bazen kolları etkileyen, buralarda yağlanma ile seyreden kronik bir yağ doku hastalığıdır.
Lipödemde, simetrik olarak bacak ve kalçalarda aşırı yağlanma mevcuttur. Şişlik ayak bileğine kadar inebilir fakat hastalık ayakları tutmaz. Kalça kısımlarında ve bacak dış taraflarda yağ birikimine bağlı çıkıntılar mevcuttur. Bu hastalık hemen her zaman kadınlarda görülür. Çoğunlukla ergenlik dönemiyle birlikte başlar. Yağlanma ile birlikte bastırmakla ağrı, kolay morarma gibi bulgular da olabilir.
Lipödemde diyet ve egzersiz nasıldır ?
Hastaların yediklerine dikkat etmesi, diyet yapması sonucunda lipödem görülmeyen bölgelerde yağ dokuda incelme ve azalma olurken lipödem görülen kısımlarda yağ dokuda azalma olmadığı gözlenmiştir. Aynı şekilde egzersizde lipödemli bölgelerde incelme veya gözle görülür düzelme gözlenmemektedir. Bu sebeple diyet ve egzersiz hastalığın tedavisinde yetersiz kalmaktadır.
Lipödemin etkileri nelerdir ?
Lipödem, erken dönmelerde hastalarda vücut konturlarında estetik düzensizlik ve görünüm bozukluğuna yol açarken ilerleyen evrelerde hareket kısıtlılığına neden olabilmektedir. Aşırı yağlanma sonucunda lenfatik yetersizlik, lenf dolaşımının bozulmasına ve şişliklerin artmasına neden olabilmektedir.
Lipödem Tedavisi ?
Tedavide fikir birliğine varılmış bir tedavi metodu bulunmamaktadır. Medikal tedavide vücutta su tutulumunu azaltmak amaçlı sodyum alımının kısıtlanması, alt ekstremite dolaşımını hızlandıracak egzersizler yer almaktadır.
Liposuction en önemli cerrahi tedavi yöntemidir. Bu yöntemde hastalıklı bölgeye lokal anestezik etkili solusyonlar enjekte edildikten sonra yağ hücreleri parçalanmakta ve ortaya çıkan yağ kanüller yardımıyla vücut dışına alınmaktadır. Bu sayede lipödemli bölgelerin şekillenmesi ve simetrinin sağlanması mümkün olmaktadır.
Lipödem belirtileri nelerdir ?
Lipödem çoğunlukla bacakları bazen kolları etkileyen, buralarda yağlanma ile seyreden kronik bir yağ doku hastalığıdır.
Lipödemde, simetrik olarak bacak ve kalçalarda aşırı yağlanma mevcuttur. Şişlik ayak bileğine kadar inebilir fakat hastalık ayakları tutmaz. Kalça kısımlarında ve bacak dış taraflarda yağ birikimine bağlı çıkıntılar mevcuttur. Bu hastalık hemen her zaman kadınlarda görülür. Çoğunlukla ergenlik dönemiyle birlikte başlar. Yağlanma ile birlikte bastırmakla ağrı, kolay morarma gibi bulgular da olabilir.
Lipödemde diyet ve egzersiz nasıldır ?
Hastaların yediklerine dikkat etmesi, diyet yapması sonucunda lipödem görülmeyen bölgelerde yağ dokuda incelme ve azalma olurken lipödem görülen kısımlarda yağ dokuda azalma olmadığı gözlenmiştir. Aynı şekilde egzersizde lipödemli bölgelerde incelme veya gözle görülür düzelme gözlenmemektedir. Bu sebeple diyet ve egzersiz hastalığın tedavisinde yetersiz kalmaktadır.
Lipödemin etkileri nelerdir ?
Lipödem, erken dönmelerde hastalarda vücut konturlarında estetik düzensizlik ve görünüm bozukluğuna yol açarken ilerleyen evrelerde hareket kısıtlılığına neden olabilmektedir. Aşırı yağlanma sonucunda lenfatik yetersizlik, lenf dolaşımının bozulmasına ve şişliklerin artmasına neden olabilmektedir.
Lipödem Tedavisi ?
Tedavide fikir birliğine varılmış bir tedavi metodu bulunmamaktadır. Medikal tedavide vücutta su tutulumunu azaltmak amaçlı sodyum alımının kısıtlanması, alt ekstremite dolaşımını hızlandıracak egzersizler yer almaktadır.
Liposuction en önemli cerrahi tedavi yöntemidir. Bu yöntemde hastalıklı bölgeye lokal anestezik etkili solusyonlar enjekte edildikten sonra yağ hücreleri parçalanmakta ve ortaya çıkan yağ kanüller yardımıyla vücut dışına alınmaktadır. Bu sayede lipödemli bölgelerin şekillenmesi ve simetrinin sağlanması mümkün olmaktadır.
16 Şubat 2016 Salı
Zayıflamak için ananas
Ananas tam bir C vitamini deposu… Ancak faydası sadece bununla bitmiyor. Ananas yağ yakıcı özelliği ile diyet yapanlar için birebir.
İçinde 16 tane mineral barındıran ve yüksek oranda su içeren ananas, cilt için de son derece faydalı. Uzman Diyetisyen Pınar Kural Enç, bu meyvenin yararlarını şöyle anlattı: “Ananasın büyük bir kısmı sudur ve kalorisi oldukça düşüktür. Cildi pürüzsüzleştirir, tırnak ve saçları güçlendirir, gözlere sağlık getirir. Ananas, az bulunan bir mineral olan manganezin mükemmel bir kaynağıdır. Kilo verdirmedeki sırrı ise zengin suyunda saklıdır. Ananas suyu vücuttaki yağı etkili bir şekilde eritebilir. Bu nedenle her gün yemekte ananas ya da ananas suyu tüketilebilir.”
İçinde 16 tane mineral barındıran ve yüksek oranda su içeren ananas, cilt için de son derece faydalı. Uzman Diyetisyen Pınar Kural Enç, bu meyvenin yararlarını şöyle anlattı: “Ananasın büyük bir kısmı sudur ve kalorisi oldukça düşüktür. Cildi pürüzsüzleştirir, tırnak ve saçları güçlendirir, gözlere sağlık getirir. Ananas, az bulunan bir mineral olan manganezin mükemmel bir kaynağıdır. Kilo verdirmedeki sırrı ise zengin suyunda saklıdır. Ananas suyu vücuttaki yağı etkili bir şekilde eritebilir. Bu nedenle her gün yemekte ananas ya da ananas suyu tüketilebilir.”
Etiketler:
beslenme,
diyet,
kilo,
sağlıklı beslenme,
zayıflama
12 Şubat 2016 Cuma
Ceviz kilo vermeye yardımcı oluyor
ABD'de yapılan bir araştırmaya göre, ceviz hem kilo vermeye yardımcı oluyor hem de kolesterolü düşürüyor.
ABD'de Kaliforniya Üniversitesi'nin araştırmasına göre, günde bir avuç ceviz tüketmek, kilo vermede en az düşük yağlı diyet kadar etkili oluyor.
Araştırma aşırı kilolu ya da obez 245 kadın üzerinde yapıldı. 6 ay boyunca günde bir avuç ceviz yiyen ve zeytinyağı tüketen kadınlar ağırlıklarının yüzde 8'ini kaybetti.
Ceviz ayrıca halk arasında kötü kolesterol olarak bilinen LDL'nin gerilemesine, iyi kolesterol olarak bilinen HDL'nin de yükselmesine yaradı.
ABD'de Kaliforniya Üniversitesi'nin araştırmasına göre, günde bir avuç ceviz tüketmek, kilo vermede en az düşük yağlı diyet kadar etkili oluyor.
Araştırma aşırı kilolu ya da obez 245 kadın üzerinde yapıldı. 6 ay boyunca günde bir avuç ceviz yiyen ve zeytinyağı tüketen kadınlar ağırlıklarının yüzde 8'ini kaybetti.
Ceviz ayrıca halk arasında kötü kolesterol olarak bilinen LDL'nin gerilemesine, iyi kolesterol olarak bilinen HDL'nin de yükselmesine yaradı.
Japon işi suşi nasıl yapılır
Tokyo’da peşine düşülen lezzetlerin başında suşi geliyor. Japon mutfağının incisi suşi, çiğ balık, yosun ve pilavın bir araya gelerek oluşturduğu alışılmadık bir tat.
Çıktığım gezilerde hep kentlerin, coğrafyaların, dağların, tepelerin, sokakların, tarihin peşine düşmem. Gittiğim ülkenin lezzetlerini de öğrenebilmek için can atarım. Mutfağın, o ülke kültürünü çözmek için en doğru adreslerden biri olduğuna inanırım.
Şimdi size, Tokyo’dan lezzet notları aktaracağım. Bir yiyeceğin arkasına takılmanın ne kadar keyifli olduğunu anlatmaya çalışacağım.
Tokyo’da peşine düştüğüm yemek “suşi” oldu. Bu ünlü yemeği iki ustanın elinden yedim. Birinci usta, benim de izlediğim yarışmada Dünya Suşi Yarışması’nda birinci seçilen Japon şef Jun Jibiki, ikincisiyse Japon imparatoruna suşi yapan Takuya Nakata idi.
Dünya birincisi Jibiki’nin yaptığı suşiler, damağımda lezzet patlamalarına neden oldu.
Dünya birincisi Jibiki’nin yaptığı suşiler, damağımda lezzet patlamalarına neden oldu.
Benim aram çiğ balıkla oldum olası iyi değildir. Onun için Japon mutfağının çiğ bölümüyle aramda hep mesafe vardır. Tercihim “tempura” denen kızartmalardan yana olur. Ama bu gezimin sonunda “çiğ mutfak”la da barıştığımı söyleyebilirim. Çünkü ustaların elinden çıkan çiğ balıkların, pişmişlerinden daha lezzetli olduğunu fark ettim.
Bu gezimde suşi yapmanın hem sanat, hem de zanaat sahibi olmayı gerektirdiğini öğrendim. Şöyle ki: Suşide pilav önemlidir. Çünkü lezzetin yüzde 60’ı pilavdan gelir. Pirinci kısa taneli ve bol nişastalıdır. Ovalara ekilen pirinç, dağlardan gelen tertemiz kaynak suları ile sulanır. Pilavda o yılın en kaliteli mahsullerinden oluşan bir karışım kullanılır.
Pilavı pişirmeden önce pirinç yıkanır. Ama ne kadar yıkanacağını ustalar bilir. Kıvamında yıkanmazsa pirincin nişastası gider, yapışkan bir kıvam tutturmak olanaksızlaşır. Ustalar, “20 dakika kaynatmak gerek” derler ama suyun miktarını söylemezler. Piştikten sonra pilavın dinlenmesi gerekir.
Demlenen ve ısısı belli dereceye inen pilavın içine, pirinç sirkesi, şeker ve tuz konur. İşte işin önemli bölümü bu aşamadır. Çünkü, sirke, şeker ve tuz karışımı doğru ısıda konmazsa, pirinç sosu yeteri kadar içine çekemez, o zaman lezzet tam olmaz. Pilav kıvamında olmazsa suşinin de tadı tuzu olmaz.
Suşiyi lezzetli kılan ikinci malzeme, “wasabi” adlı bir bitkinin sapından yapılan ezmedir. Bu, diğer ülkelerde genellikle wasabi tozundan yapılır. Japon ustalar bunu“ayıp” kabul ederler.
Lezzete katkıda bulunan diğer önemli malzeme de, ince dilimlenmiş zencefil turşusu. Küçük tabaklara konan soya sosunun da kalitesi önemli rol oynar.
Tabii ki en önemli malzemesi balık. Hemen hemen her balığın eti kullanılır. Ama Japonlar, somon ve ton balıklı suşileri daha çok sever. Ton balığı, Japonlar için önemli bir besin maddesidir.
Suşi yapımında ton ve somon balıklarının yağlı olanları kullanılır. Japonya’nın önemli suşi ustalarından Takuya Nakata, Norveç’ten gelen somon balığını ince ince dilimledikten sonra, iki yosun yaprağının arasında bir gece dinlendirir. Yosunun tadını ve kokusunu içine çeken somon dilimleriyle yapılan suşinin lezzetini anlatabilmek için insan gerekli kelimeleri bulmakta zorlanıyor. Yılan balığı ile yapılan suşi de çok sevilir.
Sözün özüne gelirsek, Tokyo gezimde tıka basa suşi yedim ve çiğ balıkla iyiden iyiye dost oldum.
www.atlasdergisi.com TARAFINDAN HAZIRLANMIŞTIR.
6 Şubat 2016 Cumartesi
Canan Karatay'ın ekmek yediği iddia edildi
"Ekmek yemeyin" önerisiyle çok tartışılan Prof. Dr. Canan Karatay'ın ekmek yediği iddia edilen görüntüler sosyal medyada günün konusu oldu, kullanıcıların fotoğrafa esprili yorumları dikkat çekti. Fotoğraf üzerine ulaştığımız Canan Karatay'ın editörü kendisinin ekmek değil lahmacun yediğini belirtti.
Bu sabah Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen ‘Yaşam Boyu Sağlıklı ve Dengeli Beslenme Semineri’ kapsamında Mersin’e giden Prof. Dr. Canan Karatay'ın ekmek yerken görüntüleri sosyal paylaşım sitesi Facebook'ta "Mersin" sayfasında yayınlandı.
Sayfanın birkaç saat önce paylaştığı fotoğraf kısa sürede onlarca yorum yapıldı. Okuyucuların fotoğrafa "Canan hoca Mersin lezzetlerine dayanamadı" gibi yorumlar yaptığı görüldü.
Fotoğrafın sosyal medyada büyük ses getirmesi üzerine ulaştığımız Canan Karatay'ın editörü, ünlü profesörün ekmek değil lahmacun yediğini belirtti.
Bu sabah Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen ‘Yaşam Boyu Sağlıklı ve Dengeli Beslenme Semineri’ kapsamında Mersin’e giden Prof. Dr. Canan Karatay'ın ekmek yerken görüntüleri sosyal paylaşım sitesi Facebook'ta "Mersin" sayfasında yayınlandı.
Sayfanın birkaç saat önce paylaştığı fotoğraf kısa sürede onlarca yorum yapıldı. Okuyucuların fotoğrafa "Canan hoca Mersin lezzetlerine dayanamadı" gibi yorumlar yaptığı görüldü.
Fotoğrafın sosyal medyada büyük ses getirmesi üzerine ulaştığımız Canan Karatay'ın editörü, ünlü profesörün ekmek değil lahmacun yediğini belirtti.
3 Şubat 2016 Çarşamba
Kalça ve basen eritme diyeti
Kadınların en çok şikayet ettiği konuların başında yer alan kalça ve basen problemini yok edecek özel bir diyet var. İşte kalça ve basen eritme diyeti!
Amerikalı ünlülerin gözdesi haline gelen diyeti uygulamak oldukça basit. Yapacağınız tek şey büyük marketlerden malzemeyi temin edip, bir an önce başlamak. 6 haftada mucize sonuç Hareketsizlik ve yanlış beslenme sonucu vücudun alt tarafında toplanan yağlardan kurtulmak için çok özel bir diyete ihtiyaç var. Uygulayacağınız diyet her yerde kolayca bulup tüketeceğiniz gıdalardan oluşuyor. En önemlisi de oldukça ekonomik oluşu. Diyetin birinci dereceden etkilediği bölüm kalça ve basen, ardından da bacaklar geliyor. Kalça ve diz kapağı bölgesinde fazla kilo problemi olan kişiler, 6 hafta içinde etkili çözüme kavuşabiliyor. Diyet kayısı ve badem müslisi olarak tanımlanıyor. Aşağıdaki müsliyi diyet sayfasında göreceğiniz müslili öğünlerde tüketiyorsunuz. Sihirli karışım Hazırlayacağınız müslinin tadı oldukça leziz. İçeriğinde badem, kurutulmuş meyveler ve tahıl gibi pek çok vücuda faydalı gıdalar bulunuyor. Hepsi bir araya getirildiğinde kalça bölgenizdeki yağları hızla eritip, sizi istediğiniz görünüme kavuşturuyor.
Günlük kalori: 800 Kcal Malzemeler:
2 fincan yulaf tanesi
2 fincan kırılmış fındık
1 fincan buğday
1 fincan çekirdeksiz kuru üzüm
1 fincan ayçiçeği tohumu
1 fincan badem
1 fincan ince kıyılmış kuru kayısı
Yapılışı:
Malzemeleri karıştırıp, blender'dan geçirin. Hazırladığınız karışımı tam 12 porsiyon olacak şekilde eşit parçalara ayırın. Her porsiyonda karışımı bir bardak diyet soğuk süt ilave ederek tüketeceksiniz. Üzerine yarım dilim muz da ekleyebilirsiniz.
BU DİYETİN GÜNLÜK MENÜLERİ
1. GÜN
Sabah : 1 porsiyon hazırladığınız müsli, 1 fincan süt ve dilimlenmiş muz
Kuşluk : 1 elma
Öğle : 1 porsiyon müsli ve 1/2 muz
İkindi : 1 avuç kuru üzüm
Akşam : 1 parça tavuk kanat ya da göğüs ızgara, yeşil salata ve bir meyve.
Gece : Yatmadan önce 1 portakal
2. GÜN
Sabah : 1 porsiyon hazırladığınız müsli, 1 fincan süt ve dilimlenmiş muz
Kuşluk : 1 elma
Öğle : 1 porsiyon müsli ve yarım muz
İkindi : 1 avuç kuru üzüm
Akşam : 2 yumurtalı omlet, domates ve rendelenmiş havuçla tüketilecek
Gece : 1 portakal
3. GÜN
Sabah : 1 porsiyon hazırladığınız müsli, 1 fincan süt ve dilimlenmiş muz
Kuşluk : 1 elma
Öğle : 1 porsiyon müsli ve 1/2 muz
İkindi : 1 avuç kuru üzüm
Akşam : 1 çay fincanı büyüklüğünde yer tutan Spagetti ve 1 meyve
Gece : 1 portakal
4. GÜN
Sabah : 1 porsiyon hazırladığınız müsli, 1 fincan süt ve dilimlenmiş muz
Kuşluk : 1 elma
Öğle : 1 porsiyon müsli ve 1/2 muz
İkindi : 1 avuç kuru üzüm
Akşam : İnce dilimlenmiş 1 tavuk göğsü, haşlanmış havuçla servis yapılacak. Dilerseniz yanına haşlanmış brokoli de alabilirsiniz. 1 meyve
Gece : 1 portakal
5. GÜN
Sabah : 1 porsiyon hazırladığınız müsli, 1 fincan süt ve dilimlenmiş muz
Kuşluk : 1 elma
Öğle : 1 porsiyon müsli ve 1/2 muz
İkindi : 1 avuç kuru üzüm
Akşam : Ton balıklı yeşil salata, 1 adet katı pişmiş yumurta, 1 meyve
Gece : 1 portakal
Günlük kalori: 800 Kcal Malzemeler:
2 fincan yulaf tanesi
2 fincan kırılmış fındık
1 fincan buğday
1 fincan çekirdeksiz kuru üzüm
1 fincan ayçiçeği tohumu
1 fincan badem
1 fincan ince kıyılmış kuru kayısı
Yapılışı:
Malzemeleri karıştırıp, blender'dan geçirin. Hazırladığınız karışımı tam 12 porsiyon olacak şekilde eşit parçalara ayırın. Her porsiyonda karışımı bir bardak diyet soğuk süt ilave ederek tüketeceksiniz. Üzerine yarım dilim muz da ekleyebilirsiniz.
BU DİYETİN GÜNLÜK MENÜLERİ
1. GÜN
Sabah : 1 porsiyon hazırladığınız müsli, 1 fincan süt ve dilimlenmiş muz
Kuşluk : 1 elma
Öğle : 1 porsiyon müsli ve 1/2 muz
İkindi : 1 avuç kuru üzüm
Akşam : 1 parça tavuk kanat ya da göğüs ızgara, yeşil salata ve bir meyve.
Gece : Yatmadan önce 1 portakal
2. GÜN
Sabah : 1 porsiyon hazırladığınız müsli, 1 fincan süt ve dilimlenmiş muz
Kuşluk : 1 elma
Öğle : 1 porsiyon müsli ve yarım muz
İkindi : 1 avuç kuru üzüm
Akşam : 2 yumurtalı omlet, domates ve rendelenmiş havuçla tüketilecek
Gece : 1 portakal
3. GÜN
Sabah : 1 porsiyon hazırladığınız müsli, 1 fincan süt ve dilimlenmiş muz
Kuşluk : 1 elma
Öğle : 1 porsiyon müsli ve 1/2 muz
İkindi : 1 avuç kuru üzüm
Akşam : 1 çay fincanı büyüklüğünde yer tutan Spagetti ve 1 meyve
Gece : 1 portakal
4. GÜN
Sabah : 1 porsiyon hazırladığınız müsli, 1 fincan süt ve dilimlenmiş muz
Kuşluk : 1 elma
Öğle : 1 porsiyon müsli ve 1/2 muz
İkindi : 1 avuç kuru üzüm
Akşam : İnce dilimlenmiş 1 tavuk göğsü, haşlanmış havuçla servis yapılacak. Dilerseniz yanına haşlanmış brokoli de alabilirsiniz. 1 meyve
Gece : 1 portakal
5. GÜN
Sabah : 1 porsiyon hazırladığınız müsli, 1 fincan süt ve dilimlenmiş muz
Kuşluk : 1 elma
Öğle : 1 porsiyon müsli ve 1/2 muz
İkindi : 1 avuç kuru üzüm
Akşam : Ton balıklı yeşil salata, 1 adet katı pişmiş yumurta, 1 meyve
Gece : 1 portakal
6. GÜN
Sabah : 1 porsiyon hazırladığınız müsli, 1 fincan süt ve dilimlenmiş muz
Kuşluk : 1 elma
Öğle : 1 porsiyon müsli ve 1/2 muz
İkindi : 1 avuç kuru üzüm
Akşam : 1 parça hindi göğsü, mısırla karışık yeşil salata, 1 meyve
Gece : 1 portakal
7. GÜN
Sabah : 1 porsiyon hazırladığınız müsli, 1 fincan süt ve dilimlenmiş muz
Kuşluk : 1 elma
Öğle : 1 porsiyon müsli ve 1/2 muz
İkindi : 1 avuç kuru üzüm
Akşam : 3 dilim rosto edilmiş biftek, havuçlu brokoli salatası ve 2 adet haşlanmış patates, 1 meyve
Gece : 1 portakal
Sabah : 1 porsiyon hazırladığınız müsli, 1 fincan süt ve dilimlenmiş muz
Kuşluk : 1 elma
Öğle : 1 porsiyon müsli ve 1/2 muz
İkindi : 1 avuç kuru üzüm
Akşam : 1 parça hindi göğsü, mısırla karışık yeşil salata, 1 meyve
Gece : 1 portakal
7. GÜN
Sabah : 1 porsiyon hazırladığınız müsli, 1 fincan süt ve dilimlenmiş muz
Kuşluk : 1 elma
Öğle : 1 porsiyon müsli ve 1/2 muz
İkindi : 1 avuç kuru üzüm
Akşam : 3 dilim rosto edilmiş biftek, havuçlu brokoli salatası ve 2 adet haşlanmış patates, 1 meyve
Gece : 1 portakal
Kadınlar neden zor kilo veriyor?
Kadınlar ne kadar uğraşsalar da erkekler kadar kolay kilo veremiyor. Bu varsayım, İskoçya'da yapılan bir araştırmayla kanıtlandı. İşin sırrı bir hormonda yatıyor. Bu hormon kadın ve erkeklerde farklı çalışıyor.
Birçok kadının ortak derdi, tüm bu çabalara rağmen yine de istenilen kiloya ulaşamamak. Erkeklerse kadınlara göre daha kolay kilo veriyor. Yapılan yeni bir araştırma bu durumun neden kaynaklandığını ortaya koydu.
İskoçya'daki Aberdeen Üniversitesi’nde gerçekleştirilen araştırmada vücutta iştah, fiziksel aktivite ve enerji harcanmasından sorumlu hormonun kadın ve erkeklerde farklı çalıştığı tespit edildi.
Fareler üzerinde gerçekleştirilen araştırmada POMC adı verilen hormonun kadınlarda erkeklerin aksine enerji harcanması ve fiziksel akviteyle bağlantılı olmadığı belirlendi.
Kadınlarda bu hormonun sadece iştah kontrolünden sorumlu olduğu belirtiliyor.
Bugüne kadar obezite tedavisinde kadın ve erkek ayrımı yapılmazken doktorların artık bu tutumunu değiştirmesi gerektiğine dikkat çekiliyor.
Obezite tedavisinde köklü bir değişime gidilmesi ve kadınla erkeklere farklı tedavi yöntemleri kullanılması gerektiği vurgulanıyor. ntv
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)































