27 Mart 2016 Pazar

33 gün diyetiyle hayatınız değişecek

“Bedenini dinle, sana ne yiyeceğini söylesin.” Şef ve holistik beslenme uzmanı Aslı Osma Kender, ‘33 Gün Diyeti’nde böyle diyor. Bu diyet, şok diyetlerden çok farklı: Amaç, hangi besinleri sindirmekte zorlandığımızı bulmak ve ona uygun beslenmek… Kender’le diyeti nasıl uygulayacağımızı konuştuk.
Hürriyet'ten İpek İzci röportajı...
Yemek tutkunuz nasıl başladı?
Aile olarak yemek yemeye de yemek yapmaya da meraklıyız. Annem, babam, büyükanneler, hala, teyze herkes devamlı yemek, tarif ve restoran konuşurdu, hâlâ da öyle. Yemek trendlerini takip etme tutkusu babamdan geçti... Küçük yaşlardan itibaren bizi ailece Michelin yıldızlı restoranlara götürdü; her şeyin tadına bakmamız, denememiz gerekiyordu. Beğenmezsek devam etmek zorunda değildik. Brüksel zaten Avrupa’nın gastronomik başkenti olduğu için güzel ve değişik yemekler deneyimlemek zor değildi.
‘33 Gün Diyeti’ nereden çıktı peki?
Öğrenmeyi, araştırma yapmayı severim. Uzun zamandır birikmiş olan bilgi ve deneyimlerimi  başkalarına aktarmam gerektiğini biliyordum. Bence bilgiyi kullanmazsanız ve birilerinin işine yaramazsa anlamı kalmıyor. Hem iş hem de özel hayatımda bu bilgilerin faydalı olduğunu görüyordum. Daha fazla kişiye ulaşabilmek içinkitap yazmaya karar verdim. 

33 gün, diğer adıyla ‘eliminasyon diyeti’ni nasıl keşfettiniz? 
Aslında yeni bir diyet değil, Amerika’da doktor ve beslenme danışmanlarının sık kullandığı bir metot. Beslenmeyle ilgili eğitim alırken ilk defa karşılaşmıştım. Bu diyet alerji ve entoleranslarımızı tespit etmek ve aynı zamanda da sindirim sistemimizi rahatlatıp, detoksifikasyon sürecine destek olmak için kullanılıyor. Bir danışanımla ilk görüştüğümde, her zaman ilk yapmak istediğim onu bu diyetten geçirmek oluyor çünkü birçok hastalık veya yaşlanma belirtisi olarak nitelendirdiğimiz semptomlar aslında vücudun başa çıkamadığı bir dış etkene verdiği tepki. Bedeninizin sizinle konuşma, şikâyet etme şekli semptomlar. Eliminasyon diyetiyle bu semptomların birçoğunun nereden kaynaklandığını keşfedebiliyorsunuz.
Uygulama sırasında en çok kaçıncı günde zorlandınız?
Çok fazla zorlanmadım açıkçası. Veya belki de o kadar rahatlamış hissettim ki kendimi, fark etmedim doğru dürüst. İkinci günden itibaren daha iyi nefes aldığımı fark ettim. Bileğimde eklem ağrısı vardı, bir haftanın sonunda geçti. Şişler indi ve tabii kilo da verdim. Genellikle üçüncü gün toksinler mobilize olmaya başladığında rahatsızlık hissedilebiliyor ama bol su içilirse ve bol tuvalete çıkılırsa, semptomlar çabuk geçiyor. 
 33 gün boyunca ne yapacağız? 
21 gün boyunca glüten (buğday, arpa ve çavdar), mısır, hayvansal süt ürünleri, soya ve işlenmiş şeker içeren hiçbir gıdayı yemiyorsunuz.
Hiç mi?
Hayır, “Bir ısırık alayım” dahi olmaz. Sonra bu gıdaları birer birer yiyerek vücudunuzun tepkisini izleyeceksiniz. Bu süreç 33 gün alıyor. Bunun sonunda sisteminiz bu grup yiyeceklerin hangilerini sindirmekte zorlanıyor, onu keşfetmiş oluyorsunuz.
İyi beslenmenin ülkemiz koşullarında pahalı olduğunu düşünüyor musunuz? 
Sadece iyi beslenmenin değil, genel anlamda beslenmenin ülkemizde pahalı olduğunu düşünüyorum maalesef. Organik ürün ve kinoa gibi marketlerde yeni yeni bulunmaya başlayan ürünleri kullanmak istediğinizde daha da pahalılaşıyor. Diğer taraftan, sağlıklı beslenmemiz için illa hindistancevizi yağı ve kinoa yememiz gerekmiyor. Türk mutfağı dünyanın en sağlıklılarından biri. Sızma zeytinyağı ve glüten alerjiniz yoksa bulgur da sağlıklı. Zaten anneannelerimizi düşünerek malzeme seçimi yaparsak sağlıklı besleniriz. Yani toprakta yetişen, doğadan gelen, laboratuvarlarda yapılmayan gıdalara yönelebiliriz. Marketlere girdiğiniz zaman orta yerde her zaman kimyasallarla dolu, paket gıdaların reyonlarını bulursunuz. Doğadan gelen sebze, meyve, peynir, yumurta gibi ürünler hep kenarlarda olur. Kenarlardan alışverişe yönelin. 
 Diyet programında örneğin öğle yemeğine ‘5 dakika sessiz oturma ve 4 nefes çalışması’ da dahil. Bu iki uygulamanın diyetteki yeri nedir?
Çok sevdim bu soruyu. Meyve, sebze, protein, karbonhidrat, oksijen, içsel sessizlik, farkındalık düşündüğünüz zaman her biri önemli bir yanımızı besleyen bir çeşit gıda. Bazıları bedenimizi, diğerleri ruhumuzu ve beynimizi besliyor. Bunların hepsi aslında bir bütünü oluşturuyor. Süper sağlıklı gıdalar tüketiyorsanız ama bunu iş masanızda, hızlı hızlı telefonda konuşurken, stresliyken yiyorsanız o gıdaların faydası olmaz. Vücut stresliyken kortizon hormonu salgılar ve sindirim arka plandadır. Yani yediklerinizi hazmedemeyeceksiniz demektir. Bu sadece bir örnek, bunun gibi kitapta yazan her şey birbirine bağlı, o yüzden gününüze ve yaşantınıza her bir gıdadan azar azar uygulamanız daha iyi sonuçlar elde etmenizi sağlar. 
 BADEM KREMALI KABAK ÇORBASI
- 2 çorba kaşığı sızma zeytinyağı
- 1 ufak soğan
- 1-2 diş sarmısak
- 2 kabak, kabuğu soyulmuş, doğranmış
- 3-4 dal dereotu, doğranmış
- 5-6 adet çiğ badem
- 2 su bardağı tavuk suyu
- Deniz tuzu
- 4-5 çiğ badem, ince dilimlenmiş, yağsız tavada kavrulmuş
Isınan zeytinyağına soğan ve sarmısağı koyun, orta ateşte 20 dakika pişirin. Sarmısaklar rengini kaybetmesin, soğanlar hafif şeffaflaşsın. Kavrulmuş badem hariç tüm malzemeyi ekleyin, kaynamasını bekleyin. Kaynayınca altını kısın, kapağını kapatıp 10 dakika pişirin. Pişen çorbayı blender’dan geçirin, üzerine kavrulmuş bademleri serperek servis edin.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder