Kimi ne kadar zayıflarsa zayıflasın göbeğinden kurtulamazken kimi de aynı sorunu basenlerinde yaşıyor. İşte hangi bölgeden şişmanladığınıza göre analizler...
Uzmanlara göre resimde görüldüğü üzere 1 numadaki gibi vücudunuzun üst kısmından kilo alıyorsanız bunun sebebi fazla yemeniz. Sağlıklı beslenmeye çalışarak kilo verebilirsiniz.
2 numaralı resimdeki gibi sadece göbeğiniz varsa kilo almanızın nedeni tamamen sinirsel. Stres sebebiyle şişkinlik ve hazımsızlık çektiğiniz için göbeğiniz daha şişkin de görünebilir.
3 numaralı resimdeki basen bölgesinden kilo alanların sorunu fazla gluten tüketimi olabilir. Glutensiz gıdalar tercih edebilirsiniz.
Metabolizma hızlandırma yolları
4 numaralı resimdeki gibi ön karın bölgesinden şişmanla sorunu ise genellikle genetik yatkınlıkla ilgili. Ailenizde bu bölümden kilo alanlar var ise spor yaparak ve karın kaslarınızı sıkılaştırarak karnınızı kontrol altında tutabilirsiniz.
5 numaradaki gibi alt kalça ve bacak bölgesindeki kilo almanın sebebi olarak kan dolaşımı problemleri gösterilebilir. Doktora başvurarak bu soruna çözüm bulabilirsiniz.
6 numaralı resimdeki gibi vücudun orta kısmındaki kilolar hareketsizliğe bağlıdır. uzun süre oturduğunuz bir işte çalışıyor olabilirsiniz.Hareket etmeye ve spor yapmaya özen gösterin.
(milliyet.com.tr)
29 Temmuz 2015 Çarşamba
28 Temmuz 2015 Salı
Doğum sonrası zayıflama önerileri
Uzman Dr. Şenay Eserdağ, kadınların hamilelik sürecinde doğal olarak aldığı kilolardan hızlı ve sağlıklı bir şekilde kurtulmalarının uygulanacak bilinçli bir program sayesinde son derece kolay olduğunu söyledi.
Dr.Eserdağ, anne olan kadınların hamileliğin ardından en büyük sorunlarından birinin eski formlarına bir an önce kavuşma arzusu olduğunu, bu problemi geliştirilen yeni teknolojilerin de yardımıyla kolay bir şekilde aştıklarını kaydetti.
Hamilelik süreci ve sonrasında kadınların vücudunda bir çok değişiklik yaşandığını vurgulayan Dr. Şenay Eserdağ, dikkat edilmezse bu değişikliklerin sağlıklı yaşamı tehdit edebileceğini belirtti.
Sue Klinik Direktörü Uzman Dr. Şenay Eserdağ, açıklamasında şöyle konuştu :
“Gebelik dönemi ve sonrasında annede psikolojik ve fiziksel anlamda pek çok değişiklik meydana gelir. Doğumun ardından pek çok anne eski formuna kavuşma çabası içerisine girer. gebelik esnasında büyümüş olan rahim yaklaşık 1 ila 1.5 ayda eski boyutuna kavuşur.
Gebelik hormonlarının etkisiyle karın kaslarında ve uterusu taşıyan ligamanlarda elastikiyet ve gevşeme söz konusu olduğundan doğum sonrası annelerin dikkat etmeleri gereken ilk nokta, yanlış hareketler yapmaktan kaçınmalarıdır. Bizler kadınların bu dönemde hemen spora başlamalarını önermiyoruz. Bu durum bir takım sakatlanmalara neden olabilir.”
BİLİNÇSİZ DİYETLER SÜT VERİMİNİ DÜŞÜRÜR
Dr.Şenay Eserdağ, doğum sonrasında hızlı kilo verme yolunda, çok düşük kalorili diyet yapılmasının yanlış olduğunu, kişinin vücut yapısını dikkate alarak, uygulanacak program için bir uzmandan yardım almasının en doğru yaklaşım olacağını ifade etti.
“Düşük kalorili diyetler anneyi strese sürükleyerek süt üretimini azaltabilir” diyen Dr. Eserdağ, özellikle bu dönemde annelerin yumurta, süt, peynir gibi protein ağırlıklı beslenmenin yanısıra, günde 3 lt su tüketmeleri gerektiğini bildirdi.
EMZİRİRKEN KİLO VERMEK MÜMKÜN
Eserdağ, bu dönemde hafif yürüyüşlerle kilo verilmesinin desteklenebileceğini söyleyerek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Emzirme döneminde sağlıklı beslenerek hem sütün kalitesini artırmak hem de zayıflamak mümkün. Bu dönemde emzirme ile fazladan 500 kalori harcanır. Dikkat etmemiz gereken sağlıklı beslenmek olmalıdır. Beyaz unun ve şekerli yiyeceklerin süt üretimini artırıcı etkisi bulunmaz.
Bu şekilde sağlıksız beslenmek, süt olacak diye şekerli gıdalara yüklenmenin de beraberinde fazla kiloları getireceğini unutmayalım. Sağlıklı bir bebek için öncelikle annenin sağlıklı olması gerekir. Kilolarından kurtulamayan, estetik olarak kendini beğenmeyen kadının psikolojisi de kötü etkileneceğinden süt üretimi olumsuz yönde etkilenir. Ayrıca fazla kilolar pek çok sağlık sorununu da beraberinde getirmektedir.”
Hamilelik Sonrası Arzulanan Vücuda Kavuşmak İçin
Sue Klinik Direktörü Uzman Dr. Şenay Eserdağ, hamilelik sürecinin ardından kliniğine gelerek bu konuda yardım isteyen kadınlara gerekli değerlendirmeleri yaptıktan sonra, deformasyon derecesi ve vücut yapısı için en uygun desteğin ne olacağına karar verdiklerini söyledi.
Doğum sonrası elastikiyet kaybı, sarkmalar ve selülit görünümü için son derece başarılı olan Velashape sistemini uyguladıklarını belirten Eserdağ sözlerine şöyle devam etti :
“Non invaziv ameliyatsız vücut toparlama ve sıkılaşmada, cerrahi yöntemlere alternatif mükemmel sonuçlar almaktayız. Tüm dünyada yapılan çalışmalarda yeni doğum yapmış kadınlarda \%10 incelme ve \% 97 hasta memnuniyeti sağlanmıştır. Ayrıca pressoterapi dediğimiz lenf drenaj sistemi doğum sonrası ödemlerin atılmasında, metabolizmanın hızlanması ve toksinlerin atılmasında faydalandığımız sistemlerdir. Fazlalıklarından şikayetçi olan kişiler, diyet ve egzersizle veremediği inatçı yağlardan bu yöntemlerle zahmetsiz bir şekilde kurtulabilir.”
Açıklamasında her kadının farklı vücut yapıları olduğunu, dolayısıyla bu yapıya en uygun ve sağlıklı yöntemin tercih edilmesi gerektiğinin altını çizen Dr.Şenay Eserdağ, uygulamaların tümünün öncelikle güvenilir bir yerde ve konunun uzmanı kişiler tarafından yapılmasının önemli olduğunu sözlerine ekledi.
pembenar.com.tr
27 Temmuz 2015 Pazartesi
“Sosyal medya diyetlerine kanmayın”
Sosyal medyada yer alan ve kısa sürede kilo verdirdiği iddia edilen diyetlere dikkat çeken Diyetisyen Avcı, hızlı kilo vermenin ciddi sağlık sorunlarına yol açtığına vurgu yaptı.
Hem estetik kaygılar hem de tüm dünyada ciddi bir sağlık sorunu olan obezitenin artması nedeniyle popüler diyetlere her geçen gün bir yenisinin eklendiğini belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Sanem Avcı, popüler diyetlerin sağlık üzerindeki etkilerine değindi.
Avcı, “Pek çok kişi fazla kilolarından bir anda kurtulmanın peşinde. Bunun için de sadece kilo verdirmeye yönelik sosyal medyada yer alan 3 gün, 1 hafta, 15 gün gibi kısa süreler için planlanmış hazır diyetler en az bir kez deneniyor. Ancak diyet kişinin biyokimyasal bulgularına, yaşına, boyuna, kilosuna, cinsiyetine, fiziksel aktivite düzeyine ve beslenme alışkanlıklarına göre farklılık gösterir” diye konuştu.
İnsanların hızlı zayıflamayı vaat eden ve ulaşılması kolay olan popüler diyetlerin cazibesine kapıldığını söyleyen Avcı, bu diyetlerin kilo verdirebiliğini ancak bunun sağlıklı zayıflama olmadığını vurguladı ve “Bunu, diyet bırakıldığında fazlasıyla geri alınan kilolar ve yaşanan sağlık sorunları gösteriyor” dedi.
Zayıflama diyeti sırasında kişinin ayda 4-6 kilo kaybetmesinin sağlıklı ve kalıcı kilo kaybettiğinin göstergesi olduğuna parmak basan Avcı’nın görüşleri şöyle: “Popüler diyetler, haftada hatta bir günde bu rakamlarda kilo kaybını garantilemektedir. Ancak kas ve su kaybı yapan popüler diyetler, vücut direncinin düşmesine, asit baz dengesinin bozularak beynin zarar görmesine, kadınlarda adet düzensizliğine ve gelişme çağındaki çocuklarda büyüme ve gelişmenin engellenmesine sebep olabilmektedir.”
Mucize vaat eden popüler diyetlerin tek yönlü, yanlış, düzensiz ve sağlıksız beslenmeye yönelterek kilo verdirdiğini söyleyen Avcı, popüler diyetlerin özellikleri hakkında şunları aktardı:
Protein ağırlıklı diyetler (Dukan, İsveç, Taş Devri vb. diyeti): Protein ağırlıklı diyetlerde karbonhidrat ve yağlar kısıtlanır, bol miktarda et ve hayvansal gıdalar tüketilir. Beyin enerji kaynağı olarak karbonhidratları kullanmaktadır. Beynin iyi çalışabilmesi için günde en az 50-100 gram karbonhidrata ihtiyacı olduğu unutulmamalıdır. Düşük glisemik indeksli karbonhidratların tüketilmesi faydalıdır ancak karbonhidratların tamamen yasaklanmasının anlamı yoktur.
Diyette karbonhidratın azaltılması zayıflamaya neden olur fakat bu diyetlerde protein kaynağı olarak tüketilen besinlerden alınan hayvansal yağ, kan kolesterol düzeyinin yükselmesine ve bu nedenle kalp hastalıkları riskinde artışa neden olmaktadır. Aynı zamanda yüksek protein alımı kemiklerden kalsiyum çekilmesine ve dolayısıyla osteoporoz riskinde artışa neden olabilir. Proteinin arttırılması diyetle posa alımını azaltarak bağırsak problemlerine yol açar.
Düşük karbonhidratlı diyetler (Atkins, Hollywood, ketojenik, stillman diyeti): Karbonhidratın kısıtlanarak, protein ve yağ miktarının arttırıldığı diyetlerdir. Protein ağırlıklı diyetlerde olduğu gibi bu diyetlerinde doymuş yağ ve kolesterol oranı yüksektir ve koroner kalp hastalığı açısından risk taşımaktadır. Sıvı ve elektrolit dengesinde bozukluk, yine protein ağırlıklı diyetlerde olduğu gibi kalsiyum atımının artmasına sebep olur.
Karbonhidrat ve proteinin birlikte tüketilmediği diyetler (Montignac diyeti): Bazı popüler diyetler karbonhidrat ve proteinin birlikte tüketilmesinin zararlı olduğunu ve kilo kaybını engellediğini iddia eder. Oysa birlikte tüketilmesi değil ihtiyaçtan fazla tüketilmesi zararlıdır. Sağlıklı beslenmede tüm besin gruplarının ana öğünlerde birlikte tüketilmesi gerekir. Bu tür diyetlerdeki beslenme şekli mide ve bağırsak sistemini bozmakta hatta ülsere sebep olabilmektedir.
Tek tip besine yönelik diyetler (karpuz, lahana, üzüm, patates vb. diyeti): Genellikle karbonhidrat oranı yüksek, protein ve yağ oranı düşük olan diyetlerdir. Protein bakımından yetersiz olması kas kaybına neden olabilir. Bu diyetler pek çok vitamin ve mineral yönünden yetersizdir. Kemik erimesi, böbrek hastalıkları, kansızlık, dikkat azalması, yorgunluk ve sindirim problemlerine sebep olabilir.
Düşük kalorili diyetler (açlık, prenses, simeons vb. diyeti): Yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırmaktan uzak, kişinin günlük besin ihtiyacını karşılamayan 800 kcal’den daha düşük kalorili ve genellikle sıvı ağırlıklı beslenilen diyetlerdir. Hızlı kilo kayıplarıyla bazal metabolizma hızının %20 oranında azalmasına, kas ve su kaybının fazla olmasına sebep olur ve kişi diyeti bırakıp eski beslenmesine geri döndüğünde vücuttaki yağ oranının daha fazla artmasına sebep olur.
YEME BOZUKLUĞUNA YOL AÇABİLİR
Popüler diyetlerin kişiyi psikolojik olarak da etkilediğini vurgulayan Avcı, sık sık tekrarlanan düşük kalorili bu diyetlerin özellikle gençlerde daha sık görülen yeme bozukluklarına da zemin hazırladığını sözlerine ekledi.
"ESTETİK KAYGI SAĞLIĞIN ÖNÜNE GEÇMESİN”
“Amaç; sağlıklı ve yeterli beslenmeyi sağlayarak vücut yapısını bozmadan kilo vermek ve bu beslenme şeklini hayat tarzı haline getirmek olmalı” diyen Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Sanem Avcı, her kişinin metabolizmasının kendisine özgü olduğuna, bu nedenle diyetin bir uzman tarafından ve kişiye özgü hazırlanması gerektiğinin altını çizdi, ”Estetik kaygılarınız sağlığınızın önüne geçmesin” tavsiyesinde bulundu.
kaynak: ntvmsnc
Hem estetik kaygılar hem de tüm dünyada ciddi bir sağlık sorunu olan obezitenin artması nedeniyle popüler diyetlere her geçen gün bir yenisinin eklendiğini belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Sanem Avcı, popüler diyetlerin sağlık üzerindeki etkilerine değindi.
Avcı, “Pek çok kişi fazla kilolarından bir anda kurtulmanın peşinde. Bunun için de sadece kilo verdirmeye yönelik sosyal medyada yer alan 3 gün, 1 hafta, 15 gün gibi kısa süreler için planlanmış hazır diyetler en az bir kez deneniyor. Ancak diyet kişinin biyokimyasal bulgularına, yaşına, boyuna, kilosuna, cinsiyetine, fiziksel aktivite düzeyine ve beslenme alışkanlıklarına göre farklılık gösterir” diye konuştu.
İnsanların hızlı zayıflamayı vaat eden ve ulaşılması kolay olan popüler diyetlerin cazibesine kapıldığını söyleyen Avcı, bu diyetlerin kilo verdirebiliğini ancak bunun sağlıklı zayıflama olmadığını vurguladı ve “Bunu, diyet bırakıldığında fazlasıyla geri alınan kilolar ve yaşanan sağlık sorunları gösteriyor” dedi.
Zayıflama diyeti sırasında kişinin ayda 4-6 kilo kaybetmesinin sağlıklı ve kalıcı kilo kaybettiğinin göstergesi olduğuna parmak basan Avcı’nın görüşleri şöyle: “Popüler diyetler, haftada hatta bir günde bu rakamlarda kilo kaybını garantilemektedir. Ancak kas ve su kaybı yapan popüler diyetler, vücut direncinin düşmesine, asit baz dengesinin bozularak beynin zarar görmesine, kadınlarda adet düzensizliğine ve gelişme çağındaki çocuklarda büyüme ve gelişmenin engellenmesine sebep olabilmektedir.”
Mucize vaat eden popüler diyetlerin tek yönlü, yanlış, düzensiz ve sağlıksız beslenmeye yönelterek kilo verdirdiğini söyleyen Avcı, popüler diyetlerin özellikleri hakkında şunları aktardı:
Protein ağırlıklı diyetler (Dukan, İsveç, Taş Devri vb. diyeti): Protein ağırlıklı diyetlerde karbonhidrat ve yağlar kısıtlanır, bol miktarda et ve hayvansal gıdalar tüketilir. Beyin enerji kaynağı olarak karbonhidratları kullanmaktadır. Beynin iyi çalışabilmesi için günde en az 50-100 gram karbonhidrata ihtiyacı olduğu unutulmamalıdır. Düşük glisemik indeksli karbonhidratların tüketilmesi faydalıdır ancak karbonhidratların tamamen yasaklanmasının anlamı yoktur.
Diyette karbonhidratın azaltılması zayıflamaya neden olur fakat bu diyetlerde protein kaynağı olarak tüketilen besinlerden alınan hayvansal yağ, kan kolesterol düzeyinin yükselmesine ve bu nedenle kalp hastalıkları riskinde artışa neden olmaktadır. Aynı zamanda yüksek protein alımı kemiklerden kalsiyum çekilmesine ve dolayısıyla osteoporoz riskinde artışa neden olabilir. Proteinin arttırılması diyetle posa alımını azaltarak bağırsak problemlerine yol açar.
Düşük karbonhidratlı diyetler (Atkins, Hollywood, ketojenik, stillman diyeti): Karbonhidratın kısıtlanarak, protein ve yağ miktarının arttırıldığı diyetlerdir. Protein ağırlıklı diyetlerde olduğu gibi bu diyetlerinde doymuş yağ ve kolesterol oranı yüksektir ve koroner kalp hastalığı açısından risk taşımaktadır. Sıvı ve elektrolit dengesinde bozukluk, yine protein ağırlıklı diyetlerde olduğu gibi kalsiyum atımının artmasına sebep olur.
Karbonhidrat ve proteinin birlikte tüketilmediği diyetler (Montignac diyeti): Bazı popüler diyetler karbonhidrat ve proteinin birlikte tüketilmesinin zararlı olduğunu ve kilo kaybını engellediğini iddia eder. Oysa birlikte tüketilmesi değil ihtiyaçtan fazla tüketilmesi zararlıdır. Sağlıklı beslenmede tüm besin gruplarının ana öğünlerde birlikte tüketilmesi gerekir. Bu tür diyetlerdeki beslenme şekli mide ve bağırsak sistemini bozmakta hatta ülsere sebep olabilmektedir.
Tek tip besine yönelik diyetler (karpuz, lahana, üzüm, patates vb. diyeti): Genellikle karbonhidrat oranı yüksek, protein ve yağ oranı düşük olan diyetlerdir. Protein bakımından yetersiz olması kas kaybına neden olabilir. Bu diyetler pek çok vitamin ve mineral yönünden yetersizdir. Kemik erimesi, böbrek hastalıkları, kansızlık, dikkat azalması, yorgunluk ve sindirim problemlerine sebep olabilir.
Düşük kalorili diyetler (açlık, prenses, simeons vb. diyeti): Yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırmaktan uzak, kişinin günlük besin ihtiyacını karşılamayan 800 kcal’den daha düşük kalorili ve genellikle sıvı ağırlıklı beslenilen diyetlerdir. Hızlı kilo kayıplarıyla bazal metabolizma hızının %20 oranında azalmasına, kas ve su kaybının fazla olmasına sebep olur ve kişi diyeti bırakıp eski beslenmesine geri döndüğünde vücuttaki yağ oranının daha fazla artmasına sebep olur.
YEME BOZUKLUĞUNA YOL AÇABİLİR
Popüler diyetlerin kişiyi psikolojik olarak da etkilediğini vurgulayan Avcı, sık sık tekrarlanan düşük kalorili bu diyetlerin özellikle gençlerde daha sık görülen yeme bozukluklarına da zemin hazırladığını sözlerine ekledi.
"ESTETİK KAYGI SAĞLIĞIN ÖNÜNE GEÇMESİN”
“Amaç; sağlıklı ve yeterli beslenmeyi sağlayarak vücut yapısını bozmadan kilo vermek ve bu beslenme şeklini hayat tarzı haline getirmek olmalı” diyen Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Sanem Avcı, her kişinin metabolizmasının kendisine özgü olduğuna, bu nedenle diyetin bir uzman tarafından ve kişiye özgü hazırlanması gerektiğinin altını çizdi, ”Estetik kaygılarınız sağlığınızın önüne geçmesin” tavsiyesinde bulundu.
kaynak: ntvmsnc
“Diyet, sosyal hayatınızı etkilemesin”
Sağlıklı beslenmenin yaşam tarzı olduğuna vurgu yapan Medikal Estetik Uzmanı Dr. Meltem Çetin, diyette uygulanan kalori kısıtlamasını, daha sonra da devam edebilecek tarzda dengeli, kontrollü ve sağlıklı beslenme düzenini oturtarak yapmanın önemli olduğunu söylüyor.
Çetin, “Yani gerektiği kadar protein, yağ ve karbonhidrat almanın yanı sıra, gerektiğinde tatlı, alkol ve çikolata almak, sosyal hayatı bozmayacak şekilde küçük uyum alışkanlıkları geliştirmek de bu sistemin bir parçasıdır” diyor.
İdeal kilo hedefine bu doğrultuda ve dengeli şekilde ulaşmış bir kişinin, sağlıklı beslenme alışkanlığını devam ettirmesi halinde kesinlikle yoyo etkisi (sadece kilo verme amaçlı yapılan uygulamalar sonrasında verilen kilonun fazlasıyla geri alınması) ile karşılaşılmayacağını aktaran Çetin, şöyle konuşuyor:
Çetin, “Yani gerektiği kadar protein, yağ ve karbonhidrat almanın yanı sıra, gerektiğinde tatlı, alkol ve çikolata almak, sosyal hayatı bozmayacak şekilde küçük uyum alışkanlıkları geliştirmek de bu sistemin bir parçasıdır” diyor.
İdeal kilo hedefine bu doğrultuda ve dengeli şekilde ulaşmış bir kişinin, sağlıklı beslenme alışkanlığını devam ettirmesi halinde kesinlikle yoyo etkisi (sadece kilo verme amaçlı yapılan uygulamalar sonrasında verilen kilonun fazlasıyla geri alınması) ile karşılaşılmayacağını aktaran Çetin, şöyle konuşuyor:
“Sadece 8-10 kilo vermek değil, her koşulda başta belirlediğimiz kilo hedefini yakalamak önemlidir. Bu hedefe doğru şekilde yürümeyi öğrenmediğimiz sürece, her yaz sezonu başlangıcında mecazi anlamda sarıldığınız koltuk değnekleri, (mucize şok diyetler, yiyecek yerine gecen uzay karışımları vs.) aksayarak yürümeye devam etmemize neden olacaktır.“
Kilo verme hedefine ulaşmak için gereken sürenin bir uzman kontrolünde tespit edilmesinin önemli olduğunu belirten Çetin, diyet sürecinin kişinin sosyal yaşantısına, hayat standartlarına ve psikolojik durumuna göre belirlenmesi gerektiğini sözlerine ekliyor. (Kaynak:ntv)
22 Temmuz 2015 Çarşamba
Düşünce gücüyle zayıfladım
Tülin Şahin, düşünce gücünün zayıflamaya etkisini Hafta Sonu’na anlattı.
Moda dünyasının önemli ve güzel isimlerinden Tülin Şahin , düşünce gücünün zayıflama üzerine etkisi hakkında Hafta Sonu’na açıklamalarda bulundu. Şahin 80 kiloya çıktığı bir dönem olduğunu söylerken zayıflamasının sırrını da paylaştı.
İşte Tülin Şahin’in ifadeleriyle düşünce gücüyle zayıflama: “48’den 80 kiloya çıktığım bir dönem oldu. 44 bedendim. Bir gün indirimde sadece 36 bedeni kalmış olan beğendiğim bir elbiseyi aldım. Dolabımın kapısına astım ve her gün ona baka baka ‘36 bedene ineceğim’ dedim. O zaman düşünce gücünün bu kadar farkında değildim.”
Moda dünyasının önemli ve güzel isimlerinden Tülin Şahin , düşünce gücünün zayıflama üzerine etkisi hakkında Hafta Sonu’na açıklamalarda bulundu. Şahin 80 kiloya çıktığı bir dönem olduğunu söylerken zayıflamasının sırrını da paylaştı.
İşte Tülin Şahin’in ifadeleriyle düşünce gücüyle zayıflama: “48’den 80 kiloya çıktığım bir dönem oldu. 44 bedendim. Bir gün indirimde sadece 36 bedeni kalmış olan beğendiğim bir elbiseyi aldım. Dolabımın kapısına astım ve her gün ona baka baka ‘36 bedene ineceğim’ dedim. O zaman düşünce gücünün bu kadar farkında değildim.”
20 Temmuz 2015 Pazartesi
'Hızlı kilo verme sarkmalara yol açabilir'
Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Akın Yücel, kilo verme sonrasında oluşan deformasyonların hangi yöntemlerle giderilebileceğini belirtirken, ameliyat öncesi ve sonrasında yapılması gerekenleri anlattı.
Obezite, çağın en büyük hastalıklarından birisi. Hem beslenme alışkanlıklarının değişmesi hem de gıda üretiminin değişmesi nedeniyle dünyada obezite gittikçe artıyor. Obezite böylesine önemli bir sağlık sorunu haline gelince de, ona yönelik ameliyat yöntemleri altın çağını yaşıyor. Bariatrik cerrahi adı verilen bu ameliyatlarla mide hacmi daraltılıyor ve fazla yemek mümkün olmuyor. Akın Yücel, komplikasyonlarının azalması ve işlemin kolaylaşması nedeni ile, bariatrik ameliyatların son yıllarda çok yaygınlaştığını söylüyor.
MİDE AMELİYATLARI NEDENİYLE VÜCUT ŞEKLİ BOZULUYOR
Kısa sürede çok yüksek miktarda kilo kaybına yol açan bu ameliyatlar sonrasında, gevşeyen deri nedeni ile tüm vücutta şekil bozuklukları oluşuyor. Yücel’e göre, doğru planlama ve iyi bir cerrahi ile vücudu toparlayıp güzelleştirmek mümkün. Seri ameliyatlardan oluşan bu tekniklerin tümüne post-bariatrik cerrahi adı veriliyor. Giderek yaygınlaşan bu işlemler dünyada en çok, obezite sorununu en fazla yaşayan ülke olan ABD’de yapılıyor.
KİLOYU VERDİK YA SONRASI
Plastik ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Akın Yücel, hızlı kilo veren hastalarda 60-70, hatta bazen 100 kiloya kadar kayıp olduğunu söylüyor. Bu kadar kilo veren bir insanın vücudundan ise neredeyse bir vücut daha çıkmış oluyor. Sonucunda ise cilt bol kalıyor ve cilt bolluğu vücudun birçok yerinde deformitelere yol açıyor. Deformasyon en çok karında ve bütün bel çevresinde bollaşma, deri sarkması şeklinde oluşuyor. Aynı şekilde memelerde de boşalma ve sarkma oluyor. Bazen deri bollukları sırtta katlanmalara yol açıyor. Yüz ve boyun sarkıyor, kollar gevşiyor, bacak cildinde özellikle de içlerinde bollaşma meydana geliyor.
Oluşan deformiteler hastanın yaşına, verdiği kilo miktarına ve cilt yapısına göre değişiyor. Gençlerde cilt elastikiyeti daha iyi olduğu için nispeten az deformasyon görülürken, doğum yapmışlarda ve ileri yaştakilerde sorun fazlalaşıyor. Benzer sorunlar erkeklerde de oluyor.
BİR DİZİ AMELİYAT SÜRECİ BAŞLIYOR
Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Akın Yücel aşırı kilo kaybı sonrası toparlama işlemlerinde, önce genel olarak değerlendirme yapıldığını belirtiyor. Öncelikli olarak zayıflama sürecinin bitmiş ve kilonun sabitlenmiş olması şartı aranıyor. Bariatrik ameliyatlar ciddi beslenme sorunlarına sebep olabildiği için, sağlık sorunlarının önceden mutlaka çözülmüş olması gerekiyor. Ameliyat öncesinde sigara kesinlikle yasak.
Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Akın Yücel’e göre, post bariatrik ameliyatlar bir seriden oluşacağı için öncelikle bir planlama yapılıyor; operasyonlar gruplayıp bölünüyor. İlk etapta karın bölgesi için eğer belde arkada bolluk yok ise karın germe işlemi yapılıyor. Ancak belde bolluk var ve popo da çok düşmüşse, karın germe işlemi arkaya doğru uzatılıp gerçekleştiriliyor ve çepeçevre bir doku çıkartılıyor. Bu işleme kemer tarzında doku çıkartılması deniyor. Bu ameliyatla çepeçevre bir iz kalıyor; önde sezaryen izi şeklinde başlıyor, yanlara dönüp arkada tam popo çatalının üstünde bitiyor. Germe işlemi sonucunda karın ve bel çevresinde deri bolluğu gitmiş oluyor; popo yükseliyor ve dolgunlaşıyor, yanlardaki yığılmalar düzeliyor.
İKİNCİ SIRADA MEME AMELİYATLARI VAR
Post bariatrik toparlama ameliyatlarının ikinci safhası, meme dikleştirme… Memelerin içi çok boşalmışsa dikleştirme sırasında protez de konuyor. Bu işlem ise olabilecek en kısa izlerle yapılıyor. Sırt bölgesindeki bollukları almak için mayo içinde kalacak şekilde kesikler yapılarak cilt fazlası çıkartılıyor.
Bacak içlerindeki doku fazlası, dikey bir kesi alınıyor. Bunun sonucunda bacakların iç tarafında pantolon dikişi gibi bir iz kalıyor ve genellikle dize kadar uzanıyor. Kollar için koltuk altından dirseğe kadar uzanan ve kolun iç tarafında kalan bir kesi yapılıp, sallanan bollaşmış deri parçası alınıyor. Yüz ve boyun için ise yüz germe ameliyatı yapılıyor; eğer gerekiyorsa yüze yağ enjeksiyonları da yapıp yüzdeki yumuşak doku kaybı gideriliyor.
AMELİYATLARDA EKİP UYUMU BAŞARI AÇISINDAN ŞART
Plastik ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Akın Yücel, post bariatrik ameliyatlarının planlamasının iki veya üç seansa bölünerek yapıldığından bahsediyor. Karın germe ya da kuşak tarzında doku çıkartılması yapılacaksa, onunla aynı zamanda ya meme ya da kol ameliyatları da gerçekleştiriliyor. İkinci ameliyat da bacaklar ve sırt yapılıyor; yüz germe ayrı bir işlem gerektiriyor. Yüz germe genç hastalara genellikle gerekmiyor. Tüm bu bir dizi ameliyatın başarılı olması için uyumlu çalışabilen bir ekip gerekirken, ameliyat sonrası bakımın iyi olduğu, gelişmiş hastanelerin tercih edilmesi tavsiye ediliyor. Doğru planlandığında ve uygun yapıldığında iki üç gün hastanede kaldıktan sonra hasta taburcu oluyor ve bir hafta sonra normal hayatına geri dönüyor. Üç hafta sonra hafif, altı hafta sonra ağır spora izin veriliyor. İzler başta uzun ve belirgin oluyor, ancak zaman içerisinde az görünür hale geliyorlar.
Prof. Dr. Akın Yücel, ameliyatlar aralarının 3-6 ay kadar olmasının önemine değiniyor. Operasyon sonrasında bir takım hareket kısıtlamaları getiriliyor ve korseler veriliyor.
KİLO ALIRSANIZ HER ŞEY BAŞA DÖNÜYOR
Plastik ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Akın Yücel, post bariatrik ameliyatlar sonrasında hastaların kilo alması durumunda vücutta bozulmalar olacağını söylüyor. Bu yüzden işlem sonrasında hastaların kilolarını koruyabilmeleri için, yaşam tarzlarını ve beslenme alışkanlıklarını değiştirmeleri gerekiyor. Hürriyet
Obezite, çağın en büyük hastalıklarından birisi. Hem beslenme alışkanlıklarının değişmesi hem de gıda üretiminin değişmesi nedeniyle dünyada obezite gittikçe artıyor. Obezite böylesine önemli bir sağlık sorunu haline gelince de, ona yönelik ameliyat yöntemleri altın çağını yaşıyor. Bariatrik cerrahi adı verilen bu ameliyatlarla mide hacmi daraltılıyor ve fazla yemek mümkün olmuyor. Akın Yücel, komplikasyonlarının azalması ve işlemin kolaylaşması nedeni ile, bariatrik ameliyatların son yıllarda çok yaygınlaştığını söylüyor.
MİDE AMELİYATLARI NEDENİYLE VÜCUT ŞEKLİ BOZULUYOR
Kısa sürede çok yüksek miktarda kilo kaybına yol açan bu ameliyatlar sonrasında, gevşeyen deri nedeni ile tüm vücutta şekil bozuklukları oluşuyor. Yücel’e göre, doğru planlama ve iyi bir cerrahi ile vücudu toparlayıp güzelleştirmek mümkün. Seri ameliyatlardan oluşan bu tekniklerin tümüne post-bariatrik cerrahi adı veriliyor. Giderek yaygınlaşan bu işlemler dünyada en çok, obezite sorununu en fazla yaşayan ülke olan ABD’de yapılıyor.
KİLOYU VERDİK YA SONRASI
Plastik ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Akın Yücel, hızlı kilo veren hastalarda 60-70, hatta bazen 100 kiloya kadar kayıp olduğunu söylüyor. Bu kadar kilo veren bir insanın vücudundan ise neredeyse bir vücut daha çıkmış oluyor. Sonucunda ise cilt bol kalıyor ve cilt bolluğu vücudun birçok yerinde deformitelere yol açıyor. Deformasyon en çok karında ve bütün bel çevresinde bollaşma, deri sarkması şeklinde oluşuyor. Aynı şekilde memelerde de boşalma ve sarkma oluyor. Bazen deri bollukları sırtta katlanmalara yol açıyor. Yüz ve boyun sarkıyor, kollar gevşiyor, bacak cildinde özellikle de içlerinde bollaşma meydana geliyor.
Oluşan deformiteler hastanın yaşına, verdiği kilo miktarına ve cilt yapısına göre değişiyor. Gençlerde cilt elastikiyeti daha iyi olduğu için nispeten az deformasyon görülürken, doğum yapmışlarda ve ileri yaştakilerde sorun fazlalaşıyor. Benzer sorunlar erkeklerde de oluyor.
BİR DİZİ AMELİYAT SÜRECİ BAŞLIYOR
Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Akın Yücel aşırı kilo kaybı sonrası toparlama işlemlerinde, önce genel olarak değerlendirme yapıldığını belirtiyor. Öncelikli olarak zayıflama sürecinin bitmiş ve kilonun sabitlenmiş olması şartı aranıyor. Bariatrik ameliyatlar ciddi beslenme sorunlarına sebep olabildiği için, sağlık sorunlarının önceden mutlaka çözülmüş olması gerekiyor. Ameliyat öncesinde sigara kesinlikle yasak.
Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Akın Yücel’e göre, post bariatrik ameliyatlar bir seriden oluşacağı için öncelikle bir planlama yapılıyor; operasyonlar gruplayıp bölünüyor. İlk etapta karın bölgesi için eğer belde arkada bolluk yok ise karın germe işlemi yapılıyor. Ancak belde bolluk var ve popo da çok düşmüşse, karın germe işlemi arkaya doğru uzatılıp gerçekleştiriliyor ve çepeçevre bir doku çıkartılıyor. Bu işleme kemer tarzında doku çıkartılması deniyor. Bu ameliyatla çepeçevre bir iz kalıyor; önde sezaryen izi şeklinde başlıyor, yanlara dönüp arkada tam popo çatalının üstünde bitiyor. Germe işlemi sonucunda karın ve bel çevresinde deri bolluğu gitmiş oluyor; popo yükseliyor ve dolgunlaşıyor, yanlardaki yığılmalar düzeliyor.
İKİNCİ SIRADA MEME AMELİYATLARI VAR
Post bariatrik toparlama ameliyatlarının ikinci safhası, meme dikleştirme… Memelerin içi çok boşalmışsa dikleştirme sırasında protez de konuyor. Bu işlem ise olabilecek en kısa izlerle yapılıyor. Sırt bölgesindeki bollukları almak için mayo içinde kalacak şekilde kesikler yapılarak cilt fazlası çıkartılıyor.
Bacak içlerindeki doku fazlası, dikey bir kesi alınıyor. Bunun sonucunda bacakların iç tarafında pantolon dikişi gibi bir iz kalıyor ve genellikle dize kadar uzanıyor. Kollar için koltuk altından dirseğe kadar uzanan ve kolun iç tarafında kalan bir kesi yapılıp, sallanan bollaşmış deri parçası alınıyor. Yüz ve boyun için ise yüz germe ameliyatı yapılıyor; eğer gerekiyorsa yüze yağ enjeksiyonları da yapıp yüzdeki yumuşak doku kaybı gideriliyor.
AMELİYATLARDA EKİP UYUMU BAŞARI AÇISINDAN ŞART
Plastik ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Akın Yücel, post bariatrik ameliyatlarının planlamasının iki veya üç seansa bölünerek yapıldığından bahsediyor. Karın germe ya da kuşak tarzında doku çıkartılması yapılacaksa, onunla aynı zamanda ya meme ya da kol ameliyatları da gerçekleştiriliyor. İkinci ameliyat da bacaklar ve sırt yapılıyor; yüz germe ayrı bir işlem gerektiriyor. Yüz germe genç hastalara genellikle gerekmiyor. Tüm bu bir dizi ameliyatın başarılı olması için uyumlu çalışabilen bir ekip gerekirken, ameliyat sonrası bakımın iyi olduğu, gelişmiş hastanelerin tercih edilmesi tavsiye ediliyor. Doğru planlandığında ve uygun yapıldığında iki üç gün hastanede kaldıktan sonra hasta taburcu oluyor ve bir hafta sonra normal hayatına geri dönüyor. Üç hafta sonra hafif, altı hafta sonra ağır spora izin veriliyor. İzler başta uzun ve belirgin oluyor, ancak zaman içerisinde az görünür hale geliyorlar.
Prof. Dr. Akın Yücel, ameliyatlar aralarının 3-6 ay kadar olmasının önemine değiniyor. Operasyon sonrasında bir takım hareket kısıtlamaları getiriliyor ve korseler veriliyor.
KİLO ALIRSANIZ HER ŞEY BAŞA DÖNÜYOR
Plastik ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Akın Yücel, post bariatrik ameliyatlar sonrasında hastaların kilo alması durumunda vücutta bozulmalar olacağını söylüyor. Bu yüzden işlem sonrasında hastaların kilolarını koruyabilmeleri için, yaşam tarzlarını ve beslenme alışkanlıklarını değiştirmeleri gerekiyor. Hürriyet
28 Haziran 2015 Pazar
Mehmet Öz'den bikini için zayıflama programı
Plaj sezonu geliyor ve birçoğumuz mayo-bikini giymekten korkuyoruz. Tek yapmanız gereken size vereceğim basit adımları izleyerek kilo vermek ve mayonuz içinde özgüveninizi geri kazanmak!
Selüliti azaltan peeling
Plaja gideceğiniz günden bir önceki gün selülit görüntüsünü azaltmaya yardımcı olmak için kahveli peelingi deneyin. Bu peeling kan dolaşımını harekete geçirerek cildi geçici olarak doldurur ve rahatsız edici selülit görüntüsünü geçici olarak azaltır. Ayrıca bu tarif cildin parlamasını sağlayan bir peeling görevi görür. Plaja gitmeden önce bu karışımı bir deneyin.
Plaja gitmeden önce bu karışımı bir deneyin.
Kahve- şeker peelingi reçetesi:
Yarım fincan kahve telvesi
Çeyrek fincan esmer şeker
Zeytinyağı
Zayıflatan salata
Karahindiba yaprağı, karpuz ve maydanozdan oluşan bu salatayı deneyerek hem yağlarla savaşıcı besin maddeleri bakımından zengin hem de lezzetli bir öğlen öğünü oluşturun!Üstelik maydonoz, karpuz ve yeşillikten oluşan bu salata oldukça lezzetli. İşte yapılışı: Yeşillikleri yıkayıp doğradıktan sonra 150 gram küpler halinde doğranmış karpuzla birleştirin ve ince ince doğranmış maydonozlarla üstünü süsleyin. Lezzetli ve sağlıklı protein zengini karahindiba yeşillikleri vücudun yağları parçalamada büyük önem taşıyan safra akışını harekete geçirmeye yardımcı olur.Karahindiba yaprakları aynı zamanda orta dereceli bir idrar söktürücü olduğundan vücudun tuttuğu suyun azalmasına yardımcı olur. Ayrıca salatadaki karpuz da, kilo vermeye yardımcı olabilecek sitrülin maddesi bakımından oldukça zengindir. Son olarak salatanızdaki maydanoz, salatanıza hem farklı bir lezzet katacak hem de vücuttaki fazla suyu atarak şişkinliği önleyecek. Salata sosuna gelince, yağ deposu salata sosları yerine kendi hazırlayacağınız sosu kullanın. 2 çay kaşığı zeytinyağı, yarım çay kaşığı limon suyu ve bir parça tuz, biber işinizi görecektir.
İki hareketle işlem tamam!
Son olarak, mayonuzda daha iyi görünmek için ihtiyacınız olan tek şey bir plaj havlusu, yaklaşık 5 dakika zaman ve her sabaha bu iki hareketle başlama azmi.
PLANK POZİSYONU İLE KARIN KASLARINI HAREKETE GEÇİRİN
Havlunuzun üzerinde ‘plank’ pozisyonu alarak karın bölgenize geçebiliriz.
Bunu yapmak için karnınızın üzerine düz biçimde yatın ve karın kaslarınızı sıkın. Sonra bedeninizi ayak parmak uçları ve dirseklerinizin üzerine kaldırın. Kalçalarınızı omuzlarınızla aynı hizada olana kadar aşağı indirin.Buradaki en önemli şey karnınızı iyice sıkarak o bölgeyi çalıştırmanız. 30 saniye durmayı deneyin ve giderek 1 dakikaya ulaşmaya çalışın. Dizleriniz üzerinde başlayabilirsinz.
İki hareketle işlem tamam!
Öncelikle kalça kaslarınızı hedef alarak havlunuzun genişliği kadar lunge hareketi yapın. Lunge hareketini yapmak için ayaklarınızı omuz hizasında açıp kalçanızı geriye atın. Tek bacağınızla öne doğru bir adım atın ve bacağınızı dizden kırın.Öne attığınız bacağınız 90 derece açık olmalı. Çok fazla ileriye atmaya çalışmayın. Bu esnada diğer bacağınızın da dizden aşağısı yere paralel olacak şekilde kırın. Bacağınızı kırdığınızda dizinizin ayak hizanızı geçmediğine emin olmalısınız. Her bacağa 3 ileri ve 3 geri olacak şekilde tekrar edin. Durun ve aynı hareketi ters yönde yapın. Güçlendikçe ellerinizde ağırlık tutarak kalori yakımını artırabilirsiniz.
Selüliti azaltan peeling
Plaja gideceğiniz günden bir önceki gün selülit görüntüsünü azaltmaya yardımcı olmak için kahveli peelingi deneyin. Bu peeling kan dolaşımını harekete geçirerek cildi geçici olarak doldurur ve rahatsız edici selülit görüntüsünü geçici olarak azaltır. Ayrıca bu tarif cildin parlamasını sağlayan bir peeling görevi görür. Plaja gitmeden önce bu karışımı bir deneyin.
Plaja gitmeden önce bu karışımı bir deneyin.
Kahve- şeker peelingi reçetesi:
Yarım fincan kahve telvesi
Çeyrek fincan esmer şeker
Zeytinyağı
Zayıflatan salata
Karahindiba yaprağı, karpuz ve maydanozdan oluşan bu salatayı deneyerek hem yağlarla savaşıcı besin maddeleri bakımından zengin hem de lezzetli bir öğlen öğünü oluşturun!Üstelik maydonoz, karpuz ve yeşillikten oluşan bu salata oldukça lezzetli. İşte yapılışı: Yeşillikleri yıkayıp doğradıktan sonra 150 gram küpler halinde doğranmış karpuzla birleştirin ve ince ince doğranmış maydonozlarla üstünü süsleyin. Lezzetli ve sağlıklı protein zengini karahindiba yeşillikleri vücudun yağları parçalamada büyük önem taşıyan safra akışını harekete geçirmeye yardımcı olur.Karahindiba yaprakları aynı zamanda orta dereceli bir idrar söktürücü olduğundan vücudun tuttuğu suyun azalmasına yardımcı olur. Ayrıca salatadaki karpuz da, kilo vermeye yardımcı olabilecek sitrülin maddesi bakımından oldukça zengindir. Son olarak salatanızdaki maydanoz, salatanıza hem farklı bir lezzet katacak hem de vücuttaki fazla suyu atarak şişkinliği önleyecek. Salata sosuna gelince, yağ deposu salata sosları yerine kendi hazırlayacağınız sosu kullanın. 2 çay kaşığı zeytinyağı, yarım çay kaşığı limon suyu ve bir parça tuz, biber işinizi görecektir.
İki hareketle işlem tamam!
Son olarak, mayonuzda daha iyi görünmek için ihtiyacınız olan tek şey bir plaj havlusu, yaklaşık 5 dakika zaman ve her sabaha bu iki hareketle başlama azmi.
PLANK POZİSYONU İLE KARIN KASLARINI HAREKETE GEÇİRİN
Havlunuzun üzerinde ‘plank’ pozisyonu alarak karın bölgenize geçebiliriz.
Bunu yapmak için karnınızın üzerine düz biçimde yatın ve karın kaslarınızı sıkın. Sonra bedeninizi ayak parmak uçları ve dirseklerinizin üzerine kaldırın. Kalçalarınızı omuzlarınızla aynı hizada olana kadar aşağı indirin.Buradaki en önemli şey karnınızı iyice sıkarak o bölgeyi çalıştırmanız. 30 saniye durmayı deneyin ve giderek 1 dakikaya ulaşmaya çalışın. Dizleriniz üzerinde başlayabilirsinz.
İki hareketle işlem tamam!
Öncelikle kalça kaslarınızı hedef alarak havlunuzun genişliği kadar lunge hareketi yapın. Lunge hareketini yapmak için ayaklarınızı omuz hizasında açıp kalçanızı geriye atın. Tek bacağınızla öne doğru bir adım atın ve bacağınızı dizden kırın.Öne attığınız bacağınız 90 derece açık olmalı. Çok fazla ileriye atmaya çalışmayın. Bu esnada diğer bacağınızın da dizden aşağısı yere paralel olacak şekilde kırın. Bacağınızı kırdığınızda dizinizin ayak hizanızı geçmediğine emin olmalısınız. Her bacağa 3 ileri ve 3 geri olacak şekilde tekrar edin. Durun ve aynı hareketi ters yönde yapın. Güçlendikçe ellerinizde ağırlık tutarak kalori yakımını artırabilirsiniz.
21 Haziran 2015 Pazar
1 ayda 12 kilo verdiren diyet
Gün içerisinde 3 ana, 2 de ara öğünden oluşan bu diyet başarılı sonuçlar ortaya koyuyor. İşte ayda 12 kilo verdiren diyetin detayları…
İki çocuk annesi olmasına rağmen formunu koruyan Denise Richards’ın uyguladığı “South Beach Diyeti” ünlü sanatçının tam 12 kilo vermesini sağladı.
Denise Richards’ın uyguladığı South Beach Diyeti’nin ilk 15 günlük sürecinde; bol bol yağsız proteinler, sebzeler, fındıklar, az-yağlı peynirler, yumurtalar ve az-yağlı süt mamulleri yiyeceksiniz. Bir gün içerisinde 3 öğün yemek yiyecek ve 2 atıştırma yapabileceksiniz.
İLK 15 GÜN
Sabah
150 ml. sebze suyu kokteyli
Taze baharatlar ve mantarla yapılmış omlet
2 dilim dana jambon
Kafeinsiz kahve veya çay
Öğleden önce
Bir parça az yağlı peynir
Öğle
Elma sirkesi ve sızma zeytinyağlı marul salatası
Dilim dilim kesildikten sonra ızgarada pişirilmiş tavuk göğsü
İkindi
1 salatalığın üzerine az yağlı inek peyniri sürerek yiyin
Akşam
Buharda pişirilmiş brokoli ve karnabahar
Izgara domatesle birlikte ızgara biftek
SON 15 GÜN
Sabah
1 kase meyveli yoğurt
Öğleden önce
1 porsiyon hellim ızgara
Öğle
Tavuk salatası (Limonlu, zeytinyağlı ve mutlaka domates ile salatalık eklenmiş)
İkindi
1 porsiyon meyve
Akşam
Izgara et
Haşlanmış sebze
1 kase yağsız yoğurt
Sebze kokteyli tarifi
Malzemeler
30 gr. salatalık
30 gr. kereviz
2 yeşil salata yaprağı
1 orta boy soğan
5-6 adet içi biberli yeşil zeytin
1 domates
1 çay kaşığı sirke
Tuz
Karabiber
1 çay kaşığı zeytinyağı
Hazırlanışı
Sebzeleri yıkayıp soyduktan sonra küçük parçalar halinde doğrayın. Kaynar tuzlu suya batırıp çıkarın ve soğuk suya tutun. Daha sonra içine salata yaprağı döşenmiş bir kokteyl bardağına sebzeleri yerleştirin. Halka halka doğranmış soğan ve zeytinleri ekleyin. Üzerine 1 çay kaşığı ketçap gezdirin. Bir başka kapta yağ, sirke, tuz ve karabiberi iyice karıştırıp salatanın üzerine gezdirdikten sonra servis yapın.
Günde 3 öğün yemek şart
15 günlük süreçte; kırmızı et, tavuk, hindi, balık ve deniz ürünlerinden normal porsiyonlarda yiyeceksiniz. Bol miktarda sebze, yumurta, peynir ve fındık tüketeceksiniz. Salatalarınızda zeytinyağı kullanacaksınız. Her gün üç öğün düzenli yiyeceksiniz, akşam yemeğinden sonra tatlı yiyebilirsiniz. Bol bol su içeceksiniz.
Bunlar yasak!
Ciğer, kaburga, yağlı etler, kanat ve but (hindi/tavuk), krem peynir, pancar, havuç, mısır, patates, yer elması, elma, şeftali, armut, greyfurt da dahil her çeşit meyve ilk iki hafta boyunca yasak. Ekmek, pilav, makarna, yulaf ve kek gibi nişasta ve karbonhidratlı ürünlerden uzak durun. Yoğurt ve süt de dahil tüm süt ürünleri yasak. İlk 2 hafta sonunda elma, armut, şeftali gibi meyveleri günde bir adet yiyebilir ve kahvaltıya 1 dilim tahıllı ekmek ekleyebilirsiniz.
İki çocuk annesi olmasına rağmen formunu koruyan Denise Richards’ın uyguladığı “South Beach Diyeti” ünlü sanatçının tam 12 kilo vermesini sağladı.
Denise Richards’ın uyguladığı South Beach Diyeti’nin ilk 15 günlük sürecinde; bol bol yağsız proteinler, sebzeler, fındıklar, az-yağlı peynirler, yumurtalar ve az-yağlı süt mamulleri yiyeceksiniz. Bir gün içerisinde 3 öğün yemek yiyecek ve 2 atıştırma yapabileceksiniz.
İLK 15 GÜN
Sabah
150 ml. sebze suyu kokteyli
Taze baharatlar ve mantarla yapılmış omlet
2 dilim dana jambon
Kafeinsiz kahve veya çay
Öğleden önce
Bir parça az yağlı peynir
Öğle
Elma sirkesi ve sızma zeytinyağlı marul salatası
Dilim dilim kesildikten sonra ızgarada pişirilmiş tavuk göğsü
İkindi
1 salatalığın üzerine az yağlı inek peyniri sürerek yiyin
Akşam
Buharda pişirilmiş brokoli ve karnabahar
Izgara domatesle birlikte ızgara biftek
SON 15 GÜN
Sabah
1 kase meyveli yoğurt
Öğleden önce
1 porsiyon hellim ızgara
Öğle
Tavuk salatası (Limonlu, zeytinyağlı ve mutlaka domates ile salatalık eklenmiş)
İkindi
1 porsiyon meyve
Akşam
Izgara et
Haşlanmış sebze
1 kase yağsız yoğurt
Sebze kokteyli tarifi
Malzemeler
30 gr. salatalık
30 gr. kereviz
2 yeşil salata yaprağı
1 orta boy soğan
5-6 adet içi biberli yeşil zeytin
1 domates
1 çay kaşığı sirke
Tuz
Karabiber
1 çay kaşığı zeytinyağı
Hazırlanışı
Sebzeleri yıkayıp soyduktan sonra küçük parçalar halinde doğrayın. Kaynar tuzlu suya batırıp çıkarın ve soğuk suya tutun. Daha sonra içine salata yaprağı döşenmiş bir kokteyl bardağına sebzeleri yerleştirin. Halka halka doğranmış soğan ve zeytinleri ekleyin. Üzerine 1 çay kaşığı ketçap gezdirin. Bir başka kapta yağ, sirke, tuz ve karabiberi iyice karıştırıp salatanın üzerine gezdirdikten sonra servis yapın.
Günde 3 öğün yemek şart
15 günlük süreçte; kırmızı et, tavuk, hindi, balık ve deniz ürünlerinden normal porsiyonlarda yiyeceksiniz. Bol miktarda sebze, yumurta, peynir ve fındık tüketeceksiniz. Salatalarınızda zeytinyağı kullanacaksınız. Her gün üç öğün düzenli yiyeceksiniz, akşam yemeğinden sonra tatlı yiyebilirsiniz. Bol bol su içeceksiniz.
Bunlar yasak!
Ciğer, kaburga, yağlı etler, kanat ve but (hindi/tavuk), krem peynir, pancar, havuç, mısır, patates, yer elması, elma, şeftali, armut, greyfurt da dahil her çeşit meyve ilk iki hafta boyunca yasak. Ekmek, pilav, makarna, yulaf ve kek gibi nişasta ve karbonhidratlı ürünlerden uzak durun. Yoğurt ve süt de dahil tüm süt ürünleri yasak. İlk 2 hafta sonunda elma, armut, şeftali gibi meyveleri günde bir adet yiyebilir ve kahvaltıya 1 dilim tahıllı ekmek ekleyebilirsiniz.
Etiketler:
diyet,
haber,
kilo,
sağlıklı beslenme,
zayıflama
Mucize meyve hurmanın faydaları
Ramazan sofralarının vazgeçilmezi hurmanın birçok faydası olduğunu biliyor musunuz? Uzmanlara göre hurmanın faydaları sayılamayacak kadar fazla. Son yıllarda yapılan araştırmalar, hurmanın kalp damar hastalıklarından ve kanserden korunmada etkin rol oynadığını gösteriyor.
Peki, hurmanın faydalarını biliyor musunuz?
Ramazan aynın gelmesiyle hurma tekrar sofralardaki yerini aldı. Tadı güzel olan ve hemen herkesi mest eden bu meyve lezzetinin yanı sıra içerdiği besin değerleriyle sağlığa da etkisini gösterdi. Bunun yanında vücudu temizlediği, kalp sağlığına koruduğunu, hafızayı güçlendirdiğini tansiyona ve diyabet gibi birçok hastalığa karşı mücadele ve tedavi ettiğini belirtti.
KALBİ KORUR
Hurma, antioksidan görevi görüyor.Damar ve kalp tıkanıklarını engelliyor.Bunun yanı sıra yaşlanmadan kaynaklanan hastalıklardan koruyor.
Hurma kanser hastalıklarına yakalanma riskini azaltıyor. Çok yüksek lif içeriyor. Bu lifler düzenli olarak hurma tüketen kişilerde kanser hastalıklarına yakalanma riskini azaltmanın yanında kalp hastalıklarından da koruyor. Ayrıca kolon, rahim ve göğüs kanserlerinden de koruyor.
HAFIZAYI GÜÇLENDİRİR
Hurma beyni ve hafızayı ciddi şekilde destekliyor. A vitamininin bir türü olan ve tüketildiğine Retinal'e dönüşen karoten içeriyor. Bunun dışında beyin hücrelerinde meydana gelen hasarların giderilmesinde ve yaşlılığa bağlı diğer hastalıklara yakalanma riskini azaltıyor.
KEMİK ZAYIFLIĞINA İYİ GELİYOR
Hurmada bulunan kalsiyum ve fosfat ise, iskelet oluşumu ve vücudun kemik yapısının dengelenmesi için çok önemli elementlerdir. Hurma, içerdiği bol fosfor ve kalsiyum ile kemik zayıflığına karşı bünyeyi korur ve bu hastalıkların azaltılmasına yardım eder. Bilim adamları hurmanın stres ve gerginliği giderici etkisine de dikkat çekmektedirler.
Berkeley Üniversitesi uzmanlarının yaptığı araştırmalar, sinirleri güçlendiren B6 vitamininin ve kasların çalışmasında önemli rol oynayan magnezyum mineralinin hurmada yüksek miktarda bulunduğunu ortaya koymuştur. Hurma ayrıca içerdiği magnezyum ile, böbrekler için de son derece önemlidir. Bir insan günde 2-3 tane hurma yiyerek vücudunun magnezyum ihtiyacını karşılayabilir. İçerdiği B1 vitamini ile sinir sisteminin sağlıklı olmasını kolaylaştırır.
Vücuttaki karbonhidratların enerjiye çevrilmesine, protein ve yağların vücudun diğer ihtiyaçları için kullanılmasına yardımcı olur. B2 vitaminiyle de, vücudun enerji sağlaması ve hücrelerin yenilenmesi için protein, karbonhidrat ve yağların yakılmasına yardımcı olur.
ENERJİYİ DEPOLAR
Oruç tutarken enerji ihtiyacı yeteri kadar karşılanamıyor. Ancak, sahurda ve iftar sonsanında tüketilecek besinler tüm gün ihtiyaç duyulan dinginliği ve enerdjiyi veriyor. İşte o besinler: Ceviz, Brokoli, Acı Biber , Tarçın , Yoğurt , Yulaf Ezmesi Ve Kepeği , Yumurta
Peki, hurmanın faydalarını biliyor musunuz?
Ramazan aynın gelmesiyle hurma tekrar sofralardaki yerini aldı. Tadı güzel olan ve hemen herkesi mest eden bu meyve lezzetinin yanı sıra içerdiği besin değerleriyle sağlığa da etkisini gösterdi. Bunun yanında vücudu temizlediği, kalp sağlığına koruduğunu, hafızayı güçlendirdiğini tansiyona ve diyabet gibi birçok hastalığa karşı mücadele ve tedavi ettiğini belirtti.
KALBİ KORUR
Hurma, antioksidan görevi görüyor.Damar ve kalp tıkanıklarını engelliyor.Bunun yanı sıra yaşlanmadan kaynaklanan hastalıklardan koruyor.
Hurma kanser hastalıklarına yakalanma riskini azaltıyor. Çok yüksek lif içeriyor. Bu lifler düzenli olarak hurma tüketen kişilerde kanser hastalıklarına yakalanma riskini azaltmanın yanında kalp hastalıklarından da koruyor. Ayrıca kolon, rahim ve göğüs kanserlerinden de koruyor.
HAFIZAYI GÜÇLENDİRİR
Hurma beyni ve hafızayı ciddi şekilde destekliyor. A vitamininin bir türü olan ve tüketildiğine Retinal'e dönüşen karoten içeriyor. Bunun dışında beyin hücrelerinde meydana gelen hasarların giderilmesinde ve yaşlılığa bağlı diğer hastalıklara yakalanma riskini azaltıyor.
KEMİK ZAYIFLIĞINA İYİ GELİYOR
Hurmada bulunan kalsiyum ve fosfat ise, iskelet oluşumu ve vücudun kemik yapısının dengelenmesi için çok önemli elementlerdir. Hurma, içerdiği bol fosfor ve kalsiyum ile kemik zayıflığına karşı bünyeyi korur ve bu hastalıkların azaltılmasına yardım eder. Bilim adamları hurmanın stres ve gerginliği giderici etkisine de dikkat çekmektedirler.
Berkeley Üniversitesi uzmanlarının yaptığı araştırmalar, sinirleri güçlendiren B6 vitamininin ve kasların çalışmasında önemli rol oynayan magnezyum mineralinin hurmada yüksek miktarda bulunduğunu ortaya koymuştur. Hurma ayrıca içerdiği magnezyum ile, böbrekler için de son derece önemlidir. Bir insan günde 2-3 tane hurma yiyerek vücudunun magnezyum ihtiyacını karşılayabilir. İçerdiği B1 vitamini ile sinir sisteminin sağlıklı olmasını kolaylaştırır.
Vücuttaki karbonhidratların enerjiye çevrilmesine, protein ve yağların vücudun diğer ihtiyaçları için kullanılmasına yardımcı olur. B2 vitaminiyle de, vücudun enerji sağlaması ve hücrelerin yenilenmesi için protein, karbonhidrat ve yağların yakılmasına yardımcı olur.
ENERJİYİ DEPOLAR
Oruç tutarken enerji ihtiyacı yeteri kadar karşılanamıyor. Ancak, sahurda ve iftar sonsanında tüketilecek besinler tüm gün ihtiyaç duyulan dinginliği ve enerdjiyi veriyor. İşte o besinler: Ceviz, Brokoli, Acı Biber , Tarçın , Yoğurt , Yulaf Ezmesi Ve Kepeği , Yumurta
Oruç tutarken doğru yiyecek ve içecekler daha az susatır
Oruç tutarken su dengesini iyi gözetmek gerek. İç hastalıkları uzmanı Dr. Ayça Kaya, ramazanda vücudu susuz bırakmamak için şunları öneriyor.
1. İftarda ve sahurda çok fazla çay ve kahve içmeyin. Her ikisi de çok güçlü idrar sökücü. Yani vücutta olan suyu söker atar.
2. Tuz oranı yüksek yiyeceklerden uzak durun. Turşu, salamura, peynir, zeytin ve pastırmalar kanın yoğunluğunu arttırır ve susuzluk hissini tetikler.
3. Yağ oranı yüksek yiyecekler de susuzluğu arttırır. Kavurma, kızartma, yağlı börek ve yağlı kıymayla hazırlanan yemekleri tercih etmeyin.
4. Susuzluğu yenmek için aşırı soğuk içecekler içmeyin. Çünkü soğuk içecekler hararetinizi kestiği için ihtiyacınız olan sıvıyı almanızı engeller. Aynı zamanda soğuk su sıcak yemekle birleştiğinde hazım problemleri oluşturabilir.
5. Şekerli içeceklere de çok dikkat edin. Şerbetler, limonatalar, hazır meyve suları ve gazlı içecekler hem çok kalori içerir yani kişiyi yemeden şişmanlatır hem de kan şekerini hızlı yükseltip ani düşürerek kişinin daha çok yemesine neden olur.
1. İftarda ve sahurda çok fazla çay ve kahve içmeyin. Her ikisi de çok güçlü idrar sökücü. Yani vücutta olan suyu söker atar.
2. Tuz oranı yüksek yiyeceklerden uzak durun. Turşu, salamura, peynir, zeytin ve pastırmalar kanın yoğunluğunu arttırır ve susuzluk hissini tetikler.
3. Yağ oranı yüksek yiyecekler de susuzluğu arttırır. Kavurma, kızartma, yağlı börek ve yağlı kıymayla hazırlanan yemekleri tercih etmeyin.
4. Susuzluğu yenmek için aşırı soğuk içecekler içmeyin. Çünkü soğuk içecekler hararetinizi kestiği için ihtiyacınız olan sıvıyı almanızı engeller. Aynı zamanda soğuk su sıcak yemekle birleştiğinde hazım problemleri oluşturabilir.
5. Şekerli içeceklere de çok dikkat edin. Şerbetler, limonatalar, hazır meyve suları ve gazlı içecekler hem çok kalori içerir yani kişiyi yemeden şişmanlatır hem de kan şekerini hızlı yükseltip ani düşürerek kişinin daha çok yemesine neden olur.
19 Haziran 2015 Cuma
Akdeniz diyeti nedir, nasıl uygulanır?
Karışık sert kabuklu yemişlerle (%50 ceviz) takviye edilen Akdeniz diyetini uygulayan bireylerin hafızasında, önemli ölçüde iyileşme görülmüştür.
American Medical Association (Amerikan Tabipler Birliği) Dergisinde Yayımlanan Araştırma: “Karışık sert kabuklu yemişlerle (%50 ceviz) takviye edilen Akdeniz Diyetini uygulayan bireylerin hafızasında, önemli ölçüde iyileşme görülmüştür.”
Haziran 2015. Akdeniz Diyeti, 2010 yılında UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras olarak ilan edilmiştir. Bundan üç yıl sonra beslenme konusunda şu ana kadar dünya çapında gerçekleştirilen en büyük çalışmalardan biri olan PREDIMED çalışması (Prevention with Mediterranean Diet- Akdeniz Diyeti ile Önleme), zeytin yağı veya yarısı cevizden oluşan karışık sert kabuklu yemiş takviyeli Akdeniz diyetini uygulamanın kalp-damar hastalıkları riskini önemli ölçüde azalttığını teyit etmiştir.
Günümüzde ise, yani beş yıl sonra, PREDIMED araştırması yeni ve umut vadeden sonuçlar sunmaktadır. Bu çalışmada bu sefer Akdeniz tarzı beslenmeyi tercih ederek bilişsel sağlığını önemli ölçüde iyileştiren 55 ile 80 yaş arasındaki bireylere odaklanılmaktadır. Barselona Clinic Hastanesi Lipid Klinik Şefi ve PREMIDED beslenme müdahale programı yöneticisi Dr. Emilio Ros, şu açıklamada bulunmuştur:
"Daha önce yapılan epidemiyolojik çalışmalardan elde edilen kanıtlar, sağlıklı bir diyetin özellikle de sert kabuklu yemiş tüketimini içeren Akdeniz Diyetinin bilişsel sağlık üzerinde faydalı etkiye sahip olabileceğini ve Alzheimer hastalığını önleyebileceğini göstermişti. Bu çalışma da bu nedenle gerçekleştirilmiştir. Ancak, daha önceki araştırmalarda klinik çalışmalar yapılmamıştı, dolayısıyla gerçekleştirdiğimiz bu randomize kontrollü çalışma, bu boşluğu doldurmakta ve dolayısıyla en üst düzeyde bilimsel kanıt sunmaktadır”.
Özellikle, PREDIMED’e katılan ve kalp-damar hastalıkları riski yüksek düzeyde ancak bilişsel sağlığı iyi durumda olan 55 ila 80 yaş arasındaki 447 kişi, çalışmanın başında ve sonunda nörofizyolojik testlere tabi tutulmuştur. Katılımcılar üç diyet grubuna rastgele ayrılmıştır. Bu diyetlerden ikisi, Akdeniz tarzı diyetler olup bir tanesinde ekstra zeytin yağı ve diğerinde ise karışık sert kabuklu yemişler takviye edilmiştir. Üçüncü grup düşük yağ içerikli beslenme grubudur.
Takip döneminin sonunda, içinde %50 oranında ceviz bulunan karışık sert kabuklu yemiş takviyeli diyeti takip eden kişilerin hafızasında, kontrol diyeti grubuna kıyasla önemli ölçüde bir iyileşme görülmüştür. Ayrıca, 37 kişinin hafif bilişsel bozukluğu olduğu tespit edilmiştir: Bu kişilerin 17’si (%13.4) zeytin yağı takviyeli diyeti takip eden grupta, 12’si kontrol grubunda ve sadece 8’i (%7.1) sert kabuklu yemiş takviyeli diyeti uygulayan gruptadır.
Bu sonuçlar, sert kabuklu yemiş (%50 ceviz içeren) takviyeli Akdeniz diyetini takip etmenin, yaşlanmayla ilişkili bilişsel bozukluğu önleyebileceğini göstermektedir. Bu diyetin faydalı etkileri, muhtemelen sert kabuklu yemişlerin özellikle de oksidasyonu önleyen ve nörolojik sağlığı iyileştirdiği gösterilen polifenollerce zengin olan cevizin antioksidan ve antienflamatuar özelliklerinin bol miktarda bulunmasından kaynaklanmaktadır. Ayrıca cevizin önemli miktarda omega-3 yağ asidi içeren tek sert kabuklu yemiş olduğu vurgulanmalıdır. 30 gram cevizde 2.5 g alfalinolenik asit (ALA) bulunmaktadır.
Dr. Ros sözlerine şu şekilde son vermiştir: "Akdeniz diyeti gibi sağlıklı bir beslenme tarzı, sağlıklı yaşlanmayı sağlamaktadır ve diyetinizi değiştirerek sağlığınızı iyileştirmek için asla çok geç değil. Çünkü PREMIDED çalışmasının başında katılımcılarımızın yaş ortalaması 67 idi. Söz konusu fayda, normal bilişsel sağlığa sahip olan yaşlı katılımcılarda elde edilmiştir. Bu durum, müdahalenin bilişsel bozukluk semptomları ortaya çıkmaya başlamadan önce yapılması gerektiğine dikkat çekmektedir".
Giderek artan endişe: Bilişsel hastalıklar
Dünya nüfusu yaşlandıkça gelişmiş ülkelerde yaşam beklentisi de artmaya devam etmektedir, dolayısıyla Alzheimer veya bunama (demans) gibi hafızayı etkileyen hastalıklar artık halk sağlığı açısından kaygı vermeye başlamıştır. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, dünya çapında yeni demans olgusu sayısı tahmini olarak yıllık 7.7 milyon civarındadır ve demansla yaşayan kişilerin sayısı ise yaklaşık 47.5 milyondur.
Dünya Sağlık Örgütü Verilerine (WHO) göre, şu anda Türkiye’de yaklaşık 500,000 kişinin Alzheimer hastalığına sahip olduğu tahmin edilmektedir ve bu rakam artmaya devam etmektedir. Yine bu verilere göre, Türkiye’nin 2050 yılı itibariyle dünyada Alzheimer’ın en yaygın görüldüğü ilk dört ülkeden biri olacağı tahmin edilmektedir. Türkiye’de Alzheimer tanısı koyulan kişilerin sayısının 2050 itibariyle 2 milyona ulaşması beklenmektedir.
(Kaynak:pembenar.com.tr)
Elma sirkesi zayıflatır mı?
Elma sirkesi ezilen elmaların içerisindeki doğal şekerin sirkeye dönmesiyle elde edilir. Peki, elma sirkesinin faydaları nelerdir?
Antibakteriyel özelliği olduğundan enfeksiyonları temizlemede etkilidir.
Tok tuttuğu için kilo vermeye yardımcıdır.
Elma sirkesini içerisine limon sıkarak tüketebilirsiniz.
Potasyum ve enzim içerdiğinden yorgunluğa iyi gelir.
Antimikrobiyal özellikleri vardır.
Vücuttaki pH seviyesini alkali seviyede tutar. Yüksek asit seviyesi enerji kaybına ve enfeksiyon riskine yol açar.
Kokuya neden olan bakterileri öldürür.
Karaciğeri temizleyerek kan dolaşımını destekler.
Mukusu seyrelterek lenf nodüllerini temizler.
Herhangi bir alternatif yöntemi denemeden önce doktorunuza danışmanızda fayda olduğunu hatırlatmak isteriz.
Etiketler:
beslenme,
elma,
elma sirkesi,
kilo,
sağlık,
sağlıklı beslenme,
zayıflama
Ramazan'da diyet yapılır mı?
Ramazan'da en çok merak edilenlerden biri de Ramazan'da diyet yapılıp yapılamayacağıdır. Ramazan'a diyet yapılır mı, Ramazan'da kilo vermek için ne yapılmalı?
RAMAZANDA ZAYIFLAMA
Genelde insanlar ramazan ayında hem oruç tutuyor, hem de kilo alıyor. Bunun en önemli sebeplerinde biri de, son yıllarda ülkemizde çok yaygınlaşan ve adet haline gelen ‘Ramazan Davetleri’
Ramazan davetlerinde ki yemek masasında ki aşırı çeşitlilik ve her birinden az da olsa yenmesi kilo alımına sebep oluyor. Oysa oruç tutulmayan normal bir akşam yemeği sofrasında alınan kalori, iftar sofrasında alınan kalorilerin yarısından bile azdır. Bu davetlere sık katılmamak veya davet masasında ki her şeyin tadına bakmamak gerekir.
Ramazan ayında oruç tutarak kilo almanın sebepleri :
. Açlık süresinin çok uzun olması.
. Günlük kalori alımının, tamamının sadece akşama saatlerine toplanması.
. İftar sonrası akşam saatlerinin, günün en hareketsiz saatleri olması.
. Aktivitesiz günü geçirmek.
. İftarda ve özellikle iftar davetlerinde çok çeşit ve çok fazla yemek.
. Genelde ramazan ayı boyunca her gün tatlı yemek.
Yaz dönemi öncesinde, diyet yapılarak yeni verilen kiloların geri alınma korkusunun olduğu bu Ramazan döneminde, uzun süre aç kalmaya bağlı beslenme şeklimizin ve saatlerinin değişmesi ve bununla beraber hareketin azalması da kilo almaya sebep oluyor. AslındaRamazanda zayıflama için yapılması gereken her zamankinden çok ta farklı olmamakla beraber beslenmenizde yapacağınız bazı düzenlemeler ile bu dönemi kolaylıkla atlatabilirsiniz. Sağlıklı beslenmenin her tür besinden yeterli ve dengeli bir şekilde tüketimi olduğunu bildiğimize göre Ramazan’ da da bunu sürdürecek, fakat bazı noktalara dikkat edeceğiz.
Yaz aylarına denk gelen ramazanda oruç süresi çok uzun olacağı için, bu bir ay hem oruç tutup, hem de kilo almamak için dikkat edilmesi gereken önemli beslenme kuralları vardır.
Ramazanda zayıflama için :
. Ramazan ayı boyunca yemeklerde ekmek yerine her gece ramazan pidesi yememek gerekir.
. Ramazan pidesi yenecekse sadece iftarda bir avuç içi büyüklüğünde yenmelidir. Ramazan pidesi tok tutmaz ve kan şekerini hızla yükselterek çabuk acıkmaya sebep olacağından sahur da pide yerine, kepekli tahıllı ekmek tercih edilmelidir.
. İftar yemeklerinde hafif az yağlı, ızgara ve haşlamaların tercih edilmesi gerekir.
. Tatlı ihtiyacının, tatlı yerine meyve yiyerek giderilmesi gerekir.
. Sahurda tok tutucu doğal kepekli tahıl ve lif oranı yüksek ekmekler ve müsli yenilmeli. Beyaz undan yapılmış ekmek, makarna, pilav yenilmemelidir.
. İftardan yarım saat sonra hafif tempoda yarım saat yürüyüş yapmak gerekir.
. İftardan sonra gece boyunca su içmeye dikkat etmek gerekir.
. Bu süreci sağlıklı ve kilo vererek geçirmek istiyorsanız bir diyetisyene başvurarak ‘Ramazan Diyeti’ almanız gerekir.
. Şeker, kalp, tansiyon, böbrek gibi beslenmeyle doğrudan ilişkili hastalığı olanların, ve çok yaşlıların, doktorlarına danışmadan ve onların onayını almadan oruç tutmamaları gerekir.
Ramazanda zayıflama için :
Sahurda Beslenme
• Sahurda yağ oranı yüksek ve ağır besinler yerine yumurta, süt ve peynir gibi proteinden yüksek olan ve mide boşalma süresini uzatarak acıkmayı geçiktiren besinler tüketilmelidir.
• Sahura mutlaka kalkılmalıdır. Çünkü, sahura kalkılmadığı takdirde, açlık süresi uzayacağı için, kan şekeri düşecek ve tatlı ihtiyacı çok daha fazla olacaktır. Uzun açlık süresi sonucunda metabolizma yavaşlayacaktır.
• Ramazanda zayıflama için, sahur yemekleri azar azar, iyice çiğneyerek yavaş yenilmelidir. Domates, salatalık gibi çiğ sebzelere mutlaka sahurda yer verilmelidir.
İftarda Beslenme
• İftar saatinde yaklaşık 12 saat boş kalan mideye biranda yüklenmek, yemeği hızla yemek sonucunda midede gaz, yanma, bulantı veya kabızlığa yol açar. Yemek yerken arada su içmek ise midenin aşırı derecede şişmesine sebep olur.
• İftar zamanı geldiğinde çorba gibi hafif bir ön yemek yedikten 20 dk gibi kısa bir aradan sonra ana yemeğe geçilmesi uzun süre boş kalan midede tahribata ve hazımsızlığa neden olmaz.
• İftarda yemeklerle birlikte çay veya kahve tüketmek yemeklerden alınan demirin emilimini azaltacağından, bu içecekler mutlaka yemekten bir süre sonra tüketilmelidir.
Gece Öğününde Beslenme
• İftardan sonra yatmadan önce mutlaka gece öğününün yapılması gerekmektedir. Çünkü,Ramazanda zayıflama için normal günlük 3 öğünün tamamlanması gerekir. Eğer 3 öğün yapılmazsa metabolizma hızı da yavaşlayacak ve kan şekerinin düzenlenmesi zorlaşacaktır.
• Gece öğününde yatmadan önce hazmı kolay, kan şekerini dengesini sağlayan, 1 bardak süt ve 1 porsiyon meyve veya 1 porsiyon sütlü tatlı gibi besinler tercih edilmelidir.
Diyetisyen Nurdan Çeliktaş / PembeNar
Etiketler:
beslenme,
diyet,
kilo,
sağlıklı beslenme,
zayıflama
Oruç tutarken kilo verilir mi?
Ramazan ayı, genellikle kilo alınan bir dönemdir. Oysa oruç tutarken, sağlıklı beslenerek, kilo almak yerine, kilo vermek de mümkündür.
Medistate Kavacık Hastanesi Beslenme ve Diyet uzmanı Hatice ÖKTEN, sağlıklı bir beslenme programıyla elde edilecekleri sıralıyor:
Kilo almamanız,
Vücudunuzun ihtiyacı olan besinleri tüketmeniz,
İftar sonrası yaşanılan halsizliğin önüne geçmeniz,
Kilo vermeniz mümkün.
Sağlıklı Bir İftar İçin İpuçları:
• Yemeği yavaş yemek çok önemlidir.
• Oruç, 1 bardak su ve 1-2 tane hurma ile açılabilir
• Sonrasında 1 kaseçorba ile küçük bir parça pide yenebilir.
• Yemeğe 10-15 dakika ara verdikten sonra devam etmek uygun olur.
• Ana öğünde, etli, sebzeli, kurubaklagil bulunan yemeklere öncelik vermek gerekir.
• Şeker ilavesiz kompostolarla sıvı desteği sağlanır. Böylece posa tüketiminizi de artırmış olursunuz.
• Tatlı olarak tercihinizi sütlü tatlılardan yana kullanmanızı öneririz. Haftada 2-3 defadan fazla tüketilmemesi gerekir.
• İftardan 1-2 saat sonra; ara öğün olarak, süt, yoğurt, cacık, meyve gibi besinleri tüketebilirsiniz.
Medistate Kavacık Hastanesi Beslenme ve Diyet uzmanı Hatice ÖKTEN, sağlıklı bir beslenme programıyla elde edilecekleri sıralıyor:
Kilo almamanız,
Vücudunuzun ihtiyacı olan besinleri tüketmeniz,
İftar sonrası yaşanılan halsizliğin önüne geçmeniz,
Kilo vermeniz mümkün.
Sağlıklı Bir İftar İçin İpuçları:
• Yemeği yavaş yemek çok önemlidir.
• Oruç, 1 bardak su ve 1-2 tane hurma ile açılabilir
• Sonrasında 1 kaseçorba ile küçük bir parça pide yenebilir.
• Yemeğe 10-15 dakika ara verdikten sonra devam etmek uygun olur.
• Ana öğünde, etli, sebzeli, kurubaklagil bulunan yemeklere öncelik vermek gerekir.
• Şeker ilavesiz kompostolarla sıvı desteği sağlanır. Böylece posa tüketiminizi de artırmış olursunuz.
• Tatlı olarak tercihinizi sütlü tatlılardan yana kullanmanızı öneririz. Haftada 2-3 defadan fazla tüketilmemesi gerekir.
• İftardan 1-2 saat sonra; ara öğün olarak, süt, yoğurt, cacık, meyve gibi besinleri tüketebilirsiniz.
Etiketler:
beslenme,
diyet,
kilo,
sağlıklı beslenme,
zayıflama
16 Haziran 2015 Salı
Tülin Şahin: Sürekli diyet şişmanlatır!
Düzenli spora gidiyor, detoks yapıyor, pizzadan, hamurişinden uzak duruyorsunuz. Ama hâlâ istediğiniz sonuçlara ulaşamıyorsunuz. Metabolizmanız yavaş mı? Su içseniz yarıyor mu? Spor yapıyor ama eriyemiyor musunuz? Sorun sizde değil, doğru bildiğiniz yanlışlarda.
Dünyaca ünlü modelimiz Tülin Şahin yeni kitabı ‘Her Daim Fit’te kendi yaşam tarzını okuyucularıyla paylaşıyor. Her gün tatlı ve çikolata yediğini söyleyen, kendini “tatlı canavarı“ diye tanıtan Tülin Şahin, “Hamur işi, yağ ve tatlı yasak değil” diyor, ama tabii ki bir şartı var! Her daim fit görünmek için herkesi spora, açık havaya ve dengeli beslenmeye çağırıyor.
DETOKS İÇECEKLERİNE DİKKAT
Taze sıkılmış mevye ve sebze sularını tüketmek çok moda. Hesapta sağlık adına yapıyoruz. Ama günde üç öğün bunları tüketirseniz metabolizmanız yavaşlayabilir. En önemlisi şeker deposunu mideye indirmiş olabilirsiniz.
SNOB DİYETİ
En iyi şampuanı, kremi kullansanız da midenize çöplük muamelesi yapıyorsanız olumlu sonuç beklemeyin. Çünkü bedeninizi besleyen kana abur cubur yediriyorsunuz. Snob diyetinin felsefesi her besinin en iyi, rafine ve kalitelisini, istediğimiz kadar tüketmek. Uzmanlar, bu yöntemle kilo alma oranımızın düşeceğini söylüyor. Ayrıca kaliteli yiyecekler beş duyumuza hitap ettiğinden vücut tatmin oluyor. Bu da kilo alma riskinizi düşüyor.
ÖĞLE SALATAYA SON
Bana “Formunuzu nasıl koruyorsunuz” diye soranlara cevabım ‘öğle salata yemeyerek’ oluyor. Kahvaltıyı kral gibi, öğle yemeğini prens gibi akşam yemeğini de fakir gibi yiyeceksin. Öğle saatlerinde vücudun enerjiye ihtiyacı var, ne yerse yakmaya hazır. Siz ona zorla salata yediriyor, iki saat sonra da acıkıyorsunuz. Büyük hata!
SİHİRLİ NUMARA 21
Birçoğumuz diyete pazartesi başlar. Haftasonları da bozar. Büyük hata! Çünkü bedenin hafızası sandığınızdan kuvvetli: İstediğiniz kadar hafta içi sağlıklı beslenin, beyniniz daha cuma sabahından hafta sonu istediğinizi yiyeceğinizi bilir. Metabolizmanızı şaşırtın: Rutininizi değiştirin. Pazartesi-Cuma istediğinizi yiyin, hafta sonu sağlıklı beslenin. Ama bedeninizi uzun süre bu ritimde de tutmayın. Çünkü bedenin kendini yenilemesi 21 gün sürüyor yani her değişikliğe 21 günde bir alışıyor.
HAMBURGER, MANTI SERBEST!
Bazı yemekler haksız yere kötü üne sahip. Pizza, hamburger ve mantı. Hamburgerde sosu ve miktarı abartmayıp, kızarmış yerine fırında patates yerseniz sorun yok. Pizzada kritik nokta hamurunun ince, malzemelerinin de az yağlı olması. Mantı da hamuru kalın değilse ve kızartılmamışsa gayet masumdur.
MODELLER HANGİ BALIĞI YER?
Öyle her balığın eti yenmez! Bu konu, biz modeller için kuaförümüz, makyözümüz kadar önemlidir. Tüm modeller somon ya da ton balığı yer. Özellikle kuzey denizlerinden gelen somon en iyisi çünkü eti daha yağlı. Ama bu yağ, doğru yağ. Korkmaya gerek yok!
KALÇA İÇİN ALTIN FORMÜL: 45X30
Düzenli spora gidiyor, hâlâ istediğiniz sonuçlara ulaşamıyorsanız bazı şeyleri yanlış yapıyorsunuz demektir. 45 dakika- 1 saat kardiyo ve 30-40 dakika ağırlık çalışması kalçadaki fazlalık sorununu rahatça çözer
Dünyaca ünlü modelimiz Tülin Şahin yeni kitabı ‘Her Daim Fit’te kendi yaşam tarzını okuyucularıyla paylaşıyor. Her gün tatlı ve çikolata yediğini söyleyen, kendini “tatlı canavarı“ diye tanıtan Tülin Şahin, “Hamur işi, yağ ve tatlı yasak değil” diyor, ama tabii ki bir şartı var! Her daim fit görünmek için herkesi spora, açık havaya ve dengeli beslenmeye çağırıyor.
DETOKS İÇECEKLERİNE DİKKAT
Taze sıkılmış mevye ve sebze sularını tüketmek çok moda. Hesapta sağlık adına yapıyoruz. Ama günde üç öğün bunları tüketirseniz metabolizmanız yavaşlayabilir. En önemlisi şeker deposunu mideye indirmiş olabilirsiniz.
SNOB DİYETİ
En iyi şampuanı, kremi kullansanız da midenize çöplük muamelesi yapıyorsanız olumlu sonuç beklemeyin. Çünkü bedeninizi besleyen kana abur cubur yediriyorsunuz. Snob diyetinin felsefesi her besinin en iyi, rafine ve kalitelisini, istediğimiz kadar tüketmek. Uzmanlar, bu yöntemle kilo alma oranımızın düşeceğini söylüyor. Ayrıca kaliteli yiyecekler beş duyumuza hitap ettiğinden vücut tatmin oluyor. Bu da kilo alma riskinizi düşüyor.
ÖĞLE SALATAYA SON
Bana “Formunuzu nasıl koruyorsunuz” diye soranlara cevabım ‘öğle salata yemeyerek’ oluyor. Kahvaltıyı kral gibi, öğle yemeğini prens gibi akşam yemeğini de fakir gibi yiyeceksin. Öğle saatlerinde vücudun enerjiye ihtiyacı var, ne yerse yakmaya hazır. Siz ona zorla salata yediriyor, iki saat sonra da acıkıyorsunuz. Büyük hata!
SİHİRLİ NUMARA 21
Birçoğumuz diyete pazartesi başlar. Haftasonları da bozar. Büyük hata! Çünkü bedenin hafızası sandığınızdan kuvvetli: İstediğiniz kadar hafta içi sağlıklı beslenin, beyniniz daha cuma sabahından hafta sonu istediğinizi yiyeceğinizi bilir. Metabolizmanızı şaşırtın: Rutininizi değiştirin. Pazartesi-Cuma istediğinizi yiyin, hafta sonu sağlıklı beslenin. Ama bedeninizi uzun süre bu ritimde de tutmayın. Çünkü bedenin kendini yenilemesi 21 gün sürüyor yani her değişikliğe 21 günde bir alışıyor.
HAMBURGER, MANTI SERBEST!
Bazı yemekler haksız yere kötü üne sahip. Pizza, hamburger ve mantı. Hamburgerde sosu ve miktarı abartmayıp, kızarmış yerine fırında patates yerseniz sorun yok. Pizzada kritik nokta hamurunun ince, malzemelerinin de az yağlı olması. Mantı da hamuru kalın değilse ve kızartılmamışsa gayet masumdur.
MODELLER HANGİ BALIĞI YER?
Öyle her balığın eti yenmez! Bu konu, biz modeller için kuaförümüz, makyözümüz kadar önemlidir. Tüm modeller somon ya da ton balığı yer. Özellikle kuzey denizlerinden gelen somon en iyisi çünkü eti daha yağlı. Ama bu yağ, doğru yağ. Korkmaya gerek yok!
KALÇA İÇİN ALTIN FORMÜL: 45X30
Düzenli spora gidiyor, hâlâ istediğiniz sonuçlara ulaşamıyorsanız bazı şeyleri yanlış yapıyorsunuz demektir. 45 dakika- 1 saat kardiyo ve 30-40 dakika ağırlık çalışması kalçadaki fazlalık sorununu rahatça çözer
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)














