Sağlıklı ve kalıcı zayıflama ile kas geliştirme konusunda yıllardır yapılan araştırmalar ve çeşitli yöntemler beş kuralı ön plana çıkarttı.
Estetik Plastik Rekonstruktif Cerrah Dr. Serdar Bora Bayraktaroğlu, sağlıklı ve kalıcı zayıflama, güçlü ve estetik vücut yapısı için bu olmazsa olmaz 5 maddenin şart olduğunu belirterek, "Klasik fitness antrenmanları tüm kas gruplarını çalıştırmak ve derinlemesine güçlendirmek anlamında maalesef çok yeterli olamıyor. spor teknolojisinin geldiği son nokta olan ve Avrupa ve Amerika’da kullanımı hızla yaygınlaşan EMS teknolojisi ile vücudumuzdaki 36000 kas lifini aynı anda çalıştırabiliyoruz. Kas aktivitesinin artması çevre dokulardaki yağ yıkımını hızlandırarak kasların gelişmesine ve yağsız bir beden tipine sahip olmayı kolaylaştırıyor" dedi.
Dr. Serdar Bora Bayraktaroğlu, sağlıklı ve kalıcı zayıflamanın temelinde güçlü kas yapısı olduğunu vurgulayarak, beş altın kuralın EMS teknolojisinde birleştiğini ve bu teknolojinin Avrupa Amerika gibi gelişmiş ülkelerden sonra Türkiye’ye de geldiğini müjdeledi. Ancak EMS teknolojisini kullanırken medikal onaylı cihazlar ve sertifikalı kişisel antrenörler eşliğinde ve hijyenik ortamlarda antrenman yapılmasına çok dikkat edilmesi gerekiyor.
Dünya çapında kendini kanıtlamış ve EMS teknolojisinde medikal onaylı cihazlarla faaliyet gösteren GOMAX firmasının (www.gomaxturkiye.com) Alman sahibi Krisztina Burmeister, Nurnberg Üniversitesi’nde ve diğer akademik çalışmalar sonucunda, EMS antrenmanlarının vücut kompozisyonu üzerinde oldukça olumlu etkileri olduğunun kanıtlandığını ve yağ kitlesini azaltırken kas hacmini artırdığı gözlemlendiğini, ayrıca metabolizma hızında ve kan dolaşımının hızında artırıcı bir etkisi olduğunu anlattı.
Öne çıkan 5 kural şöyle
- Kas yapısını derinden güçlendirmek
- Güçlü kas dokusu ile kas dokusu çevresindeki yağ yakımını hızlandırmak
- Kas liflerini artırmak
- Metobolizmayı hızlandırmak
- Kan dolaşımını hızlandırmak.
13 Mart 2015 Cuma
Soya ile gelen sağlık
Çin’ de M.Ö. 2705- 2736 yıllarında ekildiğine dair bilgilere rastlanmıştır. Çin halkının kutsal olarak da inandığı soyayı aynı zamanda hastalıkları tedavi etmesi sebebiyle şifa kaynağı olarak kabul ettiği de bilinenler arasındadır.
Son yıllarda ülkemizde de tüketimi oldukça artan soyanın teknolojik metotlar kullanılarak kullanım çeşitliliği ve farklı türleri ile çok lezzetli tatlar da ortaya çıkmıştır. Ülkemizde de tüketilen ve bilinen soya ürünleri; soya filizi, soya eti, soya unu, soya sütü, soya sosu, soya kepeği soya şekerlemeleri, miso, tempeh ve tofudur.
Tofu; soya sütünün kesilmesi ile yapılan yumuşak bir soya ürünüdür. Çok iyi kaliteli protein içermektedir. Özellikle fermente edilmiş, tahıl ile soyanın karıştırılmasıyla elde edilen soya ürünleri diğerlerine oranla diyetin aminoasit ve protein kaynağını oluştururken lezzetini de arttırmaktadır.
Miso fermente soya fasulyesi salçasıdır ve terlemeyi düzenleyerek hastalıklara karşı dayanıklılık oluşturan soya ürünlerindendir.
Soya ürünleri; B vitaminleri, demir, kalsiyum, magnezyum, çinko ve fosfor gibi birçok vitamin ve minerali içermesinden dolayı yetişkinler ve çocuklar için çok önemli bir kaynaktır. Soya ile yapılan çalışmalar sonucunda soyanın birçok sağlık risklerini azalttığı görülmüştür.
Olumlu etki gösterebilmeleri için günde 20- 25mg alınması gerektiği düşünülmektedir.Soya saponinleri antioksidan özellik göstermenin dışında hipolipidemik etki göstererek kolesterolün emilimini engellemektedir. Ayrıca safra tuzlarının etkisini azaltarak bağırsağı ve mikroflorayı korurlar, tripsin ve kemotripsini inhibe ederler.
Soya lipid prolifini düzenleyici etki göstererek hipokolesterolemik etki yaratır. Yapılan çalışmalar; ortalama 47 g soya/gün tüketiminin toplam kolesterolü \%9.3 , LDL kolesterolü \%12.9, trigliseritleri \%10 azalttığını HDL kolesterolü ise \% 2 arttırdığını göstermiştir. Bu etkiyi de safra asidi atımını arttırıp kolesterol emilimini azaltarak, LDL reseptör etkinliğini arttırarak ve tiroksin ve tiroid hormonları arttırarak sağlamaktadır.
Bu etkiyi de safra asidi atımını arttırıp kolesterol emilimini azaltarak, LDL reseptör etkinliğini arttırarak ve tiroksin ve tiroid hormonları arttırarak sağlamaktadır.
Soya yağının ortalama \%3 dolayında içerdiği doğal lesitin; kalp damar sistemini koruyarak kan dolaşımını olumlu etkiler ve kan kolesterol, homosisteinini düşürerek damar tıkanıklıklarını ve ani kalp krizini engeller.Soya ürünlerinden tofu bitkisel östrojen içermesi sebebiyle menopoz öncesi kadınlarda doğum kontrol amacıyla, menopoz sonrası kadınlarda osteoporoz ve kalp hastalığı riskini azaltmak üzere kullanılmaktadır.Soya aynı zamanda kanser savaşçısıdır.
(kaynak:pembenar.com.tr)
Son yıllarda ülkemizde de tüketimi oldukça artan soyanın teknolojik metotlar kullanılarak kullanım çeşitliliği ve farklı türleri ile çok lezzetli tatlar da ortaya çıkmıştır. Ülkemizde de tüketilen ve bilinen soya ürünleri; soya filizi, soya eti, soya unu, soya sütü, soya sosu, soya kepeği soya şekerlemeleri, miso, tempeh ve tofudur.
Tofu; soya sütünün kesilmesi ile yapılan yumuşak bir soya ürünüdür. Çok iyi kaliteli protein içermektedir. Özellikle fermente edilmiş, tahıl ile soyanın karıştırılmasıyla elde edilen soya ürünleri diğerlerine oranla diyetin aminoasit ve protein kaynağını oluştururken lezzetini de arttırmaktadır.
Miso fermente soya fasulyesi salçasıdır ve terlemeyi düzenleyerek hastalıklara karşı dayanıklılık oluşturan soya ürünlerindendir.
Soya ürünleri; B vitaminleri, demir, kalsiyum, magnezyum, çinko ve fosfor gibi birçok vitamin ve minerali içermesinden dolayı yetişkinler ve çocuklar için çok önemli bir kaynaktır. Soya ile yapılan çalışmalar sonucunda soyanın birçok sağlık risklerini azalttığı görülmüştür.
Olumlu etki gösterebilmeleri için günde 20- 25mg alınması gerektiği düşünülmektedir.Soya saponinleri antioksidan özellik göstermenin dışında hipolipidemik etki göstererek kolesterolün emilimini engellemektedir. Ayrıca safra tuzlarının etkisini azaltarak bağırsağı ve mikroflorayı korurlar, tripsin ve kemotripsini inhibe ederler.
Soya lipid prolifini düzenleyici etki göstererek hipokolesterolemik etki yaratır. Yapılan çalışmalar; ortalama 47 g soya/gün tüketiminin toplam kolesterolü \%9.3 , LDL kolesterolü \%12.9, trigliseritleri \%10 azalttığını HDL kolesterolü ise \% 2 arttırdığını göstermiştir. Bu etkiyi de safra asidi atımını arttırıp kolesterol emilimini azaltarak, LDL reseptör etkinliğini arttırarak ve tiroksin ve tiroid hormonları arttırarak sağlamaktadır.
Bu etkiyi de safra asidi atımını arttırıp kolesterol emilimini azaltarak, LDL reseptör etkinliğini arttırarak ve tiroksin ve tiroid hormonları arttırarak sağlamaktadır.
Soya yağının ortalama \%3 dolayında içerdiği doğal lesitin; kalp damar sistemini koruyarak kan dolaşımını olumlu etkiler ve kan kolesterol, homosisteinini düşürerek damar tıkanıklıklarını ve ani kalp krizini engeller.Soya ürünlerinden tofu bitkisel östrojen içermesi sebebiyle menopoz öncesi kadınlarda doğum kontrol amacıyla, menopoz sonrası kadınlarda osteoporoz ve kalp hastalığı riskini azaltmak üzere kullanılmaktadır.Soya aynı zamanda kanser savaşçısıdır.
(kaynak:pembenar.com.tr)
Etiketler:
haber,
sağlık,
sağlıklı beslenme,
soya
Ender Saraç'tan yaz diyeti
Beslenme Uzmanı Ender Saraç, bu yaz günlerinde sizler için 7 günlük diyet listesi hazırladı. İşte beslenmenizde dikkat etmeniz gerekenler...
1. GÜN
Sabah: 7:30 1 bardak ılık su + 5- 6 damla limon + ½ tatlı kaşığı bal. Ayurvedik gıda takviyenizi ballı-limonlu su ile içip üzerine bir fincan sıcak su içiniz.
Kahvaltı: 8:00 (20 -30 dakika sonra) 1 dilim kızarmış kepek ekmeği +1 dilim az yağlı dil peyniri (mozarella-lor-çökelek ) + 2 adet hafif acı sivribiber + 4- 5 adet sıcak sudan geçirilmiş zeytin.
Ara: 3 esmer kuru kayısı
Öğle Yemeği: Tavuk ızgara (derisiz) + yeşil salata (marul, roka, tere, maydanoz gibi) +1 çay bardağı diyet yoğurt.
İkindi: 15:00 Meyve, yeşil elma 1 adet / armut 1 adet / kivi 1 adet / ayva 1/2 adet / greyfurt ½ adet veya 1 avuç hamimsi, sert, diri kütür kayısı / nektari / şeftali / çilek / vişne / erik / kiraz / mürdüm eriği gibi.
17:00 3 ceviz içi
18:30 Ayurvedik gıda takviyenizi ılık su ile içip üzerine bir fincan sıcak su içiniz.
Akşam Yemeği:19:00 Gece mayalı gıda yok (Yoğurt, peynir gibi), güveçte etsiz domatesli türlü + yeşil salata + 2 dilim kepekli ekmek (Tercihen kızarmış)
Gece: 21:00 2 adet meyve
NOT 1: Ayurvedik ilaçlar önerildi ise; yemeklerden 30 dk önce ılık bir su ile içilmeli ardından 1 fincan sıcak su içilmelidir.
NOT 2: Belirtilen saatler öğünler için önerilen rutin saatlerdir.
2. GÜN
Sabah: 1 bardak ılık ballı limonlu su, 20 -30 dakika sonra kahvaltı.
Kahvaltı: 1 fincan diyet süt + 4- 5 kaşık sade yulaf ezmesi.
Ara: 1 meyve (listeden sert-diri- kütür fazla şekerlenmemiş, çok soğuk yenmeyecek.)
Öğle Yemeği: Soya kıymalı lahana kapuskası veya ıspanak - semizotu – taze fasulye + light yoğurt (yarım kase) + bol yeşil salata.
İkindi: 15:00 1 meyve (listeden sert- diri- kütür fazla şekerlenmemiş, çok soğuk yenmeyecek).
17:00 1 dilim kepek ekmeği + 2 tatlı kaşığı şekersiz marmelat.
Akşam: Balık Izgara (derisiz) + yeşil salata + sebze sote (brokoli, taze fasulye, ıspanak, kabak, bezelye, patlıcan, bürüksel lahanası.)
Gece: 1 adet meyve + 1 çay bardağı dolusu beyaz leblebi (tuzsuz)
3. GÜN (Sulu Diyet)
Sabah: Ballı limonlu su, 20- 30 dakika sonra kahvaltı.
Kahvaltı: Az şekerli (4- 5 kuru üzümle tatlandırmak daha uygundur) kabuk tarçınlı karanfilli elma kompostosu (kabuklarıyla beraber).
Ara Öğün: 1 kase az şekerli komposto içilecek.
Öğle Yemeği: 1 kase sebze çorba ( az sıvı yağlı ) + 1 bardak ayran (light yoğurt ile).
İkindi: 15:00 1 kase az şekerli komposto + 1 bardak ayran (light).
17:00 1 kase az şekerli komposto.
Akşam: Etsiz sulu sebze yemeği veya çorba + 1kase komposto.
Gece: 1 kase az şekerli komposto.
4. GÜN
Sabah: Ballı limonlu su, 20- 30 dakika sonra kahvaltı.
Kahvaltı: 1 dilim kızarmış kepek ekmeği + zeytin (5- 6 adet sıcak sudan geçirilmiş) + yeşillik + 2- 3 adet hafif acı sivri biber + 1 tatlı kaşığı diyet kuşburnu marmelatı.
Ara: 3 esmer kuru kayısı + 4 kabuksuz badem.
Öğle Yemeği: Etsiz taze fasulye + cacık (bol dereotlu) – 4 kaşık light yoğurt ile + yeşil salata.
İkindi: 15:00 1 adet meyve + 1 parmak dil peyniri.
17:00 3 ceviz içi.
Akşam Yemeği: (Gece yoğurt ve peynir yok.) Balık ızgara (1 orta boy) yeşil salata + salatalık (kabuklu).
Gece: 2 meyve.
5. GÜN
Sabah: Ballı limonlu su, 20- 30 dakika sonra kahvaltı.
Kahvaltı: 2 dilim ince kepek ekmeği + 2 dilim dil peyniri + mozarella veya çorba kaşığı lor - çökelek + yeşillikten (tost yağsız).
Ara: 3 esmer kuru kayısı.
Öğle Yemeği: Omlet (3 yumurta beyazı + 1 yumurta sarısı ile yapılmış sebzeli taze soğanlı omlet), ıspanaklı, pazılı veya mevsim sebzeleriyle + maydanoz ve dereotlu + yeşil salata.
İkindi: 15:00 1 bardak ayran (light).
17:00 1 bardak greyfurt suyu veya 1 yeşil elma (kabuklu).
Akşam Yemeği: Sebze yemeği (etsiz semizotu yemeği) + yeşil salata + 4- 5 kaşık kepekli makarna.
Gece: 1 adet meyve.
6. GÜN
Sabah: Ballı limonlu su, 20- 30 dakika sonra kahvaltı.
Kahvaltı: 2 adet meyveden meyve salatası, üzerine 2 tatlı kaşığı silme fındık rendesi + tarçın.
Ara: 1 saat sonra 1 bardak ılık light süt.
Öğle Yemeği: Tavuk sote (mantarlı sebzeli) + yeşil salata + salatalık.
İkindi: 15:00 1 bardak ayran + 1 meyve.
17:00 3 esmer kuru kayısı.
Akşam: Tek yufkadan kabaklı teflon tavada börek + yeşil salata.
Gece: Yemekten 1,5 saat sonra 1 meyve.
7.GÜN
Sabah: Ballı limonlu su, 20- 30 dakika sonra kahvaltı.
Kahvaltı: 2 dilim kepek ekmeği kızarmış + sıcak sudan geçirilmiş 6-7 adet zeytin + yeşillik + 3-4 adet yeşil sivri biber.
Ara: 1 meyve.
Öğle Yemeği: Etsiz türlü yemeği + 1 kase light yoğurt + salata.
İkindi: 15 :00 1 meyve
17:00 1 dilim ekmek + 2 tatlı kaşığı marmelat.
Akşam: Yoğurt ve peynir yok. Balık ızgara (1 orta boy) + yeşil salata + zeytinyağlı enginar + bakla veya kabak + taze fasulye (patates, havuç yok).
Gece: 2 adet meyve (biri kivi olacak).
Etiketler:
diyet,
Ender Saraç,
kilo,
metabolizma,
zayıflama
Ender Saraç'tan göbek eritme diyeti
BU DİYETİ 3 HAFTA UYGULAYIN, İDEAL FORMA KAVUŞUN!
Bölgesel kilolardan ve yağlardan kurtulmak ne kadar zor olsa da asla imkansız değildir. Beslenme Uzmanı Ender Saraç’ın verdiği bu diyeti, 3 hafta uyguladığınızda istediğiniz ideal forma kavuşmanız çok kolay. Unutmayın, her diyet tek başına tam sonuç vermez! Diyetlerinizi çeşitli sporlar ile birleştirirseniz sonuca daha kesin ulaşmanız mümkün olacak.
Yemek listesi
Kahvaltı: Birer tane kabuklu olmak koşuluyla yeşil elma ve sert şeftali tüketin.
Ara öğün: 2 parmak ölçüde ve taze dil peyniri
Öğle: Muhakkak derisiz olmak şartıyla 1 porsiyon ızgarada pişmiş tavuk, bol roka ve yeşil salata, taze soğan
Ara Öğün (Saat 3): 3-4 tane yulaflı bisküvi
Ara Öğün (Saat 5): 1 adet kabuklu olmak koşuluyla yeşil elma
Akşam: Zeytinyağlı fasulye (4-5 kaşık), 1 dilim tam ekmek ve mevsim salatası
Gece: İçine tarçın da atılmış ılık ve yağsız veya az yağlı süt, 3-4 fincan rezene çayı, mısır püskülü, yeşil çay, avakado yaprağı ve kiraz sapları karıştırılarak çay halinde içilecek.
Haftanın tek günü de bunları tüketin
Sabah kalkarken: 1 bardak suyun içine 1 kaşık bal ve 10 damla kadar limon koyarak için.
Sabah sporu: Bol ter atabilmek için her sabah ortalama 35-40 dakika tempolu yürüyüşler yapın.
Sabah duşu: Spor yaptıktan sonra her sabah ham ipek kese veya kabak lifi ile basen, kalça, bel ve göbek bölgesini sert bir şekilde fırçalayın. Kekik yağı, susam yağı, melisa yağı ve biberiye yağı ile bu bölgelere masaj yapın.
Mekik hareketi
Sabah ve akşam ellişer kez, karnımız acıyana kadar mekik çekmek çok önemli. Mekik çekmek, karın bölgenizdeki kasları güçlendireceği gibi aynı zamanda bu bölgedeki yağların çabucak yanmasını sağlayacaktır.
Sopalı hareket
Sopayı ensemize dayadıktan sonra ellerimizi de geçiriyoruz ve daha çok kalçadan hareketle yani kalçamızdan yukarısını sağa ve sola hareket ettiriyoruz. Bu hareket ile yan bölgelerdeki yağları yakmış olacağız.
Bel kasları için mekik hareketi
Bir taraftaki kolumuzu, bükülmüş olan diğer taraftaki dizimize doğru hafifçe ve seri hareketlerle yakınlaştırmaya çalışıyoruz. Bu hareketi de birkaç dakika dayanabildiğimiz kadar yapmaya gayret ediyoruz. Daha sonra diğer taraftaki ayağımızı ve kolumuzu değiştiriyoruz. Bu hareket karnın yan tarafına doğru olan kasları çalıştırmak için yararlıdır.
Yan mekik hareketi
Sağınıza doğru uzanın, sağ elinizi sağ kulak üzerine değecek şekilde getirin. Sol elinizi belin soluna, sol dirseğe gelecek şekilde yaklaştırın. Sol el ile belin sağını hafif şekilde tutun. Hızla sağ kolu ve sağ ayağı birbirine yaklaştırın. 60 defa bunu tekrarlayın.
Popo hareketi
Sol dizin üstüne yatın, ayaklarınızı dik koyun ve kaldırabildiğiniz kadar yukarı kaldırdıktan sonra aşağı indirin. Dizinizi fazla bükmemeye çalışın. Sonra aynı hareketi öbür tarafınızda yapın. Bu hareketin en az 30-40 kez yapılması gerekli. Popo ve çevresinde oluşan yağlanmayı azaltır.
Yanlara esneme hareketi
Ayakta dimdik pozisyonda durun ve dikliğinizi bozmadan sağınıza ve solunuza doğru hızlı bir şekilde esneyebildiğiniz kadar esneyin. Bu hareketi en az 3-4 dakika tekrarlayın. Yüksek tansiyon rahatsızlığı olanlar için uygun bir hareket olmayabilir.
Göbeğinizi 5 adımda yok etmek ister misiniz?
Göbek bölgesinde yağ birikmesi sonucu oluşan görüntü kadın erkek herkesin hoşlanmadığı bir görüntüdür. Düzensiz yemek yemek, uzun süren açlıklardan sonra fazla miktarlarda yemek yemek ya da fazla kilonun depolandığı yer olması aslında sonucu değiştirmiyor. Dyt. Nilberk Karaman, göbeğinden kurtulmak isteyenlere tavsiyelerde bulundu.
1. Yemek sırasında sıvı tüketiminizi azaltın ya da tamamen kaldırın.
Mide balon gibidir. Siz ne kadar yemek koyarsanız mideniz de o kadar büyür. 3 kap yemekten oluşan bir menü ortalama 650-750 cc hacim kaplar buna bir de öncesinde sırasında ve sonrasında içilen su, ayran, gazoz, çay gibi sıvıların hacmini eklerseniz 1 litreye ulaşır. Bu da midenizin her öğünde daha da büyümesine ve karın kası çalışmıyorsanız bir süre sonra göbek görüntüsü oluşturmanıza yol açar.
2. Yemek yemek için acıkmayı beklemeyin.
Aç karnına yemek yemek beslenmekten çok fizyolojik ihtiyaçların acilen giderilmesidir. Aç olan bir insana yeme ya da az ye demek çok da anlamlı olmayacaktır. Eğer acıkmayı beklemeden yemeğe oturursanız hem yediğiniz miktar azalacak hem de sindiriminiz ve barsak hareketleriniz rahatlayacaktır.
3. Yemeklerinizi parçalayarak yiyin.
Günümüz çalışan insanı için her ne kadar pek mümkün görünmese de aslında mümkün. Nasıl mı?
Öğle yemeğinde 2 kap yemek yerine 1 kap yemek ve ekmek, yanına da salata ya da yoğurt ya da meyve almanız aslında yeterlidir. 3-4 saat sonra buna ilave edeceğiniz kuru meyve ya da 4-5 sade bisküvi ya da 1 porsiyon sütlü tatlı gibi hafif atıştırmalıklar öğle yemeğinde almadığınız 2. kabın yerini tutacak ve akşam yemeğine aç oturmanızı engelleyecektir.
4. Aynı öğünde yüksek hacimli besinleri bir arada almayın.
1 kase çorba genelde 1,5 kepçe ve 250 ccdir. Bunun yanına 1 kase yoğurt eklediğinizde + 250 cc ve salata koyduğunuzda da + 500 cc eklemiş olursunuz. Kepekli ürünler gibi yüksek posalı ürünler elbette sağlık için vazgeçilmezlerdir ancak hepsini tek bir öğünde almak büyük bir hata olacaktır. Bunun yerine çorba içeceğiniz öğüne yoğurt ya da ayran yerine et grubu, salata yerine meyve grubu eklemek mide hacminizin tek bir öğünde büyümesini engelleyecektir.
5. Suyu kana kana değil yudum yudum için.
Günlük önerilen su tüketimi kişiye göre değişse de temel de 2 litrenin altına inilmemelidir. Ancak günde 2 litre su içicem diye de mide su ile doldurulmamalıdır. Suyu tamamlamak için bardak bardak lıkır lıkır su içip lavabo aramak yerine yudum yudum su içerek suyun vücutta daha uzun kullanımına ve daha etkili olmasına izin verin.
Dyt. Nilberk Karaman
1. Yemek sırasında sıvı tüketiminizi azaltın ya da tamamen kaldırın.
Mide balon gibidir. Siz ne kadar yemek koyarsanız mideniz de o kadar büyür. 3 kap yemekten oluşan bir menü ortalama 650-750 cc hacim kaplar buna bir de öncesinde sırasında ve sonrasında içilen su, ayran, gazoz, çay gibi sıvıların hacmini eklerseniz 1 litreye ulaşır. Bu da midenizin her öğünde daha da büyümesine ve karın kası çalışmıyorsanız bir süre sonra göbek görüntüsü oluşturmanıza yol açar.
2. Yemek yemek için acıkmayı beklemeyin.
Aç karnına yemek yemek beslenmekten çok fizyolojik ihtiyaçların acilen giderilmesidir. Aç olan bir insana yeme ya da az ye demek çok da anlamlı olmayacaktır. Eğer acıkmayı beklemeden yemeğe oturursanız hem yediğiniz miktar azalacak hem de sindiriminiz ve barsak hareketleriniz rahatlayacaktır.
3. Yemeklerinizi parçalayarak yiyin.
Günümüz çalışan insanı için her ne kadar pek mümkün görünmese de aslında mümkün. Nasıl mı?
Öğle yemeğinde 2 kap yemek yerine 1 kap yemek ve ekmek, yanına da salata ya da yoğurt ya da meyve almanız aslında yeterlidir. 3-4 saat sonra buna ilave edeceğiniz kuru meyve ya da 4-5 sade bisküvi ya da 1 porsiyon sütlü tatlı gibi hafif atıştırmalıklar öğle yemeğinde almadığınız 2. kabın yerini tutacak ve akşam yemeğine aç oturmanızı engelleyecektir.
4. Aynı öğünde yüksek hacimli besinleri bir arada almayın.
1 kase çorba genelde 1,5 kepçe ve 250 ccdir. Bunun yanına 1 kase yoğurt eklediğinizde + 250 cc ve salata koyduğunuzda da + 500 cc eklemiş olursunuz. Kepekli ürünler gibi yüksek posalı ürünler elbette sağlık için vazgeçilmezlerdir ancak hepsini tek bir öğünde almak büyük bir hata olacaktır. Bunun yerine çorba içeceğiniz öğüne yoğurt ya da ayran yerine et grubu, salata yerine meyve grubu eklemek mide hacminizin tek bir öğünde büyümesini engelleyecektir.
5. Suyu kana kana değil yudum yudum için.
Günlük önerilen su tüketimi kişiye göre değişse de temel de 2 litrenin altına inilmemelidir. Ancak günde 2 litre su içicem diye de mide su ile doldurulmamalıdır. Suyu tamamlamak için bardak bardak lıkır lıkır su içip lavabo aramak yerine yudum yudum su içerek suyun vücutta daha uzun kullanımına ve daha etkili olmasına izin verin.
Dyt. Nilberk Karaman
Zeytinyağı fiyatı rekor kırınca "sahteciler" meydana indi
Zeytinyağı fiyatları bu yıl rekor düzeyde arttı. Bu durum sahtecilerin de 'piyasa'ya girmeleri önayak oldu. Sektör yetkilileri özellikle bu yıl, başka yağlar katılarak elde edilen ürünlerin fazlalaştığına dikkat çekiyor. 'Gerçek zeytinyağı nasıl anlaşılır' sorusunu kısa yoldan anlamanın güç olduğuna işaret eden yetkililer, topladıkları yağları akredite laboratuvarlarda incediklerini ifade etti. Ortaya çıkan sonuç ise sektörü kara kara düşündürüyor.
Türkiye'de, bu yıl zeytinyağı fiyatları rekor derecede artınca “ürün sahteciliği”nde de artış olduğu bildirildi.
İspanya'daki kuraklık sonrası fiyatların yükseleceği beklentisi nedeniyle üreticinin zeytinyağını stoklamayı tercih etmesi iç piyasada da fiyatları artırdı. Geçen yıl ortalama 6 liradan satılan sızma zeytinyağı üretici fiyatının bu yıl 12 liraya çıktığına işaret eden sektör yetkilileri, raflarda satılan zeytinyağları içinde tağşişli yani farklı yağlarla karıştırılmış ürünlerin oranında artış yaşandığı konusunda uyarıda bulundu.
Tüketicilerden gelen şikayetler üzerine harekete geçen Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi (UZZK) yetkilileri, piyasadan topladığı örnekleri Uluslararası Zeytin Konseyi (COI) tarafından akredite edilmiş laboratuvarlarda inceledi. İnceleme sonucunda içinde "eser miktarda" bile zeytinyağı olmayan bitkisel yağların marketlerde satıldığının tespit edildiği kaydedildi.
UZZK Başkanı Ümmühan Tibet, yaptığı açıklamada zeytinyağı fiyatlarındaki artışın, aslında rekolte düşüklüğüne bağlı olmadığını, zeytinin hasat zamanı ortaya atılan "Dünyada ve Türkiye'de zeytin rekoltesi düşük, zeytinyağı fiyatları artacak" gibi spekülatif söylemlerden kaynaklandığını söyledi.
Tibet, UZZK tahminlerine göre, Türkiye'de bu yıl üretilen zeytinyağının iç tüketimi ve ambalajlı ihracatı karşılayacağını öngördüklerini ifade ederek, "Bu tür spekülatif söylemlerle fiyatların yükselmesi, zeytinyağı sektörüne büyük zararlar veriyor" dedi.
"Bu sene tağşiş yoğunlaştı"
Zeytinyağı fiyatlarındaki yükselişin, tağşişe ve kalite kaybına neden olduğunu, dolayısıyla bunun tüketici tercihlerini etkileyebileceğine işaret eden Tibet, şunları kaydetti:
"Zeytinyağı tarihi boyunca hep taklit edilmiş, biz buna tağşiş diyoruz. Özellikle bu yıl olduğu gibi fiyatların yükseldiği yıllarda maalesef art niyetli kişiler için bu konu daha cazip hale geliyor. Bu yıl gelen şikayet telefonları doğrultusunda piyasadan aldığımız zeytinyağı örneklerinde hakikaten çok taklit ve tağşiş var."
Ümmühan Tibet, UZZK'nın ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın yaptığı denetimlerde pamuk, kanola ve ayçiçek yağı karıştırılmış zeytinyağlarının tespit edildiğini vurgulayarak, "İçinde 'eser miktarda' bile zeytinyağı olmayan örneklerle karşılaştık. Bu çok ciddi bir durum, bu sene bu çok yoğunlaştı. Tüketici ucuza zeytinyağı aldığını zannederken pahalıya bitkisel yağ alıyor" ifadesini kullandı.
Bakanlık onaylı markalar
Tağşişin önüne geçilmesi konusunda en büyük payın tüketiciye düştüğüne dikkati çeken Tibet, "Tüketici bilinci gelişmeli, tüketici ucuz mal talep etmezse tağşişli ürün yapılmaz. Tüketici rengine bakarak tağşişi tespit edemez. Zeytinyağı karışımları kolay tespit edilen karışımlar değil" diye konuştu.
Tibet, tüketicinin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından onaylanmış markaları tercih etmesi gerektiğine işaret ederek, şöyle devam etti:
"Satın aldıkları markalı zeytinyağıyla en küçük bir şüpheleri olduğunda 'Alo 174' gıda hattını ya da bizim telefonlarımızı arasınlar. Şikayetçi olduğu zeytinyağının parti ve seri numarasını versinler. O zeytinyağını bulup akredite bir laboratuvarda analiz yaptırır, onlar adına süreci takip edip sonuçlandırır ve bilgi veririz."
"Tağşiş vatan hainliğidir"
Tibet, zeytinyağında yapılan tağşişin sektöre çok yönlü zarar verdiğini dile getirerek, şunları söyledi:
'Biz takipçisiyiz'
"Tağşiş, dürüstlüğünü tartışılır duruma düşürdüğü için tüccarımıza, sanayicimize, uygun fiyata zeytinyağı aldığını düşünen ama aslında yüksek fiyata bitkisel yağ alan tüketicimize ve katma değerini kaybeden üreticimize zarar veriyor. Üreticinin katma değeri üreticiye değil maalesef hile yapan kişiye gidiyor. Biz UZZK olarak hileli mal satan iş yerlerinin takipçisiyiz. Bunlara karşı yasal hakkımızı kullanarak mücadele ediyoruz ve edeceğiz." (kaynak:hürriyet.com.tr)
Türkiye'de, bu yıl zeytinyağı fiyatları rekor derecede artınca “ürün sahteciliği”nde de artış olduğu bildirildi.
İspanya'daki kuraklık sonrası fiyatların yükseleceği beklentisi nedeniyle üreticinin zeytinyağını stoklamayı tercih etmesi iç piyasada da fiyatları artırdı. Geçen yıl ortalama 6 liradan satılan sızma zeytinyağı üretici fiyatının bu yıl 12 liraya çıktığına işaret eden sektör yetkilileri, raflarda satılan zeytinyağları içinde tağşişli yani farklı yağlarla karıştırılmış ürünlerin oranında artış yaşandığı konusunda uyarıda bulundu.
Tüketicilerden gelen şikayetler üzerine harekete geçen Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi (UZZK) yetkilileri, piyasadan topladığı örnekleri Uluslararası Zeytin Konseyi (COI) tarafından akredite edilmiş laboratuvarlarda inceledi. İnceleme sonucunda içinde "eser miktarda" bile zeytinyağı olmayan bitkisel yağların marketlerde satıldığının tespit edildiği kaydedildi.
UZZK Başkanı Ümmühan Tibet, yaptığı açıklamada zeytinyağı fiyatlarındaki artışın, aslında rekolte düşüklüğüne bağlı olmadığını, zeytinin hasat zamanı ortaya atılan "Dünyada ve Türkiye'de zeytin rekoltesi düşük, zeytinyağı fiyatları artacak" gibi spekülatif söylemlerden kaynaklandığını söyledi.
Tibet, UZZK tahminlerine göre, Türkiye'de bu yıl üretilen zeytinyağının iç tüketimi ve ambalajlı ihracatı karşılayacağını öngördüklerini ifade ederek, "Bu tür spekülatif söylemlerle fiyatların yükselmesi, zeytinyağı sektörüne büyük zararlar veriyor" dedi.
"Bu sene tağşiş yoğunlaştı"
Zeytinyağı fiyatlarındaki yükselişin, tağşişe ve kalite kaybına neden olduğunu, dolayısıyla bunun tüketici tercihlerini etkileyebileceğine işaret eden Tibet, şunları kaydetti:
"Zeytinyağı tarihi boyunca hep taklit edilmiş, biz buna tağşiş diyoruz. Özellikle bu yıl olduğu gibi fiyatların yükseldiği yıllarda maalesef art niyetli kişiler için bu konu daha cazip hale geliyor. Bu yıl gelen şikayet telefonları doğrultusunda piyasadan aldığımız zeytinyağı örneklerinde hakikaten çok taklit ve tağşiş var."
Ümmühan Tibet, UZZK'nın ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın yaptığı denetimlerde pamuk, kanola ve ayçiçek yağı karıştırılmış zeytinyağlarının tespit edildiğini vurgulayarak, "İçinde 'eser miktarda' bile zeytinyağı olmayan örneklerle karşılaştık. Bu çok ciddi bir durum, bu sene bu çok yoğunlaştı. Tüketici ucuza zeytinyağı aldığını zannederken pahalıya bitkisel yağ alıyor" ifadesini kullandı.
Bakanlık onaylı markalar
Tağşişin önüne geçilmesi konusunda en büyük payın tüketiciye düştüğüne dikkati çeken Tibet, "Tüketici bilinci gelişmeli, tüketici ucuz mal talep etmezse tağşişli ürün yapılmaz. Tüketici rengine bakarak tağşişi tespit edemez. Zeytinyağı karışımları kolay tespit edilen karışımlar değil" diye konuştu.
Tibet, tüketicinin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından onaylanmış markaları tercih etmesi gerektiğine işaret ederek, şöyle devam etti:
"Satın aldıkları markalı zeytinyağıyla en küçük bir şüpheleri olduğunda 'Alo 174' gıda hattını ya da bizim telefonlarımızı arasınlar. Şikayetçi olduğu zeytinyağının parti ve seri numarasını versinler. O zeytinyağını bulup akredite bir laboratuvarda analiz yaptırır, onlar adına süreci takip edip sonuçlandırır ve bilgi veririz."
"Tağşiş vatan hainliğidir"
Tibet, zeytinyağında yapılan tağşişin sektöre çok yönlü zarar verdiğini dile getirerek, şunları söyledi:
'Biz takipçisiyiz'
"Tağşiş, dürüstlüğünü tartışılır duruma düşürdüğü için tüccarımıza, sanayicimize, uygun fiyata zeytinyağı aldığını düşünen ama aslında yüksek fiyata bitkisel yağ alan tüketicimize ve katma değerini kaybeden üreticimize zarar veriyor. Üreticinin katma değeri üreticiye değil maalesef hile yapan kişiye gidiyor. Biz UZZK olarak hileli mal satan iş yerlerinin takipçisiyiz. Bunlara karşı yasal hakkımızı kullanarak mücadele ediyoruz ve edeceğiz." (kaynak:hürriyet.com.tr)
12 Mart 2015 Perşembe
Kilo almak için yapılan yanlışlar
Diyetkolik.com’un uzman diyetisyenlerine göre kilo almak isteyenlerin, günlük kalori ihtiyaçlarının üzerinde bir enerji alımı sağlamaları gerekiyor.
Kilo almanın kilo vermekten daha kolay olduğunu düşünürüz her zaman. Aslında düşündüğümüzün aksine, kilo almak isteyenlerin işi, kilo vermek isteyenlere göre genellikle daha zor oluyor. İşte tam da bu noktada kişilerin sabırlı ve kararlı olmaları çok önemli ve emin olun, bu da hiç kolay bir şey değil…
Türkiye’nin ilk online Diyet ve egzersiz platformu Diyetkolik.com’a göre kilo vermek ya da almak için ne yapılması gerektiği sorusuna verilebilecek ilk yanıt, “alışkanlıkları değiştirmeye açık olmak”. Çünkü kilo değişimi ancak alışkanlıkların değişmesiyle sağlanabiliyor. Örneğin, sadece tek öğünde çok fazla kalori tüketerek kilo almaya çalışıyorsanız, bu doğru ve sağlıklı bir davranış olmadığı için kalıcı bir şekilde hedefinize ulaşmanız mümkün olmaz. Bu durumda mevcut düzeninizi değiştirmeniz ve sağlıklı beslenme alışkanlıklarını benimsemeniz gerekir.
Diyetkolik.com Diyetisyeni Damla Eda Özçoban, kilo alma diyeti uygulamaya başlamadan önce ilk aşamada doktora danışılması gerektiğine dikkat çekiyor: “Diyetten önce doktora giderek kilo almanızı engelleyen veya zorlaştıran bir sağlık sorununuzun olup olmadığını anlamalısınız. Örneğin, sindirim sistemi bozuklukları, metabolizmanın hızlı çalışmasına neden olan hipertiroidi gibi hormonal hastalıklar, bağırsak parazitleri ve emilim bozuklukları bu sorunlar arasında ilk akla gelenler. Öte yandan kilo alma korkusu ve psikolojik rahatsızlıklar ile buna bağlı iştah kesilmesi gibi durumlar da fazladan kalori alımı gerçekleşse bile kilo almayı önleyebilen unsurlar.”
Kilo almak için çabalarken yapılan 8 yanlış
1. Öğün atlamak
Ana öğünleri atlamak ve ara öğün yapmamak, kilo almaya çalışırken yapılan en büyük yanlışlardan biridir. Kilo almak istiyorsanız yeme isteğinizi artırabilmek için ana ve ara öğünlerinizi düzenli olarak yapmalısınız.
2. Yemekle birlikte sıvı tüketmek
Yemeğe başlamadan önce veya yemek sırasında sıvı tüketmek zaten hacmi küçük olan midenizi doldurur ve daha az besin tüketmenize neden olur. Bu nedenle içeceğinizi yemeğin sonunda tüketmelisiniz.
3. Çok yavaş yemek yemek
Yemeğe başladıktan sonra 15-20 dakika içinde tokluk hissi oluşur. Çok yavaş yemek yediğinizde, doygunluk hissi oluşana kadar geçen sürede alacağınız kalori gerekenden daha az olur.
4. Yemeğe çorba ile başlamak
Midenizi çorba ile doldurmak, doyma hissinin daha çabuk oluşmasına sebep olur. Bu durumda asıl kalorili olan ana yemeği yemeniz zorlaşır.
5. Salatayı yemeğe başlarken tüketmek
Kilo vermek isteyenlerin aksine, kilo alma hedefiniz varsa salatayı ana yemeği yedikten sonra, en sona bırakmalısınız. Böylece hem fazladan kalori alabilir, hem de midenizin hacmini genişletebilir ve ilerleyen zamanlarda daha fazla besin tüketebilirsiniz. Salatanızda çeşitli soslar kullanmak da daha fazla kalori almanıza yardımcı olacaktır.
6. Hacmi büyük ve kalorisi düşük yemekler tüketmek
Bunun yerine sağlıklı soslar eklenmiş veya 2 besin grubu birleştirilip kalorisi artırılarak hazırlanmış yemekleri tercih edebilirsiniz. Örneğin öğününüzde kıymalı veya peynirli makarna gibi yemeklere daha çok yer verebilir ve daha yüksek miktarda kalori alabilirsiniz.
7. Çok yağlı besinler tüketmek
Kilo almak için kızartma veya yağ içeriği yüksek olan besinler tüketmek çok doğru olmaz. Yağlar midede daha uzun süre kalarak tokluk sürenizin uzamasına yol açarlar. Bu nedenle fırın, ızgara veya buğulama yöntemiyle pişirilmiş yemekleri tercih etmelisiniz.
8. Ara öğünlerde sadece meyve yemek
Meyveler yüksek lif oranına sahip olup midede şişkinlik oluştursalar da, kilo almak için aynı hacimde ama daha yüksek kalorili ara öğünler tercih etmelisiniz. Örneğin, kabak tatlısı üzerine ceviz ilave edebilir veya sütlü tatlılara ceviz, fındık, badem gibi yağlı tohumlar ekleyebilirsiniz. Evde hazırlayacağınız cevizli kek ve 1 bardak taze sıkılmış meyve suyu da iyi bir ara öğün alternatifi olacaktır.
Kilo almanın kilo vermekten daha kolay olduğunu düşünürüz her zaman. Aslında düşündüğümüzün aksine, kilo almak isteyenlerin işi, kilo vermek isteyenlere göre genellikle daha zor oluyor. İşte tam da bu noktada kişilerin sabırlı ve kararlı olmaları çok önemli ve emin olun, bu da hiç kolay bir şey değil…
Türkiye’nin ilk online Diyet ve egzersiz platformu Diyetkolik.com’a göre kilo vermek ya da almak için ne yapılması gerektiği sorusuna verilebilecek ilk yanıt, “alışkanlıkları değiştirmeye açık olmak”. Çünkü kilo değişimi ancak alışkanlıkların değişmesiyle sağlanabiliyor. Örneğin, sadece tek öğünde çok fazla kalori tüketerek kilo almaya çalışıyorsanız, bu doğru ve sağlıklı bir davranış olmadığı için kalıcı bir şekilde hedefinize ulaşmanız mümkün olmaz. Bu durumda mevcut düzeninizi değiştirmeniz ve sağlıklı beslenme alışkanlıklarını benimsemeniz gerekir.
Diyetkolik.com Diyetisyeni Damla Eda Özçoban, kilo alma diyeti uygulamaya başlamadan önce ilk aşamada doktora danışılması gerektiğine dikkat çekiyor: “Diyetten önce doktora giderek kilo almanızı engelleyen veya zorlaştıran bir sağlık sorununuzun olup olmadığını anlamalısınız. Örneğin, sindirim sistemi bozuklukları, metabolizmanın hızlı çalışmasına neden olan hipertiroidi gibi hormonal hastalıklar, bağırsak parazitleri ve emilim bozuklukları bu sorunlar arasında ilk akla gelenler. Öte yandan kilo alma korkusu ve psikolojik rahatsızlıklar ile buna bağlı iştah kesilmesi gibi durumlar da fazladan kalori alımı gerçekleşse bile kilo almayı önleyebilen unsurlar.”
Kilo almak için çabalarken yapılan 8 yanlış
1. Öğün atlamak
Ana öğünleri atlamak ve ara öğün yapmamak, kilo almaya çalışırken yapılan en büyük yanlışlardan biridir. Kilo almak istiyorsanız yeme isteğinizi artırabilmek için ana ve ara öğünlerinizi düzenli olarak yapmalısınız.
2. Yemekle birlikte sıvı tüketmek
Yemeğe başlamadan önce veya yemek sırasında sıvı tüketmek zaten hacmi küçük olan midenizi doldurur ve daha az besin tüketmenize neden olur. Bu nedenle içeceğinizi yemeğin sonunda tüketmelisiniz.
3. Çok yavaş yemek yemek
Yemeğe başladıktan sonra 15-20 dakika içinde tokluk hissi oluşur. Çok yavaş yemek yediğinizde, doygunluk hissi oluşana kadar geçen sürede alacağınız kalori gerekenden daha az olur.
4. Yemeğe çorba ile başlamak
Midenizi çorba ile doldurmak, doyma hissinin daha çabuk oluşmasına sebep olur. Bu durumda asıl kalorili olan ana yemeği yemeniz zorlaşır.
5. Salatayı yemeğe başlarken tüketmek
Kilo vermek isteyenlerin aksine, kilo alma hedefiniz varsa salatayı ana yemeği yedikten sonra, en sona bırakmalısınız. Böylece hem fazladan kalori alabilir, hem de midenizin hacmini genişletebilir ve ilerleyen zamanlarda daha fazla besin tüketebilirsiniz. Salatanızda çeşitli soslar kullanmak da daha fazla kalori almanıza yardımcı olacaktır.
6. Hacmi büyük ve kalorisi düşük yemekler tüketmek
Bunun yerine sağlıklı soslar eklenmiş veya 2 besin grubu birleştirilip kalorisi artırılarak hazırlanmış yemekleri tercih edebilirsiniz. Örneğin öğününüzde kıymalı veya peynirli makarna gibi yemeklere daha çok yer verebilir ve daha yüksek miktarda kalori alabilirsiniz.
7. Çok yağlı besinler tüketmek
Kilo almak için kızartma veya yağ içeriği yüksek olan besinler tüketmek çok doğru olmaz. Yağlar midede daha uzun süre kalarak tokluk sürenizin uzamasına yol açarlar. Bu nedenle fırın, ızgara veya buğulama yöntemiyle pişirilmiş yemekleri tercih etmelisiniz.
8. Ara öğünlerde sadece meyve yemek
Meyveler yüksek lif oranına sahip olup midede şişkinlik oluştursalar da, kilo almak için aynı hacimde ama daha yüksek kalorili ara öğünler tercih etmelisiniz. Örneğin, kabak tatlısı üzerine ceviz ilave edebilir veya sütlü tatlılara ceviz, fındık, badem gibi yağlı tohumlar ekleyebilirsiniz. Evde hazırlayacağınız cevizli kek ve 1 bardak taze sıkılmış meyve suyu da iyi bir ara öğün alternatifi olacaktır.
Kan grubuna göre diyet
Yapılan bazı araştırmalar kan grubuna göre beslenmenin sağlığı etkilediğini göstermektedir.
Yazar Dr. Peter J. D’Adamo'un açıklamarına göre her kan grubu belirli özelliklere sahiptir. Bu sayede kan grubunuza göre beslenerek ve spor yaparak daha sağlıklı olabilirsiniz.
İşte Dr. Peter J. D’Adamo'nun kitabında (Eat Right 4 Your Type) anlattığı kan grubuna göre diyet önerileri...
0 kan grubu diyeti
Kan grubunuz 0 ise protein ağırlıklı beslenmelisiniz. Kümes hayvanları, balık, et ve sebzelerden vazgeçmemelisiniz. Süt ve süt ürünlerinin yanı sıra fasulye gibi hafif bakliyatlar da tüketilebilir. 0 kan grubuna sahip kişilerin karın ağrısına yatkın oldukları da eklenmektedir.
A kan grubu diyeti
Kan grubu A olanlar için et değil sebze, meyve ve bakliyat ağırlıklı beslenme önerilmektedir. A kan grubunda olanların bağışıklık sistemi çok hassas olduğundan organik ve taze besinler tercih etmeleri gerekmektedir. Bu sayede bağışıklık sistemi güçlendirilebilir.
B kan grubu diyeti
B kan grubunda olanlar az yağlı süt ürünleri, yumurta, yeşil sebze ve et tüketmelidir. Bu gruptaki kişilerin tavuk alerjisi söz konusu olabilir ve domates, mısır, susam, mercimek ve yerfıstığı gibi besinlerden uzak durmaları belirtilmektedir.
AB kan grubu diyeti
Kan grubu AB olanların mide asidi daha azdır. Bu nedenle sindirimde zorluk yaşayabilirler. AB kan grubundakilerin kafein, alkol ve işlenmiş etlerden uzak durması gerekir. Ayrıca yeşil sebzeler ve süt ürünleri de sindirim sistemi sorunlarına yol açabilir.
Her türlü diyeti yaparken mutlaka doktorunuza danışmanız gerektiğini unutmayın. (PembeNar)
Yazar Dr. Peter J. D’Adamo'un açıklamarına göre her kan grubu belirli özelliklere sahiptir. Bu sayede kan grubunuza göre beslenerek ve spor yaparak daha sağlıklı olabilirsiniz.
İşte Dr. Peter J. D’Adamo'nun kitabında (Eat Right 4 Your Type) anlattığı kan grubuna göre diyet önerileri...
0 kan grubu diyeti
Kan grubunuz 0 ise protein ağırlıklı beslenmelisiniz. Kümes hayvanları, balık, et ve sebzelerden vazgeçmemelisiniz. Süt ve süt ürünlerinin yanı sıra fasulye gibi hafif bakliyatlar da tüketilebilir. 0 kan grubuna sahip kişilerin karın ağrısına yatkın oldukları da eklenmektedir.
A kan grubu diyeti
Kan grubu A olanlar için et değil sebze, meyve ve bakliyat ağırlıklı beslenme önerilmektedir. A kan grubunda olanların bağışıklık sistemi çok hassas olduğundan organik ve taze besinler tercih etmeleri gerekmektedir. Bu sayede bağışıklık sistemi güçlendirilebilir.
B kan grubu diyeti
B kan grubunda olanlar az yağlı süt ürünleri, yumurta, yeşil sebze ve et tüketmelidir. Bu gruptaki kişilerin tavuk alerjisi söz konusu olabilir ve domates, mısır, susam, mercimek ve yerfıstığı gibi besinlerden uzak durmaları belirtilmektedir.
AB kan grubu diyeti
Kan grubu AB olanların mide asidi daha azdır. Bu nedenle sindirimde zorluk yaşayabilirler. AB kan grubundakilerin kafein, alkol ve işlenmiş etlerden uzak durması gerekir. Ayrıca yeşil sebzeler ve süt ürünleri de sindirim sistemi sorunlarına yol açabilir.
Her türlü diyeti yaparken mutlaka doktorunuza danışmanız gerektiğini unutmayın. (PembeNar)
11 Mart 2015 Çarşamba
Taş Devri Diyeti'nin yazarı Prof. Dr. Ahmet Aydın yaşamını yitirdi
Taş Devri Diyeti kitabı ve otizm üzerine çalışmaları ile bilinen İstanbul Üniversitesi (İÜ) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Hastalıkları ve Metabolizma Bilim Dalı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Aydın (63) hayatını kaybetti.
Bir süredir kanser tedavisi gören Aydın için bugün İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Cemil Demiroğlu Oditoryumu'nda tören düzenlenecek. Prof. Dr. Aydın ikindi namazını müteakiben Cerrah Mehmet Paşa Camii'nde kılınacak cenaze namazının ardından Topkapı Anıt Mezarlığı'nda defnedilecek.
PROF. DR. AHMET AYDIN KİMDİR?
1953 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Ahmet Aydın, 1977 yılında Cerrahpaşa Tıp Fakültesini bitirdi. 1982 yılında aynı Fakülte’nin Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümünde uzmanlığını tamamladı. 1988 yılında Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde doçent, 1993 yılında Metabolizma ve Beslenme Bilim Dalı başkanı ve 1994 yılında da profesör oldu. “Otizme çözüm var”, “Taş devri diyeti. Doğru beslenmenin başucu kitabı”, “7'den 70'e Taş Devri Diyeti” gibi çeşitli konularda yazdığı 6 kitabı ile yerli ve yabancı 100’ün üzerinde makalesi olan Aydın, evli ve bir çocuk sahibiydi.
Bir süredir kanser tedavisi gören Aydın için bugün İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Cemil Demiroğlu Oditoryumu'nda tören düzenlenecek. Prof. Dr. Aydın ikindi namazını müteakiben Cerrah Mehmet Paşa Camii'nde kılınacak cenaze namazının ardından Topkapı Anıt Mezarlığı'nda defnedilecek.
PROF. DR. AHMET AYDIN KİMDİR?
1953 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Ahmet Aydın, 1977 yılında Cerrahpaşa Tıp Fakültesini bitirdi. 1982 yılında aynı Fakülte’nin Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümünde uzmanlığını tamamladı. 1988 yılında Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde doçent, 1993 yılında Metabolizma ve Beslenme Bilim Dalı başkanı ve 1994 yılında da profesör oldu. “Otizme çözüm var”, “Taş devri diyeti. Doğru beslenmenin başucu kitabı”, “7'den 70'e Taş Devri Diyeti” gibi çeşitli konularda yazdığı 6 kitabı ile yerli ve yabancı 100’ün üzerinde makalesi olan Aydın, evli ve bir çocuk sahibiydi.
10 Mart 2015 Salı
Zayıflatan maydanoz kürü
Metabolizmayı uyaran maydanoz, kan dolaşımını hızlandırıyor ve dokulara daha fazla kan ulaşmasını sağlayarak yağ yakıcı etki sağlıyor.
Maydanoz C vitamini açısından zengin bir bitkidir. Sağlığı koruduğu gibi vitamin deposu olduğu için her yaşta her kesimin yemesi önemle tavsiye edilir.
Her Sabah kürü için Yarım demet maydonuzu sapıyla beraber ortadan kırıp blendırın içine koyun. Bir adet tam limonun suyunu sıkıp üzerine yarım bardak su koyun. Elde ettiğiniz yeşil suyu her sabah kahvaltıdan 15 dakika önce için. Böylece gereksiz yağların yanması hızlanacak.
Not: Kür 15 gün ara vermeden yapılıyor ardından 5 gün ara verilip tekrar başlanıyor.
Maydanoz C vitamini açısından zengin bir bitkidir. Sağlığı koruduğu gibi vitamin deposu olduğu için her yaşta her kesimin yemesi önemle tavsiye edilir.
Her Sabah kürü için Yarım demet maydonuzu sapıyla beraber ortadan kırıp blendırın içine koyun. Bir adet tam limonun suyunu sıkıp üzerine yarım bardak su koyun. Elde ettiğiniz yeşil suyu her sabah kahvaltıdan 15 dakika önce için. Böylece gereksiz yağların yanması hızlanacak.
Not: Kür 15 gün ara vermeden yapılıyor ardından 5 gün ara verilip tekrar başlanıyor.
Etiketler:
diyet,
göbek yağlanma,
kilo,
metabolizma,
yağ,
zayıflama
9 Mart 2015 Pazartesi
1 kilo vermek için kaç kalori yakmalısınız?
Yapılan egzersizlerde ne kadar kalori yakıldığını göz önüne alarak spor programı oluşturan kişiler, yaktıkları bu kalorilerin tartıdaki yansımasını da merak etmekte.
Ortalama olarak 68 kg olan bir bayanın vücut yağları 110.000 kalori erkeğinki ise 80.000 kalori ihtiva eder. Amerikan Egzersiz Kurulu'nun yaptığı araştırmaya göre 1 kg yağ yakabilmek için ortalama 7 400 kalori yakmak gerekiyor.
Günlük olarak ekstra 1000 kalori yakmak haftalık 1 kiloya denk gelmekte. Bu değerlere ulaşmak için ise günlük aktivitelere ve egzersizlere büyük önem vermek gerekiyor. Spor salonlarında kardiyo egzersizleri için kullanılan koşu bandı ve eliptik bisiklet gibi aletlerde ortalama olarak ne kadar kalori yakıldığı görülebiliyor. Spor salonu haricinde dışarıda egzersiz yaparak ne kadar kalori yaktığını öğrenmek isteyenler içinde bir araştırma yapılmış ve bunun sonucunda 78 kg olan bir kişinin 45 dakika 5.5 km hızla yürümesi, 1,5 saat boyunca 5.6 km hızda bisiklet çevirmesi 500 kalori yakmasını sağlayacağı ortaya çıkmıştır.
Bu değerler vücut ağırlığı düştükçe hem süre hem de aktivitenin yoğunluğunun artmasına neden olmakta. Kilolu kişiler daha düşük yoğunlukta ve daha kısa sürede çok daha fazla kalori yakarlar. Kilo vermenin zaman geçtikte zorlaşması vücut yağlarının azalmasından kaynaklanmaktadır.
kalorisepeti.com
Ortalama olarak 68 kg olan bir bayanın vücut yağları 110.000 kalori erkeğinki ise 80.000 kalori ihtiva eder. Amerikan Egzersiz Kurulu'nun yaptığı araştırmaya göre 1 kg yağ yakabilmek için ortalama 7 400 kalori yakmak gerekiyor.
Günlük olarak ekstra 1000 kalori yakmak haftalık 1 kiloya denk gelmekte. Bu değerlere ulaşmak için ise günlük aktivitelere ve egzersizlere büyük önem vermek gerekiyor. Spor salonlarında kardiyo egzersizleri için kullanılan koşu bandı ve eliptik bisiklet gibi aletlerde ortalama olarak ne kadar kalori yakıldığı görülebiliyor. Spor salonu haricinde dışarıda egzersiz yaparak ne kadar kalori yaktığını öğrenmek isteyenler içinde bir araştırma yapılmış ve bunun sonucunda 78 kg olan bir kişinin 45 dakika 5.5 km hızla yürümesi, 1,5 saat boyunca 5.6 km hızda bisiklet çevirmesi 500 kalori yakmasını sağlayacağı ortaya çıkmıştır.
Bu değerler vücut ağırlığı düştükçe hem süre hem de aktivitenin yoğunluğunun artmasına neden olmakta. Kilolu kişiler daha düşük yoğunlukta ve daha kısa sürede çok daha fazla kalori yakarlar. Kilo vermenin zaman geçtikte zorlaşması vücut yağlarının azalmasından kaynaklanmaktadır.
kalorisepeti.com
Obezitenin tek bir sebebi yok!
Tek bir yiyecek veya içecek obezitenin kaynağı değildir. Bilgi kaynaklarını sorgulayın; ‘şunu ye, bunu yeme’ diyenlere itibar etmeyin, doktorunuza danışın.
Prof. Dr. Mustafa Necmi İlhan, 2010 yılında yapılan Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırması verilerine göre Türkiye’de her 5 erkekten 1’inin, her 5 kadından 2’sinin obez olduğunu hatırlatarak, obezitenin yüksek veya düşük gelir gruplarının sorunu olmadığını, konuyu tüm toplumu ilgilendiren bir halk sağlığı sorunu olarak değerlendirmek gerektiğini kaydetti.
İşte obezitenin nedenleri
1. Dengesiz beslenme
Beslenme hayatın olmazsa olmazı. Ancak yanlış ve aşırı beslenme kilo alımına ve obeziteye sebep oluyor. Bireylerin alması gereken enerji dengesini bilmeden aşırı beslenmesi dengeyi bozuyor. 2010 yılında gerçekleştirilen Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırması verilerine göre de halkımız yağdan zengin besleniyor. Araştırma, hemen hemen her yaş grubunda yağ tüketiminin yüksekliğine dikkat çekiyor.
Yağlar en fazla enerji veren gruptur ve özellikle yağdan zengin beslenmede doyma hissi geç yakalanır ve enerji dengesinin negatif yönde bozulduğu gözlenir. Enerji dengesinin bozulması ne demek bir örnekle açıklayalım; gıdalarla alınan kalorilerin toplamını terazinin bir kefesine koyarsak, gün içinde harcadığınız kalori miktarını da diğer kefesine koyduğunuzda, aldıklarınızın kefesi harcadıklarınızdan ağır basıyorsa denge bozulmuş demektir. Yani kısaca kilo alımı başlamıştır. Önemli olan bu dengenin korunması.
2. Yetersiz fiziksel aktivite
Fiziksel aktivitenin artırılması kilo kontrolü üzerindeki en iyi sonuç veren uygulamadır. Toplumumuzda her dört kişiden üçü yeterli fiziksel aktivite düzeyine sahip değil. Amerikan Spor Hekimliği Birliği tüm erişkinlerin en az haftada 5 gün, toplamda 150 dakika orta şiddette egzersiz yapmasını öneriyor. En kolay ve ucuz fiziksel aktivite ise yürüyüştür. Hedef her gün 10.000 adım atmak olmalı. Unutmayın her gün fazladan atılan 2000 adım 100 kalori yakar!
3. Uzun süreli diyetler
Uzun süreli ve başarısız her diyet programı yeme bozukluğunun gelişimine yol açarak kilo alımına sebep olur. Bireyi tanımadan, beslenme alışkanlığını bilmeden ve uzman olmayan kişilerce gazetelerde, internette önerilen her gün ardı arkası kesilmeden çıkartılan kitaplarla yapılan diyetler koca bir hiçle sonuçlandığı gibi, yoyo etkisi ile verilen kiloları da geri aldırıyor. En doğrusu bir uzmana danışarak beslenme düzenini ayarlamak.
4. Çevresel faktörler
Obezite gelişimini etkileyen önemli faktörlerden biri de çevremizdir. Doğduğumuz andan itibaren, hayatımız boyunca yaşamımızı sürdürdüğümüz çevremiz beslenme de dahil birçok alışkanlıklarımız üzerinde de belirleyici rol oynar. Obezite de, çoğu kez öğrenilmiş bir yeme davranışının sonucu olup ailenin yeme alışkanlıkları, öğün düzeni, porsiyonların büyüklüğü, en fazla tüketilen besinler ve egzersiz gibi yaşam tarzı ile ilgili faktörlerden ve kültürel faktörlerden etkilenir. Ailede başka obez bireyin olması, bireyin kabul gördüğü bir çevre sağlayarak obeziteyi tetikliyor.
5. Psikolojik faktörler
Bazılarımız için duygularımız yeme alışkanlıklarımızı etkiler. Çoğu insan canı sıkkınken, üzgünken, stresliyken veya kızgınken kontrolsüz yeme davranışı gösterir. Kilo kontrolünü sağlamakta zorluk çeken bireyler duygusal ve psikolojik problemlerle karşılaştığında bu bireylerin yaklaşık %30’u aşırı yeme eğilimi gösterebilir. Aşırı yeme eğiliminde olan kişiler ne kadar yediklerini kontrol edemedikleri gibi büyük porsiyonlar seçme eğilimi gösterirler. (milliyet.com.tr)
Prof. Dr. Mustafa Necmi İlhan, 2010 yılında yapılan Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırması verilerine göre Türkiye’de her 5 erkekten 1’inin, her 5 kadından 2’sinin obez olduğunu hatırlatarak, obezitenin yüksek veya düşük gelir gruplarının sorunu olmadığını, konuyu tüm toplumu ilgilendiren bir halk sağlığı sorunu olarak değerlendirmek gerektiğini kaydetti.
İşte obezitenin nedenleri
1. Dengesiz beslenme
Beslenme hayatın olmazsa olmazı. Ancak yanlış ve aşırı beslenme kilo alımına ve obeziteye sebep oluyor. Bireylerin alması gereken enerji dengesini bilmeden aşırı beslenmesi dengeyi bozuyor. 2010 yılında gerçekleştirilen Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırması verilerine göre de halkımız yağdan zengin besleniyor. Araştırma, hemen hemen her yaş grubunda yağ tüketiminin yüksekliğine dikkat çekiyor.
Yağlar en fazla enerji veren gruptur ve özellikle yağdan zengin beslenmede doyma hissi geç yakalanır ve enerji dengesinin negatif yönde bozulduğu gözlenir. Enerji dengesinin bozulması ne demek bir örnekle açıklayalım; gıdalarla alınan kalorilerin toplamını terazinin bir kefesine koyarsak, gün içinde harcadığınız kalori miktarını da diğer kefesine koyduğunuzda, aldıklarınızın kefesi harcadıklarınızdan ağır basıyorsa denge bozulmuş demektir. Yani kısaca kilo alımı başlamıştır. Önemli olan bu dengenin korunması.
2. Yetersiz fiziksel aktivite
Fiziksel aktivitenin artırılması kilo kontrolü üzerindeki en iyi sonuç veren uygulamadır. Toplumumuzda her dört kişiden üçü yeterli fiziksel aktivite düzeyine sahip değil. Amerikan Spor Hekimliği Birliği tüm erişkinlerin en az haftada 5 gün, toplamda 150 dakika orta şiddette egzersiz yapmasını öneriyor. En kolay ve ucuz fiziksel aktivite ise yürüyüştür. Hedef her gün 10.000 adım atmak olmalı. Unutmayın her gün fazladan atılan 2000 adım 100 kalori yakar!
3. Uzun süreli diyetler
Uzun süreli ve başarısız her diyet programı yeme bozukluğunun gelişimine yol açarak kilo alımına sebep olur. Bireyi tanımadan, beslenme alışkanlığını bilmeden ve uzman olmayan kişilerce gazetelerde, internette önerilen her gün ardı arkası kesilmeden çıkartılan kitaplarla yapılan diyetler koca bir hiçle sonuçlandığı gibi, yoyo etkisi ile verilen kiloları da geri aldırıyor. En doğrusu bir uzmana danışarak beslenme düzenini ayarlamak.
4. Çevresel faktörler
Obezite gelişimini etkileyen önemli faktörlerden biri de çevremizdir. Doğduğumuz andan itibaren, hayatımız boyunca yaşamımızı sürdürdüğümüz çevremiz beslenme de dahil birçok alışkanlıklarımız üzerinde de belirleyici rol oynar. Obezite de, çoğu kez öğrenilmiş bir yeme davranışının sonucu olup ailenin yeme alışkanlıkları, öğün düzeni, porsiyonların büyüklüğü, en fazla tüketilen besinler ve egzersiz gibi yaşam tarzı ile ilgili faktörlerden ve kültürel faktörlerden etkilenir. Ailede başka obez bireyin olması, bireyin kabul gördüğü bir çevre sağlayarak obeziteyi tetikliyor.
5. Psikolojik faktörler
Bazılarımız için duygularımız yeme alışkanlıklarımızı etkiler. Çoğu insan canı sıkkınken, üzgünken, stresliyken veya kızgınken kontrolsüz yeme davranışı gösterir. Kilo kontrolünü sağlamakta zorluk çeken bireyler duygusal ve psikolojik problemlerle karşılaştığında bu bireylerin yaklaşık %30’u aşırı yeme eğilimi gösterebilir. Aşırı yeme eğiliminde olan kişiler ne kadar yediklerini kontrol edemedikleri gibi büyük porsiyonlar seçme eğilimi gösterirler. (milliyet.com.tr)
Her yaşın ayrı ihtiyacı var!
Diyetisyen ve Yaşam Koçu Gizem Şeber, kadınların her yaşta besin ihtiyaçlarının farklı olduğunu söyledi...
Sodexo Avantaj ve Ödüllendirme Hizmetleri’nin yaşam kalitesini yükselten tavsiyeleri paylaşmak için oluşturduğu “İyi Yaşa” Programı kapsamında beslenme önerilerinde bulunan Diyetisyen ve Yaşam Koçu Gizem Şeber, kadınların her yaş döneminde farklı besinlere daha fazla ihtiyacı olduğunu belirtti. Şeber, “Döneme uygun beslenmek, kadına sağlık ve mutluluk Katar” dedi.
Doğru seçilen gıdalar ile sağlıklı ve fit bir vücuda sahip olmak mümkün. Ancak özelikle kadınların bazı dönemlerde bazı gıdalara ağırlık vermesi gerikiyor.
Kadınların çocukluk döneminden ergenliğe, gebelik döneminden menopoza kadar farklı dönemlerde, ihtiyaçlarına uygun beslenme şekilleri ile daha sağlıklı bir yaşam sürebileceklerini söyleyen “İyi Yaşa” Programı Diyetisyen ve Yaşam Koçu Gizem Şeber, “Kadın bedeni, söz konusu dönemlerde bazı besinlere daha çok, bazılarına ise daha az ihtiyaç duymaktadır. Döneme uygun beslenmek, kadına sağlık ve mutluluk katar” dedi. Kadınlar Günü kapsamında kadın beslenmesinde ihtiyaçlara değinen Şeber, kadınlar için beslenme önerilerini sıraladı;
Kadın bedeni yağ depolamaya müsait
Kadın bedeninin yaşantısının her döneminde erkeklere kıyasla daha fazla yağ depolamaya meyilli olduğunu söyleyen Şeber, “Ergenlik dönemi ile depolanmaya başlayan yağ dokusu, yaş ilerledikçe ve enerji alımına dikkat edilmemesi durumunda şişmanlık riski doğurur” dedi. Kadınlık hormonlarının yağ depolama yetisini artırmasının metabolizma hızını da etkilediğini anlatan Şeber, “Yağ hücreleri kas hücrelerine kıyasla daha az enerji harcadığından, kadın bedeni erkek bedenine göre daha az enerji harcar yani kadınların metabolizmaları erkeklere kıyasla daha yavaş çalışır” diye konuştu. Bu sebeple kadınların erkeklere kıyasla daha az enerji ihtiyacı olduğunu söyleyen Şeber, “Ancak bu aç kalmanız veya 3 öğün salata yemeniz anlamına gelmez” dedi.
Gebelikte yeşil yapraklı sebzeler ve baklagiller önemli
Gebelik döneminde kadın bedeninin B grubu vitaminlerden biri olan folik asit ihtiyacının arttığını söyleyen Şeber, “Bu ihtiyacın nedeni bebeğin sinir sisteminin tam gelişmesini sağlamak ve onu sakatlıklardan korumaktır” dedi. Gebelerin günde 600 mikrogram, emziren kadınların ise günde 500 mikrogram folik asit alması gerektiğine dikkat çeken Şeber, “Gebelik öncesi dönemde ve gebelik süresince folik asit desteği için bir doktora danışmanız gerekir. Koyu yeşil yapraklı sebzeler ve kuru baklagilleri de sofrada ön plana çıkarabilirsiniz” diye konuştu.
Regl döneminde demire ağırlık verin
Kadın vücudunun regl döneminde demir kaybettiği için bu dönemde demir alımının arttırılması gerektiğini anlatan Şeber, “19–50 yaş arası bir erkeğin günlük demir ihtiyacı 8–10 mg iken, kadın bedeninde bu ihtiyaç 18 mg’dır. Bu da kadın bedeninin daha az enerji daha fazla demir istediğini gösterir” dedi. Sağlıklı bir şekilde demir ihtiyacının karşılanması için doğru bir beslenme planı edinilmesi gerektiğini belirten Şeber, “Kırmızı et ve diğer et grupları zengin demir kaynaklarıdır. Koyu yeşil yapraklı sebzelerde, kuru baklagillerde, kuru yemişlerde ve yumurtada ise vücutta daha zor kullanılan bir demir formu vardır. Söz konusu demir formundan maksimum fayda sağlamanız için bu besinlerin yanında bir miktar et grubu besin ve C vitamini açısından zengin sebze ve meyveleri tüketmeniz gerekir” diye konuştu.
Menopoz döneminde kalsiyum arttırılmalı
Ergenlik çağında kemik gelişimi için son derece gerekli olan kalsiyum mineralinin kadın bedeni için de çok değerli olduğuna değinen Şeber, “Yaş ilerledikçe vücuttaki kalsiyum miktarı azalır. Ayrıca aylık periyotların sonlandığı dönemde durum daha da kritik hale gelir ve vücuttan kalsiyum atımı hızlanır. Kemik kırılmalarına kadar varabilecek sağlık sorunlarından kaçınmak için vücudunuzun sesini dinlemeniz önemlidir” dedi. Bu dönemde kadınların günlük beslenme planına 2 su bardağı süt veya yoğurt ve 2 dilim peynir çeşidi eklemesi gerektiğini söyleyen Şeber, “Bazı dönemlerde kalsiyum desteğine ihtiyacınız olabilir. Bu süreçte doktorunuzun önerdiği kalsiyum desteğini “önerilen” dozda ve sıklıkta kullanmanız önemlidir” diye konuştu. PembeNar
Sodexo Avantaj ve Ödüllendirme Hizmetleri’nin yaşam kalitesini yükselten tavsiyeleri paylaşmak için oluşturduğu “İyi Yaşa” Programı kapsamında beslenme önerilerinde bulunan Diyetisyen ve Yaşam Koçu Gizem Şeber, kadınların her yaş döneminde farklı besinlere daha fazla ihtiyacı olduğunu belirtti. Şeber, “Döneme uygun beslenmek, kadına sağlık ve mutluluk Katar” dedi.
Doğru seçilen gıdalar ile sağlıklı ve fit bir vücuda sahip olmak mümkün. Ancak özelikle kadınların bazı dönemlerde bazı gıdalara ağırlık vermesi gerikiyor.
Kadınların çocukluk döneminden ergenliğe, gebelik döneminden menopoza kadar farklı dönemlerde, ihtiyaçlarına uygun beslenme şekilleri ile daha sağlıklı bir yaşam sürebileceklerini söyleyen “İyi Yaşa” Programı Diyetisyen ve Yaşam Koçu Gizem Şeber, “Kadın bedeni, söz konusu dönemlerde bazı besinlere daha çok, bazılarına ise daha az ihtiyaç duymaktadır. Döneme uygun beslenmek, kadına sağlık ve mutluluk katar” dedi. Kadınlar Günü kapsamında kadın beslenmesinde ihtiyaçlara değinen Şeber, kadınlar için beslenme önerilerini sıraladı;
Kadın bedeni yağ depolamaya müsait
Kadın bedeninin yaşantısının her döneminde erkeklere kıyasla daha fazla yağ depolamaya meyilli olduğunu söyleyen Şeber, “Ergenlik dönemi ile depolanmaya başlayan yağ dokusu, yaş ilerledikçe ve enerji alımına dikkat edilmemesi durumunda şişmanlık riski doğurur” dedi. Kadınlık hormonlarının yağ depolama yetisini artırmasının metabolizma hızını da etkilediğini anlatan Şeber, “Yağ hücreleri kas hücrelerine kıyasla daha az enerji harcadığından, kadın bedeni erkek bedenine göre daha az enerji harcar yani kadınların metabolizmaları erkeklere kıyasla daha yavaş çalışır” diye konuştu. Bu sebeple kadınların erkeklere kıyasla daha az enerji ihtiyacı olduğunu söyleyen Şeber, “Ancak bu aç kalmanız veya 3 öğün salata yemeniz anlamına gelmez” dedi.
Gebelikte yeşil yapraklı sebzeler ve baklagiller önemli
Gebelik döneminde kadın bedeninin B grubu vitaminlerden biri olan folik asit ihtiyacının arttığını söyleyen Şeber, “Bu ihtiyacın nedeni bebeğin sinir sisteminin tam gelişmesini sağlamak ve onu sakatlıklardan korumaktır” dedi. Gebelerin günde 600 mikrogram, emziren kadınların ise günde 500 mikrogram folik asit alması gerektiğine dikkat çeken Şeber, “Gebelik öncesi dönemde ve gebelik süresince folik asit desteği için bir doktora danışmanız gerekir. Koyu yeşil yapraklı sebzeler ve kuru baklagilleri de sofrada ön plana çıkarabilirsiniz” diye konuştu.
Regl döneminde demire ağırlık verin
Kadın vücudunun regl döneminde demir kaybettiği için bu dönemde demir alımının arttırılması gerektiğini anlatan Şeber, “19–50 yaş arası bir erkeğin günlük demir ihtiyacı 8–10 mg iken, kadın bedeninde bu ihtiyaç 18 mg’dır. Bu da kadın bedeninin daha az enerji daha fazla demir istediğini gösterir” dedi. Sağlıklı bir şekilde demir ihtiyacının karşılanması için doğru bir beslenme planı edinilmesi gerektiğini belirten Şeber, “Kırmızı et ve diğer et grupları zengin demir kaynaklarıdır. Koyu yeşil yapraklı sebzelerde, kuru baklagillerde, kuru yemişlerde ve yumurtada ise vücutta daha zor kullanılan bir demir formu vardır. Söz konusu demir formundan maksimum fayda sağlamanız için bu besinlerin yanında bir miktar et grubu besin ve C vitamini açısından zengin sebze ve meyveleri tüketmeniz gerekir” diye konuştu.
Menopoz döneminde kalsiyum arttırılmalı
Ergenlik çağında kemik gelişimi için son derece gerekli olan kalsiyum mineralinin kadın bedeni için de çok değerli olduğuna değinen Şeber, “Yaş ilerledikçe vücuttaki kalsiyum miktarı azalır. Ayrıca aylık periyotların sonlandığı dönemde durum daha da kritik hale gelir ve vücuttan kalsiyum atımı hızlanır. Kemik kırılmalarına kadar varabilecek sağlık sorunlarından kaçınmak için vücudunuzun sesini dinlemeniz önemlidir” dedi. Bu dönemde kadınların günlük beslenme planına 2 su bardağı süt veya yoğurt ve 2 dilim peynir çeşidi eklemesi gerektiğini söyleyen Şeber, “Bazı dönemlerde kalsiyum desteğine ihtiyacınız olabilir. Bu süreçte doktorunuzun önerdiği kalsiyum desteğini “önerilen” dozda ve sıklıkta kullanmanız önemlidir” diye konuştu. PembeNar
Etiketler:
diyet,
sağlık,
sağlıklı beslenme,
yağ
8 Mart 2015 Pazar
Kilo vermenin ilginç yolları!
Beden ve ruh sağlığını olumsuz etkileyen fazla kilolara karşı ufak ama etkili oyunlarla başa çıkabilmek mümkün. Uzmanlar şaşırtan ilginç bilgilerle zayıflamanın yollarını sıralıyor.
Takvim'in haberine göre baharın gelmesiyle yavaş yavaş ısınan havalar, incelen kıyafetler fazla kiloları gözler önüne seriyor. Bir türlü diyet yapamıyor, iştahınızı kapatamıyorsanız, ilginç ama işe yarayan yöntemlerle zayıflamanın mümkün olduğunu belirten uzmanlar bu bilgileri şöyle paylaşıyor:
Kokulu mumlar
En sevdiğiniz kokular kilo vermenizdeki en büyük destekçilerinizden biri olabilir. Nörolog Dr. Alan Hirsch, vanilya, muz, yeşil elma ve nane kokulu mumları koklamanın bu yiyeceklerinizi zaten yediğiniz yönünde beyninizi kandırabileceğini söylüyor. 'Kokular yüzde 90 tattır' diyen Hirsch, hoş kokuların atıştırma krizlerinizi bastırabileceğini söylüyor.
Müzik dinlemek
Eğer kendinizi müzikli bir restoranda aşırı yemek yerken bulduysanız, bu önünüzdeki yiyeceğin çok lezzetli olmasından ziyade arka fonda çalan müzikle alakalı olabilir. 2012 yılında hazırlanan bir psikoloji raporuna göre, araştırmacılar fastfood restoranlarında çalan yatıştırıcı müziklerin insanların yüzde 18 daha fazla kalori almasında etkili olduğu açıklanmış. Uzmanlar diyet yaptığınız dönemlerde, başarma istediğinize yönelik mesajlar veren parçaları dinlemenizi tavsiye ediyor.
Patates
Yüksek karbonhidrat oranıyla birçok diyette uzak durulması tavsiye edilen patateslerin iştah önleyici mucizesi dirençli nişastadan kaynaklanıyor. Beslenme ve spor uzmanı Amy Goodson, dirençli nişastanın fasulye, bakliyat, nişastalı meyveler ve sebzelerde, tam tahıllı ürünlerde ve patates ve pirinç gibi önce pişirilen ve soğumaya bırakılan yiyeceklerde bulunduğunu açıklıyor. Ayrıca patatesleri ne kadar uzun süre kaynatır ve ne kadar çok ısıtırsanız içindeki dirençli nişastayı o ölçüde kaybediyor. Yani soğumuş patatesler sıcak yenen patateslere göre daha fazla dirençli nişasta içerir.
Sirke
Yapılan birçok bilimsel araştırma sirkenin besinlerdeki glisemik indeksini sirkenin yüzde 20 ile 35 arasında bir oranla düşürmeyi başardığını kanıtlıyor. Sirke, kan şekeri seviyenizin düzenli olması, yemek yedikten sonra sizi tatmin olmuş ve doymuş hissettirir.
Işıkları kısmak
Rahatlatıcı, yumuşak müzikler dinlemenin yanı sıra, ışıkları kısmak ve loş bir ortam yaratmak da daha az yemek yemenize neden olabilir. Araştırma sonuçları loş restoranlarda yemek yiyen insanların aydınlık restoranlarda yemek yiyenlere göre daha az kalori aldığını ortaya koyuyor.
Renkli tabaklar
Mavi rengin iştah bastıran bir renk olduğu herkesin bildiği bir şeydir. Fakat yapılan son araştırmalara göre kırmızı bu konuda mavi renkten daha etkili. 2012 yılında yayınlanan bir çalışmada, mavi veya beyaz etiketli tabaklardan daha fazla atıştırmalık yerken kırmızı etiketli tabaklardan daha az atıştırmalık yediği saptanmıştır. Araştırmacılar bunu kırmızı rengin bilinç altına verdiği dur sinyalinden kaynaklanabileceğini düşünüyor.
Takvim'in haberine göre baharın gelmesiyle yavaş yavaş ısınan havalar, incelen kıyafetler fazla kiloları gözler önüne seriyor. Bir türlü diyet yapamıyor, iştahınızı kapatamıyorsanız, ilginç ama işe yarayan yöntemlerle zayıflamanın mümkün olduğunu belirten uzmanlar bu bilgileri şöyle paylaşıyor:
Kokulu mumlar
En sevdiğiniz kokular kilo vermenizdeki en büyük destekçilerinizden biri olabilir. Nörolog Dr. Alan Hirsch, vanilya, muz, yeşil elma ve nane kokulu mumları koklamanın bu yiyeceklerinizi zaten yediğiniz yönünde beyninizi kandırabileceğini söylüyor. 'Kokular yüzde 90 tattır' diyen Hirsch, hoş kokuların atıştırma krizlerinizi bastırabileceğini söylüyor.
Müzik dinlemek
Eğer kendinizi müzikli bir restoranda aşırı yemek yerken bulduysanız, bu önünüzdeki yiyeceğin çok lezzetli olmasından ziyade arka fonda çalan müzikle alakalı olabilir. 2012 yılında hazırlanan bir psikoloji raporuna göre, araştırmacılar fastfood restoranlarında çalan yatıştırıcı müziklerin insanların yüzde 18 daha fazla kalori almasında etkili olduğu açıklanmış. Uzmanlar diyet yaptığınız dönemlerde, başarma istediğinize yönelik mesajlar veren parçaları dinlemenizi tavsiye ediyor.
Patates
Yüksek karbonhidrat oranıyla birçok diyette uzak durulması tavsiye edilen patateslerin iştah önleyici mucizesi dirençli nişastadan kaynaklanıyor. Beslenme ve spor uzmanı Amy Goodson, dirençli nişastanın fasulye, bakliyat, nişastalı meyveler ve sebzelerde, tam tahıllı ürünlerde ve patates ve pirinç gibi önce pişirilen ve soğumaya bırakılan yiyeceklerde bulunduğunu açıklıyor. Ayrıca patatesleri ne kadar uzun süre kaynatır ve ne kadar çok ısıtırsanız içindeki dirençli nişastayı o ölçüde kaybediyor. Yani soğumuş patatesler sıcak yenen patateslere göre daha fazla dirençli nişasta içerir.
Sirke
Yapılan birçok bilimsel araştırma sirkenin besinlerdeki glisemik indeksini sirkenin yüzde 20 ile 35 arasında bir oranla düşürmeyi başardığını kanıtlıyor. Sirke, kan şekeri seviyenizin düzenli olması, yemek yedikten sonra sizi tatmin olmuş ve doymuş hissettirir.
Işıkları kısmak
Rahatlatıcı, yumuşak müzikler dinlemenin yanı sıra, ışıkları kısmak ve loş bir ortam yaratmak da daha az yemek yemenize neden olabilir. Araştırma sonuçları loş restoranlarda yemek yiyen insanların aydınlık restoranlarda yemek yiyenlere göre daha az kalori aldığını ortaya koyuyor.
Renkli tabaklar
Mavi rengin iştah bastıran bir renk olduğu herkesin bildiği bir şeydir. Fakat yapılan son araştırmalara göre kırmızı bu konuda mavi renkten daha etkili. 2012 yılında yayınlanan bir çalışmada, mavi veya beyaz etiketli tabaklardan daha fazla atıştırmalık yerken kırmızı etiketli tabaklardan daha az atıştırmalık yediği saptanmıştır. Araştırmacılar bunu kırmızı rengin bilinç altına verdiği dur sinyalinden kaynaklanabileceğini düşünüyor.
7 Mart 2015 Cumartesi
Akdeniz diyeti egzersizden daha yararlı
Akdeniz diyetinin ne kadar sağlıklı olduğu herkesin malumu. Bu bilgiyi pekiştirecek son araştırma ise komşu Yunanistan'dan geldi. Araştırmacılara göre, Akdeniz diyeti egzersizden bile faydalı.
Yunanistan'daki araştırmacılara göre, kalp sağlığında Akdeniz diyeti, egzersizden daha etkili.
Harokopio Üniversitesi’nin araştırmacıları, 18-89 yaş arasındaki bin 500 kişinin kalp hastalığına yakalanma riskini inceledi.
10 yıl süren incelemede, Akdeniz diyetiyle beslenenlerin kalp hastalığına yakalanma riskinin yarı yarıya azaldığı görüldü.
Bilim insanları, hangi yaş grubunda olursa olsun, Akdeniz diyetinin egzersizden daha faydalı olduğunu açıkladı.
Araştırmacılara göre sebze, meyve, balık, kuruyemiş, tam tahıl üzerine kurulu bir beslenme şekli olan bu beslenme şeklini kadınlar, erkeklere göre daha çok uyguluyor.
Araştırmacılar, Yunanistan'da batı tarzı beslenme alışkanlığının arttığına da dikkat çekiyor.
Yunan halkının, son 40 yılda geleneğin aksine, daha çok kırmızı et, tatlı, yağlı gıda tükettiği belirtiliyor. (ntvmsnc.com.tr)
Yunanistan'daki araştırmacılara göre, kalp sağlığında Akdeniz diyeti, egzersizden daha etkili.
Harokopio Üniversitesi’nin araştırmacıları, 18-89 yaş arasındaki bin 500 kişinin kalp hastalığına yakalanma riskini inceledi.
10 yıl süren incelemede, Akdeniz diyetiyle beslenenlerin kalp hastalığına yakalanma riskinin yarı yarıya azaldığı görüldü.
Bilim insanları, hangi yaş grubunda olursa olsun, Akdeniz diyetinin egzersizden daha faydalı olduğunu açıkladı.
Araştırmacılara göre sebze, meyve, balık, kuruyemiş, tam tahıl üzerine kurulu bir beslenme şekli olan bu beslenme şeklini kadınlar, erkeklere göre daha çok uyguluyor.
Araştırmacılar, Yunanistan'da batı tarzı beslenme alışkanlığının arttığına da dikkat çekiyor.
Yunan halkının, son 40 yılda geleneğin aksine, daha çok kırmızı et, tatlı, yağlı gıda tükettiği belirtiliyor. (ntvmsnc.com.tr)
Etiketler:
Akdeniz diyeti,
beslenme,
diyet,
egzersiz
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)










.jpg)
